URSA Avukatlık

İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti

İş Kazası12 dk okumaEklenme: Güncellenme:
İş kazası maluliyet oranı tespiti kapak görseli: baret, sağlık kurulu raporu, SGK ve Adli Tıp belgeleri

İş kazası maluliyet oranı, kazanın çalışma gücünüzde bıraktığı kalıcı kaybı yüzde olarak gösteren tek sayıdır ve tazminat hesabına doğrudan giren, sonucu en çok etkileyen veridir. Aynı kazada bile bir puanlık fark, hesaplanacak tazminatı belirgin biçimde değiştirebilir; bu nedenle oranın nasıl belirlendiğini, nereden alındığını ve düşük çıktığında ne yapılabileceğini bilmek, dosyanızın seyrini doğrudan etkiler. Oranı SGK, Kurum Sağlık Kurulunun değerlendirmesiyle belirler; bu karara itirazı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu inceler, Kurulun kararı ise yalnız SGK'yı bağlar ve uyuşmazlıkta mahkeme kural olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alır.

Oranı Hangi Kurum Belirler?

İş kazası maluliyet oranının belirlenmesinde birden fazla kurum rol oynayabilir; hangisinin devreye gireceği dosyanızın aşamasına göre değişir. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan üç kurumu özetlemektedir. Hangi kurumun raporunun size ulaştığını bilmek, bir sonraki adımınızı doğru planlamanız açısından belirleyicidir.

Maluliyet oranını yetkili hastane sağlık kurulu, SGK sağlık kurulu ve Adli Tıp Kurumunun hangi aşamada belirlediğini gösteren şema
KurumHangi Dosyada
Hastane kuruluİlk rapor aşaması
SGK Sağlık KuruluGelir bağlama
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık KuruluKurum kararına itiraz
Adli Tıp KurumuDava süreci (mahkemenin aldırdığı rapor)

Süreç genellikle yetkili bir hastanenin sağlık kurulundan alınan ilk raporla başlar. Bu rapor SGK'ya iletildiğinde, SGK kendi Sağlık Kurulu üzerinden bir değerlendirme yapar ve oranı karara bağlar; bu karara itiraz edilirse itirazı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karara bağlar (5510 sayılı Kanun m.95 ve m.58). Yüksek Sağlık Kurulunun kararı yalnızca SGK'yı bağlar; işveren veya çalışan bu karara razı değilse iş mahkemesinde dava açabilir ve dava aşamasında rapor kural olarak Adli Tıp Kurumundan alınır. Bu üç aşamalı yapı, karmaşık görünse de aslında bir güvenceyi ifade eder: tek bir kurulun kararı, sürecin sonunu belirlemez. Her aşamadaki değerlendirme, bir öncekinden bağımsız olarak, dosyanın tamamını yeniden ele alır; bu da hatalı bir ilk değerlendirmenin tek başına dosyanın kaderini belirlememesini sağlar.

Dava sürecine geçildiğinde ise mahkeme, tarafların elindeki raporları tek başına yeterli görmeyebilir. Bu durumda kendi belirlediği bir heyetten, genellikle Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya bir üniversitenin adli tıp anabilim dalından, yeni bir rapor ister. Mahkemenin istediği bu rapor, dosyadaki önceki tüm maluliyet raporlarını da inceleyerek, kaza tarihine uygun yönetmelik hükümlerine göre, ayrıntılı ve gerekçeli biçimde hazırlanır. Elinizdeki raporun hangi aşamada, hangi kurumdan geldiğini bilmek, sonraki adımı doğru planlamanızı sağlar; ilk raporunuzun nasıl alınacağını iş kazası raporu sayfamızda ayrıntılı anlattık.

Rapor İçin Ne Gerekir?

Maluliyet raporu talep ederken aşağıdaki belgelerin hazır olması süreci hızlandırır.

  • Sevk yazısı: işyeri hekiminden veya SGK'dan alınan, sizi ilgili sağlık kuruluna yönlendiren belgedir.
  • Tedavi kayıtları: kaza sonrası aldığınız tüm tedavilerin dökümüdür.
  • Epikriz: hastanede yatarak tedavi gördüyseniz, tedavi sürecini özetleyen rapordur.
  • İş kazası bildirimi: işverenin SGK'ya yaptığı bildirimin işleme alındığını gösterir.
  • Kimlik ve sigortalılık belgeleri: başvurunun kime ait olduğunu ve sigortalılık durumunu teyit eder.

Bu belgelerden biri eksikse, sağlık kurulu değerlendirmeyi tamamlanana kadar bekletebilir veya eksik veriyle yetersiz bir maluliyet raporu düzenleyebilir. Eksik bir dosyayla alınan rapor, sonradan itiraz konusu olabileceğinden, başvuru öncesinde belgelerin tam olduğundan emin olmak zaman kazandırır. İş kazası bildiriminin doğru yapılıp yapılmadığını iş kazası tutanağı sayfamızdan, sürecin resmî işleyişini ise SGK üzerinden teyit edebilirsiniz.

Oran Hangi Ölçütlere Göre Çıkar?

Maluliyet oranı, tek bir ölçüte değil, birden fazla unsurun birlikte değerlendirilmesine dayanır. Yaralanmanın türü, kalıcı bir iz bırakıp bırakmadığı, uzuv kaybı olup olmadığı, ilgili organ veya bölgenin fonksiyon kaybı düzeyi ve kişinin yaşı, bu unsurların başında gelir.

Bu unsurların hiçbiri tek başına oranı belirlemez; sağlık kurulu bu ölçütleri birlikte değerlendirerek nihai orana ulaşır. Bu nedenle aynı tür yaralanma, farklı kişilerde farklı bir oranla sonuçlanabilir; örneğin aynı el yaralanması, mesleği el becerisine dayanan biriyle dayanmayan biri için farklı fonksiyon kaybı anlamına gelebilir. Parmak kopmasında meslek grubunun orana etkisi parmak kopması tazminatı yazısında örneklerle gösteriliyor. Yaşın da bir ölçüt olması, genç bir çalışanın bakiye çalışma süresinin daha uzun olmasıyla ilgilidir; bu, oranın kendisini değil, oranın tazminata yansıma biçimini etkileyen ayrı bir hesap aşamasıdır. Kol, ayak ve parmak kırıklarında oranı etkileyen unsurlar iş kazasında kemik kırığı sayfasında ayrıca anlatılıyor. Parmak, el, kol, bacak veya gözün kaybında cetvellerden çıkan örnek oranlar iş kazasında uzuv kaybı sayfasında tablo hâlinde yer alıyor.

Oranın doğru belirlenmesi, raporu düzenleyen heyetin doğru uzmanlık alanlarından oluşmasına da bağlıdır; örneğin kafa travmalı bir dosyada heyette nöroloji uzmanı bulunmaması, raporun eksik sayılmasına yol açabilir. Benzer biçimde, omurga yaralanmalarında ortopedi, iç organ yaralanmalarında ilgili dahili branş uzmanının heyette yer alması beklenir; heyetin eksik oluşturulması, sonradan itiraz için güçlü bir gerekçe oluşturabilir.

Kaza Tarihi Hangi Yönetmeliği Belirler?

Bu, sayfanın en kritik ve en çok atlanan noktasıdır: maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre düzenleneceği, rapor tarihine değil, kaza tarihine göre belirlenir. Aynı yaralanma, farklı tarihlerde meydana gelmiş olsaydı farklı bir yönetmeliğe göre değerlendirilir ve farklı bir oran çıkabilirdi.

Yargıtay, hangi dönemde hangi yönetmeliğin uygulanacağını yakın tarihli bir kararında açıkça sıralamıştır. 11.10.2008 öncesi Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ile 01.09.2013 arası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanır. 01.09.2013 sonrasındaki kazalarda da iş kazası ve meslek hastalığında meslekte kazanma gücü kaybı oranı, 5510 sayılı Kanun m.19 uyarınca SGK tarafından çıkarılan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (A-E cetvelleri) güncel hâliyle esas alınarak belirlenir. Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (RG 28.09.2021) malullük aylığına; Özürlülük Ölçütü ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi yönetmelikleri engelli sağlık kurulu raporlarına ve trafik kazası maluliyetine ilişkindir, iş kazasındaki meslekte kazanma gücü kaybı oranının yerine geçmez.

Kaza tarihinizin hangi döneme denk geldiğini bilmek, elinizdeki raporun doğru mevzuata göre hazırlanıp hazırlanmadığını kontrol etmenizi sağlar. Uygulamada, özellikle eski tarihli kazalarda, raporu hazırlayan kurulun kaza tarihindeki değil rapor tarihindeki yönetmeliği esas alması sık karşılaşılan bir hatadır; bu hata, raporun mahkemece hükme esas alınmasını engelleyebilir ve yeniden rapor alınmasını gerektirebilir.

Rapora İtiraz Edilebilir mi?

Evet. SGK'nın belirlediği orana önce Kuruma itiraz edilir ve itirazı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karara bağlar; bu kararla da yetinilmezse iş mahkemesinde dava açılır ve mahkeme raporu kural olarak Adli Tıp Kurumundan alır. Oran belirlendikten sonra açılacak tazminat davasının dilekçesi için iş kazası tazminat dava dilekçesi örneği kullanılabilir.

Maluliyet raporuna itiraz hakkının önemi, SGK Yüksek Sağlık Kurulu kararının yalnızca SGK'yı bağlamasından gelir. Çalışan veya işveren bu karara razı olmak zorunda değildir; taraflardan biri kararı yetersiz veya hatalı bulursa iş mahkemesinde dava açabilir; mahkeme bu durumda incelemeyi kural olarak Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırır ve taraf raporlarını yeterli görmezse resen yeni bir rapor da isteyebilir. Bu üç kademeli yapı, tek bir kurulun hatalı veya eksik değerlendirmesinin son söz olmasını engeller; sistem, kasıtlı olarak birden fazla denetim aşaması içerir.

Bu ilke, Yargıtay içtihadında yerleşik biçimde kabul edilmektedir.

Yüksek Sağlık Kurulu'nca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu'nu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından, Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1976/6, K. 1976/4, T. 28.06.1976

İtiraz Süresi ve Yolu

Sürekli iş göremezlik oranına ilişkin Kurum kararına itiraz, SGK il müdürlüğüne veya sosyal güvenlik merkezine verilen yazılı dilekçeyle yapılır ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır (5510 sayılı Kanun m.95). Kanunda bu itiraz için ayrı bir süre öngörülmemiştir; yine de tebliğden sonra gecikmeden başvurulması ve tebliğ tarihinin belgelenmesi dosyanın takibini kolaylaştırır. Yüksek Sağlık Kurulu kararına katılmayan taraf iş mahkemesinde dava açabilir.

İtiraz üzerine yapılan yeni inceleme oranı yükseltebileceği gibi düşürebilir de: Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu veya mahkemenin aldırdığı Adli Tıp raporu önceki orandan bağımsız bir değerlendirme yapar. Bu nedenle itirazı, oranı düşük gösteren somut tıbbi gerekçe ve belgelerle desteklemek gerekir.

İtiraz dilekçesi, hangi noktaya neden itiraz edildiğini somut biçimde ortaya koymalı ve mümkünse yeni tıbbi belgelerle desteklenmelidir. Gerekçesiz veya belgesiz bir itiraz, kurul tarafından hızla ve genellikle olumsuz sonuçlanır. Örneğin raporda değerlendirilmeyen bir organ veya sistem varsa, ya da heyette ilgili uzmanlık dalı eksikse, bu eksiklik itiraz dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Genel ve soyut bir "oran düşük" ifadesi, tek başına güçlü bir itiraz oluşturmaz.

Maluliyet oranına itiraz sürecinin adımlarını gösteren akış şeması

Oran Eşikleri Ne Anlama Gelir?

Maluliyet oranının belirli eşiklerin altında veya üstünde kalması, hem SGK hem tazminat hakkı bakımından farklı sonuçlar doğurur. Aşağıdaki tablo bu farkı özetlemektedir.

Oran AralığıSGK Bakımından
Düşük oranGelir bağlanmaz
Orta oranKısmi gelir
Yüksek oranTam gelir bağlanır

Belirli bir eşiğin altında kalan oranlarda SGK sürekli iş göremezlik geliri bağlamaz; bu, uygulamada en çok yanlış anlaşılan noktalardan biridir. Birçok kişi, SGK'dan gelir bağlanmadığını görünce tazminat hakkının da bulunmadığını düşünür. Oysa SGK'nın gelir bağlamaması, yalnızca SGK'nın kendi sorumluluk alanına ilişkindir; işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat hakkı, bu eşikten bağımsız olarak devam eder. Düşük oranlı bir maluliyette bile, işverenin kusuru varsa, hem maddi hem manevi tazminat talep edilebilir; SGK'nın geliri bağlamamış olması, bu talebi hiçbir şekilde engellemez.

Oranın tam olarak hangi aralıkta kaldığı, bilirkişi raporundaki en küçük bir farkla değişebilir. Bu nedenle raporunuzdaki oranı yalnızca "yüksek mi düşük mü" diye değil, hangi eşiğe ne kadar yakın olduğunu da göz önünde bulundurarak değerlendirmeniz faydalı olur. Eşiğe çok yakın bir oran, itiraz için özellikle değerlendirilmesi gereken bir durumdur; küçük bir düzeltme bile SGK'nın devreye girip girmeyeceğini değiştirebilir.

Oran Sonradan Artarsa

Maluliyet, ilk rapor tarihinden sonra da zamanla artabilir; bazı yaralanmaların gerçek boyutu, ancak yıllar içinde netleşir. Böyle bir durumda, artan kısım için ayrıca talepte bulunmak mümkündür.

Yargıtay, oranın sonradan artmasını yeni bir olgu olarak kabul etmekte ve bu fark için ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Mahkemece işin esasına girilerek fark maluliyet gözetilerek davacının istemi hakkında bir karar verilmesi gerekir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2005/11266, K. 2006/457, T. 30.01.2006

Bu hakkın kullanılabilmesi için süre, ilk rapor tarihinden değil, artışın tespit edildiği son rapor tarihinden işlemeye başlar. Ancak bu istisna sınırlıdır: yalnızca zararın gerçek boyutunun sonradan ortaya çıktığı hâller için geçerlidir; yeni bir rapor almanın geç yapılmış olması, tek başına bu istisnadan yararlanmak için yeterli değildir.

Bu ayrım pratikte önemlidir: sağlığınızda gerçek bir kötüleşme yaşanmadan, yalnızca yeni bir doktora gidip ikinci bir rapor almanız, ek talep hakkı doğurmaz. Mahkemeler bu iki durumu birbirinden ayırt etmek için, ilk ve sonraki raporlar arasındaki tıbbi gerekçeyi, yani neyin değiştiğini, ayrıntılı biçimde inceler. Maluliyetinizin gerçekten arttığını düşünüyorsanız, bu artışı gösteren güncel bir tıbbi belge almanız ilk adımdır.

Hangi Belgeler Gerekir?

İtiraz veya dava sürecinde dosyanıza eklenmesi gereken belgeler şunlardır.

  • Sevk yazısı: hangi kuruma yönlendirildiğinizi gösterir.
  • Epikriz: hastane tedavi sürecinin özetidir.
  • Ameliyat ve tedavi kayıtları: yapılan tüm tıbbi işlemlerin dökümüdür.
  • Önceki raporlar: daha önce alınmış tüm maluliyet raporlarının kopyalarıdır.
  • Kaza belgeleri: kaza tespit tutanağı ve iş kazası bildirimidir.

Önceki raporların tamamının dosyaya eklenmesi özellikle önemlidir; yeni rapor alacak kurul, önceki değerlendirmelerle tutarlılığı da göz önünde bulundurur. Eksik bir dosya, yeni raporun da eksik veya çelişkili çıkmasına yol açabilir. Birden fazla rapor arasında çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için genellikle daha üst bir kuruldan (örneğin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan) ek görüş istenir; bu da sürecin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle elinizdeki tüm raporları, tarih sırasına göre düzenli biçimde saklamanız, hem kendi takibiniz hem de dosyanızı inceleyecek kurul için faydalı olur.

Oran Tazminatı Nasıl Değiştirir?

İş kazası maluliyet oranı, tazminat hesabına doğrudan bir çarpan olarak girer. Gelir, kusur oranı ve bakiye ömür gibi diğer verilerle birlikte kullanılan bu oran, sonucu doğrudan ve orantılı biçimde etkiler. Sürekli iş göremezlik geliriyle işverene karşı açılacak tazminat davası, ayrı ayrı hesaplanan ama aynı orana dayanan iki farklı süreçtir; SGK'nın kendi hesabı ile mahkemenin esas alacağı hesap birbirinden bağımsız ilerler.

Maluliyet oranının SGK geliri, işverene karşı maddi tazminat ve manevi tazminat üzerindeki etkisini gösteren şema

Bir puanlık fark bile, hesaplanan tazminatı belirgin biçimde değiştirebilir; bu nedenle iş kazası maluliyet oranının doğru tespit edilmesi, dosyanın en kritik aşamasıdır. Düşük çıkan bir oran, yalnızca "az" değil, hesabın tamamını orantılı biçimde küçültür. Bu nedenle, dosyanızda kullanılan oranın hangi tarihte, hangi yönetmeliğe göre ve hangi heyet tarafından belirlendiğini bilmeniz, yalnızca merak konusu değil, doğrudan mali bir sonuç doğuran bir kontrol noktasıdır.

Tazminatın gerçekte nasıl hesaplandığını, hangi verilerin devreye girdiğini görmek için iş kazası tazminat hesaplama sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İtiraz Gerekçesi Hazırlanırken Nelere Bakılır?

İtirazdan önce maluliyet raporunun hangi yönetmeliğe göre ve hangi kurumdan alındığı, kaza tarihiyle uyumlu olup olmadığı kontrol edilmelidir; birçok dosyada sorun, oranın kendisinden çok raporun dayandığı mevzuattadır. İş kazasında oran Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre belirlenir; trafik kazalarında kullanılan engellilik yönetmeliği iş kazası oranında kullanılmaz.

Dava aşamasında mahkemeden yeniden rapor alınması istenebilir. Oranın sonradan arttığı düşünülüyorsa, artışın gerçek bir tıbbi kötüleşmeye mi yoksa yalnız yeni bir değerlendirmeye mi dayandığı ayrıca incelenir; bu ayrım ek talebin kabul görüp görmeyeceğini doğrudan etkiler.

İş Kazası Maluliyet Oranı Tespiti Hakkında Sık Sorulan Sorular

Maluliyet oranı nedir?

Sağlık kurulunun, kazanın bedeninizde bıraktığı kalıcı etkiyi tıbbi ölçütlere göre değerlendirip yüzdeye dönüştürdüğü tespittir. Tazminat hesabındaki diğer tüm unsurlar (gelir, kusur, bakiye ömür) bu tek sayıyla çarpılarak sonuca ulaşır.

Hangi kurum belirler?

Süreç genellikle yetkili bir hastane sağlık kurulundan başlar; SGK aşamasında Kurum Sağlık Kurulu, Kurum kararına itirazda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu, dava aşamasında ise kural olarak Adli Tıp Kurumu devreye girer. Her aşamada düzenlenen belge, aslında bir maluliyet raporudur; hangi kurumdan geldiği raporun adını değil, geçerliliğini ve bağlayıcılığını etkiler.

Rapor ne kadar sürede çıkar?

Süre, sağlık kurulunun iş yüküne ve dosyanın tamamlığına göre değişir. Kesin bir gün sayısı vermek yerine, eksiksiz belgelerle başvurmanın süreci hızlandıran en önemli etken olduğunu belirtmek isteriz; eksik belgeyle yapılan başvurular genellikle bekleme listesinde daha uzun kalır.

Oran düşük çıkarsa ne yaparım?

Rapora itiraz edebilir, yeni bir kurul incelemesi talep edebilirsiniz. İtiraz sonuçsuz kalırsa, dava aşamasında mahkemeden yeniden rapor istenmesi mümkündür; bu süreçte hangi noktaya itiraz ettiğinizi somut biçimde ortaya koymanız önemlidir.

İtiraz süresi ne kadar?

Kanunda Kurum kararına itiraz için ayrı bir süre öngörülmemiştir; yine de tebliğden sonra gecikmeden itiraz edilmesi önerilir. Yüksek Sağlık Kurulu kararına katılmayan taraf iş mahkemesinde dava açabilir.

Belirli eşiğin altında ne olur?

SGK'nın sürekli iş göremezlik geliri bağlaması için aranan eşiğin altında kalan oranlarda SGK geliri bağlanmaz. Ancak bu, işverene karşı maddi ve manevi tazminat hakkınızı ortadan kaldırmaz; iki hak birbirinden bağımsız işler.

Oran sonradan artarsa ne olur?

Zararın gerçek boyutu sonradan ortaya çıktıysa, artan kısım için ayrıca talepte bulunulabilir. Süre, artışın tespit edildiği son rapor tarihinden işler; ancak bu, yalnızca gerçek bir tıbbi kötüleşme hâlinde geçerlidir.

Hangi yönetmelik uygulanır?

Uygulanacak yönetmelik, rapor tarihine değil kaza tarihinize göre belirlenir. Farklı dönemlerde farklı yönetmelikler yürürlükte olduğundan, kaza tarihinizin hangi döneme denk geldiğini bilmek önemlidir.

Oran tazminatı nasıl etkiler?

Oran, tazminat hesabına doğrudan çarpan olarak girer. Bir puanlık fark bile hesaplanan tutarı belirgin biçimde değiştirebilir.

Hangi belgeler gerekli?

Sevk yazısı, epikriz, ameliyat ve tedavi kayıtları, önceki raporlar ve kaza belgeleri gerekir. Her belge, dosyanızın farklı bir yönünü destekler.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler