
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümlü bir trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiilde hayatını kaybeden kişinin geçimine fiilen katkıda bulunduğu eş, çocuk, anne-baba ve bakılan diğer yakınlara ödenen maddi tazminattır (TBK m.53/3). Hak mirasçılığa değil fiilî destek ilişkisine bağlıdır; mirası reddeden yakın da, birlikte yaşadığını ispatlayan nikâhsız eş de bu tazminatı isteyebilir. Tutarı ölenin net geliri, hak sahiplerinin payı, bakiye ömür ve kusur oranıyla aktüerya bilirkişisi hesaplar; trafik kazasında talep önce zorunlu trafik sigortasına yöneltilir ve 2026'daki kazalarda ölüm teminatı kişi başı 3.600.000 TL'dir.
Tazminat, ölenin mirasından ayrı bir alacaktır; isteyen kişinin kendi zararına dayanır, ölenin malvarlığına değil. Bu yüzden mirasçı olmak bu tazminat için ne şarttır ne de tek başına yeterlidir; belirleyici olan, destek gören ile ölen arasındaki fiilî ilişkidir. Eş, çocuk ve anne-baba için bu ilişki karine olarak kabul edilir; diğer yakınlar ise tanık, banka kaydı ve ortak ikamet gibi delillerle ispat eder.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Kanuni Dayanağı ve Şartları
Bu tazminatın dayanağı, Türk Borçlar Kanunu'nun ölüm hâlinde uğranılan zararları düzenleyen 53. maddesidir; bu hükme göre ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı kayıp, tazminat kalemlerinden biri olarak açıkça sayılmıştır. Aynı hüküm, cenaze giderleri ile ölüm hemen gerçekleşmediyse tedavi giderlerini de ayrı kalemler olarak düzenler. Ölümlü bir trafik kazasında bu genel hükme ek olarak, Karayolları Trafik Kanunu'nun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri de devreye girer ve sorumluluğu sürücüyle birlikte işletene ve zorunlu trafik sigortasına yayar.
Talep, haksız fiile dayanır; yani ölüme yol açan olayda bir kusur ve hukuka aykırılık bulunması gerekir. Bu, tazminatın sözleşmesel bir ilişkiden değil, kanundan doğrudan doğduğu anlamına gelir; destek gören ile sorumlu arasında önceden herhangi bir anlaşma bulunması aranmaz. Sorumlunun kusurunun derecesi, tazminat hakkının doğup doğmayacağını değil, yalnızca tutarını etkiler; en hafif kusur dahi talep hakkı için yeterlidir. Kanuni dayanağın tam metnine Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Alabilir?
Kanun, destek görebilecek kişilerin sabit bir listesini vermez; belirleyici olan fiilî destek ilişkisidir. Eş, çocuklar, anne-baba ve koşullara göre kardeş veya fiilen bakılan yakınlar bu tazminatı talep edebilir. Bazı ilişkilerde destek karine olarak kabul edilir; eşin eşe, anne-babanın çocuğa, çocuğun anne-babaya destek olduğu, aksi ispatlanmadıkça kabul edilir. Bu karine, mahkemenin ayrı bir ispat aramadan destek ilişkisini varsaymasını sağlar ve özellikle ölümlü trafik kazası dosyalarında sık başvurulan bir kolaylıktır.

Karine bulunmayan ilişkilerde, örneğin kardeşler veya fiilen bakılan uzak akrabalarda, bu ilişkinin somut biçimde ortaya konması gerekir. Bu ispat yükü, talebi hiçbir şekilde imkânsız kılmaz; yalnızca dosyaya ek belge ve tanık beyanı eklenmesini gerektirir. Örneğin bir kardeşin diğerine düzenli olarak maddi katkıda bulunduğu, banka kayıtlarıyla veya tanık beyanlarıyla gösterilebiliyorsa, bu kardeş de destek göreni sayılabilir; kanunda kardeşler arası bir bakım yükümlülüğü bulunmaması bu sonucu değiştirmez.
Nişanlılar, evlatlıklar ve fiilen bakılan çocuklar da benzer bir değerlendirmeye tabidir. Nişanlı bir çiftte, evlilik hazırlığının somut aşamada olduğunun ve karşılıklı bir destek beklentisinin bulunduğunun gösterilmesi aranır. Evlatlıkta ise evlat edinme ilişkisinin resmî olarak tescilli olması, destek karinesini kolaylaştırır; resmî olmayan fiilî evlatlık ilişkilerinde ise yine somut delil aranır.
Boşanmış eşler de bazı hâllerde bu tazminatı talep edebilir; belirleyici olan boşanmadan sonra da fiilen birlikte yaşamaya ve destek ilişkisine devam edilip edilmediğidir. Bu bir karine değildir, ispat davacıya aittir. Nafaka alacaklısı eski eşin durumu ise uygulamada tartışmalıdır. Bazı görüşler nafakanın kanuni bir yükümlülük olduğunu, bu kurumdan farklı olduğunu savunurken, diğer görüş nafakanın da bir tür sosyal destek işlevi gördüğünü ve bu nedenle talebin mümkün olması gerektiğini ileri sürmektedir.
Yargıtay, bu tazminatın mirasçılık kavramından bağımsız olduğunu yerleşik biçimde vurgulamaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı nitelik itibariyle bağımsız bir hak olup ölen kimse ile davacılar arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmediğinden, mirasın reddedilmiş olması, destekten yoksun kalma davasının açılmasına engel değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/2928, K. 2019/2868, T. 15.05.2019
Mirasçı Olmak Şart mı?
Hayır. Mirasçı olmayan bir kişi destek göreni olabilir; örneğin resmî nikâhı bulunmayan bir eş veya fiilen bakılan bir yakın, mirasçı sıfatı taşımadığı hâlde bu tazminatı isteyebilir. Tersi de mümkündür: mirasçı olan bir kişi, ölenden fiilen destek görmüyorsa bu tazminatı talep edemez. Bu iki yön birlikte değerlendirildiğinde, mirasçılık ile destek göreni olma arasında hiçbir otomatik bağlantı bulunmadığı görülür.
Miras payı ile tazminat tutarı arasında da bir bağlantı yoktur; tazminat talep eden kişinin ayrıca miras payı alması, tazminatından bir indirim yapılmasını gerektirmez. Mirası reddeden bir kişi de, destek ilişkisi devam ettiği sürece bu hakkını kaybetmez; miras ve bu tazminat, birbirinden bağımsız iki farklı hukuki kurumdur. Bu, uygulamada en sık yanılgıya düşülen noktalardan biridir.
Yukarıda anlatılanları toparlarsak, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek başlıca kişiler şunlardır.
- Eş: resmî nikâhlı eşte destek karine olarak kabul edilir, nikâhsız eşte ispat gerekir.
- Çocuk: öz veya evlatlık ayrımı yapılmaksızın destek görür; yüksek öğrenim görmeyen erkek çocuk 18, kız çocuk 22, yüksek öğrenim gören çocuk 25 yaşını dolduruncaya kadar destek alır sayılır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/22540, K. 2022/14821, T. 16.11.2022).
- Anne-baba: çocuklarından fiilen veya ileride destek görecekleri karine olarak kabul edilir.
- Kardeş: aralarında fiilî ve düzenli bir destek ilişkisi bulunması hâlinde talep edebilir.
- Nişanlı: evlilik hazırlığının somut aşamada olduğunun ispatlanması gerekir.
- Boşanmış eş: ayrılıktan sonra fiilen birlikte yaşamaya devam edilmişse talep edebilir.
- Fiilen bakılan diğer yakınlar: mirasçılık veya akrabalık aranmaksızın, somut destek ilişkisinin ispatı yeterlidir.
Fiilî Destek ve Farazi Destek Nedir?
Fiilî destek, ölümden önce gerçekten ve düzenli olarak sağlanan yardımdır; örneğin evin geçimini üstlenen eşin ya da kira ve faturaları ödeyen çocuğun katkısı. Farazi (varsayımsal) destek ise ölüm anında henüz başlamamış, ancak hayatın olağan akışına göre yakın gelecekte başlayacak olan yardımdır. En tipik örneği, henüz çalışmayan bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olacağının kabul edilmesidir.
Yargıtay, destek kavramının hısımlığa veya nafaka hükümlerine değil, eylemli bir duruma dayandığını; yardımı fiilen sağlayan ve ölüm olmasaydı yakın gelecekte de sağlayacak olan kişinin destek sayılacağını belirtmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9754, K. 2025/5985, T. 16.04.2025). Farazi destekte ispat yükü daha hafiftir; mahkeme, çocuğun yaşı, öğrenim durumu ve ailenin sosyal-ekonomik koşullarına bakarak bu ihtimali değerlendirir.
Trafik Kazası ve İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hangi Durumlarda Alınır?
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümle sonuçlanan her türlü haksız fiilde gündeme gelebilir; en sık karşılaşılan örnek ölümlü trafik kazasıdır, ancak kapsam bununla sınırlı değildir. Hangi olay türünde olursa olsun, aranan temel şart aynıdır: bir haksız fiil, bu fiille ölüm arasında illiyet bağı ve bir sorumlunun bulunmasıdır. En sık karşılaşılan hâller aşağıda sıralanmıştır.
- Ölümle sonuçlanan trafik kazaları; sorumluluk sürücüye, işletene ve zorunlu trafik sigortasına yönelir, en sık karşılaşılan dosya türüdür.
- Ölümle sonuçlanan iş kazaları; sorumluluk işverene ve varsa üçüncü kişilere yönelir, SGK süreci ayrıca işler.
- Meslek hastalığı sonucu ölüm; sorumluluk benzer biçimde işverene yönelir, ancak illiyet bağının tespiti daha uzun sürebilir.
- Hatalı tıbbi müdahale sonucu ölüm; sorumluluk hekime, sağlık kuruluşuna veya ilgili mesleki sorumluluk sigortasına yönelir.
- Diğer haksız fiiller sonucu meydana gelen ölümler; örneğin saldırı veya ürün kaynaklı kazalar da bu kapsama girebilir.
Trafik kazasında motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne yol açması yeterlidir; işleten bu zarardan kusuru olmasa da sorumludur. İşleten ancak kendisinin ve sorumlu olduğu kişilerin kusuru bulunmadığını, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da ölenin veya üçüncü bir kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispatlarsa sorumluluktan kurtulur (KTK m.85, m.86). Ölen yaya, yolcu veya karşı aracın sürücüsü olabilir; ölenin kısmi kusuru talebi ortadan kaldırmaz, yalnız tutarı azaltır. Tek taraflı kazada ölen tam kusurlu sürücünün yakınlarının aracın kendi trafik sigortacısından destek tazminatı isteyip isteyemeyeceği kaza ve poliçe tarihine göre değişir: 01.06.2015'te yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarından önceki poliçelerde Yargıtay bu talebi kabul etmiş (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/32, K. 2020/420), sonraki poliçelerde ise reddetmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/86, K. 2021/516); 9.6.2021 tarihli 7327 sayılı Kanunla eklenen KTK m.92/j de destek şahsının kusuruna denk gelen talepleri zorunlu sigortanın kapsamı dışına alır.
Her olay türünde sorumlunun kim olduğu ve hangi sigortanın devreye girdiği farklılaşır; bu nedenle dosyanızın hangi kategoriye girdiğini netleştirmek, doğru muhataba başvurmanızı sağlar. Örneğin ölümlü trafik kazası dosyalarında ilk başvuru mercii genellikle zorunlu trafik sigortası olurken, iş kazası dosyalarında süreç SGK incelemesiyle başlar; bu fark, hangi belgelerin öncelikle toplanması gerektiğini de belirler.
Fiilî Destek Nasıl İspatlanır?
Resmî nikâhı bulunmayan birlikteliklerde, evlatlıkta veya fiilen bakılan yakınlarda destek ilişkisinin ayrıca ispatlanması gerekir. Bu ispat, karı-koca gibi birlikte yaşamanın, düzenli maddi katkının veya bakım ilişkisinin süreklilik taşıdığını göstermeye yöneliktir; tek seferlik veya arızi bir yardım bu kapsamda değerlendirilmez.

Kullanılabilecek deliller arasında tanık beyanları, ortak ikamet belgeleri, düzenli para transferlerini gösteren banka kayıtları ve nüfus kayıtları sayılabilir. Tek bir delil genellikle yeterli görülmez; mahkeme bu delilleri birlikte değerlendirir. Örneğin yalnızca aynı adreste kayıtlı olmak, düzenli maddi katkı olmadan tek başına yeterli sayılmayabilir; buna karşılık düzenli banka transferleriyle desteklenen bir ortak yaşam, güçlü bir delil bütünü oluşturur.
Bu ispat, davanın en hassas aşamalarından biridir; çünkü mahkeme, kişisel ve mahrem bir ilişkinin varlığını üçüncü kişilerin beyanlarına ve belgelere bakarak değerlendirmek durumundadır. Bu nedenle dava öncesinde elinizdeki delilleri düzenli biçimde bir araya getirmeniz, sürecin ilerleyişini kolaylaştırır.
Yargıtay, resmî nikâh bulunmayan birlikteliklerde destek ilişkisinin tanınabileceğini yerleşik biçimde kabul etmektedir.
Medeni Yasa uyarınca, evlilik bağı kurulmasa bile, karı koca diye birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kadınlar için bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları ile kabul edilmiş bir olgu olduğu gibi, Dairemizin uygulamaları da bu yöndedir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/17542, K. 2015/6892, T. 01.04.2015
Resmî Nikâhsız Eş Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alabilir mi?
Evet. Nikâhsız eş yasal mirasçı değildir, ancak TBK m.53/3 desteği mirasçılığa bağlamadığı için talep hakkı vardır. Yargıtay, destek ilişkisi için resmî evlilik şartı bulunmadığını; tarafların eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamalarının, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğunu açıkça kabul etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9754, K. 2025/5985, T. 16.04.2025).
Aynı kararda Yargıtay, birlikte yaşamayı gösteren delil bulunmadan verilen kararı bozmuş ve mahkemenin şunları araştırmasını istemiştir: zabıta araştırması, ceza dosyasında davacının nikâhsız eş sıfatıyla müşteki olup olmadığı, varsa boşanma dosyası ve nafaka durumu, muhtarlık kayıtları, elektrik, su ve telefon abonelik kayıtları ile seçim kurulu kayıtları. Ortak çocuk bulunması da güçlü bir göstergedir. Bu nedenle nikâhsız eşin talebinde bu kayıtların dava başında toplanması, sürecin uzamasını önler.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Pay Oranları
Birden fazla hak sahibi olduğunda paylar eşit değildir: eşe, çocuklara ve anne-babaya ölenin gelirinden farklı oranlarda pay ayrılır ve bu oranlar hane küçüldükçe değişir.
Ölenin geliri, tek başına ona ait değildir; hayatta kalsaydı bu gelirin bir kısmını kendisi için, bir kısmını destek gördüğü kişiler için harcayacağı kabul edilir. Destek payı, bu varsayımsal paylaşımın her hak sahibi için ayrı ayrı belirlenmesidir. Aynı ölüm olayında birden fazla destek göreni varsa, her birinin payı bağımsız olarak hesaplanır; bir hak sahibinin payının yüksek çıkması, diğerlerinin payını otomatik olarak düşürmez.
Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, bu paylaşımı "pay esası" adı verilen bir yönteme dayandırır: ölenin geliri hane halkı arasında paylaşılır ve hane büyüdükçe her kişiye düşen pay küçülür, hane küçüldükçe pay büyür. Bu ilke, aşağıdaki kararda özetlenmiştir.
Desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6005, K. 2025/9752, T. 19.06.2025
Uygulamada yerleşik olan pay dağılımı, aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Bu, hane büyüklüğüne göre değişen standart bir başlangıç formülüdür; somut dosyada mahkeme bunu yaş, eğitim ve ihtiyaç gibi unsurlarla ayrıca inceler.
| Hak Sahibi | Payı |
|---|---|
| Destek (ölen) | 2 pay |
| Eş | 2 pay |
| Her çocuk | 1 pay |
| Anne-baba (her biri) | 1 pay |
Tablodaki paylar toplanıp gelir bu toplam pay sayısına bölünerek bir pay biriminin değeri bulunur; her hak sahibinin alacağı tutar, kendi pay sayısıyla çarpılarak belirlenir. Örneğin eşi, iki çocuğu ve anne-babası hayatta olan bir desteğin geliri; destek 2, eş 2, çocuklar 1'er, anne-baba 1'er pay olmak üzere toplam 8 pay üzerinden bölüştürülür.
Bu dağılım sabit bir sonuç vermez; her dosyada hak sahibi sayısına, yaşlarına ve destek ilişkisinin yoğunluğuna göre ayrıca değerlendirilir. Küçük yaşta bir çocuğun payı, eğitimini tamamlamış bir çocuğunkinden farklı yorumlanabilir; eşin yeniden evlenme olasılığı da payını etkileyen unsurlardan biridir. Eşin desteği, yeniden evlendiği tarih itibarıyla sona erer; yani hesap, o tarihe kadarki dönem için yapılır. Anne-baba için ise, ölenin dışında başka destek görenlerin bulunup bulunmadığı, payın büyüklüğünü doğrudan etkiler.
Destekten yoksun kalma tazminatı hesabında bu yöntemin bir sonucu daha vardır: davada talepte bulunmayan bir hak sahibi olsa dahi, varsayımsal paylaştırmada onun payı ayrılır; talepte bulunmayan kişinin payı, davacı olan diğer hak sahiplerine otomatik olarak eklenmez. Bu, birden fazla hak sahibinin bulunduğu ama yalnızca bir kısmının dava açtığı dosyalarda özellikle önemlidir.
Çocuğunu Kaybeden Anne Babanın Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Çocuğunu bir kazada kaybeden anne ve baba, çocuk henüz çalışmıyor olsa bile destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir; çocukların anne-babaya ileride destek olacağı hayatın olağan akışına uygun kabul edilir. Hesapta Yargıtay'ın yerleşik pay uygulaması şöyledir: bekâr ölen desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine, yarısını anne-babasına ayıracağı varsayılır ve anne ile babanın her birine %25 pay verilir. Desteğin ileride evleneceği kabul edildiğinde pay %16'ya, bir çocuğu olduğunda %14'e, ikinci çocukla %12,5'e iner. Anne-babadan biri yaşam tablosuna göre destekten çıktığında, onun payı diğerine eklenir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6601, K. 2022/10395, T. 15.09.2022).
Anne-babanın bu tazminatı isteyebilmesi için SGK'dan ölüm geliri bağlanmış olması gerekmez; çocukların anne-babaya destek olduğu karine olarak kabul edilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.06.2018). Ölen çocuk küçük yaştaysa, kazanç elde etmeye başlayacağı yaşa kadar anne-babanın yapacağı bakım ve yetiştirme giderleri tazminattan düşülür; askerlik süresince de destek verilemeyeceği hesaba katılır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/6069, K. 2018/357, T. 24.01.2018). Bebeğin doğumdan önce kaybedildiği kazalar trafik kazasında bebek kaybı yazısında ayrıca anlatılıyor. Payların dönemlere göre nasıl değiştiği anne babanın destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama başlığında yer alıyor.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Tazminat, ölenin aylık net gelirinin bakiye ömrü boyunca hak sahipleri arasında pay yöntemiyle paylaştırılmasıyla bulunur. Bakiye ömür TRH-2010 yaşam tablosundan belirlenir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3323, K. 2024/5474, T. 30.05.2024); 60 yaşa kadar olan aktif dönem ölenin kendi geliriyle, sonrası asgari ücretle hesaplanır. Gelir belgelenemiyorsa asgari ücret kullanılır; ancak esnaf veya serbest çalışan ölenlerde gelirin meslek odası, SGK kaydı ve sosyal-ekonomik durum araştırmasıyla tespiti gerekir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2882, K. 2026/1264, T. 09.02.2026). Çıkan tutardan ölenin kusuru oranında indirim yapılır, SGK'nın rücuya tabi ödemeleri düşülür. Hesabı mahkemenin atadığı aktüerya bilirkişisi yapar; taraflar rapora itiraz edebilir. Raporun hangi yönlerine itiraz edilebileceği aktüerya raporuna itiraz yazısında anlatılıyor.
Sitedeki hesaplama aracının Ekim 2026 sonucuna göre 35 yaşında, net asgari ücretle çalışan ve kazada kusuru olmayan bir erkeğin ölümünde 33 yaşındaki eşi ile 8 ve 5 yaşındaki iki çocuğu için toplam tutar 7.345.112 TL'dir. Farklı yaş, gelir ve kusur oranlarıyla örnek tablolar, çocukların hangi yaşa kadar hesaba girdiği ve eşin evlenme ihtimali indirimi destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama sayfasında yer alıyor; kendi verilerinizle ön hesap da orada yapılabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Müterafik Kusur ve Hatır Taşıması İndirimi
Ölenin kazada kendi kusurunun bulunması, destek görenlerin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca hesaplanan tutarı etkiler. Bu ayrım, teknik olarak önemlidir: destek görenler kendi zararlarını talep etmektedir, ölenin zararını değil. Kusur oranının nasıl belirlendiğini merak ediyorsanız, bu değerlendirme müterafik kusur sayfamızda ayrıntılı anlatılmaktadır.
Ölenin kendi aracının trafik sigortacısına karşı açılan davada sonuç kaza ve poliçe tarihine göre değişir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2011'de olan ve işleten-sürücünün tam kusuruyla öldüğü bir kazada destek görenlerin talebinin bu nedenle ortadan kalkmadığına karar vermiştir.
Aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/32, K. 2020/420, T. 16.06.2020
01.06.2015'te yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartları ise destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerini teminat dışında bıraktı. Hukuk Genel Kurulu, Anayasa Mahkemesi'nin teminat dışı hâllerin genel şartlarla belirlenmesine imkân veren KTK m.92/i hükmünü iptal etmesinden (E. 2019/40, K. 2020/40, T. 17.07.2020) sonra verdiği kararda, bu genel şartların uygulandığı 2016 tarihli bir kazada tam kusurlu sürücünün yakınlarının sigortacıdan destek tazminatı isteyemeyeceğine karar verdi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/86, K. 2021/516, T. 20.04.2021). 9.6.2021 tarihli 7327 sayılı Kanunla KTK m.92'ye eklenen (j) bendi de destek şahsının kusuruna denk gelen talepleri kanunla zorunlu sigortanın kapsamı dışına aldı. Bu nedenle bugün olan bir kazada ölenin kendi aracının trafik sigortası, ölenin kusuruna denk gelen destek tazminatını ödemez; tam kusurda bu sigortadan ödeme çıkmaz. Karşı aracın sürücüsüne, işletenine veya sigortacısına yöneltilen taleplerde ise ölenin kusuru tazminattan indirim sebebidir (TBK m.52); yani kusur hakkı bitirmez, yalnızca sonuca yansır. Bu indirim her destek gören için ayrı ayrı değil, hesabın genelinde uygulanır; birden fazla hak sahibi olsa dahi kusur indirimi tek bir oran üzerinden hesaba yansır.
Kazada bir hatır taşıması durumu varsa, yani ölen kişi kazaya karışan araçta karşılıksız olarak taşınıyorsa, bu durum da ayrı bir indirim sebebi olarak değerlendirilebilir. Hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi farklı gerekçelere dayanır ve aynı dosyada birlikte gündeme gelebilir; hangisinin uygulanacağı, kazanın somut koşullarına göre belirlenir. Bu iki indirim türünün birbirine karıştırılmaması, doğru bir hesap için önemlidir.
Hangi Belgeler Gerekir?
Talebinizi hazırlarken aşağıdaki belgelerin bir araya getirilmesi süreci hızlandırır; belgelerin bir kısmı nüfus müdürlüğünden, bir kısmı ise olayla ilgili resmî makamlardan temin edilir. Bu belgelerin bir bölümünü toplamak, yas sürecinin ilk günlerinde zor gelebilir; bu nedenle acele etmeden, kendi hızınızda ilerlemeniz ve gerekirse bu süreçte destek almanız önemlidir.
- Ölüm belgesi: nüfus müdürlüğünden veya sağlık kuruluşundan temin edilir.
- Vukuatlı nüfus kayıt örneği: akrabalık bağını resmî biçimde gösterir.
- Veraset ilamı: mirasçılık sıfatı tazminat için şart olmasa da, dosyanın bütünlüğü açısından istenebilir.
- Kaza tespit tutanağı veya olay raporu: sorumluluğun ve kusurun tespitine temel oluşturur.
- Otopsi raporu: ölüm nedeninin ve olayla bağlantısının belirlenmesinde kullanılır.
- Ölenin gelir belgesi: bordro, vergi kaydı veya benzeri bir belgeyle gelir teyit edilir.
- Varsa ceza soruşturması evrakı: soruşturma dosyasındaki bulgular, hukuk davasındaki kusur tespitine de yansır.
Resmî nikâhı bulunmayan veya mirasçı olmayan destek görenler için bu belgelere ek olarak, fiilî destek ilişkisini gösteren tanık beyanı ve yazışmalar da dosyaya eklenmelidir. Belgelerin eksik olması dava açılmasını engellemez; ancak eksik bir dosya, mahkemenin ek belge talep etmesi nedeniyle süreci uzatabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kime Karşı İstenir?
Sorumlu taraf, olayın niteliğine göre değişir. Ölümlü trafik kazası dosyalarında birden fazla sorumlu aynı anda gündeme gelebilir ve bu sorumlular farklı sınırlara tabi olabilir. Aşağıdaki tablo, ölümlü trafik kazası kaynaklı dosyalarda en sık karşılaşılan sorumluları özetlemektedir.

| Sorumlu | Sınırı |
|---|---|
| Sürücü | Kusuru oranında |
| İşleten | Kusuru oranında |
| Sigorta şirketi | Poliçe limitiyle |
Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır; 2026'daki kazalarda ölüm teminatı kişi başı 3.600.000 TL'dir ve bu limit, aynı ölüm için talepte bulunan bütün destek görenler için ortaktır. Gerçek zarar bu limiti aşarsa, aşan kısım doğrudan sürücüden veya işletenden talep edilir. Birden fazla destek görenin bulunduğu ve toplam zararın poliçe limitini aştığı ölümlü trafik kazası dosyalarında, sigortanın ödeyeceği tutar hak sahipleri arasında oranlı biçimde paylaştırılır. İş kazası kaynaklı dosyalarda ise sorumluluk işverene ve varsa üçüncü kişilere yönelir; SGK'nın rolü ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır. Malpraktis kaynaklı ölüm dosyalarında ise sorumluluk hekime, sağlık kuruluşuna ve varsa mesleki sorumluluk sigortasına yönelir.
Hükmedilecek tazminata işletilecek faizin türü de aracın niteliğine göre değişebilir. Yargıtay, kazaya karışan aracın hususi, yani ticari olmayan bir araç olduğu dosyalarda, destek görenler lehine hükmedilen tazminata ticari faiz değil yasal faiz uygulanması gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12140, K. 2019/6145, T. 15.05.2019). Bu ayrım, talep dilekçesinde hangi faiz türünün istendiğini de etkiler.
Birden fazla sorumlu bulunan dosyalarda, bu sorumlular arasındaki ilişki genellikle müteselsil sorumluluk esasına dayanır; yani zarar gören, sorumlulardan herhangi birine karşı zararın tamamı için başvurabilir, sorumlular kendi aralarında daha sonra hesaplaşır. Bu, zarar görenin tazminatı tahsil etmek için birden fazla sorumluyla ayrı ayrı uğraşmasını gerektirmeyen pratik bir kuraldır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası Hangi Mahkemede Açılır, Arabuluculuk Zorunlu mu?
Destekten yoksun kalma tazminatı davasında görevli mahkeme, genel kuralda asliye hukuk mahkemesidir. Ancak dava sigorta şirketine karşı açılıyorsa, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlık ticari dava sayıldığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesine döner. Sürücü veya işletene karşı açılan kısım ise haksız fiil hükümlerine tabi kalmaya devam eder.
Yetkili mahkeme konusunda birden fazla seçenek vardır: davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemeleri. Davacı bu seçeneklerden dilediğini tercih edebilir; bu, özellikle davacının kaza yerinden uzakta yaşadığı durumlarda pratik bir kolaylıktır.
Zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açmadan önce aranan ön adım sigortaya yazılı başvurudur (KTK m.97); arabuluculuk bu davada dava şartı değildir. Yargıtay, zorunlu trafik sigortası 2918 sayılı Kanunla düzenlendiğinden bu sigortacıya karşı açılacak davaların ticari davalardaki zorunlu arabuluculuk şartına tabi olmadığını belirtmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12689, K. 2024/4378, T. 08.05.2024). Sürücüye veya işletene karşı gerçek kişi olarak açılan davada da arabuluculuk zorunlu değildir, isteğe bağlıdır. İş kazası kaynaklı dosyalarda ise durum farklıdır: iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, ölüm hâlinde açılan destekten yoksun kalma davası dahil, dava şartı arabuluculuğun dışındadır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3); işverene karşı dava doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.
SGK Geliri Tazminattan Düşülür mü?
SGK, ölümlü bir iş kazası veya ölümlü trafik kazası sonucunda hak sahiplerine ölüm geliri bağlayabilir. Bu gelirin ilk peşin sermaye değeri, sorumludan istenecek tazminattan mahsup edilir; ancak mahsup edilen yalnızca rücuya tabi kısımdır.
Bu ayrım çoğu zaman gözden kaçar: kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülmez (TBK m.55/1). Örneğin ölenin prim ödemelerinin karşılığı olarak eşe bağlanan dul aylığı rücuya tabi değildir ve tazminattan indirilmez (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/20610, K. 2021/8132, T. 03.11.2021). Mahsup, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca sorumludan istenecek tutarı azaltır. Amaç, aynı zarar için hem SGK'dan hem sorumludan ayrı ayrı tam tazminat alınmasını, yani mükerrer ödemeyi önlemektir. Bu ilke, uygulamada yerleşik ve kamu düzenine ilişkin kabul edilen bir kuraldır.
SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değeri resmî yazıyla bildirilir; bilirkişi bu tutarı hesabına dahil eder. Belge dosyada yoksa mahkeme bunu resen SGK'dan ister. Yargıtay, bu tutarın hesap raporu tarihine en yakın verilerle sorulmasını aramaktadır; eski bir tarihte alınmış bir yazının hesaba esas alınması, mahsup tutarını gerçek durumdan uzaklaştırabilir. Hangi kısmın rücuya tabi olduğunun doğru belirlenmesi, mahsup tutarının şişirilmemesi açısından önemlidir; bu noktada bir hata, hak sahiplerinin eline geçecek tutarı gereğinden fazla azaltabilir. SGK'nın bağladığı gelir ile mahkemenin hükmedeceği tazminat farklı kurumlardan gelir; biri idari bir süreçle, diğeri yargı kararıyla belirlenir ve ikisi ayrı zamanlarda sonuçlanabilir. Hak sahiplerine ödenen tazminatın alacaklılara karşı durumu ve vergisi tazminat haczi ve vergisi yazımızda anlatılır.
Sigorta Yoksa veya Yetmezse
Kazaya karışan aracın sigortasız olması, sigortanın süresi geçmiş olması, sigortacının iflas etmiş olması veya sürücünün tespit edilememesi gibi hâller ölümlü bir trafik kazasında karşılaşılabilir. Bu hâllerde zarar görenler doğrudan sorumludan tazminat talep etmekle sınırlı kalmaz. Sorumlunun mal varlığı yetersizse veya sürücü hiç bulunamıyorsa, tazminatın fiilen tahsil edilebilmesi ayrı bir sorun hâline gelir; bu noktada sigorta sisteminin dışında kalan bir güvence mekanizması devreye girer.
Bu durumlarda Güvence Hesabı'na başvurulabilir; Güvence Hesabı, belirli koşullarda sigortanın yerini alarak ödeme yapan bir fondur ve özellikle sürücüsü tespit edilemeyen kaçış vakalarında önemli bir güvence sağlar. Başvuru için de belirli bir süre ve usul öngörülmüştür; bu nedenle sürecin erken aşamasında değerlendirilmesi gereken bir seçenektir. Başvuru şartları ve süreci hakkında ayrıntılı bilgiyi güvence hesabı sayfamızda bulabilirsiniz.
Manevi Tazminat Ayrıca İstenir mi?
Evet, bu tazminat ile manevi tazminat farklı kalemlerdir ve aynı dosyada birlikte talep edilebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı maddi bir kayıp içindir; manevi tazminat ise ölüm nedeniyle yaşanan acıyı karşılamaya yöneliktir. İkisi ayrı hesaplanır ve biri diğerinin yerine geçmez.
Manevi tazminatın tutarı, olayın ağırlığı, tarafların kusur durumu ve sosyal-ekonomik koşulları gibi ölçütler değerlendirilerek hâkimin takdiriyle belirlenir. Yakınını kaybeden birden fazla kişi varsa, her biri kendi manevi tazminatını ayrı ayrı talep edebilir; bir kişiye hükmedilen tutar diğerini bağlamaz. Manevi tazminat talep edebilecek kişi çevresi, bu tazminatı talep edebilecek kişi çevresinden farklı olabilir; örneğin destek ilişkisi bulunmayan bir kardeş, destekten yoksun kalma tazminatı alamasa dahi manevi tazminat talep edebilir. Burada da tutar vermiyoruz; her dosyanın sonucu kendi koşullarına göre şekillenir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Zamanaşımı
Bu talep, haksız fiile ilişkin genel zamanaşımı sürelerine tabidir (TBK m.72; trafik kazalarında KTK m.109); bu süreler geçtikten sonra yapılan başvurular reddedilme riskiyle karşılaşır. Ölümlü trafik kazasında sürenin başlangıcı ve ceza zamanaşımının etkisi ölümlü kazada zamanaşımı yazısında anlatılıyor. Aşağıdaki noktalar sürecin başında dikkat edilmesi gereken hususlardır.
- Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlayan iki yıllık bir süre işler.
- Her hâlde olay tarihinden başlayan on yıllık daha uzun bir süre de ayrıca uygulanır.
- Olay aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresi geçerli olur.
- Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce yazılı başvuru yapılması genellikle aranan bir şarttır.
Bu süreler kesin ve resmî olsa da, hangisinin somut dosyanıza uygulanacağı olayın niteliğine ve ceza soruşturmasının olup olmadığına göre değişebilir. Ölümlü trafik kazası dosyalarında genellikle bir ceza soruşturması da yürütülür; bu soruşturmanın sonucu, hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağını etkileyebilir. Süreci geciktirmeden başlatmanız, olası bir hak kaybını önler; belgelerinizi erken toplamanız da bu süreci kolaylaştırır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Dava Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Dilekçe hazırlanırken, davanın hangi hukuki dayanağa oturduğu (haksız fiil, iş kazası, malpraktis gibi) ve talep edilen kalemlerin (destekten yoksun kalma tazminatı, varsa manevi tazminat) ayrı ayrı ve net biçimde belirtilmesi önemlidir. Talep sonucunda her hak sahibi için ayrı bir tutar istenmesi, sonradan pay dağılımıyla ilgili karışıklığı önler. Hak sahiplerinin taleplerinin ayrı ayrı yazıldığı örnek metin trafik kazası tazminat dava dilekçesi yazısında yer alıyor.
Dilekçeye eklenecek belgeler arasında ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, kaza tespit tutanağı ve varsa sigorta başvuru yazışmaları yer almalıdır. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda şirkete yapılan yazılı başvuru ve şirketin cevabı da eklenmelidir; bu başvuru dava şartıdır (KTK m.97). Tutar dava açılırken çoğu zaman bilinmez; 7589 sayılı Kanunla belirsiz alacak davası kaldırıldığından dava, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava olarak açılır ve talep, bilirkişi raporundan sonra tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus artırılır (HMK m.109/4).
İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Dava Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Ölüm bir iş kazasında gerçekleşmişse trafik kazası için verilen dilekçe örneğinin iskeleti korunur; değişen başlıklar şunlardır:
- Mahkeme ve ön şart. Dilekçe iş mahkemesine hitaben yazılır. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı olmadığından (7036 sayılı Kanun m.3/3) dilekçeye arabuluculuk son tutanağı eklenmez.
- Davalılar. Davalı, ölenin işvereni ve kazada sorumluluğu bulunan diğer kişilerdir. Ölüm işveren aracıyla veya yolda gerçekleşen bir trafik kazasında meydana gelmişse aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı talep için KTK m.97'deki yazılı başvuru ayrıca yapılır. Kazanın iş kazası sayılıp sayılmadığı trafik kazası iş kazası sayılır mı yazısında ele alınmıştır.
- SGK bilgileri. Hak sahiplerine ölüm geliri bağlandıysa SGK dosya numarası yazılır ve gelirin peşin sermaye değerinin Kurumdan sorulması istenir. Tazminattan yalnız rücuya tabi kısım düşüleceğinden bu bilgi hesabın doğruluğunu belirler.
- Kusur delilleri. İş kazası tutanağı, SGK müfettiş raporu, varsa ceza soruşturması dosyası ve iş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları delil listesinde ayrıca gösterilir.
- Gelir. Ölenin bordroları ve SGK hizmet dökümü eklenir; destek hesabı ölenin net geliri üzerinden yapılır.
Kısmi dava ve talebin bilirkişi raporundan sonra artırılması kuralları trafik kazasındaki davayla aynıdır. Ölümlü iş kazasında istenebilecek diğer kalemler için ölümlü iş kazası tazminatı yazısına bakılabilir.
Süreçte Avukat Desteği
Yakınınızı kaybettikten sonra hukuki bir sürece girmek, çoğu zaman istemediğiniz ama gerekli bir adımdır; bu süreçte amacımız, sizi belge toplama ve süre takibi gibi teknik ayrıntılarla tek başınıza bırakmamaktır. Büromuz dosyanızı değerlendirirken önce bu ilişkinin hangi belgelerle ortaya konabileceğini belirler; resmî nikâhı bulunmayan veya mirasçı olmayan hak sahipleri için bu aşama özellikle önemlidir. Birden fazla hak sahibi varsa, her birinin payının ayrı ayrı doğru hesaplandığından emin olunur. Aktüerya bilirkişi raporunun doğru yöntemle hazırlanıp hazırlanmadığı da ayrıca denetlenir; kullanılan yaşam tablosunun ve dönem ayrımının güncel olması bu denetimin bir parçasıdır.
Sigorta şirketine başvurunun usulüne uygun yapılması, sonraki aşamada tahkim veya dava yoluna geçişi kolaylaştırır. SGK mahsubunun doğru hesaplanıp hesaplanmadığının kontrolü de sürecin bir parçasıdır; bu adım atlanırsa hak sahiplerinin eline geçecek tutar gereğinden az çıkabilir. Sürecin her aşamasında yanınızda olmak için trafik kazası avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Avukatlık Ücreti ve Ücretsiz Avukat (Adli Yardım)
Destekten yoksun kalma davasında avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki yazılı sözleşmeyle ve dosyanın niteliğine göre belirlenir. Avukatlık Kanunu m.164'e göre ücret, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) altında kararlaştırılamaz; dava değerinin belli bir yüzdesi olarak belirlenecekse bu oran %25'i aşamaz. Tarife her yıl Türkiye Barolar Birliğince hazırlanır (m.168). Sabit bir tutar verilemez; ücret, hak sahibi sayısı, sorumluların kimler olduğu ve dosyanın aşamasına göre değişir.
Avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılayamayanlar için iki yol vardır. İlki, baroların adli yardım bürosudur: istem büroya yapılır ve talebin haklı olduğu delillerle gösterilir; ret hâlinde baro başkanına başvurulabilir (Avukatlık Kanunu m.176-178). İkincisi, davanın görüleceği mahkemeden adli yardım istemektir; mahkeme yargılama giderlerinden geçici muafiyet ve gerekirse ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini kararı verebilir (HMK m.334-336).
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Destekten yoksun kalma tazminatı için ölüm şart mı?
Evet. Destekten yoksun kalma tazminatı, Türk Borçlar Kanunu m.53'te ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında sayılır; ölüm yoksa bu tazminat doğmaz. Kazadan sonra yaşayan ama çalışamayan kişi, kazanç kaybını kendisi bedensel zarar olarak ister (TBK m.54). Ağır bedensel zarar hâlinde yakınlar ayrıca manevi tazminat isteyebilir (TBK m.56).
Destekten yoksun kalma tazminatı belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?
Hayır, artık açılamaz. 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete 31.07.2026) HMK m.107'deki belirsiz alacak davası kaldırıldı; bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları eski hükme göre görülmeye devam eder. Yeni davalar kısmi dava olarak açılır ve talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat bitene kadar artırılabilir; artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır (HMK m.109/4).
Sigorta şirketine başvurmadan dava açılabilir mi?
Hayır. Zorunlu trafik sigortasının limitleri içindeki talep için dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmalıdır; şirket 15 gün içinde cevap vermezse veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir (KTK m.97). Şirket, genel şartlarda sayılan belgelerin kendisine ulaştığı tarihten itibaren 8 iş günü içinde ödemek zorundadır (KTK m.99). Trafik sigortacısına karşı açılacak dava için ayrıca arabulucuya başvurmak zorunlu değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12689, K. 2024/4378, T. 08.05.2024).
Destekten yoksun kalma tazminatında faiz hangi tarihten ve hangi türde işler?
Sigorta şirketi, başvurudan sonraki 8 iş günü dolunca temerrüde düşer; davadan önce başvuru yapılmamışsa faiz dava tarihinden işler. Kazaya karışan araç hususi ise ticari faiz (avans faizi) değil yasal faiz uygulanır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12140, K. 2019/6145). 31.07.2026'dan sonra olan kazalarda ölenin kazancının bilindiği döneme ait tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ait tazminata karar tarihinden kanuni faiz işler (TBK m.55, 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkra).
Destekten yoksun kalma tazminatı haczedilebilir mi?
Kural olarak hayır. İcra ve İflas Kanunu m.82/1-11, vücut veya sağlık üzerine verilen zararlar için zarar görene veya ailesine toptan ya da irat olarak ödenen paraların haczini yasaklar; Yargıtay destekten yoksun kalma tazminatını bu kapsamda görmüştür (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2008/19759, K. 2009/95, T. 12.01.2009). Aynı karara göre bu haczedilmezlik kamu düzeninden sayılmadığından, konulan hacze karşı haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine şikâyet edilmelidir (İİK m.16).
Destekten yoksun kalma tazminatı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Evet. İstinaf veya temyiz başvurusu kararın icrasını durdurmaz; kesinleşme şartı yalnız kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin kararlar için aranır (HMK m.350, m.367). Para alacağına ilişkin destek tazminatı kararı bu nedenle kesinleşmeden ilamlı icraya konulabilir. Borçlu, hükmedilen parayı depo eder veya yeterli teminat gösterirse icranın geri bırakılmasını isteyebilir (İİK m.36).
Eş yeniden evlenirse destekten yoksun kalma tazminatı ne olur?
Ölümden sonra yeniden evlenen eşin desteği evlendiği tarihte sona erer; tazminatı, ölüm tarihi ile yeni evlilik tarihi arasındaki süre için hesaplanır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/23535, K. 2022/11530, T. 05.10.2022). Karar verilene kadar evlenmemiş eşin tazminatından ise ileride evlenme ihtimali oranında indirim yapılır. Bu indirimin oranı eşin rapor tarihindeki yaşına ve 18 yaşından küçük çocuk sayısına göre belirlenir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.