
İş kazası tutanağı, işyerinde meydana gelen kazanın tarihini, yerini, oluş şeklini ve koşullarını olay anına yakın biçimde kayda geçiren, dosyanın ilk delili sayılan belgedir. İş kazası tutanağını işveren tutar; 6331 sayılı Kanun m.14 işverene bütün iş kazalarının kaydını tutma ve bunlarla ilgili rapor düzenleme yükümlülüğü yükler. Tutanak SGK incelemesinde ve sonraki tespit ya da tazminat davasında ilk başvurulan belge olarak işe yarar; tek bir resmî form yoktur. Kaza kolluğa derhal, SGK'ya en geç 3 iş günü içinde bildirilir. Tutanak kusur oranını belirlemez; tutanak hiç tutulmamışsa da hak düşmez, kaza hastane kayıtları, tanık beyanları ve kamera görüntüleriyle ispatlanabilir.
Mahkeme kararını tutanak değil, tutanakla birlikte değerlendirilen tüm deliller ve bilirkişi incelemesi belirler. Kazadan hemen sonraki günlerde tutanağın içeriğine aşırı önem atfetmek de, tutanak yok diye haktan vazgeçmek de yanlış bir tutumdur.
İş Kazası Tutanağı Nedir?
İş kazası tutanağı, işyerinde meydana gelen bir kazanın tarihini, oluş şeklini ve koşullarını olay anına yakın biçimde kayda geçiren belgedir. Tutanak, kazanın yaşandığı anın taraflarca en taze hâliyle kaydedilmiş hâlidir; zamanla bulanıklaşan hafızaların yerini tutan yazılı bir kayıttır. Bu nedenle dosyanın ilk delili sayılır ve sonraki aşamalarda başvurulacak diğer delillerin karşılaştırma noktasını oluşturur. Kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tutanağı da benzer işlevi görür, ancak işveren tutanağından bağımsız ayrı bir belgedir.
Ancak tutanak tek başına kazanın varlığını veya kusur oranını kesin biçimde belirlemez. Mahkeme, tutanağı diğer delillerle (sağlık raporları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi) birlikte değerlendirir. Tutanağın taşıdığı bilgiler ne kadar ayrıntılıysa, sonraki aşamalardaki ispat yükü o kadar hafifler; eksik veya özensiz tutulmuş bir tutanak ise başka delillerle desteklenmeye muhtaçtır. Bu nedenle tutanağın dosyadaki rolünü doğru anlamak, hem işveren hem işçi açısından baştan doğru bir strateji kurmayı kolaylaştırır.
Tutanak Ne İşe Yarar?
Tutanağın dosyadaki işlevleri birbirinden farklıdır ve her biri ayrı aşamada önem kazanır.
- İşverenin, iş kazalarının kaydını tutma ve gerekli incelemeyi yapıp rapor düzenleme yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterir (6331 sayılı Kanun m.14/1-a).
- SGK'nın olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını incelediği aşamada hastane kayıtlarıyla birlikte değerlendirilir.
- İş kazasının tespiti ve tazminat davasında kazanın nasıl olduğunu gösteren ilk yazılı kayıttır.
- Kazanın nedenini ortaya koyduğu için işyerinde aynı kazanın tekrarlanmaması için alınacak önlemlere dayanak olur.
Tutanağı Kim Tutar?
Düzenleme yükümlülüğü işverene aittir. İşyerinde iş güvenliği uzmanı veya işyeri hekimi görevlendirilmişse, tutanağın hazırlanmasında bu kişiler de görev alır; olayı görgü tanığı sıfatıyla değerlendirir ve teknik gözlemlerini tutanağa yansıtır. Tutanağın altına, olaya tanık olan işçilerin imzası da alınır; tanık imzası, tutanağın sonradan tartışmaya açılma ihtimalini azaltır. İş güvenliği uzmanı bulunmayan küçük işyerlerinde bu görevi doğrudan işveren veya işveren vekili üstlenir.
Kaza ölümle veya ağır yaralanmayla sonuçlanmışsa, işveren tutanağının yanında kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) tarafından ayrıca bir olay yeri tutanağı düzenlenir. Kolluk tutanağı, işveren tutanağından bağımsız bir kayıttır ve genellikle daha resmî bir usulle hazırlanır; iki tutanağın birbiriyle çelişmemesi, dosyanın güvenilirliği bakımından önemlidir. Kolluk tutanağı aynı zamanda savcılık soruşturması açılmışsa o dosyanın da temel belgesi olur. İki tutanak arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi genellikle ek tanık dinlenmesini gerektirir.
Tutanakta Neler Yazmalı?
Eksiksiz bir tutanak, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda başvurulacak temel referans noktasıdır. İçeriği ne kadar ayrıntılıysa, sonraki aşamada tanık dinlemeye veya ek delil toplamaya duyulan ihtiyaç o kadar azalır. Eksik hazırlanan bir tutanak ise, aradan geçen zamanla birlikte doğruluğu tartışmaya daha açık hâle gelir. Aşağıdaki bilgilerin tutanakta ayrı ayrı yer alması gerekir.
- Kazanın tarihi ve saati; sonraki bildirim sürelerinin başlangıcını belirlediği için kritiktir.
- Kazanın yeri; olayın işyeri sınırları içinde mi dışında mı gerçekleştiğini gösterir.
- Kazanın oluş şekli; hangi işlem sırasında, hangi ekipmanla ve nasıl gerçekleştiğinin ayrıntılı anlatımıdır.
- Yaralanan kişinin bilgileri; kimlik, görevi ve işe başlama tarihi gibi kayıtlardır.
- Tanıkların bilgileri ve imzaları; tutanağın sonradan doğrulanabilmesini sağlar.
- Alınan ilk önlemler; ilk yardım, sağlık kuruluşuna sevk gibi adımların kaydıdır.
- Tutanağı düzenleyenlerin ve tanıkların imzaları; belgenin usulüne uygunluğunu gösterir.
Bu bilgilerden herhangi biri eksik bırakılırsa, tutanağın ispat gücü zayıflar ve dosyada bu boşluğu doldurmak için ek delile ihtiyaç duyulur. Kazanın meydana geldiği alanın fotoğraflarının tutanağa eklenmesi de, yazılı anlatımı destekleyen ayrı bir güvence oluşturur. Fotoğrafların çekim tarihinin görünür olması, sonradan çekildiği yönündeki itirazları önler. Tutanağın el yazısıyla değil bilgisayar ortamında hazırlanması da okunaklılık açısından tercih edilmelidir.
İş kazası tutanağı için tek bir resmî form veya standart şablon yoktur; SGK veya e-Devlet üzerinden indirilebilecek zorunlu bir belge değildir. Tutanak, işverenin kendi hazırladığı ve yukarıdaki bilgileri içeren serbest formatlı bir belgedir. Bazı işyerleri iş güvenliği uzmanının kendi kurumsal şablonunu kullanır, bazıları düz metin hâlinde hazırlar; hangi formatta olursa olsun içerik eksiksizliği biçimden daha önemlidir.
İş Kazası Tutanağı Örneği
Aşağıdaki metin temsilî bir iş kazası tutanağı örneğidir; köşeli parantez içindeki alanlar olaya göre doldurulur. Kanun tutanak için biçim öngörmediğinden başlıklar işyerinin ihtiyacına göre artırılabilir.
İŞ KAZASI TUTANAĞI
İşyerinin unvanı ve SGK işyeri sicil numarası: [.......]
Kazanın tarihi ve saati: [gün/ay/yıl, saat]
Kazanın yeri: [bölüm, makine veya alan]
Kazazede: [ad soyad], T.C. Kimlik No: [.......], görevi: [.......], işe giriş tarihi: [.......]
Kazanın oluş şekli: [hangi iş yapılırken, hangi ekipmanla, nasıl gerçekleştiği]
Yaralanmanın niteliği ve yapılan ilk müdahale: [ilk yardım, sevk edilen sağlık kuruluşu]
Tanıklar: [ad soyad, görev, iletişim bilgisi]
Kazadan sonra alınan önlemler: [.......]
Düzenleyenler ve tanıklar: [ad soyad, unvan, imza]; düzenleme tarihi: [gün/ay/yıl]
Kazazede tutanaktaki anlatıma katılmıyorsa imzasının yanına itirazını yazabilir; tutanağın imzalı bir örneğini isteyip saklaması ileride işine yarar.
Tutanak, Rapor ve Kusur Raporu Farkı
İş kazası tutanağı, iş kazası raporu ve kusur raporu uygulamada sürekli birbirine karıştırılan üç ayrı belgedir. Üçü de aynı olayla ilgilidir ama farklı kişiler tarafından, farklı amaçlarla düzenlenir ve farklı sorulara cevap verir. Bu karışıklık, dosyada aslında eksik olmayan bir belgenin eksik sanılmasına veya tam tersine gerçekten eksik olan bir belgenin fark edilmemesine yol açabilir. Aşağıdaki tablo bu üç belgeyi ayırır.

| Belge | Kim Düzenler | Neyi Belirler |
|---|---|---|
| İş kazası tutanağı | İşveren | Kazanın anlık kaydı |
| İş kazası raporu | Sağlık kuruluşu/SGK | İş kazası tespiti |
| Kusur raporu | Bilirkişi | Kusur oranı |
Bu ayrımın gözden kaçması, dosyada eksik belge sanılan bir durumun aslında farklı bir belgenin görev alanına girdiğinin fark edilmemesine yol açar. Örneğin tutanakta kusur oranı yazmaz; bu, iş kazası raporu veya kusur raporunun işidir. Olayın gerçekten iş kazası sayılıp sayılmayacağı, yani iş kazası tespiti, tutanağın değil sağlık kuruluşu ve SGK'nın verdiği raporun konusudur. Üç belgenin hangi aşamada devreye girdiğini bilmek, dosyanızda hangi belgenin eksik olduğunu doğru tespit etmenizi sağlar.
Bildirim Süreleri
İş kazası bildirimi, 5510 sayılı Kanun ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda ayrı ayrı düzenlenmiştir ve süreler bu sayfanın çekirdeğini oluşturur. Aynı kanun maddeleri meslek hastalığı bildirimi için de benzer süreler öngörür; bu nedenle iki bildirim türü çoğu zaman birlikte anılır. İş kazası bildirimi ile meslek hastalığı bildirimi farklı olaylara ilişkin olsa da, işverenin yükümlülüğü aynı maddelerde birlikte düzenlenmiştir. Aşağıdaki süreler bildirim yükümlülüğünün kime ait olduğuna göre değişir.

- Kolluğa bildirim; işveren tarafından derhal yapılır, herhangi bir gün sayısı tanınmaz.
- SGK'ya bildirim; işveren tarafından en geç kazadan sonraki 3 iş günü içinde yapılır. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse 3 iş günü, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.
- Kendi adına çalışan sigortalının bildirimi; bir ayı geçmemek şartıyla, rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki 3 iş günü içinde sigortalının kendisi tarafından yapılır.
İş kazası bildirimi süresinin kaçırılması işveren açısından birden fazla sonuç doğurur: idari para cezası uygulanır, SGK yaptığı ödemeler için işverene rücu edebilir ve geç bildirim, kusur değerlendirmesinde işveren aleyhine bir unsur olarak dikkate alınabilir. Ölümlü kazalarda bildirimin yapılmaması ayrıca cezai sorumluluk doğurabilir. İdari para cezasının tutarı her yıl yeniden belirlendiği için burada rakamla verilmez; güncel tutar için sgk.gov.tr üzerinden teyit alınması gerekir. İş kazası bildirimi hiç yapılmamışsa, bu yaptırımlar kümülatif biçimde işleyebilir.
Bu süreler dosyanın en hassas noktasıdır; bir günlük gecikme bile idari yaptırımı tetikleyebilir. İşverenin kazayı ne zaman öğrendiği tartışmalıysa, öğrenme tarihini gösteren yazılı bir kayıt (işçinin bildirimi, tanık ifadesi) bulundurulması ileride süre hesabında belirleyici olur. Bildirimin e-Sigorta sistemi üzerinden veya doğrudan ilgili SGK ünitesine yapılması mümkündür; hangi yöntemin seçildiğine bakılmaksızın sürenin işlemeye başladığı tarih değişmez. İş kazası bildirimi yapılırken kullanılan yöntemin ispatı için sistem üzerinden alınan onay kaydının saklanması önerilir.
Tutanak Tutulmadıysa Ne Olur?
İş kazası tutanağının bulunmaması, iş kazası olgusunu ortadan kaldırmaz. Uygulamada tutanak çoğu zaman zorunlu bir ön şartmış gibi algılanır ve pek çok işçi, tutanak yok diye hakkını aramaktan vazgeçer. Oysa kazanın gerçekleştiği, tutanak olmasa bile başka delillerle kanıtlanabilir. Bu yanılgı özellikle küçük işyerlerinde yaygındır; işçi tutanak görmediği için kazanın resmî bir kaydının olmadığını ve dolayısıyla hak talep edemeyeceğini düşünür.
Hastane kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları, mesai çizelgeleri ve kamera görüntüleri, tutanağın yerini tutabilecek delillerdendir. Acil serviste açılan adli vaka kaydı da bu kayıtlar arasındadır. İşveren tutanak düzenlemeden SGK'ya bildirim yaparsa, hastaneden alınacak iş kazası raporu tek başına yeterli olabilir. Tutanağın hiç tutulmamış olması, aksine, işverenin yükümlülüğünü yerine getirmediğinin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Mahkemeler bu durumda genellikle işçi lehine yorum ilkesini işletir ve eksikliğin sonuçlarını işverene yükler.
"Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunlu olup iş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür."
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2018/4508, K. 2019/3783, T. 14.05.2019
Bu ilke tek bir kararla sınırlı kalmamıştır. Aradan beş yıl geçtikten sonra verilen bir başka kararda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, neredeyse birebir aynı ifadeyle aynı ilkeyi yinelemiştir:
"Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunlu olup iş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür."
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9709, K. 2023/10136, T. 24.10.2023
İki farklı dairenin, beş yıl arayla, aynı cümleyi kullanması tesadüf değildir; bu, ilkenin tek bir kararın yorumu değil, Yargıtay'ın yerleşik ve istikrar kazanmış uygulaması olduğunu gösterir.
Bu ilkenin somut bir karşılığı da vardır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin incelediği bir dosyada işveren ne tutanak düzenlemiş ne de SGK'ya bildirim yapmıştır; işçi bir duvar yıkım işi sırasında ayağını sakatlamıştır. Kurum, elde belge bulunmadığı gerekçesiyle olayı iş kazası saymamıştır. Ancak mahkeme, birlikte çalışan işçilerin SGK'ya yazdığı yazılarda işçinin "duvar yıkımı sırasında ayağını sakatladığını" belirtmesini, bordrolu tanıkların ifadeleriyle birlikte değerlendirerek yeterli görmüş ve olayı iş kazası olarak kabul etmiştir:
"...davacının ayağında sıkıntı olduğunu gördüklerini, sorduklarında duvar yıkımı sırasında ayağını sakatladığını beyan ettiği; tanık olarak ifadeleri alınan bordrolu çalışanların ifadeleri değerlendirildiğinde davacının ayağının yaralanması şeklinde meydana gelen olayın iş kazası olduğu..."
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/14308, K. 2024/1250, T. 14.02.2024
İlke, delillerin en kıt olduğu durumlarda bile işlemeye devam eder. Bir başka dosyada sel felaketi nedeniyle hastane kayıtlarına dahi ulaşılamamış, buna rağmen Yargıtay olayın tanık beyanlarıyla aydınlatılabileceğine hükmetmiştir:
"Sel nedeniyle hastane evraklarına da ulaşılamaması karşısında olayın tanıklarla ispatı gerekecektir."
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4611, K. 2025/8084, T. 13.05.2025
Bu dört karar birlikte okunduğunda net bir tablo ortaya çıkar: tutanak, bildirim, hatta hastane kaydı gibi belgelerin tamamı eksik olsa dahi mahkeme kazanın gerçekliğini araştırmaktan vazgeçmez. İşçinin, tutanak bulunmadığı için başvurudan vazgeçmesine hiçbir zaman gerek yoktur. SGK olayı iş kazası olarak kabul etmezse, hak sahibi işveren ve SGK'ya karşı iş kazasının tespiti davası açarak mahkemeden bu yönde bir tespit isteyebilir. Dosyanızda tutanak yoksa, bir sonraki başlıkta sayılan diğer delillerin toplanmasına odaklanmanız, hakkınızı aramanızı engellemez. Bu davada da ispat yükü genel kurallara göre dağılır; işçinin kazanın işle ilgisini, işverenin ise varsa kendi kusursuzluğunu göstermesi beklenir.
Tutanak Yoksa Hangi Deliller İşe Yarar?
Tutanak bulunmadığında veya yetersiz kaldığında başvurulabilecek başka delil türleri vardır. Bu deliller, hem SGK'nın iş kazası tespiti sürecinde hem de sonradan açılacak bir davada kullanılabilir. Delillerin türü ve gücü olaydan olaya değişse de, birden fazla delilin bir araya getirilmesi her zaman dosyayı güçlendirir. Aşağıdaki tablo bu delilleri ve nereden temin edileceğini özetler.

| Delil | Nereden Temin Edilir | Ne Gösterir |
|---|---|---|
| Hastane kaydı | Sağlık kuruluşu | Yaralanma zamanı |
| Ambulans kaydı | 112 / ilgili kurum | Müdahale zamanı |
| Tanık beyanı | Olaya tanık olanlar | Kazanın oluş şekli |
| Kamera görüntüsü | İşyeri güvenlik sistemi | Olayın görüntülü kaydı |
| Mesai kaydı | İşyeri kayıtları | Çalışma saatleri |
| SGK giriş bildirgesi | SGK kayıtları | Sigortalılık durumu |
Bu delillerden bazıları kısa sürede kaybolur; kamera görüntüleri belirli bir süre sonra otomatik olarak silinir. Bu nedenle tutanak eksikse, kamera kaydının erken aşamada talep edilmesi delilin kaybolmasını önler. Diğer deliller (hastane kaydı, SGK bildirgesi) daha uzun süre saklandığından, bunlara sonradan da ulaşmak nispeten daha kolaydır. Birden fazla delilin bir arada sunulması, tek bir delile dayanmaktan her zaman daha güçlü bir dosya oluşturur.
Tutanaktaki Beyan Aleyhime ise
İmzalanmış bir iş kazası tutanağı, mutlak delil sayılmaz. Buna rağmen imza atılmış olması aleyhe bir ifadenin kesin ve değiştirilemez sonuç doğurduğu izlenimini yaratır, oysa bu doğru değildir. Tutanakta yer alan bir beyanın aksi, başka delillerle her zaman ispatlanabilir. İşçinin kaza anında panikle veya işvereninin yönlendirmesiyle imzaladığı bir ifade, tek başına davanın sonucunu belirlemez.
Uygulamada işveren, kendi sorumluluğunu azaltacak şekilde tutanağı eksik veya taraflı düzenleyebilir; işçi de kaza anının şaşkınlığıyla gerçeği tam yansıtmayan bir ifadeye imza atmış olabilir. Bu durumda tutanağa sonradan şerh düşülmesi veya ayrı bir dilekçeyle itiraz edilmesi mümkündür; tutanaktaki ifadenin bilirkişi incelemesi ve diğer delillerle birlikte yeniden değerlendirilmesi istenebilir. Şerhin de yazılı ve tarihli olması, ileride bu itirazın ne zaman yapıldığının ispatı bakımından önemlidir. İtirazın mümkün olduğunca erken yapılması, sonradan akla gelen bir itiraza göre daha inandırıcı kabul edilir.
"Tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmî belge olduğu ve her zaman aksinin ispatının mümkün bulunduğu."
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/1200, K. 2017/8729, T. 09.10.2017
Bu ilke, tutanak türünden bağımsız olarak imzalı belgelerin genel ispat hukukuna dayanır: yazılı bir belgedeki beyan güçlü bir karine oluşturur ama çürütülemez değildir. Aynı mantık bu tür tutanaklar için de geçerlidir; imza, beyanı güçlendirir ama onu sorgulanamaz hâle getirmez. Bu nedenle aleyhe bir ifadeyle karşılaşan taraf, davanın baştan kaybedildiği sonucuna varmamalıdır. Tutanaktaki bir ifadeden rahatsızsanız, bu ifadeyi görmezden gelmek yerine, aksini gösteren delilleri erken aşamada toplamaya başlamanız dosyanızı güçlendirir.
Tutanağın Bir Örneğini Nasıl Alırım?
Tutanağın bir örneğine ulaşmanın birkaç yolu vardır. Aşağıdaki yollardan size uygun olanı seçebilirsiniz.
- İşverenden yazılı olarak talep etmek; talebin yazılı yapılması, ileride talebin yapıldığının ispatını kolaylaştırır.
- SGK üzerinden erişmek; kaza SGK'ya bildirilmişse, ilgili kayıtlara Kurum aracılığıyla ulaşılabilir.
- Dosya kapsamında talep etmek; bir dava veya inceleme açılmışsa, tutanak dosyaya sunulması istenerek temin edilebilir.
Talebin yazılı yapılması, yalnızca ispat açısından değil, işverenin talebi savsaklamasını önlemek açısından da önemlidir. Sözlü talep genellikle yeterli kabul edilmez; e-posta veya dilekçe yoluyla yapılan bir talep, hem tarih hem içerik bakımından kayıt altına alınmış olur. İşveren makul bir süre içinde yanıt vermezse, bu durum da ayrıca not edilmeli ve ileride kullanılmak üzere saklanmalıdır. Talebin bir kopyasının elinizde kalması, işverenin talebi aldığını sonradan inkâr etmesinin önüne geçer.
Tutanak ve Kusur Oranı İlişkisi
Tutanak, kusur oranını belirlemez. Tutanak yalnızca kazanın nasıl meydana geldiğine dair bir anlık kaydı sunar; kimin ne oranda kusurlu olduğu ayrı bir inceleme konusudur. Bu ayrımın gözden kaçırılması, tutanakta yazan bir ifadenin doğrudan kusur oranı anlamına geldiği yanılgısına yol açar. Tutanakta "işçinin dikkatsizliği" gibi bir ifade geçse bile, bu ifade tek başına kusur oranını belirlemez.
Kusur oranı, iş güvenliği uzmanı ve ilgili alanlarda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetin incelemesiyle tespit edilir. Bilirkişi heyeti, tutanağı, işyeri koşullarını, alınan veya alınmayan önlemleri ve mevzuata uygunluğu birlikte değerlendirerek bir kusur raporu hazırlar. Kusur oranı tespiti için ayrıntılı bilgiye iş kazası maluliyet oranı tespiti sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Bilirkişi raporuna itiraz edilmesi de mümkündür; itiraz hâlinde dosya farklı bir bilirkişi heyetine gönderilebilir.
Tutanaktan Sonra Ne Olur?
Tutanak düzenlendikten sonra süreç birkaç aşamada ilerler. Bildirim SGK'ya ulaştıktan sonra Kurum, olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını incelemeye alır; bu inceleme sırasında tutanak, hastane kayıtları ve varsa tanık beyanları birlikte değerlendirilir. İş kazası tespiti bu aşamada netleşir ve sonraki tüm haklar bu tespite bağlıdır. İnceleme süresi dosyadan dosyaya değişebilir; eksiksiz bir tutanak ve tam belge bu süreyi kısaltan en etkili unsurdur.
İnceleme olumlu sonuçlanırsa işçi, geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanmaya başlar; kalıcı bir iş göremezlik durumu varsa maluliyet oranına göre sürekli ödenek süreci işler. Bu noktadan sonra işverene karşı açılabilecek maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelir. İşçinin SGK'dan aldığı ödemeler, işverenden talep edilecek tazminattan mahsup edilir; bu nedenle iki süreç birbirini tamamlar. Tazminat kalemlerinin nasıl hesaplandığına dair ayrıntılı bilgiye iş kazası tazminat hesaplama sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Süreçte Avukat Desteği
Bu dosyalarda avukat desteği somut birkaç aşamada işler. İlk aşama tutanağın bir örneğinin talep edilmesi ve içeriğinin dikkatle incelenmesidir; eksik veya hatalı bir tutanağın erken fark edilmesi, sonraki adımların doğru kurulmasını sağlar. İkinci aşama, tutanakta aleyhe bir beyan varsa buna karşı delil toplanmasıdır; tanık, kamera görüntüsü ve sağlık kayıtları bu aşamada bir araya getirilir. Bu delillerin zamanında toplanması, kamera kayıtları gibi kısa sürede kaybolan delillerde özellikle önemlidir.
Üçüncü aşama, iş kazası bildirimi ve başvuru sürelerinin takibidir; SGK bildirimi, itiraz ve dava süreleri birbirinden farklı işlediği için bu takvimin doğru tutulması hak kaybını önler. Tutanak hiç tutulmamışsa, iş kazası tespiti davasının hazırlanması da bu aşamada devreye girer; dava dilekçesinin hangi delillere dayandırılacağı baştan planlanır. Sürecin tamamı hakkında ayrıntılı bilgi için iş kazası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
İş Kazası Tutanağı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bu bölümdeki başlıklar, konuyla ilgili büromuza en sık yöneltilen soruları içerir. Yanıtlar genel bilgi niteliğindedir ve güncel tutar bilgisi barındırmaz. Dosyanızın kendine özgü koşullarına göre sonuç değişebilir. Somut durumunuzu değerlendirmek için belgelerinizin incelenmesi gerekir.
İş kazası tutanağı nedir?
Kazanın tarihini, yerini ve oluş şeklini olay anına yakın biçimde kaydeden belgedir. Dosyanın ilk delili sayılır ama tek başına kusur oranını veya iş kazası niteliğini kesin biçimde belirlemez.
Tutanağı kim tutar?
Düzenleme yükümlülüğü işverene aittir; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve tanık imzaları da tutanağa eklenir. Ölümlü veya ağır yaralanmalı kazalarda kolluk kuvvetleri ayrıca bir olay yeri tutanağı düzenler.
Kaç günde bildirilmeli?
SGK'ya bildirim süresi kural olarak kazadan sonraki üç iş günüdür; yalnızca kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse üç iş günü kazanın öğrenildiği tarihten işler. Bu durumda öğrenme tarihini ispatlayacak bir kayıt bulundurmak önemlidir. Kolluğa bildirim beklemeksizin derhal yapılmalıdır; SGK'ya bildirim gibi gün sayısına tabi değildir.
İş kazası tutanağı kaç gün içinde tutulur?
6331 sayılı Kanun tutanak için ayrı bir gün sayısı öngörmez; işverene kazanın kaydını tutma ve rapor düzenleme yükümlülüğü yükler. SGK bildirimi için öngörülen süre kısa olduğundan tutanağın kazadan hemen sonra, tanıkların hafızası tazeyken düzenlenmesi gerekir.
Tutanak tutulmazsa hakkım düşer mi?
Hayır, tutanağın bulunmaması iş kazası olgusunu ortadan kaldırmaz. Kaza, hastane kayıtları, tanık beyanları ve diğer delillerle her zaman ispatlanabilir; gerekirse iş kazasının tespiti davası açılabilir.
Tutanağın örneğini nasıl alırım?
Hâlâ işvereninizle iletişim hâlindeyseniz doğrudan yazılı talep en hızlı yoldur; işveren yanıt vermiyorsa veya iletişim kopmuşsa SGK kaydı üzerinden ya da açılmış bir dosya kapsamında dolaylı yoldan ulaşmak gerekir. Hangi yolu seçerseniz seçin, talebin tarihini gösteren bir kayıt bırakmanız ileride işinize yarar.
Tutanakta aleyhime beyan varsa ne yaparım?
İmzalanmış olması beyanı mutlak hâle getirmez; aksi başka delillerle ispatlanabilir. Tutanağa şerh düşebilir veya ayrı bir dilekçeyle itiraz ederek karşı delillerinizi sunabilirsiniz.
Tutanak kusur oranını belirler mi?
Hayır, ve bu iki belgeyi karıştırmak dosyanızda yanlış beklentiye yol açabilir. Tutanakta "işçinin hatası" gibi bir ifade geçse bile, kusur oranını yalnızca bilirkişi heyetinin hazırladığı ayrı bir rapor belirler.
Tutanak yoksa hangi deliller işe yarar?
Öncelik, kaybolma riski en yüksek olan delilde olmalıdır; kamera görüntüleri kısa sürede otomatik silindiği için ilk talep edilmesi gereken kayıttır. Hastane kaydı ve SGK bildirgesi gibi uzun süre saklanan kayıtlara ise sonradan da ulaşmak mümkündür.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

