URSA Avukatlık

İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti

İş kazası maluliyet oranı, kazanın çalışma gücünüzde bıraktığı kalıcı kaybı yüzde olarak gösteren tek sayıdır ve tazminat hesabına doğrudan giren, sonucu en çok etkileyen veridir.

İş KazasıAv. Halil İbrahim Uygur12 dk okumaEklenme: Güncellenme:
İş kazası maluliyet oranı tespiti kapak görseli: baret, sağlık kurulu raporu, SGK ve Adli Tıp belgeleri

İş kazası maluliyet oranı, kazanın çalışma gücünüzde bıraktığı kalıcı kaybı yüzde olarak gösteren tek sayıdır ve tazminat hesabına doğrudan giren, sonucu en çok etkileyen veridir. Aynı kazada bile bir puanlık fark, hesaplanacak tazminatı belirgin biçimde değiştirebilir; bu nedenle oranın nasıl belirlendiğini, nereden alındığını ve düşük çıktığında ne yapılabileceğini bilmek, dosyanızın seyrini doğrudan etkiler. Çoğu okuyucu bu sayfaya iki durumdan birinde gelir: ya elinde henüz bir maluliyet raporu yoktur ve süreci merak eder, ya da elindeki rapordaki oranı düşük bulmuş, ne yapabileceğini araştırır.

Bu sayfada oranın hangi kurumlar tarafından, hangi ölçütlere göre belirlendiğini, rapora nasıl itiraz edileceğini ve oranın zamanla artması hâlinde neler yapılabileceğini anlatıyoruz. Elinizdeki raporun size az gelmesi ya da henüz rapor almamış olmanız, aşağıdaki başlıkların hepsini okumanız için yeterli bir sebeptir. Sayfa boyunca rakam vermekten kaçınıyoruz; çünkü oranlar ve tazminat tutarları, kişiden kişiye, dosyadan dosyaya değişir.

Oranı Hangi Kurum Belirler?

İş kazası maluliyet oranının belirlenmesinde birden fazla kurum rol oynayabilir; hangisinin devreye gireceği dosyanızın aşamasına göre değişir. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan üç kurumu özetlemektedir. Hangi kurumun raporunun size ulaştığını bilmek, bir sonraki adımınızı doğru planlamanız açısından belirleyicidir.

Maluliyet oranını yetkili hastane sağlık kurulu, SGK sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumunun hangi aşamada belirlediğini gösteren şema
KurumHangi Dosyada
Hastane kuruluİlk rapor aşaması
SGK Sağlık KuruluGelir bağlama
Adli Tıp Kurumuİtiraz/dava süreci

Süreç genellikle yetkili bir hastanenin sağlık kurulundan alınan ilk raporla başlar. Bu rapor SGK'ya iletildiğinde, SGK kendi Sağlık Kurulu üzerinden bir değerlendirme yapar; itiraz edilirse dosya SGK Yüksek Sağlık Kurulu'na gider. SGK Yüksek Sağlık Kurulu'nun kararı yalnızca SGK'yı bağlar; işveren veya çalışan bu karara razı değilse, itiraz mercii Adli Tıp Kurumu'dur. Bu üç aşamalı yapı, karmaşık görünse de aslında bir güvenceyi ifade eder: tek bir kurulun kararı, sürecin sonunu belirlemez. Her aşamadaki değerlendirme, bir öncekinden bağımsız olarak, dosyanın tamamını yeniden ele alır; bu da hatalı bir ilk değerlendirmenin tek başına dosyanın kaderini belirlememesini sağlar.

Dava sürecine geçildiğinde ise mahkeme, tarafların elindeki raporları tek başına yeterli görmeyebilir. Bu durumda kendi belirlediği bir heyetten, genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya bir üniversitenin adli tıp anabilim dalından, yeni bir rapor ister. Mahkemenin istediği bu rapor, dosyadaki önceki tüm maluliyet raporlarını da inceleyerek, kaza tarihine uygun yönetmelik hükümlerine göre, ayrıntılı ve gerekçeli biçimde hazırlanır. Elinizdeki raporun hangi aşamada, hangi kurumdan geldiğini bilmek, sonraki adımı doğru planlamanızı sağlar; ilk raporunuzun nasıl alınacağını iş kazası raporu sayfamızda ayrıntılı anlattık.

Rapor İçin Ne Gerekir?

Maluliyet raporu talep ederken aşağıdaki belgelerin hazır olması süreci hızlandırır.

  • Sevk yazısı: işyeri hekiminden veya SGK'dan alınan, sizi ilgili sağlık kuruluna yönlendiren belgedir.
  • Tedavi kayıtları: kaza sonrası aldığınız tüm tedavilerin dökümüdür.
  • Epikriz: hastanede yatarak tedavi gördüyseniz, tedavi sürecini özetleyen rapordur.
  • İş kazası bildirimi: işverenin SGK'ya yaptığı bildirimin işleme alındığını gösterir.
  • Kimlik ve sigortalılık belgeleri: başvurunun kime ait olduğunu ve sigortalılık durumunu teyit eder.

Bu belgelerden biri eksikse, sağlık kurulu değerlendirmeyi tamamlanana kadar bekletebilir veya eksik veriyle yetersiz bir maluliyet raporu düzenleyebilir. Eksik bir dosyayla alınan rapor, sonradan itiraz konusu olabileceğinden, başvuru öncesinde belgelerin tam olduğundan emin olmak zaman kazandırır. İş kazası bildiriminin doğru yapılıp yapılmadığını iş kazası tutanağı sayfamızdan, sürecin resmî işleyişini ise SGK üzerinden teyit edebilirsiniz.

Oran Hangi Ölçütlere Göre Çıkar?

Maluliyet oranı, tek bir ölçüte değil, birden fazla unsurun birlikte değerlendirilmesine dayanır. Yaralanmanın türü, kalıcı bir iz bırakıp bırakmadığı, uzuv kaybı olup olmadığı, ilgili organ veya bölgenin fonksiyon kaybı düzeyi ve kişinin yaşı, bu unsurların başında gelir.

Bu unsurların hiçbiri tek başına oranı belirlemez; sağlık kurulu bu ölçütleri birlikte değerlendirerek nihai orana ulaşır. Bu nedenle aynı tür yaralanma, farklı kişilerde farklı bir oranla sonuçlanabilir; örneğin aynı el yaralanması, mesleği el becerisine dayanan biriyle dayanmayan biri için farklı fonksiyon kaybı anlamına gelebilir. Yaşın da bir ölçüt olması, genç bir çalışanın bakiye çalışma süresinin daha uzun olmasıyla ilgilidir; bu, oranın kendisini değil, oranın tazminata yansıma biçimini etkileyen ayrı bir hesap aşamasıdır.

Oranın doğru belirlenmesi, raporu düzenleyen heyetin doğru uzmanlık alanlarından oluşmasına da bağlıdır; örneğin kafa travmalı bir dosyada heyette nöroloji uzmanı bulunmaması, raporun eksik sayılmasına yol açabilir. Benzer biçimde, omurga yaralanmalarında ortopedi, iç organ yaralanmalarında ilgili dahili branş uzmanının heyette yer alması beklenir; heyetin eksik oluşturulması, sonradan itiraz için güçlü bir gerekçe oluşturabilir.

Kaza Tarihi Hangi Yönetmeliği Belirler?

Bu, sayfanın en kritik ve en çok atlanan noktasıdır: maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenleneceği, rapor tarihine değil, kaza tarihine göre belirlenir. Aynı yaralanma, farklı tarihlerde meydana gelmiş olsaydı farklı bir yönetmeliğe göre değerlendirilir ve farklı bir oran çıkabilirdi.

Yargıtay, hangi dönemde hangi yönetmeliğin uygulanacağını yakın tarihli bir kararında açıkça sıralamıştır. 11.10.2008 öncesi Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ile 01.09.2013 arası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanır. 01.09.2013 sonrası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ile 20.02.2019 arası ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik geçerlidir. 20.02.2019 tarihinden sonraki kazalarda ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanır.

Kaza tarihinizin hangi döneme denk geldiğini bilmek, elinizdeki raporun doğru mevzuata göre hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol etmenizi sağlar. Uygulamada, özellikle eski tarihli kazalarda, raporu hazırlayan kurulun kaza tarihindeki değil rapor tarihindeki yönetmeliği esas alması sık karşılaşılan bir hatadır; bu hata, raporun mahkemece hükme esas alınmasını engelleyebilir ve yeniden rapor alınmasını gerektirebilir.

Rapora İtiraz Edilebilir mi?

Evet, itiraz her aşamada mümkündür. SGK Sağlık Kurulu'nun belirlediği orana önce SGK Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde itiraz edilebilir; bu kararla da yetinilmezse sıradaki adım Adli Tıp Kurumu'dur.

Maluliyet raporuna itiraz hakkının önemi, SGK Yüksek Sağlık Kurulu kararının yalnızca SGK'yı bağlamasından gelir. Çalışan veya işveren bu karara razı olmak zorunda değildir; taraflardan biri kararı yetersiz veya hatalı bulursa, dosya Adli Tıp Kurumu'na yönlendirilebilir. Dava aşamasına geçilmişse mahkeme de, taraf raporlarını yeterli görmeyip resen yeni bir rapor isteyebilir. Bu üç kademeli yapı, tek bir kurulun hatalı veya eksik değerlendirmesinin son söz olmasını engeller; sistem, kasıtlı olarak birden fazla denetim aşaması içerir.

Bu ilke, Yargıtay içtihadında yerleşik biçimde kabul edilmektedir.

Yüksek Sağlık Kurulu'nca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu'nu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından, Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1976/6, K. 1976/4, T. 28.06.1976

İtiraz Süresi ve Yolu

İtiraz, size tebliğ edilen rapora karşı 30 gün içinde yapılmalıdır; bu süre tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Süreyi kaçırmak, o aşamadaki itiraz hakkını kaybetmenize yol açabilir; ancak bu, dava açma hakkınızı tamamen ortadan kaldırmaz. Tebligatın size doğru adreste ve usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da bazen tartışma konusu olabilir; adresinizin güncel olmaması nedeniyle tebligatı geç öğrendiyseniz, bu durumu da itiraz sürecinde belirtmeniz gerekir.

İtiraz etmenin size bir kaybettirme riski yoktur: mahkeme, dosyanızı incelediğinde oranı yalnızca sizin lehinize değiştirebilir, aleyhinize düşüremez. Bu nedenle elinizdeki oranı düşük bulduğunuzda itiraz etmek, en kötü ihtimalle mevcut oranın aynen kalmasıyla sonuçlanır; kaybedecek bir şeyiniz yoktur.

İtiraz dilekçesi, hangi noktaya neden itiraz edildiğini somut biçimde ortaya koymalı ve mümkünse yeni tıbbi belgelerle desteklenmelidir. Gerekçesiz veya belgesiz bir itiraz, kurul tarafından hızla ve genellikle olumsuz sonuçlanır. Örneğin raporda değerlendirilmeyen bir organ veya sistem varsa, ya da heyette ilgili uzmanlık dalı eksikse, bu eksiklik itiraz dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Genel ve soyut bir "oran düşük" ifadesi, tek başına güçlü bir itiraz oluşturmaz.

Oran Eşikleri Ne Anlama Gelir?

Maluliyet oranının belirli eşiklerin altında veya üstünde kalması, hem SGK hem tazminat hakkı bakımından farklı sonuçlar doğurur. Aşağıdaki tablo bu farkı özetlemektedir.

Oran AralığıSGK Bakımından
Düşük oranGelir bağlanmaz
Orta oranKısmi gelir
Yüksek oranTam gelir bağlanır

Belirli bir eşiğin altında kalan oranlarda SGK sürekli iş göremezlik geliri bağlamaz; bu, uygulamada en çok yanlış anlaşılan noktalardan biridir. Birçok kişi, SGK'dan gelir bağlanmadığını görünce tazminat hakkının da bulunmadığını düşünür. Oysa SGK'nın gelir bağlamaması, yalnızca SGK'nın kendi sorumluluk alanına ilişkindir; işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat hakkı, bu eşikten bağımsız olarak devam eder. Düşük oranlı bir maluliyette bile, işverenin kusuru varsa, hem maddi hem manevi tazminat talep edilebilir; SGK'nın geliri bağlamamış olması, bu talebi hiçbir şekilde engellemez.

Oranın tam olarak hangi aralıkta kaldığı, bilirkişi raporundaki en küçük bir farkla değişebilir. Bu nedenle raporunuzdaki oranı yalnızca "yüksek mi düşük mü" diye değil, hangi eşiğe ne kadar yakın olduğunu da göz önünde bulundurarak değerlendirmeniz faydalı olur. Eşiğe çok yakın bir oran, itiraz için özellikle değerlendirilmesi gereken bir durumdur; küçük bir düzeltme bile SGK'nın devreye girip girmeyeceğini değiştirebilir.

Oran Sonradan Artarsa

Maluliyet, ilk rapor tarihinden sonra da zamanla artabilir; bazı yaralanmaların gerçek boyutu, ancak yıllar içinde netleşir. Böyle bir durumda, artan kısım için ayrıca talepte bulunmak mümkündür.

Yargıtay, oranın sonradan artmasını yeni bir olgu olarak kabul etmekte ve bu fark için ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Mahkemece işin esasına girilerek fark maluliyet gözetilerek davacının istemi hakkında bir karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2005/11266, K. 2006/457, T. 30.01.2006

Bu hakkın kullanılabilmesi için süre, ilk rapor tarihinden değil, artışın tespit edildiği son rapor tarihinden işlemeye başlar. Ancak bu istisna sınırlıdır: yalnızca zararın gerçek boyutunun sonradan ortaya çıktığı hâller için geçerlidir; yeni bir rapor almanın geç yapılmış olması, tek başına bu istisnadan yararlanmak için yeterli değildir.

Bu ayrım pratikte önemlidir: sağlığınızda gerçek bir kötüleşme yaşanmadan, yalnızca yeni bir doktora gidip ikinci bir rapor almanız, ek talep hakkı doğurmaz. Mahkemeler bu iki durumu birbirinden ayırt etmek için, ilk ve sonraki raporlar arasındaki tıbbi gerekçeyi, yani neyin değiştiğini, ayrıntılı biçimde inceler. Maluliyetinizin gerçekten arttığını düşünüyorsanız, bu artışı gösteren güncel bir tıbbi belge almanız ilk adımdır.

Hangi Belgeler Gerekir?

İtiraz veya dava sürecinde dosyanıza eklenmesi gereken belgeler şunlardır.

  • Sevk yazısı: hangi kuruma yönlendirildiğinizi gösterir.
  • Epikriz: hastane tedavi sürecinin özetidir.
  • Ameliyat ve tedavi kayıtları: yapılan tüm tıbbi işlemlerin dökümüdür.
  • Önceki raporlar: daha önce alınmış tüm maluliyet raporlarının kopyalarıdır.
  • Kaza belgeleri: kaza tespit tutanağı ve iş kazası bildirimidir.

Önceki raporların tamamının dosyaya eklenmesi özellikle önemlidir; yeni rapor alacak kurul, önceki değerlendirmelerle tutarlılığı da göz önünde bulundurur. Eksik bir dosya, yeni raporun da eksik veya çelişkili çıkmasına yol açabilir. Birden fazla rapor arasında çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için genellikle daha üst bir kuruldan (örneğin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan) ek görüş istenir; bu da sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle elinizdeki tüm raporları, tarih sırasına göre düzenli biçimde saklamanız, hem kendi takibiniz hem de dosyanızı inceleyecek kurul için faydalı olur.

Oran Tazminatı Nasıl Değiştirir?

İş kazası maluliyet oranı, tazminat hesabına doğrudan bir çarpan olarak girer. Gelir, kusur oranı ve bakiye ömür gibi diğer verilerle birlikte kullanılan bu oran, sonucu doğrudan ve orantılı biçimde etkiler. Sürekli iş göremezlik geliriyle işverene karşı açılacak tazminat davası, ayrı ayrı hesaplanan ama aynı orana dayanan iki farklı süreçtir; SGK'nın kendi hesabı ile mahkemenin esas alacağı hesap birbirinden bağımsız ilerler.

Maluliyet oranının SGK geliri, işverene karşı maddi tazminat ve manevi tazminat üzerindeki etkisini gösteren şema

Bir puanlık fark bile, hesaplanan tazminatı belirgin biçimde değiştirebilir; bu nedenle iş kazası maluliyet oranının doğru tespit edilmesi, dosyanın en kritik aşamasıdır. Düşük çıkan bir oran, yalnızca "az" değil, hesabın tamamını orantılı biçimde küçültür. Bu nedenle, dosyanızda kullanılan oranın hangi tarihte, hangi yönetmeliğe göre ve hangi heyet tarafından belirlendiğini bilmeniz, yalnızca merak konusu değil, doğrudan mali bir sonuç doğuran bir kontrol noktasıdır.

Tazminatın gerçekte nasıl hesaplandığını, hangi verilerin devreye girdiğini görmek için iş kazası tazminat hesaplama sayfamızı inceleyebilirsiniz; bu sayfada rakam vermeden yöntemi anlatıyoruz, çünkü her dosyanın sonucu kendi verilerine göre değişir.

Süreçte Avukat Desteği

Büromuz dosyanızı değerlendirirken önce elinizdeki maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre, hangi kurumdan alındığını ve kaza tarihinizle uyumlu olup olmadığını kontrol eder. Bu kontrol, itiraz gerekçesinin sağlam bir zemine oturmasını sağlar; birçok dosyada, oranın kendisinden çok, raporun hangi mevzuata göre hazırlandığı asıl sorun çıkar.

İtiraz sürecinde hangi mercie, hangi gerekçeyle başvurulacağı somut olarak belirlenir; dava aşamasına geçilmişse mahkemeden yeniden rapor talep edilmesi de bu sürecin bir parçasıdır. Sürekli iş göremezlik oranınızın sonradan arttığını düşündüğünüz dosyalarda, bu artışın gerçek bir tıbbi kötüleşmeye mi yoksa yalnızca yeni bir değerlendirmeye mi dayandığı da ayrıca incelenir; bu ayrım, ek talebinizin kabul görüp görmeyeceğini doğrudan etkiler. Süreç hakkında daha fazla bilgi için iş kazası avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti Hakkında Sık Sorulan Sorular

Maluliyet oranı nedir?

Sağlık kurulunun, kazanın bedeninizde bıraktığı kalıcı etkiyi tıbbi ölçütlere göre değerlendirip yüzdeye dönüştürdüğü tespittir. Tazminat hesabındaki diğer tüm unsurlar (gelir, kusur, bakiye ömür) bu tek sayıyla çarpılarak sonuca ulaşır.

Hangi kurum belirler?

Süreç genellikle yetkili bir hastane sağlık kurulundan başlar; SGK aşamasında SGK Sağlık Kurulu, itiraz aşamasında ise Adli Tıp Kurumu devreye girer. Her aşamada düzenlenen belge, aslında bir maluliyet raporudur; hangi kurumdan geldiği raporun adını değil, geçerliliğini ve bağlayıcılığını etkiler.

Rapor ne kadar sürede çıkar?

Süre, sağlık kurulunun iş yüküne ve dosyanın tamamlığına göre değişir. Kesin bir gün sayısı vermek yerine, eksiksiz belgelerle başvurmanın süreci hızlandıran en önemli etken olduğunu belirtmek isteriz; eksik belgeyle yapılan başvurular genellikle bekleme listesinde daha uzun kalır.

Oran düşük çıkarsa ne yaparım?

Rapora itiraz edebilir, yeni bir kurul incelemesi talep edebilirsiniz. İtiraz sonuçsuz kalırsa, dava aşamasında mahkemeden yeniden rapor istenmesi mümkündür; bu süreçte hangi noktaya itiraz ettiğinizi somut biçimde ortaya koymanız önemlidir.

İtiraz süresi ne kadar?

Tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde itiraz edilmelidir. Bu süre kaçırılırsa o aşamadaki itiraz hakkı kaybedilebilir; ancak dava açma hakkı bu durumdan etkilenmez.

Belirli eşiğin altında ne olur?

SGK'nın sürekli iş göremezlik geliri bağlaması için aranan eşiğin altında kalan oranlarda SGK geliri bağlanmaz. Ancak bu, işverene karşı maddi ve manevi tazminat hakkınızı ortadan kaldırmaz; iki hak birbirinden bağımsız işler.

Oran sonradan artarsa ne olur?

Zararın gerçek boyutu sonradan ortaya çıktıysa, artan kısım için ayrıca talepte bulunulabilir. Süre, artışın tespit edildiği son rapor tarihinden işler; ancak bu, yalnızca gerçek bir tıbbi kötüleşme hâlinde geçerlidir.

Hangi yönetmelik uygulanır?

Uygulanacak yönetmelik, rapor tarihine değil kaza tarihinize göre belirlenir. Farklı dönemlerde farklı yönetmelikler yürürlükte olduğundan, kaza tarihinizin hangi döneme denk geldiğini bilmek önemlidir.

Oran tazminatı nasıl etkiler?

Oran, tazminat hesabına doğrudan çarpan olarak girer. Bir puanlık fark bile hesaplanan tutarı belirgin biçimde değiştirebilir.

Hangi belgeler gerekli?

Sevk yazısı, epikriz, ameliyat ve tedavi kayıtları, önceki raporlar ve kaza belgeleri gerekir. Her belge, dosyanızın farklı bir yönünü destekler.

İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti Özetle Nasıl Değerlendirilir

İş kazası maluliyet oranı, tazminatı doğrudan belirleyen tek sayıdır; hangi yönetmeliğe göre belirlendiği kaza tarihinize bağlıdır ve bu ayrımı atlamak yanlış bir maluliyet raporuna yol açabilir. Oran düşük çıkarsa itiraz yolu her zaman açıktır; SGK Yüksek Sağlık Kurulu kararı yalnızca SGK'yı bağlar, size bağlamaz. Sürekli iş göremezlik oranınız zamanla artarsa, bu artış için de ayrıca talepte bulunabilirsiniz; yeter ki bu artış gerçek bir tıbbi kötüleşmeye dayansın. Sürecin her aşamasında sürelerin işlediğini unutmadan, elinizdeki raporları ve belgeleri eksiksiz saklamanız faydalı olur.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler