Ortaklığın Giderilmesi Davası 2026
Ortaklığın giderilmesi davası, bir taşınmazın veya taşınır malın birden fazla kişi adına kayıtlı olduğu ve paydaşlar arasında paylaşım ya da tasarruf konusunda uzlaşma sağlanamadığı durumlarda başvurulan temel bir dava türüdür. Özellikle miras yoluyla intikal eden hisseli taşınmazlarda, aile içi uyuşmazlıkların ve ekonomik ihtiyaçların artması sebebiyle 2026 yılında bu davaların sayısında belirgin bir yükseliş gözlenmektedir. URSA Hukuk olarak bu rehberde; dava şartlarını, süreç adımlarını, bilirkişi incelemesini, satış ve aynen taksim yöntemlerini ve güncel Yargıtay yaklaşımını kurumsal bir bakış açısıyla ele alıyoruz.
Bu içerik, hem paydaşlar arasındaki uyuşmazlıkların hukuka uygun biçimde çözümlenmesine katkı sunmak hem de dava açmayı düşünen kişilere yol göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Başlıklarda kullanılan açıklayıcı yapı, arama motoru sonuçlarında öne çıkan sorulara net cevaplar vermeyi; içerikteki detaylar ise güvenilir, güncel ve uygulamaya dönük bilgi sunmayı hedeflemektedir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?

Ortaklığın Giderilmesi Davası Nedir?
İzale-i şüyu davası olarak da adlandırılan bu süreç, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu mallardaki ortaklık ilişkisinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini amaçlar. Paydaşlar çoğu zaman kendi aralarında anlaşarak satışı veya paylaşımı gerçekleştiremez; bu durumda mahkeme, ortaklığın hukuken nasıl giderileceğine karar verir. Dava; mülkiyetin bireyselleştirilmesi, paydaşların menfaatlerinin korunması ve taşınmazın atıl kalmasının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Uygulamada en sık, miras kalan taşınmazlar kapsamında ev, arsa, tarla, işyeri gibi değerler üzerinde ortaya çıkmakla birlikte; bankadaki para, araç veya değerli eşyalar gibi bazı taşınır mallar açısından da ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir. Ancak taşınmazlara ilişkin davalar, teknik ve hukuki boyutu daha geniş olduğu için daha fazla dikkat gerektirir.
Davanın Yasal Dayanakları
Davanın yasal temelini Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetine ilişkin hükümleri oluşturur. Kanun, her paydaşın ortaklığın giderilmesini talep edebileceğini ve bu talebin diğer paydaşların onayına bağlı olmadığını düzenler. Bu çerçevede ortaklığın süresiz olarak sürdürülmesi zorunlu kılınamaz; herhangi bir paydaş, meşru menfaatine dayanarak ortaklığın sonlandırılmasını isteyebilir.
Mahkemeler, karar verirken yalnızca taraf beyanlarını değil, taşınmazın hukuki durumunu, imar koşullarını, fiili kullanım biçimini ve ekonomik gerçekliği de değerlendirir. Bu noktada özellikle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtları, belediyelerin imar birimleri tarafından düzenlenen belgeler ve idari kurumların sunduğu resmi veriler dikkate alınır. Böylece karar, yalnızca teorik değil, sahadaki gerçek duruma uygun şekilde verilir.
Ortaklığın Giderilmesi Davasının Açılma Şartları
Her uyuşmazlık ortaklığın giderilmesi davasına konu olmaz; davanın açılabilmesi için belirli hukuki şartların sağlanması gerekir. Bu şartlar, davanın kabul edilebilirliği ve sağlıklı yürütülebilmesi açısından önemlidir. Özellikle paydaşlık ilişkisinin türü, taşınmazın niteliği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın içeriği dikkate alınır.
Genel hatlarıyla, açılma şartları şu şekilde özetlenebilir:
Ortaklığın Giderilmesi Davası Şartları
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Paylı Mülkiyet veya Elbirliği Mülkiyeti İlişkisine Konu Mal Bulunması | Dava konusu yapılacak taşınır veya taşınmaz malın paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti rejimine tabi olması gerekir. |
| Malın Birden Fazla Kişi Adına Kayıtlı Olması | Tapu veya ilgili resmî kayıtlarda malın birden fazla paydaş adına kayıtlı olması ve paydaşlık ilişkisinin belgelerden açıkça anlaşılması gerekir. |
| Paydaşlar Arasında Uzlaşma Sağlanamaması | Paydaşlar arasında paylaşım, tasarruf veya satış gibi konularda rızai çözüm sağlanamaması, yargı yoluna başvurmayı zorunlu kılar. |
| Paydaşlardan En Az Birinin Dava Açma İradesi | Paydaşlardan en az birinin ortaklığın giderilmesini talep ederek mahkemeye başvurması, davanın açılması için yeterlidir. |
| Yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine Başvuru ve Belgelerin Sunulması | Taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurulması ve tapu kayıtları ile diğer gerekli bilgi-belgelerin dava dosyasına sunulması gerekir. |
Bu koşullar sağlandığında, ortaklığın giderilmesi davası açılması hukuken mümkündür. Davanın kabul edilmesi için tüm paydaşların onayı aranmaz; bir paydaşın başvurusu süreci başlatmaya yeterlidir.
Miras Kalan Taşınmazlarda Ortaklığın Giderilmesi
Miras kalan taşınmazlar, ortaklığın giderilmesi davalarının en sık karşılaşılan konusudur. Mirasçıların sayısının fazla olması, ekonomik beklentilerin farklılaşması veya bazı mirasçıların taşınmazı fiilen kullanıp diğerlerini dışlaması, uyuşmazlıkları kaçınılmaz hâle getirir. Bu durumda mirasçılardan herhangi biri, miras payları üzerinde devam eden elbirliği mülkiyetinin sonlandırılmasını talep edebilir.
Mahkeme, mirasçıların pay oranlarını, taşınmazın fiili kullanımını ve mevcut anlaşmazlık sebeplerini dikkate alarak en uygun çözüm yolunu belirler. Çoğu durumda taşınmazın bölünebilirliği yoksa veya ekonomik değer kaybına yol açacaksa satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yöntemi tercih edilir; elde edilen bedel mirasçılar arasında paylaştırılır.
Aynen Taksim ve Satış Yöntemleri
Ortaklığın giderilmesi davasında mahkeme, somut olaya göre aynen taksim veya satış yöntemini uygular. Amaç, malın değerini mümkün olduğunca koruyarak adil bir paylaşım sağlamaktır. Hangi yöntemin seçileceğinde taşınmazın fiziksel yapısı, imar durumu, kullanım amacı ve paydaşların talepleri birlikte değerlendirilir.
Aynen Taksim Yöntemi
Aynen taksim, taşınmazın hukuken ve teknik olarak bölünebilir olduğu, her paydaşa bağımsız bir parsel veya kullanım alanı düşebildiği durumlarda tercih edilir. Parselin şekli, büyüklüğü, imar şartları ve yola cephe gibi kriterler uzman bilirkişiler tarafından incelenir. Bölünmenin taşınmazın toplam değerine ciddi zarar vermemesi gerekir.
Örneğin büyük bir arsanın imar planına uygun şekilde birkaç bağımsız parsel hâline getirilebilmesi hâlinde aynen taksim mümkündür. Bu yöntemde mahkeme, hazırlanan harita ve raporları dikkate alarak her paydaşa ayrı bir parsel tahsis eder ve tapu kayıtlarında gerekli değişiklik yapılır.
Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
Satış suretiyle ortaklığın giderilmesi, taşınmazın bölünmesinin teknik olarak imkânsız olduğu veya bölünmenin ciddi değer kaybına yol açacağı durumlarda başvurulan yöntemdir. Mahkeme, taşınmazın açık artırma yoluyla satılmasına karar verir; satış süreci çoğunlukla icra daireleri aracılığıyla yürütülür ve satış bedeli paydaşlara hisseleri oranında dağıtılır.
Satış yöntemi, özellikle apartman daireleri, işyerleri, küçük arsalar veya üzerinde tek yapı bulunan ve bölünmesi mümkün olmayan taşınmazlarda uygulanır. Yargıtay da aynen taksimin mümkün olmadığı durumlarda satışın zorunlu olduğunu vurgulayan içtihatlarını sürdürmektedir.
Mahkeme Süreci ve Aşamalar
Ortaklığın giderilmesi davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Dava dilekçesinde; taraflar, taşınmazın tapu bilgileri, paydaşlık ilişkisi, uyuşmazlığın konusu ve talep edilen yöntem (aynen taksim veya satış) açıkça belirtilmelidir. Dava açıldıktan sonra mahkeme, taraflara tebligat yapar ve ön inceleme duruşmasıyla süreci başlatır.
Sürecin önemli aşamaları şu şekilde özetlenebilir:
- Tapu kayıtlarının ve resmi belgelerin mahkeme tarafından resen temini,
- Gerekli görüldüğünde keşif yapılması ve taşınmazın yerinde incelenmesi,
- Bilirkişi atanarak taşınmazın değeri, bölünebilirliği ve imar durumu hakkında rapor alınması,
- Rapora itirazlar, ek rapor veya yeni bilirkişi atanması süreçleri,
- Mahkemenin aynen taksim veya satış yönünde hüküm kurması,
- Satış kararı verilmişse, artırma ve bedelin paylaştırılması aşamalarının tamamlanması.
2026 uygulamalarında elektronik tebligat, UYAP entegrasyonları ve dijital arşivler sayesinde, resmi kurumlarla yazışmalar daha hızlı gerçekleştirilebilmekte ve süreç nispeten daha öngörülebilir hâle gelmektedir.
Bilirkişi İncelemesinin Rolü
Ortaklığın giderilmesi davasında bilirkişi raporu, çoğu zaman kararın temel dayanağını oluşturur. Bilirkişiler; taşınmazın konumunu, büyüklüğünü, imar planındaki yerini, çevresel koşullarını ve piyasa değerini analiz eder. Aynen taksimin mümkün olup olmadığı, mümkünse nasıl yapılacağı; mümkün değilse satışın daha doğru seçenek olup olmadığı teknik veriler ışığında değerlendirilir.
Mahkeme bilirkişi raporuna tamamen bağlı olmak zorunda olmasa da, uygulamada teknik konularda uzman görüşü büyük önem taşır. Raporda çelişki veya eksiklik görülürse, mahkeme ek rapor isteyebilir veya yeni bilirkişi heyeti atayabilir. Tarafların rapora süresi içinde itiraz etmeleri de hak kaybı yaşamamaları açısından kritik önemdedir.
Paydaşların Hak ve Yükümlülükleri
Her paydaş, ortaklığın giderilmesini isteme hakkına sahiptir ve bu hak, diğer paydaşların rızasına bağlı değildir. Bu yönüyle ortaklığın giderilmesi davası talebi, mülkiyet hakkının doğal bir uzantısı olarak değerlendirilir. Bir paydaşın karşı çıkması, davanın açılamayacağı anlamına gelmez; yalnızca mahkeme, tüm tarafların beyanlarını değerlendirerek en uygun yöntemi belirler.
Paydaşların yükümlülükleri ise dürüstlük kuralına uygun davranmak, taşınmazın değerini azaltacak müdahalelerden kaçınmak, yargılama sürecine katkı sunmak ve mahkeme kararına uygun hareket etmektir. Satış yöntemi uygulanmışsa, satış sonrası bedelin paylaştırılması aşamasında da resmi makamlara doğru bilgi vermek ve süreci geciktirmemek paydaşların sorumluluğu kapsamındadır.
Yargıtay’ın 2026 Yılı Uygulama Çizgisi

Yargıtay’ın 2026 Yılı Uygulama Çizgisi
Yargıtay, 2026 yılında da önceki yıllara paralel olarak, teknik olarak mümkün olduğu sürece aynen taksimin öncelikli yöntem olduğunu vurgulamaktadır. Ancak aynen taksim, taşınmazın toplam değerini ciddi ölçüde düşürecekse veya imar mevzuatına aykırılık doğuracaksa satış yöntemi devreye girmelidir. Bu yaklaşım, hem paydaşların mülkiyet hakkının korunması hem de ekonomik denge gözetilmesi amacı taşır.
Ayrıca Yargıtay, paydaşların ortaklığın giderilmesini isteme hakkının sözleşmelerle tamamen ortadan kaldırılamayacağını; bu hakkın uzun süreli olarak engellenmesinin de kabul edilemeyeceğini istikrarlı içtihatlarıyla ifade etmektedir. Böylece, mülkiyet hakkının özünün zedelenmesi önlenmeye çalışılmaktadır.
Sık Sorulan Sorular- Ortaklığın Giderilmesi Davası

Sık Sorulan Sorular- Ortaklığın Giderilmesi Davası
Bu bölümde, ortaklığın giderilmesi davası hakkında uygulamada en sık yöneltilen sorulara cevap vererek sürecin daha anlaşılır ve öngörülebilir hâle gelmesine katkı sunuyoruz. Aşağıdaki sorular, özellikle miras kalan taşınmazlar ve hisseli gayrimenkuller bakımından başvuru yapmayı düşünen kişiler için yol gösterici niteliktedir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer?
Davanın süresi; taşınmazın bulunduğu yer, bilirkişi incelemesinin kapsamı, keşif gerekliliği ve paydaş sayısı gibi etkenlere göre değişir. Ortalama olarak 6–18 ay arasında sonuçlanmakla birlikte, yoğun yargı çevrelerinde bu süre daha da uzayabilir. Bilirkişi raporlarına yapılan itirazlar ve ek rapor süreçleri de süreyi etkileyen unsurlar arasındadır.
Paydaşlardan Biri İstemese de Dava Açılabilir mi?
Evet. Ortaklığın giderilmesi talebi, her paydaşın tek başına kullanabileceği bir haktır ve diğer paydaşların rızasına bağlı değildir. Bir paydaşın karşı çıkması, davanın açılamayacağı anlamına gelmez; sadece mahkeme, tüm tarafların beyanlarını değerlendirerek en uygun yöntemi belirler.
Taşınmazın Bölünmesi Mümkünse Yine de Satış Kararı Verilebilir mi?
Taşınmaz teknik ve hukuki açıdan bölünebiliyor olsa bile, bölünme sonucunda toplam değerin ciddi şekilde düşmesi veya imar mevzuatına aykırı bir durum oluşması hâlinde mahkeme satış kararı verebilir. Bu noktada bilirkişi raporundaki tespitler ve ekonomik değerlendirmeler belirleyici olur.
Satıştan Elde Edilen Bedel Nasıl Paylaştırılır?
Satıştan elde edilen gelir, paydaşların tapu kayıtlarındaki hisseleri oranında paylaştırılır. Pay oranları, resmi kayıtlara göre belirlenir ve mahkeme veya icra dairesi gözetiminde dağıtım yapılır. Her paydaş, kendi hissesine düşen bedeli talep etme hakkına sahiptir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Açmadan Önce Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?
Genellikle tapu kayıtları, mirasçılık belgesi (varsa), mevcut kullanım durumunu gösteren bilgi ve belgeler ile tarafların kimlik bilgileri hazır bulundurulmalıdır. Ayrıca, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ve ilgili belediyelerden temin edilecek imar durumu ve benzeri belgeler, sürecin hızlanmasına katkı sağlayacaktır.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Sonucu Ne Olur?
Ortaklığın giderilmesi davasının sonunda, ortak mülkiyete konu mal üzerindeki paydaşlık ilişkisi mahkeme kararıyla sona erdirilir. Taşınmaz bölünebilir ise aynen taksim yapılarak her paydaşa ayrı bir bölüm tahsis edilir; bölünemiyorsa satış suretiyle bedel paylara göre dağıtılır. Böylece paydaşlar, artık birlikte değil bireysel olarak tasarruf edebilecekleri bir hakka veya nakit değere kavuşmuş olurlar.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Satış Nasıl Olur?
Satış, taşınmazın teknik veya hukuki nedenlerle bölünemediği ya da bölünmesinin ciddi değer kaybına yol açtığı durumlarda mahkeme kararıyla gerçekleştirilir. Genellikle icra dairesi aracılığıyla açık artırma usulü uygulanır ve taşınmaz, en yüksek teklifi veren alıcıya satılır. Elde edilen satış bedeli, tapu kayıtlarındaki pay oranlarına göre paydaşlar arasında dağıtılır.
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Masrafı Kim Öder?
Ortaklığın giderilmesi davasında yargılama giderleri ve harçlar kural olarak paydaşların hisseleri oranında üstlenilir. Davayı açan kişi başlangıçta bir kısım masrafları peşin yatırsa da, mahkemenin vereceği nihai kararda bu giderler paylara bölünerek tüm paydaşlara yansıtılır. Haksız başvuru veya kötü niyet tespit edilirse, ilgili paydaş aleyhine ayrıca gider ve vekâlet ücreti hükmedilmesi de mümkündür.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Kaç Yıl Sürer?
Davanın süresi; taşınmazın bulunduğu yer, mahkemenin iş yükü, bilirkişi incelemesinin kapsamı ve taraf sayısı gibi unsurlara göre değişir. Uygulamada ortalama 6–18 ay aralığında sonuçlanmakla birlikte, yoğun yargı çevrelerinde veya raporlara itirazların sık olduğu dosyalarda bu süre daha da uzayabilir. Keşif, ek bilirkişi raporları ve satış aşaması da toplam süreci etkileyen faktörlerdir.
Hissedarlardan Biri Hissesini Satmak İstemezse Ne Olur?
Paydaşlardan birinin hissesini satmak istememesi, ortaklığın giderilmesi davası açılmasına engel değildir. Bu durumda mahkeme, tüm taraf beyanlarını ve taşınmazın özelliklerini değerlendirerek aynen taksim veya satış yöntemlerinden birini seçer. Satış kararı verilirse, istemeyen paydaş da satış sonrası payına düşen bedeli almakla yetinir; taşınmaz üzerindeki ortaklık hukuken sona ermiş olur.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Kaybedilir mi?
Bu davalar, klasik anlamda “kazanma-kaybetme” davasından çok, ortaklığın nasıl sona ereceğine ilişkin tespit ve karar davalarıdır. Ancak usule aykırılık, yetki-hukuki yarar yokluğu veya yanlış taraf gösterilmesi gibi nedenlerle davanın reddedilmesi mümkündür. Ayrıca talep edilen yöntem (örneğin aynen taksim) uygun görülmeyip satışa karar verilebilir; bu durumda talep edilen çözüm reddedilmiş, fakat ortaklık yine de farklı bir yolla giderilmiş olur.
İzale-i Şuyu Davasında Öncelik Kimin?
İzale-i şuyu davasında öncelik, taşınmazın niteliğine göre kanunun öngördüğü çözüm yoluna ve bilirkişi raporlarına verilir; belirli bir paydaşa “öncelik tanıyan” özel bir kural yoktur. Aynen taksim mümkünse bu yöntem, mümkün değilse satış yöntemi tercih edilir. Satış aşamasında ise paydaşların tamamı diğer alıcılarla aynı şartlarda ihaleye katılabilir; belirli bir paydaş lehine hukuki imtiyaz öngörülmez.
Ortaklığın Giderilmesi Arabuluculuk Ücretini Kim Öder?
Taşınmazın niteliğine ve uyuşmazlığın konusuna göre dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Arabuluculuk sürecinde ücret, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça kural olarak eşit şekilde paylaşılır. Taraflar kendi aralarında farklı bir oran üzerinde anlaşabilir; anlaşma sağlanmışsa, protokolde ücretin kimin tarafından ve hangi oranda karşılanacağı açıkça gösterilir.
İzale-i Şuyu Davası Hissemi Satmak İstemiyorum Ne Yapmalıyım?
Hissenizi satmak istemiyorsanız, öncelikle aynen taksimin mümkün olduğu yönünde teknik ve hukuki argümanlar ileri sürerek taşınmazın bölünebilirliğini savunabilirsiniz. Satış kaçınılmaz ise, ihaleye katılarak diğer paydaşların hisselerini veya taşınmazın tamamını satın alma yoluna gidebilirsiniz. Süreç boyunca hak kaybı yaşamamak için, yargılama ve olası satış aşamasında profesyonel hukuki destek almanız yararlı olacaktır.