
Sigortasız işçi iş kazası geçirirse tazminat hakkı ortadan kalkmaz; sigortayı yaptırmak işverenin görevidir ve bu görevin ihmali işçinin hakkını azaltmaz. SGK, bildirim yapılmamış olsa da tedavi giderlerini karşılar, geçici iş göremezlik ödeneği öder ve kalıcı kayıpta gelir bağlar; ödediğini sonradan kusur aranmaksızın işverenden geri alır (5510 m.23). Çalışma ilişkisi tanık, banka kaydı ve mesajlarla ispatlanır; gerekirse beş yıllık hak düşürücü süre içinde hizmet tespiti davası açılır. İşveren maddi ve manevi tazminattan ayrıca sorumludur. Sigortasız işçi kazada ölmüşse kusurlu işveren hakkında taksirle öldürme suçundan iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası gündeme gelir (TCK m.85).
Süreç sigortalı işçiye göre bir adım daha uzundur. Sigortalı işçide çalışma ilişkisi kayıtlardan görüldüğü için doğrudan tazminat aşamasına geçilir; sigortasız işçide ise önce çalışıldığı ortaya konur. Bu adım aşılabilir bir engeldir ve delil hazırlığı ister.
Sigortasız İşçi İş Kazası Geçirirse Ne Olur?
Sigortasız işçi iş kazası geçirdiğinde iş kazası tazminatı hakkı ortadan kalkmaz. Kanun sigortalılığı zorunlu tutar ve işçi ile işverenin aksi yönde anlaşması hiçbir sonuç doğurmaz. Sigortasız çalıştırılan işçi, hukuk düzeni bakımından sigortalı çalışan işçiyle aynı haklara sahiptir. Kaza anında bildirim yapılmamış olması bu sonucu değiştirmez.

Kaza sonrasında işçinin karşısında iki ayrı muhatap bulunur. Sosyal Güvenlik Kurumu tedavi giderlerini üstlenir, istirahat döneminde geçici iş göremezlik ödeneği öder ve kalıcı kayıpta sürekli iş göremezlik geliri bağlar. İşveren ise kendi kusuru oranında iş kazası tazminatından ayrıca sorumlu olur. İki hak birbirinin yerine geçmez; Kurumdan ödeme almak işverene karşı dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.
Sigortasız işçide fark yalnızca sıradadır. Önce çalışma ilişkisi ispatlanır, gerekiyorsa tescil için dava açılır. Bu adım tamamlandığında süreç sigortalı işçinin dosyasıyla aynı biçimde ilerler. Sayfanın geri kalanı bu sırayı adım adım anlatıyor.
Sigortasızlık Tazminat Hakkını Etkiler mi?
Hayır, etkilemez. Sigortasızlık işçinin kusuru sayılmaz, çünkü sigorta bildirimi yapmak kanunen işverenin yükümlülüğüdür. İşçinin sigortasız çalışmayı kabul etmiş olması da sonucu değiştirmez; sigortalılıktan doğan hak ve yükümlülüklerden vazgeçilemez ve bu yöndeki sözleşmeler geçersizdir. Sigortasız işçi iş kazası geçirdiğinde de kanunun tanıdığı haklar aynen doğar. Dolayısıyla işveren, kendi ihlalini işçiye karşı savunma olarak kullanamaz.
Kanun bu ilkeyi somut biçimde düzenlemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi, sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde bildirilmemesi hâlinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası sonucu ilgililerin gelir ve ödeneklerinin Kurumca ödeneceğini öngörür. Yani Kurum, kayıt dışı çalışan işçiyi de iş kazası bakımından sigortalı gibi değerlendirir ve ödemeyi yapar. Bildirimin yapılmamış olması ödemeye engel değildir.
Sigortasız çalıştırmanın asıl ağırlığı işveren tarafındadır. Aynı maddenin devamı, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafın tutarı ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin, kusur aranmaksızın işverene ödettirileceğini düzenler. Anayasa Mahkemesi de benzer düzenlemeyi değerlendirirken, işçiyi süresinde bildirmeyen işverenin sigorta olayından doğan zararı kusurlu olsun olmasın Kuruma ödemekle yükümlü olduğunu belirtmiştir (Anayasa Mahkemesi, 1991/61 E., 1992/34 K., 20.05.1992). Sigortasızlık, işçinin iş kazası tazminatı hakkını zayıflatmaz; işverenin sorumluluğunu ağırlaştırır.
Kaza Anında Yapılması Gerekenler
Kaza anında yapılacak ilk üç iş şudur: sağlık kuruluşuna başvurup olayın işyerinde gerçekleştiğini beyan etmek, tanık bilgilerini almak ve olay yerini fotoğraflamak. Sigortasız işçide kayıt bulunmadığı için ispat yükü ağırdır; ilk saatlerde toplanan her belge bu yükü hafifletir. Önce sağlık kuruluşuna başvurulur ve olayın işyerinde gerçekleştiği açıkça beyan edilir. Beyan kaydedilmezse dosya sıradan bir yaralanma gibi açılır ve sonradan düzeltmek zorlaşır.
Ardından delil toplama aşaması gelir. Kazayı gören çalışanların iletişim bilgilerini alın; tanık beyanı bu dosyaların en belirleyici delilidir. Olay yerini, kullanılan makineyi ve varsa güvenlik eksikliğini araçlar kaldırılmadan fotoğraflayın. İşyerine giriş çıkışınızı gösteren kayıtları, mesajlaşmaları ve ödeme dekontlarını saklayın. Kurumun iş kazası bildirimi ve başvuru işlemleri için SGK iş kazası bildirimi hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.
Hastaneye Başvuruda Sigortasızlık Sorun Olur mu?
Acil müdahale her hâlde yapılır. Sağlık kuruluşları acil hâllerde sigorta durumunu sorgulamadan tedaviye başlar; sigortasız olmanız hastaneye kabul edilmenize engel değildir. İş kazası vakalarında tedavi giderleri Kurum tarafından karşılanır ve bu, sonradan tescil yapılan dosyalarda da geçerlidir. Kaygı duyup hastaneye gitmemek, hem sağlığınız hem dosyanız bakımından en kötü seçenektir.
Beyanın içeriği burada kritik önem taşır. Başvuru sırasında olayın işyerinde ve iş sırasında gerçekleştiğini söylemeniz, kaydın iş kazası olarak düşmesini sağlar. Kayıt sonradan dosyanın temel dayanağı hâline gelir; epikrizde işyerinde meydana geldiği yazılı bir olayı ispatlamak çok daha kolaydır. Yanlışlıkla ev kazası olarak kaydedilen bir olayı sonradan düzeltmek mümkün olsa da ek çaba gerektirir. Refakatçiniz varsa beyanı onun da duyması ve gerekirse tanıklık etmesi işinize yarar.
Çalışma İlişkisi Nasıl İspatlanır?
Sigortasız işçinin ilk adımı, o işyerinde çalıştığını ortaya koymaktır. Kayıt bulunmadığı için ilişki resmi belgelerden görülmez ve delillerle kurulur. Bu, tazminat talebinin ön koşuludur; çalışma ilişkisi ispatlanmadan işverenin sorumluluğu tartışılamaz. İspat imkânsız değildir, ancak hazırlık ister.

Tanık beyanı bu davaların merkezindedir. Aynı işyerinde çalışan veya çalışmış kişiler, komşu işyerlerinin sahipleri ve işin niteliğine göre müşteriler tanık olarak dinlenir. Mahkeme ayrıca kendiliğinden araştırma yapar; bordro tanıkları çağrılır, işyeri kayıtları celbedilir ve komşu işyeri sahiplerinin beyanına başvurulur. Yargıtay, bu tür davalarda kanunun özel bir ispat yöntemi öngörmediğini, ancak davanın kamu düzenini ilgilendirdiğini vurgulamaktadır.
Davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2020/3853 E., 2021/1790 K.
Kararın pratik sonucu şudur: hâkim tarafların sunduğu delillerle sınırlı kalmaz, gerçeği bulmak için kendiliğinden araştırma yapar. Elinizde belge azsa dahi dosya bu nedenle baştan kapanmaz. Mahkeme resmi kurumlardan kayıt isteyebilir ve gerekirse işyerinde keşif yaptırabilir. Yine de sizin sunacağınız her delil süreci kısaltır ve sonucu güçlendirir.
Hangi Deliller Kullanılır?
Delillerin tamamı aynı ağırlıkta değildir. Kimi doğrudan çalışma ilişkisini gösterir, kimi yalnızca destekleyici işlev görür. Birden fazla delilin birbirini doğrulaması ise tek bir belgeden çok daha güçlü sonuç verir. Aşağıdaki tablo her delilin neyi ispatladığını ve nasıl temin edileceğini gösterir.
| Delil | Neyi İspatlar | Nasıl Temin Edilir |
|---|---|---|
| Tanık beyanı | Çalışmanın varlığını, süresini ve yapılan işi | Ad, soyad ve iletişim bilgisi verilerek mahkemeden dinlenmesi istenir |
| Banka hesap hareketleri | Düzenli ödeme yapıldığını ve ücret düzeyini | Bankadan hesap dökümü alınır, mahkemece de celbedilebilir |
| İşyeri giriş çıkış kayıtları | Belirli tarihlerde işyerinde bulunulduğunu | Mahkeme aracılığıyla işverenden veya site yönetiminden istenir |
| Mesajlaşma ve çağrı kayıtları | Talimat alındığını ve iş ilişkisinin sürdüğünü | Ekran görüntüsü ve operatör kaydıyla sunulur |
| Kamera görüntüleri | İşyerinde bulunmayı ve kaza anını | Gecikmeden yazılı talep edilir, gerekirse mahkemeden istenir |
| Meslek odası ve sendika kaydı | İşin niteliğini ve mesleki faaliyeti | İlgili odadan veya sendikadan yazı alınır |
Deliller zamanla kaybolur ve bu dosyalarda kayıp geri getirilemez. Kamera kayıtları çoğu sistemde birkaç gün ile birkaç hafta arasında üzerine yazılır. Tanıklar işyerinden ayrılır, telefon numaraları değişir, hatırladıkları zayıflar. Kaza sonrasındaki ilk günlerde toplanan bir kayıt, aylar sonra sunulan beyandan çok daha güçlüdür; bu nedenle delil toplamayı dava kararından önce başlatmanız gerekir.
Yevmiyeli ve Günlük Çalışmada Durum
Bir gün çalışmış olmak dahi hizmet ilişkisi doğurur. Kanun sigortalılık için asgari bir süre aramaz; işe başlandığı andan itibaren bildirim yükümlülüğü doğar. Yevmiyeli, günlük, mevsimlik veya kısmi süreli çalışan işçi de iş kazası bakımından tam zamanlı işçiyle aynı haklara sahiptir. Kazanın ilk gün gerçekleşmiş olması hakkı azaltmaz.
Bu gruplar uygulamada en çok sigortasız çalıştırılan kesimdir. İnşaat, tarım, hizmet ve nakliye işlerinde kısa süreli çalışmalar çoğu zaman kayda geçmez. İspat da bu nedenle daha zordur; kısa süre çalışmış işçinin arkasında bordro, giriş çıkış kaydı veya düzenli banka hareketi bulunmaz. Buna karşılık aynı gün orada bulunan diğer işçilerin tanıklığı, işverenin veya ustabaşının mesajları, malzeme teslim kayıtları ve işyerine gidiş için kullanılan servis kayıtları sonuç doğurur.
Günlük çalışmada ücretin ispatı ayrı önem taşır. Yevmiye tutarı çoğu zaman sözlü kararlaştırıldığı için tazminat hesabına esas alınacak ücret tartışmalı hâle gelir. Aynı işi yapan diğer işçilerin aldığı yevmiye, meslek odasından sorulan emsal ücret ve o dönemdeki piyasa uygulaması birlikte değerlendirilir. Kaza gününe ait bir ödeme kaydı bulunuyorsa dosyanın en güçlü dayanağı odur.
Hizmet Tespiti Davası
Hizmet tespiti davası, sigortasız geçen çalışmanın mahkeme kararıyla tescil edilmesini sağlar. Dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrasıdır; hükme göre prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını mahkeme kararıyla ispatlayabilirler. Dava işverene karşı açılır ve Kuruma resen ihbar edilir; Kurum davaya fer'i müdahil olarak katılır. Görevli mahkeme iş mahkemesidir.
Sürenin kaçırılmaması hayati önem taşır. Aynı fıkra, davanın hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmasını arar ve bu süre hak düşürücü niteliktedir; hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2020/9977 E., 2021/9701 K., 07.07.2021). Sürenin kaçırılması hâlinde tespit talebi dinlenmez. Kaza sonrasında ilk bakılacak konulardan biri tespit davasının süresidir.
Tazminat davasıyla ilişkisi doğrudan kurulur. Çalışma ilişkisi tartışmalıysa tazminat davasına bakan mahkeme, hizmet tespiti dosyasının sonucunu bekletici mesele yapabilir; çünkü tazminatın dayanağı olan hizmet ilişkisi orada karara bağlanır. İki dava ayrı ayrı yürütülebileceği gibi, çalışma ilişkisi başka delillerle ortaya konulabiliyorsa tespit istemeden de tazminat talebi ileri sürülebilir. Süreç, tanık sayısına ve celbedilecek kayıtlara göre değişir; önceden takvim vermek mümkün olmaz, ancak delillerin baştan eksiksiz sunulması yargılamayı belirgin biçimde kısaltır.
SGK'ya Bildirim ve Başvuru
Bildirim yükümlülüğü kural olarak işverendedir. İşveren, iş kazasını yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma ise kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. Sigortasız çalıştıran işveren çoğu zaman bu bildirimi yapmaz, çünkü bildirim aynı zamanda kendi ihlalini ortaya koyar. Böyle bir durumda süreç durmaz; işçi kendisi başvurabilir.

- Bulunduğunuz ildeki Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yazılı dilekçeyle başvurun.
- Dilekçede kazanın tarihini, saatini, yerini ve işvereni açıkça belirtin.
- Hastane kaydını, epikrizi ve varsa kolluk tutanağını ekleyin.
- Kazayı görenlerin ad, soyad ve telefon bilgilerini dilekçeye yazın.
- Çalışma ilişkisini gösteren belgeleri başvuruya ekleyin.
- Başvuru evrakının kayıt tarihini ve numarasını saklayın.
Başvuru üzerine Kurum inceleme başlatır. Sosyal güvenlik denetmeni işyerinde inceleme yapar, tanıkları dinler ve olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını rapora bağlar. Rapor olumsuz çıkarsa yargı yolu açıktır; tespit talebi mahkemeye taşınabilir. İnceleme sürecinde denetmene sunacağınız belgeler, sonradan açılacak davada da kullanılır.
SGK Ödeme Yapar mı, Sonra Ne Olur?
Evet, Kurum sigortasız işçiye de ödeme yapar. Yukarıda anılan 23. madde, bildirim yapılmamış olsa dahi kazadan doğan hakların Kurumca karşılanacağını hükme bağlamıştır. Tedavi masrafları üstlenilir, istirahat süresince ödenek verilir ve kalıcı kayıp saptanırsa gelir bağlanır. Bildirimin yapılmamış olması bu ödemelerin hiçbirine engel değildir.
Ödemeden sonra Kurum işverene döner. Kanun, üstlenilen ve ileride üstlenilecek giderlerle bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin, kusur şartı aranmaksızın işverenden tahsil edilmesini öngörür. Çoğu zaman gözden kaçan ve işçiyi en çok rahatlatan bilgi şudur: bu mekanizma işçiyi ilgilendirmez. Kurum ile işveren arasındaki rücu ilişkisi işçinin hakkını etkilemez, ödemesini geciktirmez ve tazminat talebini azaltmaz. İşçinin ödeme alması için işverenin borcunu kapatmasını beklemesi gerekmez.
Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
Maluliyet oranını Sosyal Güvenlik Kurumu belirler. Kurum, sigortalıyı yetkili sağlık kuruluşuna sevk eder ve gelen raporu Kurum Sağlık Kuruluna gönderir. Kurul, meslekte kazanma gücü kaybı oranını karara bağlar; oran, kişinin yaptığı işi eskisi gibi yapabilme kapasitesindeki azalmayı ölçer. Ayrıntılı anlatım için maluliyet oranı tespiti sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Meslekte kazanma gücü kaybı oranı ile engellilik oranı sürekli karıştırılır. Engellilik oranı genel sağlık durumunu ve günlük yaşamdaki kısıtlılığı ölçerken, meslekte kazanma gücü kaybı oranı işi sürdürebilme kapasitesine bakar. Tazminat hesabında yalnızca ikinci oran kullanılır. Hastaneden alınan engellilik raporunu doğrudan maluliyet oranı yerine kullanmanız yanlış beklenti doğurur.
Orana itiraz edebilirsiniz. Kurum Sağlık Kurulu kararını düşük bulan sigortalı, en yakın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne vereceği dilekçeyle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz eder. İtiraz somut tıbbi belgeye dayanmalıdır; ameliyat raporu, kontrol muayenesi kayıtları ve eklem hareket ölçümleri dilekçeye eklenir. Kurul kararı dava aşamasında da tartışılabilir ve mahkeme inceleme için dosyayı Adli Tıp Kurumuna gönderebilir.
İşverenin Sorumluluğu
İşverenin sorumluluğu işçiyi gözetme borcundan doğar. Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi işvereni, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumakla ve işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla yükümlü tutar. 6331 sayılı Kanun ise bu yükümlülüğü somutlaştırır; risk değerlendirmesi yapmak, eğitim vermek, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını izlemek ve uygunsuzlukları gidermek temel ödevlerdir. Kanunun tam metnine İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bağlantısından ulaşabilirsiniz.
Borç yalnızca ekipman temin etmekle sona ermez. Baret, emniyet kemeri veya koruyucu eldiven teslim edildikten sonra kullanımın denetlenmesi de gerekir. Denetim borcu, uygulamada dosyaların kaderini belirleyen unsurdur. Yargıtay, önlem almanın yanında önlemlerin işçiler tarafından uygulanmasını denetlemenin de işveren sorumluluğunda olduğunu vurgulamaktadır.
Öncelikle davalıların iş güvenliği önlemleri almanın yanında işyerinde iş güvenliği tedbirlerinin işçiler tarafından uygulanmasını da denetleme sorumluluklarının bulunduğu, iş güvenliği yasalarına uyulması konusunda daha özenli ve basiretli davranması gerektiği
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2023/13620 E., 2024/11399 K., 20.11.2024
Sigortasız çalıştırma bu tablonun içinde ayrı bir ağırlık taşır. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren, işçiye ilişkin temel yasal ödevlerinden birini ihlal etmiş olur ve bu ihlal kusur değerlendirmesinde aleyhine sonuç doğurur. Eğitim kayıtlarının, risk değerlendirme raporunun ve zimmet tutanaklarının bulunmaması da aynı yönde etki eder; nitekim Yargıtay, sağlık ve güvenlik planı hazırlamayan işverene yüzde yetmiş, kendi güvenliğini tehlikeye atan işçiye yüzde otuz kusur atfeden hesabı yerinde bulmuştur (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2023/590 E., 2024/3952 K., 16.04.2024). İşçinin kendi dikkatsizliği tazminat hakkını sona erdirmez; yalnızca kusur payı kadar indirim sebebi olur.
Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri
İş kazası tazminatı tek bir kalemden ibaret değildir ve her kalem ayrı ayrı talep edilir. Sürekli iş göremezlik nedeniyle istenen maddi tazminat, kalıcı kayıp yüzünden azalan kazanç kapasitesini karşılar. Geçici iş göremezlik zararı, rapor süresince oluşan gelir kaybını kapsar. Tedavi giderleri, protez ve implant bedeli ile başkasının bakımına muhtaç kalınan dönem için bakıcı gideri de istenebilir. Manevi tazminat ise ayrı yöntemle belirlenir ve hakimin takdirine bağlıdır.
Sigortasız işçide ücretin belirlenmesi ayrı bir başlıktır ve bu sayfanın en kritik noktalarından biridir. Bordro bulunmadığı için hesabın çıkış noktası dosyaya sunulan delillerdir. Banka hesap hareketleri düzenli ödemeyi ve tutarı gösterir; tanık beyanı ücret düzeyini destekler. Bunlar yeterli değilse mahkeme emsal ücret araştırması yapar; ilgili meslek odasından ve sendikadan, aynı işi yapan bir işçinin o dönemde alabileceği ücret sorulur. Bu nedenle sigortasız işçinin iş kazası tazminatı asgari ücret üzerinden hesaplanmak zorunda değildir. Kaba bir ön fikir için iş kazası tazminat hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz; nihai tutarı dosyaya atanan aktüerya bilirkişisi belirler.
Ölümlü Kazada Yakınların Hakları
Ölüm hâlinde haklar yakınlara geçer. Eş, çocuklar ve koşulları varsa anne baba destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir; bu tazminat, ölenin sağlığında sağladığı desteğin yitirilmesinin karşılığıdır. Yakınlar ayrıca kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir. Cenaze giderleri de talep edilebilecek kalemler arasındadır.
Sigortasızlık bu haklara engel değildir. Kurum, sigortasız çalışan işçinin ölümü hâlinde de hak sahiplerine gelir bağlar ve sonrasında işverene döner. Çalışma ilişkisi tartışmalıysa tespit davası mirasçılar tarafından açılabilir; hak düşürücü süre burada da işler, bu nedenle sürecin erken başlatılması önem taşır. Yakınların bu dönemde belge toplamakla uğraşmak zorunda kalmaması için sürecin bir vekile bırakılması yaygın bir tercihtir.
Zamanaşımı Süresi
İş kazası tazminatı talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir. Dayanak Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesidir. Sürenin başlangıcında iki görüş vardır: 10. Hukuk Dairesi kural olarak kaza tarihini esas almış, gelişen durumu istisna saymıştır (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2021/1110 E., 2022/16774 K., 27.12.2022). Hukuk Genel Kurulu ise oran sonradan değişmemiş olsa bile sürenin sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihten işleyeceğini oy çokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2018/467 E., 2025/810 K., 10.12.2025). Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun süre tazminat talebi için de uygulanır.
Gelişen durum bulunan dosyalarda iki görüş aynı sonuca varır. Yaralanma sonrası tablo zamanla ağırlaşabilir, maluliyet oranı yükselebilir veya yeni ameliyat gerekebilir. Zararın kapsamı ancak tedavi sonrasında düzenlenen hekim raporuyla açıklığa kavuştuğundan, gelişen durum bulunan dosyalarda süre zararın kesinleştiği tarihten başlar (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2020/10755 E., 2022/16772 K., 27.12.2022). Kaza üzerinden uzun süre geçmiş olması tek başına hak kaybı anlamına gelmez; yine de kaza tarihinden itibaren on yılı beklemeden harekete geçmek en güvenli yoldur.
Tespit davası için ayrı ve çok daha kısa bir süre işler. Bu dava, çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır ve süre hak düşürücüdür. Tazminat için on yıllık süreniz bulunsa dahi tespit süresi dolmuşsa çalışmayı resmileştirme imkânınız kapanır. İki süreyi birbirine karıştırmamak, sigortasız işçi dosyalarında en çok dikkat edilmesi gereken noktadır.
İşverenin İdari Sorumluluğu
Sigortasız çalıştırmanın işveren bakımından üç ayrı sonucu doğar. Birincisi idari para cezasıdır; sigortalı işe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca yaptırıma bağlanmıştır ve ceza her bir sigortalı için ayrı hesaplanır. İkincisi prim borcudur; tespit edilen çalışma süresine ait primler gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil edilir. Üçüncüsü Kurumun rücu alacağıdır. Ceza tutarları asgari ücrete bağlı olarak her yıl değiştiği için sayfada rakam vermiyoruz. Bir gün, bir ay veya birkaç yıl gibi farklı sürelere karşılık gelen güncel tutarları ve geriye dönük hesabın nasıl yapıldığını sigortasız işçi çalıştırma cezası sayfamızda bulabilirsiniz.
İşçiyi ilgilendiren nokta şudur: bu sonuçların hiçbiri işçinin tazminat hakkını etkilemez. İdari para cezası devlet ile işveren arasındaki ilişkiden doğar, prim borcu Kurum ile işveren arasındadır. İşçi, işverenin cezasını ödeyip ödemediğine bakılmaksızın iş kazası tazminatını talep edebilir. Şikâyette bulunmanın işçiye maddi bir kazanç sağlamadığı, ancak çalışma ilişkisinin resmi kayda geçmesini sağladığı için dolaylı fayda doğurduğunu bilmeniz yerinde olur.
Sigortasız Çalıştırma Nereye Şikâyet Edilir?
Şikâyet için dört kanal bulunur. Birincisi ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi hattıdır; telefonla veya internet sitesi üzerinden bildirim yapılabilir. İkincisi işyerinin bağlı olduğu sosyal güvenlik biriminde işleme alınan yazılı dilekçedir. Üçüncüsü e-Devlet üzerindeki başvuru ekranları, dördüncüsü CİMER'dir; her ikisi de bildirimi denetim birimine yönlendirir.
Dilekçenin içeriği sonucu belirler. İşyerinin unvanı ve adresi, işverenin adı, biliniyorsa sicil numarası ve çalıştığınız dönem açıkça yazılmalıdır. Elinizdeki belgelerin suretlerini eklemeniz denetimi kolaylaştırır. Şikâyet üzerine Kurum denetim başlatır; sigortasız çalıştırma tespit edilirse işverene idari para cezası uygulanır ve çalışmanız geriye dönük tescil edilir.
Gizlilik konusunda gerçekçi olmak gerekir. İhbar niteliğindeki bildirimler adınız verilmeden yapılabilir ve genel bir denetimi tetikler. Ancak kendi çalışmanızın tescilini istiyorsanız başvuruyu kendi adınıza yapmanız zorunludur; kimliğiniz olmadan sizin adınıza tescil yapılamaz. Yani anonim ihbar işvereni denetime açar, sizin günlerinizi kazandırmaz. Kaza geçirmiş bir işçi için doğru yol, kaygı duyulsa dahi kendi adına başvurmaktır; hak arama nedeniyle yapılan fesih zaten geçerli sebep sayılmaz.
İşverenin Cezai Sorumluluğu
Sigortasız çalıştırmanın kendisi hapis cezası gerektirmez. Bu fiil idari yaptırıma tabidir ve sonucu para cezası ile prim borcudur. Ceza hukuku boyutu, kazanın yaralanma veya ölümle sonuçlanması hâlinde devreye girer. O noktada işveren hakkında taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçundan soruşturma yürütülür.
Sigortasızlık bu değerlendirmede doğrudan aleyhe yansır. Ceza yargılamasında da kusur incelenir ve bilirkişi, işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine bakar. Sigortalı bildirimi yapmayan işverenin, risk değerlendirmesi, eğitim ve denetim gibi diğer yükümlülükleri de yerine getirmemiş olması sık rastlanan bir tablodur. Kusurun ağırlığı verilecek cezanın belirlenmesinde gözetilir.
Ceza davası ile tazminat davası birbirinden bağımsız yürür. Ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesi hukuk hâkimini bağlamaz; buna karşılık maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kesinleşmiş tespitler tazminat dosyasında dikkate alınır. Ceza dosyasındaki bilirkişi raporu, iş güvenliği ihlallerini ortaya koyduğu için tazminat davanızda da işinize yarar. Şikâyetten vazgeçmeniz tazminat hakkınızı ortadan kaldırmaz.
Sigortasız İşçi Ölürse İşverene Ne Ceza Verilir?
Sigortasız işçinin iş kazasında ölümü, işveren için ayrı bir "sigortasız işçi ölümü cezası" doğurmaz; ceza, kazadaki kusura göre taksirle öldürme hükmünden belirlenir. TCK m.85/1'e göre taksirle bir kişinin ölümüne neden olan iki yıldan altı yıla kadar, birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte yaralanmaya neden olan iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası alır (m.85/2). Sonucu öngördüğü hâlde istemeden ölüme yol açan bilinçli taksirde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK m.22/3).
Ceza, failin kusuruna göre belirlenir ve birden fazla kişinin kusuru varsa her biri kendi kusurundan sorumlu olur (TCK m.22/4 ve 22/5); işveren, işveren vekili ve iş güvenliği görevlileri hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapılır. Taksirle öldürme şikâyete bağlı değildir; ailenin şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı durdurmaz. Ayrıntı taksirle öldürme suçu ve cezası yazısındadır. Ceza yargılamasının yanında sigortasız çalıştırmanın idari para cezası, prim borcu ve Kurumun rücu alacağı ayrıca işler; yakınların tazminat hakları için ölümlü iş kazası tazminatı yazısına bakılabilir.
Kaza ölümle değil yaralanmayla sonuçlanmışsa taksirle yaralama söz konusudur ve soruşturma kural olarak işçinin şikâyetine bağlıdır; şikâyet süresi ve şikâyet aranmayan hâller iş kazasında şikâyet süresi yazısında anlatılır.
Dava Süreci ve Gerekli Belgeler
Dava için gereken belgeler iki gruba ayrılır: çalışma ilişkisini gösterenler ve zararı ortaya koyanlar. Sigortasız işçi iş kazası dosyalarında belge yükü sigortalı işçiye göre daha ağırdır, çünkü hem çalışma ilişkisinin hem zararın ispatı gerekir. Belgelerin bir kısmı sizde, bir kısmı hastanede, bir kısmı Kurum kayıtlarındadır. Aşağıdaki liste sürecin başında toplanması gereken temel belgeleri sıralar.
- Hastane kayıtlarını, acil servis girişini ve epikrizi temin edin.
- Kurum Sağlık Kurulu maluliyet raporunu dosyaya ekleyin.
- Tanıkların ad, soyad ve iletişim bilgilerini listeleyin.
- Banka hesap dökümünü ve ödeme kayıtlarını çıkarın.
- Varsa işyeri giriş çıkış kayıtlarını ve mesajlaşmaları saklayın.
- Kuruma yaptığınız başvuru ve gelen yazışmaları biriktirin.
- Varsa kolluk tutanağını ve olay yeri fotoğraflarını ekleyin.
Görevli mahkeme iş mahkemesidir; hem hizmet tespiti hem tazminat davası orada görülür. Arabuluculuk konusunda yaygın bir yanlış bilgi dolaşmaktadır: iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit davaları, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır. Yani arabulucuya gitmeden doğrudan dava açabilirsiniz. Buna karşılık aynı işten doğan kıdem, ihbar ve fazla mesai gibi işçilik alacakları için arabuluculuk zorunludur; ayrım karıştırıldığında gereksiz süre kaybedilir.
Belgelerin tamamına ulaşamamanız süreci başlatmanıza engel değildir. İşverende bulunan kayıtlar, hastane arşivleri ve Kurum dosyası dava aşamasında mahkeme aracılığıyla istenebilir. Dilekçenizde hangi belgenin nerede bulunduğunu göstermeniz celp işlemini hızlandırır. Vekaletname verdiğinizde belge toplama işini büromuz üstlenir, işvereninizden belge istemek zorunda kalmazsınız.
Şikâyet Edersem İşten Çıkarılır mıyım?
Bu kaygı yerindedir ve göz ardı edilmemelidir. Ancak hak arama nedeniyle yapılan fesih hukuken korunmaz. İşçinin yasadan doğan haklarını takip etmek için idari veya adli makamlara başvurmuş olması, İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca fesih için geçerli sebep oluşturmaz. İşveren başka bir gerekçe göstererek fesih yapsa dahi, başvuru ile fesih arasındaki zaman yakınlığı mahkemede değerlendirilir.
Fesih gerçekleşirse hukuki yollar açıktır. İş güvencesi kapsamındaysanız işe iade davası açabilirsiniz; koşullar oluşmuyorsa kıdem ve ihbar tazminatı ile kötü niyet tazminatı talep edebilirsiniz. Tazminat davası ile fesih uyuşmazlığı birbirinden bağımsız yürür, biri diğerini engellemez. Size verilen fesih bildirimini ve tarihini mutlaka belgeleyin; hak arama başvurunuzun tarihini gösteren kayıtları da saklayın. Kesin bir güvence vermiyoruz, ancak elinizde birden fazla hukuki imkân bulunduğunu bilmeniz gerekir.
Bu Dosyalarda Avukat Desteği
Sigortasız işçi iş kazası dosyaları iki katmanlı ilerler. Önce çalışma ilişkisinin ortaya konulması, ardından zararın hesaplanması gerekir. İki katman farklı delil ve farklı uzmanlık ister; birinde tanık ve kayıt, diğerinde tıbbi rapor ve aktüerya hesabı belirleyicidir. Büromuz, dosyayı başvuru öncesinde inceleyerek hangi delillerin bulunduğunu, hangilerinin celbedilmesi gerektiğini ve tespit davasının süresinin dolup dolmadığını belirler.
Hesaplama aşamasında aktüer desteğiyle çalışıyoruz. Bordro bulunmayan dosyalarda emsal ücret araştırmasının doğru yürütülmesi tazminat tutarını doğrudan belirler; bilirkişi raporundaki ücret varsayımı veya mahsup tutarı hatalıysa rapora süresi içinde itiraz ediyoruz. Sürecin ayrıntıları ve çalışma biçimimiz için iş kazası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz. Dosyanın sonucu hakkında önceden taahhüt vermiyoruz; her dosya kendi delilleri üzerinden değerlendirilir.
İşveren Tarafında Ne Yapılmalı?
Bu sayfayı işveren tarafından okuyanlar için de kısa bir çerçeve çizmek gerekir. Kaza gerçekleştiğinde ilk yapılacak iş, bildirim yükümlülüğünü gecikmeden yerine getirmektir. Bildirimi yapmamak olayı ortadan kaldırmaz; Kurum kazayı işçinin başvurusu veya denetim yoluyla zaten öğrenir ve geç bildirim tabloyu ağırlaştırır. Erken bildirim, sonraki aşamalarda iyi niyetin göstergesi olarak değerlendirilir.
İkinci adım belge toplamaktır. Risk değerlendirme raporu, eğitim kayıtları, zimmet tutanakları ve varsa kamera kaydı, kusur incelemesinde işverenin elindeki tek savunmadır. Bu belgeler bulunmadığında kusur oranı büyük ölçüde işveren aleyhine belirlenir. İşçiyle doğrudan anlaşma yoluna gitmeden önce dosyanın hukuki değerlendirmesini yaptırmak, hem işçinin hak kaybını hem işverenin ileride daha ağır bir taleple karşılaşmasını önler.
Sigortasız İşçi İş Kazası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bu bölümdeki başlıklar, sigortasız çalışırken kaza geçirenlerin büromuza en sık yönelttiği soruları içerir. Yanıtlar genel bilgi niteliğindedir. Dosyanızın kendine özgü koşullarına göre sonuç değişebilir. Somut durumunuzu değerlendirmek için elinizdeki belgelerin incelenmesi gerekir.
Sigortasızım, iş kazası tazminatı alabilir miyim?
Evet, alabilirsiniz. En sık yapılan hata, hakkı bulunmadığını düşünüp hiç başvurmamaktır. Oysa hakkınız kaza anında doğar; yapmanız gereken tek şey süreci gecikmeden başlatmaktır. İlk adım hastane kaydınızı ve tanık bilgilerinizi güvenceye almaktır. Sonrasında Kuruma başvurup çalışma ilişkinizi ortaya koyarsınız. Bu iki adım tamamlandıktan sonra dosyanız olağan bir iş kazası dosyası gibi yürür.
Çalıştığımı nasıl ispatlarım?
Tek bir belgeye yaslanmak yerine birbirini doğrulayan deliller toplamanız gerekir. Aynı işyerinde çalışanların iletişim bilgilerini işten ayrılmadan önce almanız en pratik önlemdir. Telefonunuzdaki iş talimatlarını ve ödeme mesajlarını silmeyin, yedekleyin. Kamera kaydı varsa gecikmeden yazılı talep edin, çünkü kısa sürede üzerine yazılır. Elinizde az belge olması dosyanızın baştan kapanacağı anlamına gelmez.
Hizmet tespiti davası nedir, nasıl açılır?
Kayıt dışı geçen çalışmayı mahkeme kararıyla resmileştiren davadır. Dilekçede çalışma dönemini ve ücret düzeyini açıkça belirtmeniz gerekir; kararda hangi ücret yazılırsa primler ona göre hesaplanır. Dava masrafı ve vekalet ücreti bakımından da hazırlık yapmanız yerinde olur. Süre kaçırıldığında talep dinlenmediği için ilk kontrol edilecek konu tarihtir.
SGK sigortasız işçiye ödeme yapar mı?
Evet, yapar ve bunun için işverenin borcunu kapatmasını beklemeniz gerekmez. Ödeme sırası şöyledir: önce tedavi giderleri karşılanır, rapor süresince ödenek verilir, kalıcı kayıp saptanırsa gelir bağlanır. Kurumun sonradan işverene dönmesi ayrı bir ilişkidir ve sizin dosyanızı etkilemez. Ödeme gecikirse başvuru evrakınızın kayıt numarasıyla takip edebilirsiniz.
İşveren SGK'ya bildirim yapmadı, ne yapmalıyım?
Beklemeyin, başvuruyu kendiniz yapın; işverenin bildirmemesi hakkınızı düşürmez. Dilekçeniz için özel bir form aranmaz, elle yazılmış bir metin de kabul edilir. Olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiğini, hangi işte çalıştığınızı ve kimin yanında olduğunuzu yazmanız yeterlidir. Başvurunuzun kayıt tarihini ve numarasını saklayın; sonraki aşamada bu kayıt işinize yarar. Kurum denetmen incelemesi başlatarak olayı rapora bağlar.
Bordrom yok, tazminat neye göre hesaplanır?
Hesap asgari ücretle sınırlı değildir ve bu, dosyanın en çok fark yaratan noktasıdır. Gerçek ücretinizi banka hareketleri, ödeme kayıtları ve tanık beyanıyla ortaya koyabilirsiniz. Bunlar yetersiz kalırsa mahkeme meslek odasına ve sendikaya yazı yazarak emsal ücret sorar. Elden ödeme aldıysanız o döneme ilişkin mesajları saklamanız sonucu doğrudan etkiler.
Şikâyet edersem işten çıkarılır mıyım?
Kaygınız yerinde ve göz ardı edilmemeli. Uygulamada fesih genelde başka bir gerekçeyle yapıldığı için başvuru tarihinizi ve fesih tarihinizi belgelemeniz önemlidir. Fesih bildirimini yazılı almanız ve içeriğine itiraz kaydı düşmeniz sonraki davada işinize yarar. Tanıklarınızın da hangi tarihte neyi gördüğünü not etmeniz süreci güçlendirir. Kesin bir güvence verilmez; buna karşılık başvurabileceğiniz birkaç hukuki yol bulunur.
İşveren ceza alır mı?
Evet, alır; üç ayrı yaptırım birlikte işler. İdari para cezası kesilir, tespit edilen döneme ait primler gecikme zammıyla tahsil edilir ve Kurum ödediğini geri ister. Bu yaptırımlar devlet ve Kurum ile işveren arasındaki ilişkiden doğar. Sizin talebinizi ne artırır ne azaltır, ancak çalışmanızın resmi kayda geçmesini sağlar.
Sigortasız işçi iş kazasında ölürse işverene ne ceza verilir?
Kusurlu işveren hakkında taksirle öldürme suçundan iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası istenir; birden fazla kişi ölmüş ya da ölümle birlikte yaralanma olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadardır (TCK m.85). Bilinçli taksirde ceza artırılır. Buna ek olarak sigortasız çalıştırma için idari para cezası uygulanır ve SGK hak sahiplerine bağladığı geliri işverenden geri ister.
Sigortasız işçi çalıştırmayı nereye şikâyet edebilirim?
Dört kanal açıktır ve hangisini seçtiğiniz sonucu değiştirmez. Telefon hattı en hızlısıdır, yazılı dilekçe ise elinizde kayıt bırakması bakımından daha güvenlidir. Elektronik başvuru kanalları da bildirimi ilgili birime yönlendirir. Hangi yolu seçerseniz seçin başvurunuza verilen numarayı not edin. Belge sunabiliyorsanız ilk başvuruda eklemeniz incelemeyi hızlandırır.
Şikâyet ettiğimi işveren öğrenir mi?
Yanıt, başvurudan ne beklediğinize göre değişir. Yalnızca durumu bildirmek istiyorsanız isim vermeden ihbarda bulunabilirsiniz. Kendi çalışmanızın kayda geçmesini istiyorsanız başvurunun sizin adınıza yapılması zorunludur ve bu durumda kimliğiniz dosyada yer alır. Kaza sonrası tescil isteyen işçi için ikinci yol kaçınılmazdır. Fesih kaygısı duyuyorsanız başvuru tarihinizi belgelemeniz koruma sağlar.
Bir gün çalıştım ve kaza geçirdim, hakkım var mı?
Evet, vardır ve süre kısalığı hakkı azaltmaz. Kanun sigortalılık için asgari bir çalışma süresi aramaz. Zorluk hukukta değil ispattadır; tek günlük çalışmanın arkasında bordro veya düzenli ödeme kaydı bulunmaz. Bu yüzden o gün işyerinde bulunan kişilerin adlarını hemen not etmeniz kritik önem taşır. Kaza gününe ait ödeme kaydınız varsa dosyanın en güçlü belgesi odur.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
İki ayrı süreyi birlikte takip etmeniz gerekir ve karıştırmak hak kaybına yol açar. Tazminat için on yıl, tescil talebi için beş yıl işler. İkinci süre kaza tarihinden değil, çalıştığınız yılın bitiminden sayılır. Bu nedenle kazanız yeni olsa bile tescil hakkınız zamanaşımına uğramış olabilir; ilk kontrol edilecek konu budur.
Dava ne kadar sürer?
Net bir rakam verilemez ve süre vaat eden kaynaklara temkinli yaklaşmanız yerinde olur. Dinlenecek tanık sayısı, kurumlardan celbedilecek kayıtlar ve bilirkişi takvimi belirleyici olur. İki davanın birlikte yürütülmesi toplam süreyi uzatabilir. Delilleri baştan eksiksiz sunmak, dosyanın gereksiz yere uzamasını önleyen en etkili yoldur.
Sigortasız çalışmak iş kazası tazminatı hakkını sona erdirmez; sigorta bildirimi işverenin yükümlülüğüdür ve ihlali işçi aleyhine sonuç doğurmaz. Sigortasız işçide süreç bir adım daha uzundur, çünkü önce çalışma ilişkisinin ortaya konulması gerekir. Bu ispat tanık beyanı, banka kayıtları, mesajlaşmalar ve işyeri kayıtlarıyla yapılır; gerektiğinde hizmet tespiti davasıyla çalışma mahkeme kararına bağlanır. Sosyal Güvenlik Kurumu sigortasız işçiye de iş kazası hükümlerini uygular, tedavi giderini karşılar ve koşulları varsa gelir bağlar. Kurumun ödediğini sonradan işverene rücu etmesi işçinin hakkını etkilemez. İşveren ise gözetme borcuna aykırılığı nedeniyle maddi ve manevi tazminattan ayrıca sorumlu olur; sigortasız çalıştırma kusur değerlendirmesinde aleyhine yansır. Tazminat talebi on yıllık zamanaşımına tabidir, hizmet tespiti davası için ise beş yıllık hak düşürücü süre işler. İki süreyi ayırmak ve süreci gecikmeden başlatmak, hakkınızı korumanın en pratik yoludur.
Elinizdeki belgelerle dosyanızı değerlendirelim; hangi delillerin bulunduğunu ve sürenin durumunu birlikte belirleyelim.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.


