
İş kazası raporu tek bir belge değil, aynı kaza için farklı kurumların düzenlediği beş belgenin ortak adıdır: işverenin tuttuğu işyeri tutanağı, SGK müfettişinin soruşturma raporu, hastanenin epikrizi, sağlık kurulunun maluliyet raporu ve dava aşamasında bilirkişinin kusur raporu. İşveren kazayı kolluğa derhal, SGK'ya en geç üç iş günü içinde bildirir. Rapor süresince işveren ücret ödemekle yükümlü değildir; istirahat günleri için SGK geçici iş göremezlik ödeneği öder ve istirahat raporu e-Devlet'teki iş göremezlik raporu ekranından sorgulanır. Maluliyet oranına ilişkin SGK kararına itiraz Kuruma dilekçeyle yapılır ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır; SGK olayı iş kazası saymazsa iş mahkemesinde tespit davası açılır.
İş Kazası Raporu Nedir?
İş kazası raporu ifadesi günlük dilde tek belge sanılır; oysa hukuki süreçte farklı kurumlarca düzenlenen belgelerin tamamını karşılayan üst kavramdır. İşveren, SGK, hastane ve bilirkişi, aynı kazayla ilgili beş ayrı belge düzenler ve her belgenin hukuki işlevi farklıdır.
Ayrımı bilmeyen kişi, elinde olmayan belgeyi ister ya da yanlış kuruma başvurur. Her adımda farklı kurum devreye girer ve farklı süre işler; adımlardan biri eksik kaldığında sonraki adım da gecikir — örneğin epikriz tamamlanmadan sağlık kurulu incelemesi başlamaz.
Belge eksikliği yalnızca zaman kaybı yaratmaz, bazı durumlarda hak kaybına da yol açar. Süresinde başvurulmayan itiraz veya geç toplanan kanıt, dosyanın sonucunu doğrudan etkiler. İş kazası raporu sürecinin hangi belgelerden oluştuğu ve belgelerin hangi sırayla işlediği, ilerleyen başlıklarda tek tek anlatılıyor.
Hangi Rapordan Söz Ediyoruz?
İş kazası raporu adı altında toplanan beş belge, düzenleyen kurum ve işlev bakımından birbirinden tamamen ayrıdır. Aşağıdaki tablo beş belgeyi tek bakışta karşılaştırır.

| Belge | Kim Düzenler | Neyi Belirler | Nereden Alınır |
|---|---|---|---|
| İşyeri tutanağı | İşveren | Kazanın oluşunu | İşyerinden |
| SGK raporu | Müfettiş | İş kazası sayılıp sayılmadığını | SGK'dan |
| Epikriz | Hastane | Tedavi sürecini | Hastaneden |
| Maluliyet raporu | Sağlık kurulu | İş göremezlik oranını | Yönlendirilen hastaneden |
| Kusur raporu | Bilirkişi | Kusur dağılımını | Mahkemeden |
Beş belge aynı kazaya ilişkin olsa da birbirinin yerine geçmez. İş kazası tutanağı, kazanın oluş şeklini kayda geçiren ilk belgedir ve genellikle SGK'ya yapılacak bildirimin ekinde yer alır. Tutanağın varlığı, olayın SGK tarafından iş kazası sayılacağı anlamına gelmez; tespiti SGK iş kazası soruşturması ayrıca yapar. İşveren bildirimde bulunmazsa, işçi belgelerini toplayıp doğrudan SGK'ya başvurarak olayın iş kazası olarak kabulünü isteyebilir.
Epikriz ile sürekli iş göremezlik raporu sık karıştırılan iki belgedir. Epikriz, tedavi sürecinin tıbbi özetidir ve tek başına oran içermez. Oran raporu ise ayrı sağlık kurulu incelemesiyle, çalışma gücündeki kalıcı kaybı yüzde olarak belirler; epikrizdeki bulgular incelemenin dayanağını oluşturur.
Kusur raporu ise iki belgeden bağımsız olarak, dava aşamasında bilirkişi tarafından hazırlanır. Rapor, işverenin, işçinin veya üçüncü kişinin kaza içindeki kusur payını gösterir. Kusur oranı, sürekli iş göremezlik oranıyla birlikte tazminat hesabının iki temel girdisini oluşturur; her ikisi de mahkeme dosyasında ayrı ayrı değerlendirilir.
Beş belgenin ayrı kurumlarca düzenlenmesi, sistemin karmaşıklığından değil, işlevlerin birbirinden bağımsız olmasından kaynaklanır. İşveren olayı kayda geçirir, SGK sosyal güvenlik hakları açısından niteliği belirler, hastane tıbbi süreci belgeler, sağlık kurulu kalıcı kaybı ölçer, bilirkişi ise kusuru tespit eder. Her kurum yalnızca kendi uzmanlık alanına giren soruyu yanıtlar; birini diğerinin yerine koymak mümkün değildir.
İşyeri Raporu Nasıl Düzenlenir?
İşyeri tutanağı, iş kazası raporu sürecinin ilk belgesidir ve kazanın gerçekleştiği anda veya hemen sonrasında düzenlenir. Tutanağı genellikle iş güvenliği uzmanı veya insan kaynakları biriminin görevlendirdiği kişi tutar. Tutanakta kazanın tarihi, saati, yeri, oluş şekli, tanıkların kimliği ve ilk müdahale bilgileri yer alır.
İşçi veya yakınları, işyerinde düzenlenen tutanağın örneğini talep etme hakkına sahiptir. Tutanak, SGK bildirimine eklenen ve gerektiğinde mahkemede delil olarak kullanılan temel belgedir. Tutanağın örneğinin erken aşamada elde edilmesi, sonraki adımları kolaylaştırır.
Tutanakta kazanın nasıl gerçekleştiğine dair ifadeler net ve tarafsız yazılmalıdır. Belirsiz veya eksik ifadeler, sonraki soruşturma ve dava aşamalarında yorum farklılıklarına yol açar. Tutanak hiç tutulmamışsa, kaza yeri kamera kayıtları, tanık beyanları ve sağlık kayıtları delil olarak devreye girer.
İşveren tutanak örneğini vermekten kaçınırsa, talep yazılı olarak tekrarlanmalı ve reddin tarihi kaydedilmelidir. Yazılı talebe rağmen belge verilmezse, durum SGK'ya yapılacak bildirimde ayrıca belirtilebilir. Tutanağın gecikmesi, işçinin SGK'ya veya mahkemeye başvurmasını engellemez; eksik tutanak, diğer delillerle tamamlanabilir.
SGK Soruşturma Raporu
İş kazası raporu sürecinin ilk resmi adımı SGK bildirimidir. İşveren, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve 6331 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca kazayı kolluk kuvvetlerine derhal bildirir. SGK'ya bildirim, en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde yapılır. Kaza, işverenin kontrolü dışındaki yerde gerçekleşmişse süre, olayın öğrenildiği tarihten başlar.
Bildirim üzerine SGK iş kazası soruşturması başlar. Süreç aşağıdaki aşamalardan oluşur:
- İşveren veya sigortalı tarafından SGK'ya bildirim yapılır.
- SGK, dosyayı incelemek üzere müfettiş görevlendirir.
- Müfettiş işyerinde inceleme yaparak kaza yerini ve koşulları tespit eder.
- Kazaya tanık olan kişilerin ifadesine başvurulur.
- Toplanan bilgiler doğrultusunda soruşturma raporu düzenlenir.
5510 sayılı Kanun, iş kazasını sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, yürütülen iş nedeniyle, işveren tarafından görevle başka yere gönderilme sırasında veya işverence sağlanan taşıtla işe geliş gidiş sırasında meydana gelen ve sigortalıyı bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlar. İş kazası raporu süreci, olayın tanıma uyup uymadığının netleşmesiyle sonraki aşamaya geçer.
Aşamaların süresi dosyadan dosyaya değişir. SGK iş kazası soruşturması, tanık sayısı az ve işyeri incelemesi basit olan dosyalarda birkaç hafta sürerken, kapsamlı dosyalarda daha uzun sürer. Sürecin işleyişi ve bildirim yükümlülükleri hakkında SGK'nın kendi kaynaklarından bilgi alınabilir.
Müfettiş raporu, SGK'nın nihai kararının dayanağıdır. Rapor olumlu sonuçlanırsa işçi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarından doğan haklardan yararlanmaya başlar. Bildirim süresinin kaçırılması, işvereni idari para cezasıyla karşı karşıya bırakır; yaptırım, olayın iş kazası sayılıp sayılmamasından bağımsız olarak uygulanır. Soruşturma tamamlandığında SGK, sonucu hem işverene hem işçiye tebliğ eder; tebligat tarihi, sonraki itiraz ve dava süreleri açısından başlangıç noktasıdır.
SGK Raporu Olumsuzsa Ne Olur?
İş kazası raporu sürecinde SGK iş kazası soruşturması, olayı iş kazası olarak nitelendirmeyebilir. Olumsuz sonuç, sürecin sonu anlamına gelmez. SGK'nın tespiti mahkemeyi bağlamaz ve olayın iş kazası olduğunun tespiti için iş mahkemesinde dava açılabilir.

Davada davalı taraf yalnızca işveren değildir, SGK da davalı gösterilir. Mahkemenin vereceği karar, Kurum'un sağlayacağı gelir ve ödenekleri doğrudan etkiler. Yargıtay ilkeyi açıkça ortaya koymuştur:
Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit davası açabilirler. Kurumun olayı iş kazası kabul etmesi hâlinde ise ilgililer, yine Kurumu hasım göstererek olayın iş kazası olmadığının tespitini isteyebilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/2558, K. 2015/5241, T. 16.03.2015
Tespit davası açılmadan önce SGK'ya başvurulmuş ve olumsuz cevap alınmış olması, davanın hukuki yararını güçlendirir. İş kazası tespit davası, işçi tarafından açılabileceği gibi, olayın iş kazası sayılmasından hukuki sonuç doğacak işveren tarafından da açılabilir.
Dava süresince mahkeme, işyeri kayıtlarını, tanık ifadelerini ve SGK dosyasındaki müfettiş raporunu birlikte değerlendirir. Kararın kesinleşmesiyle olay iş kazası sayılır ve işçi, SGK'dan doğan haklara kesinleşme tarihinden itibaren kavuşur. İş kazasının tespiti davası, gelir bağlanmasıyla bağlantılı olduğundan hak düşürücü süreye ve zamanaşımına tabi değildir; sürecin uzun tutulması, yeni delil toplama ihtiyacı gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Olayın iş kazası olduğu henüz tespit edilmemişken doğrudan tazminat davası açılırsa, mahkeme davacıya önce tespit davası açması için süre tanır ve tazminat davasını tespit davasının sonucuna bağlı tutar.
İşveren de aynı yolu tersinden kullanabilir. SGK'nın iş kazası kabul ettiği olayın aslında iş kazası olmadığının tespitini isteyerek SGK'yı hasım gösterebilir. İhtimal, özellikle sigorta primi ve rücu sorumluluğu bakımından işvereni ilgilendirir.
Sağlık Raporu ve Epikriz
Kaza sonrası düzenlenen sağlık belgeleri, iş kazası raporu sürecinin tıbbi ayağını oluşturur ve kendi içinde birkaç aşamaya ayrılır. Aşağıdaki tablo belgelerin hangi aşamada alındığını ve ne işe yaradığını özetler.
| Belge | Ne Zaman Alınır | Ne İşe Yarar |
|---|---|---|
| İlk müdahale kaydı | Kaza anında | İlk tespiti gösterir |
| Epikriz | Taburcu olurken | Tedavi özetini verir |
| İstirahat raporu | Her kontrolde | İş göremezlik süresini belirler |
| Kontrol kaydı | İyileşme sürecinde | Tedavi seyrini belgeler |
Belgelerin tamamının saklanması, SGK süreci ve olası tazminat davası için önemlidir. Epikriz, sürekli iş göremezlik raporunun hazırlanmasında temel referans belgesidir; sağlık kurulu oranı belirlerken epikrizdeki bulgulara dayanır.
Kimi belgelerin eksik olması, sonraki aşamada yeniden sağlık kurulu incelemesine yönlendirilmeye neden olur. İstirahat raporları özellikle geçici iş göremezlik ödeneğinin hesabında doğrudan kullanılır; her kontrolde yenilenen raporların eksiksiz saklanması önerilir.
Geçici iş göremezlik ödeneği, istirahat raporunda belirtilen gün sayısı üzerinden SGK tarafından hesaplanır ve doğrudan işçiye ödenir. Ödenek, sürekli iş göremezlik gelirinden farklıdır; ilki tedavi süresince geçerlidir, ikincisi ise kalıcı kayıp oranı belirlendikten sonra bağlanır.
Sağlık kurulu raporlarının geçerlilik süresi, aksi belirtilmedikçe sınırlıdır. Sağlık durumu değişirse, süre dolmadan yeni rapor talep edilebilir; ağır yaralanmalarda ve uzun iyileşme sürecinde yeni rapor talebi sık başvurulan yoldur.
Maluliyet Raporu ve İtiraz
İş kazası raporu sürecinde en çok itiraza konu olan belge maluliyet raporudur. Maluliyet raporu, tedavi süreci tamamlandıktan sonra yetkili sağlık kurulu tarafından düzenlenir. Rapor, işçinin çalışma gücündeki kalıcı kaybı yüzde olarak belirler. Hangi yönetmeliğin uygulanacağı kaza tarihine göre değişir; iş kazasında meslekte kazanma gücü kaybı oranı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenir; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik engelli raporları ve trafik kazası maluliyeti içindir.
Rapor düşük çıktığında itiraz mümkündür. Oranı SGK, Kurum Sağlık Kurulunun değerlendirmesine dayanarak karara bağlar. Bu karara itiraz, SGK il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine verilen yazılı dilekçeyle yapılır; Kurum dosyayı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderir ve itirazı bu Kurul karara bağlar (5510 sayılı Kanun m.95). Kanunda bu itiraz için ayrı bir süre öngörülmemiştir; yine de tebliğden sonra gecikmeden başvurulması dosyanın takibini kolaylaştırır. Yüksek Sağlık Kurulunun kararı yalnızca SGK'yı bağlar; diğer ilgililer yönünden bağlayıcı değildir ve karara katılmayan taraf iş mahkemesinde dava açabilir.
Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı yoktur; karara itiraz edilmesi hâlinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1976/6, K. 1976/4, T. 28.06.1976
Dava aşamasında mahkeme, genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya üniversitenin adli tıp anabilim dalından yeni iş kazası maluliyet oranı tespiti raporu ister. İtirazda değerlendirilmeyen organ veya eksik kalan uzmanlık dalı varsa, eksiklik itiraz dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Genel ve soyut "oran düşük" ifadesi, tek başına güçlü itiraz oluşturmaz.
İtiraz dilekçesinde kimlik ve dosya bilgilerinin yanında, itiraz edilen oranın hangi gerekçeyle hatalı görüldüğü açıkça yazılmalıdır. Değerlendirilmeyen organ, eksik tetkik veya heyette bulunmayan uzmanlık dalı varsa, ayrı ayrı sayılmalıdır. Dilekçeye yeni tıbbi belge, tetkik sonucu veya uzman görüşü eklenmesi, itirazın gücünü artırır.
İş mahkemesinde açılacak oran tespiti davasında genel zamanaşımı süresi on yıldır; ancak Yüksek Sağlık Kurulu kararının tebliğinden sonra makul sürede dava açılması, dosyanın güçlü değerlendirilmesini sağlar. Süresiz düzenlenen raporlar, sağlık durumu değişmediği sürece geçerliliğini korur.
Rapor ve Tazminat İlişkisi
İş kazası raporu sürecinde toplanan veriler, tazminat hesabının temelini oluşturur. Maluliyet raporu, tazminat hesabına doğrudan çarpan olarak girer. Gelir, kusur oranı ve bakiye ömür gibi diğer verilerle birlikte kullanılan oran, sonucu doğrudan ve orantılı biçimde etkiler. Orandaki tek puanlık fark bile hesaplanacak tutarı belirgin biçimde değiştirir.
Rapor elinize geçtiğinde, oranın doğru belirlenip belirlenmediğinin kontrolü sürecin en kritik adımlarından biridir. Kusur raporu da ayrı çarpan olarak devreye girer; oran raporu ile kusur oranı birlikte değerlendirilerek nihai tutara ulaşılır.
Sürekli iş göremezlik geliri ile tazminat, birbirinden bağımsız iki haktır ve aynı orana dayanır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, SGK'dan bağlanan gelirin peşin sermaye değeri, mükerrer ödemeyi önleme ilkesi gereğince hesaplanan tazminattan mahsup edilir. İlke, kamu düzenine ilişkin sayılır ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Örneğin oranı yüzde yirmi olarak hesaplanan dosyada oranın yüzde yirmi beşe çıkması, tazminat tutarını da aynı oranda yukarı çeker. Kusur oranındaki değişim de benzer şekilde sonucu etkiler; işverenin kusuru azaldıkça, işçiye ödenecek tazminat da aynı oranda azalır. Oran raporu ile kusur raporu, dosyanın erken aşamasında dikkatle incelenmelidir.
Tazminat hesabında gelir düzeyi de ayrı girdidir; işçinin kazaya dayalı günlük veya aylık kazancı, hesaplamanın taban verisini oluşturur. Gelir, oran ve kusur birlikte değerlendirildiğinde nihai tazminat ortaya çıkar; verilerden birinin eksik veya hatalı olması, sonucu baştan sona etkiler.
Hesaplamanın hangi verilerle ve hangi yöntemle yapıldığını ayrıntılı görmek isteyenler iş kazası tazminat hesaplama sayfamızdaki aracı kullanabilir. Sayfadaki amaç tutar vermek değil, her belgenin hesaba nasıl girdiğini göstermektir.
Raporlar Hangi Sırayla Alınır?
İş kazası raporu sürecinde belgelerin doğru sırayla temin edilmesi, sürecin gereksiz yere uzamasını önler. Genel akış şöyledir:

- Kaza anı kayıtları toplanır.
- İşyeri tutanağı düzenlenir.
- Sağlık kayıtları ve epikriz alınır.
- SGK bildirimi yapılır ve iş kazası soruşturması tamamlanır.
- Maluliyet raporu düzenlenir.
- Gerekiyorsa kusur raporu hazırlanır.
Sıranın bozulması, özellikle sürekli iş göremezlik raporunun sağlık kayıtları tamamlanmadan istenmesi, raporun eksik veya hatalı çıkmasına neden olur. Belgelerin sırayla ve eksiksiz toplanması, SGK süreci ve sonraki tazminat davası için zaman kazandırır.
Oran raporu tamamlanmadan açılan tazminat davasında mahkeme, süreci beklemeye alır ve dosyayı bekletici sorun yapar. Belgelerin sırayla toplanması, dava açıldıktan sonra da zaman kaybını önler; özellikle kusur raporu için gereken bilirkişi incelemesi, önceki belgeler tamamsa daha hızlı ilerler.
Kusur raporu için görevlendirilen bilirkişi, işyeri kayıtlarını, tanık ifadelerini ve iş güvenliği mevzuatına uygunluğu birlikte inceler. İnceleme, sağlık kayıtları ve maluliyet oranı netleşmeden başlatılsa da, kusur oranı ile tazminat hesabının birleştirilmesi ancak belgelerin tamamı toplandığında mümkün olur. Sıra netleştiğinde dosya takibi de kolaylaşır; her belge alındıkça sonraki adımın hangi kurumdan isteneceği baştan bellidir.
Süreçte Avukat Desteği
İş kazası raporu sürecinde avukat desteği üç noktada devreye girer. İlk nokta, eksik veya hatalı düzenlenen rapor örneklerinin talep edilmesi ve incelenmesidir. İkinci nokta, SGK'nın olumsuz kararına veya düşük çıkan orana karşı itiraz sürecinin yürütülmesidir.
Üçüncü nokta, SGK'nın olayı iş kazası saymaması durumunda açılacak tespit davasının takibidir. Üç aşamanın her biri kendi süresine ve usulüne tabidir. Sürecin baştan doğru yönetilmesi, sonraki tazminat talebinin sağlam zemine oturmasını sağlar.
Dosya incelemesi, dilekçe hazırlığı ve kurum yazışmaları, sürecin somut adımlarıdır. İlk görüşmeye işyeri tutanağı, SGK yazışmaları, epikriz ve varsa sürekli iş göremezlik raporuyla gidilmesi değerlendirmeyi hızlandırır; belgelerin eksik olması görüşmeyi engellemez. İş kazası avukatı desteğiyle adımların hangi sırayla ve hangi sürede atılması gerektiği, dosyaya özgü olarak değerlendirilir.
İş Kazası Raporu Hakkında Sık Sorulan Sorular
İş kazası raporu nedir?
Halk arasında tek belge sanılır; oysa süreç boyunca beş farklı kurum beş ayrı belge düzenler ve hiçbiri diğerinin yerine geçmez. Doğru kuruma başvurmak için önce hangi belgeye ihtiyaç duyulduğunun netleşmesi gerekir.
İş kazası raporu ile iş kazası tutanağı aynı şey midir?
Değildir. İşyeri tutanağı, kazayı kayda geçiren tek belgedir; iş kazası raporu ifadesi ise tutanağın yanında SGK soruşturma raporu, epikriz, maluliyet raporu ve kusur raporunu da kapsayan geniş başlıktır. Tutanak, beş belgeden yalnızca biridir.
İş kazası raporu nasıl sorgulanır?
Sağlık kuruluşunun sisteme işlediği istirahat raporu, e-Devlet üzerinden SGK'nın "İş Göremezlik Raporu Görüntüleme" ve "SGK Tescil ve Hizmet Dökümü" hizmetleriyle TC kimlik numarası ve e-Devlet şifresiyle görüntülenebilir. SGK soruşturma raporunun sonucu ise aynı ekranlardan değil, doğrudan SGK'dan öğrenilir; iki sorgulama farklı süreçlerdir.
İş kazası raporu kaç günde çıkar?
Gün sayısı sabit değildir. Kanunda belirlenen süre, işverenin kazayı SGK'ya en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmesidir; soruşturmanın tamamlanması ve maluliyet oranına itirazın sonuçlanması için kanunda sabit bir süre yoktur. Oran tespiti davasında zamanaşımı ise on yıldır.
İş kazası raporu SGK tarafından reddedilirse ne yapılır?
SGK'nın olumsuz tespiti mahkemeyi bağlamaz; iş mahkemesinde SGK'yı da hasım göstererek tespit davası açılabilir. Dava açmadan önce SGK'ya yazılı başvuru yapılması ve ret gerekçesinin öğrenilmesi, dava dilekçesinin hazırlanmasını kolaylaştırır.
İş kazası raporu itirazı nereye yapılır?
Maluliyet (sürekli iş göremezlik) oranına ilişkin SGK kararına itiraz, SGK il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine yazılı dilekçeyle yapılır; Kurum dosyayı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderir. Bu Kurulun kararına katılmayan sigortalı iş mahkemesinde dava açabilir; mahkemenin aldıracağı yeni raporda inceleme kural olarak Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yapılır.
İş kazası raporu örneğinde neler yazar?
Kazanın tarihi ve saati, yaralanan bölge ve tanı, uygulanan tedavi, istirahat süresi, düzenleyen hekim ve sağlık kuruluşu bilgisi yer alır. Rapor, sistemde "iş kazası" veya "adli vaka" olarak işaretlenir; işaret, SGK'nın ödeme sürecini başlatan tetikleyicidir.
İş kazası raporu sürecinde kusur raporunu kim düzenler?
Kusur raporu, mahkemenin resen belirlediği bağımsız bilirkişi tarafından düzenlenir; taraflar bilirkişiyi seçemez. Rapor teslim edildikten sonra taraflara itiraz için süre tanınır; itiraz üzerine ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenebilir.
İş kazası raporu süresince maaş kesilir mi?
İşveren rapor süresince ücret ödemekle yükümlü değildir; SGK, iş kazasında hastalık raporlarındaki bekleme süresini uygulamadan istirahat günleri için geçici iş göremezlik ödeneği öder. İş sözleşmesi veya toplu sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa işveren farkı ayrıca ödeyebilir.
İş kazası raporu olmadan tazminat istenebilir mi?
Maluliyet oranı ve kusur oranı olmadan tazminat tutarı hesaplanamaz. Ancak raporlar dava sürecinde de temin edilebildiğinden, eksik rapor dava açmaya engel değildir; mahkeme gerekli raporları yargılama sırasında ister.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

