URSA Avukatlık

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen bir kişinin sağlığında düzenli olarak destek olduğu kişilerin, bu desteğin kesilmesi nedeniyle uğradığı zararın karşılığıdır.

Sigorta Hukuku27 dk okumaEklenme: Güncellenme:
Destekten yoksun kalma tazminatı kapak görseli: gün batımında el ele bir aile silueti ve adalet terazisi

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümlü bir trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiilde hayatını kaybeden kişinin geçimine katkıda bulunduğu eş, çocuk, anne-baba ve fiilen bakılan yakınlara ödenen maddi tazminattır (TBK m.53/3). Tutarı; ölenin net geliri, her hak sahibinin destek payı, TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür ve kusur oranı birlikte değerlendirilerek aktüerya bilirkişisince hesaplanır. Trafik kazasında talep önce zorunlu trafik sigortasına yöneltilir; 2026 yılı poliçelerinde ölüm teminatı kişi başı 3.600.000 TL'dir, bu limiti aşan zarar sürücü ve işletenden istenir.

Tazminat, ölenin mirasından ayrı bir alacaktır; tazminatı isteyen kişinin kendi zararına dayanır, ölenin malvarlığına değil. Bu nedenle miras işlemleriyle karıştırılmaması gereken, kendi başına bir talep türüdür. Bu ayrım, sayfanın en başında netleştirilmesi gereken noktadır: mirasçı olmak bu tazminatı almak için şart değildir, mirasçı olmak da tek başına yeterli değildir. Belirleyici olan, destek gören kişi ile ölen arasındaki fiilî ilişkidir. Bu ilişki bazen açık bir karineyle, bazen ayrıca ispat edilerek ortaya konur. Aşağıdaki başlıklarda bu ilişkinin kimler için, nasıl ve hangi belgelerle ortaya konabileceğini, tazminatın nasıl hesaplandığını ve sürecin hangi adımlardan oluştuğunu anlatıyoruz.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Kanuni Dayanağı ve Şartları

Bu tazminatın dayanağı, Türk Borçlar Kanunu'nun ölüm hâlinde uğranılan zararları düzenleyen 53. maddesidir; bu hükme göre ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı kayıp, tazminat kalemlerinden biri olarak açıkça sayılmıştır. Aynı hüküm, cenaze giderleri ile ölüm hemen gerçekleşmediyse tedavi giderlerini de ayrı kalemler olarak düzenler; bu sayfa yalnızca destek kaybına odaklanmaktadır. Ölümlü bir trafik kazasında bu genel hükme ek olarak, Karayolları Trafik Kanunu'nun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri de devreye girer ve sorumluluğu sürücüyle birlikte işletene ve zorunlu trafik sigortasına yayar.

Talep, haksız fiile dayanır; yani ölüme yol açan olayda bir kusur ve hukuka aykırılık bulunması gerekir. Bu, tazminatın sözleşmesel bir ilişkiden değil, kanundan doğrudan doğduğu anlamına gelir; destek gören ile sorumlu arasında önceden herhangi bir anlaşma bulunması aranmaz. Sorumlunun kusurunun derecesi, tazminat hakkının doğup doğmayacağını değil, yalnızca tutarını etkiler; en hafif kusur dahi talep hakkı için yeterlidir. Kanuni dayanağın tam metnine Türk Borçlar Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Alabilir?

Kanun, destek görebilecek kişilerin sabit bir listesini vermez; belirleyici olan fiilî destek ilişkisidir. Eş, çocuklar, anne-baba ve koşullara göre kardeş veya fiilen bakılan yakınlar bu tazminatı talep edebilir. Bazı ilişkilerde destek karine olarak kabul edilir; eşin eşe, anne-babanın çocuğa, çocuğun anne-babaya destek olduğu, aksi ispatlanmadıkça kabul edilir. Bu karine, mahkemenin ayrı bir ispat aramadan destek ilişkisini varsaymasını sağlar ve özellikle ölümlü trafik kazası dosyalarında sık başvurulan bir kolaylıktır.

Eş, çocuk, anne-baba ve fiilen bakılan yakının hangi koşulda destek göreni sayıldığını ve mirasçı olmanın şart olmadığını gösteren şema

Karine bulunmayan ilişkilerde, örneğin kardeşler veya fiilen bakılan uzak akrabalarda, bu ilişkinin somut biçimde ortaya konması gerekir. Bu ispat yükü, talebi hiçbir şekilde imkânsız kılmaz; yalnızca dosyaya ek belge ve tanık beyanı eklenmesini gerektirir. Örneğin bir kardeşin diğerine düzenli olarak maddi katkıda bulunduğu, banka kayıtlarıyla veya tanık beyanlarıyla gösterilebiliyorsa, bu kardeş de destek göreni sayılabilir; kanunda kardeşler arası bir bakım yükümlülüğü bulunmaması bu sonucu değiştirmez.

Nişanlılar, evlatlıklar ve fiilen bakılan çocuklar da benzer bir değerlendirmeye tabidir. Nişanlı bir çiftte, evlilik hazırlığının somut aşamada olduğunun ve karşılıklı bir destek beklentisinin bulunduğunun gösterilmesi aranır. Evlatlıkta ise evlat edinme ilişkisinin resmî olarak tescilli olması, destek karinesini kolaylaştırır; resmî olmayan fiilî evlatlık ilişkilerinde ise yine somut delil aranır.

Boşanmış eşler de bazı hâllerde bu tazminatı talep edebilir; belirleyici olan boşanmadan sonra da fiilen birlikte yaşamaya ve destek ilişkisine devam edilip edilmediğidir. Bu bir karine değildir, ispat davacıya aittir. Nafaka alacaklısı eski eşin durumu ise uygulamada tartışmalıdır. Bazı görüşler nafakanın kanuni bir yükümlülük olduğunu, bu kurumdan farklı olduğunu savunurken, diğer görüş nafakanın da bir tür sosyal destek işlevi gördüğünü ve bu nedenle talebin mümkün olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Yargıtay, bu tazminatın mirasçılık kavramından bağımsız olduğunu yerleşik biçimde vurgulamaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatı talep eden kişinin, ölenin mirasçısı olma zorunluluğu olmadığı gibi, ölenin mirasçıları mirası reddetmiş olsalar bile bu tazminatı talep edebilirler.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2018/2928, K. 2019/2868

Mirasçı Olmak Şart mı?

Hayır. Mirasçı olmayan bir kişi destek göreni olabilir; örneğin resmî nikâhı bulunmayan bir eş veya fiilen bakılan bir yakın, mirasçı sıfatı taşımadığı hâlde bu tazminatı isteyebilir. Tersi de mümkündür: mirasçı olan bir kişi, ölenden fiilen destek görmüyorsa bu tazminatı talep edemez. Bu iki yön birlikte değerlendirildiğinde, mirasçılık ile destek göreni olma arasında hiçbir otomatik bağlantı bulunmadığı görülür.

Miras payı ile tazminat tutarı arasında da bir bağlantı yoktur; tazminat talep eden kişinin ayrıca miras payı alması, tazminatından bir indirim yapılmasını gerektirmez. Mirası reddeden bir kişi de, destek ilişkisi devam ettiği sürece bu hakkını kaybetmez; miras ve bu tazminat, birbirinden bağımsız iki farklı hukuki kurumdur. Bu, uygulamada en sık yanılgıya düşülen noktalardan biridir.

Yukarıda anlatılanları toparlarsak, destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek başlıca kişiler şunlardır.

  • Eş: resmî nikâhlı eşte destek karine olarak kabul edilir, nikâhsız eşte ispat gerekir.
  • Çocuk: öz veya evlatlık ayrımı yapılmaksızın, yaş ve öğrenim durumuna göre değerlendirilir.
  • Anne-baba: çocuklarından fiilen veya ileride destek görecekleri karine olarak kabul edilir.
  • Kardeş: aralarında fiilî ve düzenli bir destek ilişkisi bulunması hâlinde talep edebilir.
  • Nişanlı: evlilik hazırlığının somut aşamada olduğunun ispatlanması gerekir.
  • Boşanmış eş: ayrılıktan sonra fiilen birlikte yaşamaya devam edilmişse talep edebilir.
  • Fiilen bakılan diğer yakınlar: mirasçılık veya akrabalık aranmaksızın, somut destek ilişkisinin ispatı yeterlidir.

Fiilî Destek ve Farazi Destek Nedir?

Fiilî destek, ölümden önce gerçekten ve düzenli olarak sağlanan yardımdır; örneğin evin geçimini üstlenen eşin ya da kira ve faturaları ödeyen çocuğun katkısı. Farazi (varsayımsal) destek ise ölüm anında henüz başlamamış, ancak hayatın olağan akışına göre yakın gelecekte başlayacak olan yardımdır. En tipik örneği, henüz çalışmayan bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olacağının kabul edilmesidir.

Yargıtay, destek kavramının hısımlığa veya nafaka hükümlerine değil, eylemli bir duruma dayandığını; yardımı fiilen sağlayan ve ölüm olmasaydı yakın gelecekte de sağlayacak olan kişinin destek sayılacağını belirtmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9754, K. 2025/5985, T. 16.04.2025). Farazi destekte ispat yükü daha hafiftir; mahkeme, çocuğun yaşı, öğrenim durumu ve ailenin sosyal-ekonomik koşullarına bakarak bu ihtimali değerlendirir.

Trafik Kazası ve İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümle sonuçlanan her türlü haksız fiilde gündeme gelebilir; en sık karşılaşılan örnek ölümlü trafik kazasıdır, ancak kapsam bununla sınırlı değildir. Hangi olay türünde olursa olsun, aranan temel şart aynıdır: bir haksız fiil, bu fiille ölüm arasında illiyet bağı ve bir sorumlunun bulunmasıdır. En sık karşılaşılan hâller aşağıda sıralanmıştır.

  • Ölümle sonuçlanan trafik kazaları; sorumluluk sürücüye, işletene ve zorunlu trafik sigortasına yönelir, en sık karşılaşılan dosya türüdür.
  • Ölümle sonuçlanan iş kazaları; sorumluluk işverene ve varsa üçüncü kişilere yönelir, SGK süreci ayrıca işler.
  • Meslek hastalığı sonucu ölüm; sorumluluk benzer biçimde işverene yönelir, ancak illiyet bağının tespiti daha uzun sürebilir.
  • Hatalı tıbbi müdahale sonucu ölüm; sorumluluk hekime, sağlık kuruluşuna veya ilgili mesleki sorumluluk sigortasına yönelir.
  • Diğer haksız fiiller sonucu meydana gelen ölümler; örneğin saldırı veya ürün kaynaklı kazalar da bu kapsama girebilir.

Her olay türünde sorumlunun kim olduğu ve hangi sigortanın devreye girdiği farklılaşır; bu nedenle dosyanızın hangi kategoriye girdiğini netleştirmek, doğru muhataba başvurmanızı sağlar. Örneğin ölümlü trafik kazası dosyalarında ilk başvuru mercii genellikle zorunlu trafik sigortası olurken, iş kazası dosyalarında süreç SGK incelemesiyle başlar; bu fark, hangi belgelerin öncelikle toplanması gerektiğini de belirler.

Fiilî Destek Nasıl İspatlanır?

Resmî nikâhı bulunmayan birlikteliklerde, evlatlıkta veya fiilen bakılan yakınlarda destek ilişkisinin ayrıca ispatlanması gerekir. Bu ispat, karı-koca gibi birlikte yaşamanın, düzenli maddi katkının veya bakım ilişkisinin süreklilik taşıdığını göstermeye yöneliktir; tek seferlik veya arızi bir yardım bu kapsamda değerlendirilmez.

Destek ilişkisinin tanık beyanı, banka kayıtları, ortak ikamet belgesi, nüfus kayıtları ve düzenli havale dökümüyle ispatını gösteren şema

Kullanılabilecek deliller arasında tanık beyanları, ortak ikamet belgeleri, düzenli para transferlerini gösteren banka kayıtları ve nüfus kayıtları sayılabilir. Tek bir delil genellikle yeterli görülmez; mahkeme bu delilleri birlikte değerlendirir. Örneğin yalnızca aynı adreste kayıtlı olmak, düzenli maddi katkı olmadan tek başına yeterli sayılmayabilir; buna karşılık düzenli banka transferleriyle desteklenen bir ortak yaşam, güçlü bir delil bütünü oluşturur.

Bu ispat, davanın en hassas aşamalarından biridir; çünkü mahkeme, kişisel ve mahrem bir ilişkinin varlığını üçüncü kişilerin beyanlarına ve belgelere bakarak değerlendirmek durumundadır. Bu nedenle dava öncesinde elinizdeki delilleri düzenli biçimde bir araya getirmeniz, sürecin ilerleyişini kolaylaştırır.

Yargıtay, resmî nikâh bulunmayan birlikteliklerde destek ilişkisinin tanınabileceğini yerleşik biçimde kabul etmektedir.

Medeni Kanun uyarınca evlilik bağı kurulmasa bile, karı koca gibi birleşen, bu amaç ve duygu ile yaşamlarını sürdüren kadınlar için bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında kabul edilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/11823, K. 2015/13042

Resmî Nikâhsız Eş Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Alabilir mi?

Evet. Nikâhsız eş yasal mirasçı değildir, ancak TBK m.53/3 desteği mirasçılığa bağlamadığı için talep hakkı vardır. Yargıtay, destek ilişkisi için resmî evlilik şartı bulunmadığını; tarafların eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamalarının, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğunu açıkça kabul etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9754, K. 2025/5985, T. 16.04.2025).

Aynı kararda Yargıtay, birlikte yaşamayı gösteren delil bulunmadan verilen kararı bozmuş ve mahkemenin şunları araştırmasını istemiştir: zabıta araştırması, ceza dosyasında davacının nikâhsız eş sıfatıyla müşteki olup olmadığı, varsa boşanma dosyası ve nafaka durumu, muhtarlık kayıtları, elektrik, su ve telefon abonelik kayıtları ile seçim kurulu kayıtları. Ortak çocuk bulunması da güçlü bir göstergedir. Bu nedenle nikâhsız eşin talebinde bu kayıtların dava başında toplanması, sürecin uzamasını önler.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Pay Oranları

Bu başlık, birden fazla hak sahibi olduğunda en çok merak edilen konudur: herkesin payı eşit mi, yoksa farklı mı belirlenir? Yanıt, farklı belirlenir yönündedir ve aşağıda bu farkın nedenleri anlatılmaktadır.

Ölenin geliri, tek başına ona ait değildir; hayatta kalsaydı bu gelirin bir kısmını kendisi için, bir kısmını destek gördüğü kişiler için harcayacağı kabul edilir. Destek payı, bu varsayımsal paylaşımın her hak sahibi için ayrı ayrı belirlenmesidir. Aynı ölüm olayında birden fazla destek göreni varsa, her birinin payı bağımsız olarak hesaplanır; bir hak sahibinin payının yüksek çıkması, diğerlerinin payını otomatik olarak düşürmez.

Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, bu paylaşımı "pay esası" adı verilen bir yönteme dayandırır: ölenin geliri hane halkı arasında paylaşılır ve hane büyüdükçe her kişiye düşen pay küçülür, hane küçüldükçe pay büyür. Bu ilke, aşağıdaki kararda özetlenmiştir.

Desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6005, K. 2025/9752, T. 19.06.2025

Uygulamada yerleşik olan pay dağılımı, aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Bu, hane büyüklüğüne göre değişen standart bir başlangıç formülüdür; somut dosyada mahkeme bunu yaş, eğitim ve ihtiyaç gibi unsurlarla ayrıca inceler.

Hak SahibiPayı
Destek (ölen)2 pay
Eş2 pay
Her çocuk1 pay
Anne-baba (her biri)1 pay

Tablodaki paylar toplanıp gelir bu toplam pay sayısına bölünerek bir pay biriminin değeri bulunur; her hak sahibinin alacağı tutar, kendi pay sayısıyla çarpılarak belirlenir. Örneğin eşi, iki çocuğu ve anne-babası hayatta olan bir desteğin geliri; destek 2, eş 2, çocuklar 1'er, anne-baba 1'er pay olmak üzere toplam 8 pay üzerinden bölüştürülür.

Bu dağılım sabit bir sonuç vermez; her dosyada hak sahibi sayısına, yaşlarına ve destek ilişkisinin yoğunluğuna göre ayrıca değerlendirilir. Küçük yaşta bir çocuğun payı, eğitimini tamamlamış bir çocuğunkinden farklı yorumlanabilir; eşin yeniden evlenme olasılığı da payını etkileyen unsurlardan biridir. Eşin desteği, yeniden evlendiği tarih itibarıyla sona erer; yani hesap, o tarihe kadarki dönem için yapılır. Anne-baba için ise, ölenin dışında başka destek görenlerin bulunup bulunmadığı, payın büyüklüğünü doğrudan etkiler.

Destekten yoksun kalma tazminatı hesabında bu yöntemin bir sonucu daha vardır: davada talepte bulunmayan bir hak sahibi olsa dahi, varsayımsal paylaştırmada onun payı ayrılır; talepte bulunmayan kişinin payı, davacı olan diğer hak sahiplerine otomatik olarak eklenmez. Bu, birden fazla hak sahibinin bulunduğu ama yalnızca bir kısmının dava açtığı dosyalarda özellikle önemlidir.

Çocuğunu Kaybeden Anne Babanın Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

Çocuğunu bir kazada kaybeden anne ve baba, çocuk henüz çalışmıyor olsa bile destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir; çocukların anne-babaya ileride destek olacağı hayatın olağan akışına uygun kabul edilir. Hesapta Yargıtay'ın yerleşik pay uygulaması şöyledir: bekâr ölen desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine, yarısını anne-babasına ayıracağı varsayılır ve anne ile babanın her birine %25 pay verilir. Desteğin ileride evleneceği kabul edildiğinde pay %16'ya, bir çocuğu olduğunda %14'e, ikinci çocukla %12,5'e iner. Anne-babadan biri yaşam tablosuna göre destekten çıktığında, onun payı diğerine eklenir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6601, K. 2022/10395, T. 15.09.2022).

Ölen çocuk küçük yaştaysa, kazanç elde etmeye başlayacağı yaşa kadar anne-babanın yapacağı bakım ve yetiştirme giderleri tazminattan düşülür; askerlik süresince de destek verilemeyeceği hesaba katılır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/6069, K. 2018/357, T. 24.01.2018).

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Hesabın temel mantığı şudur: ölenin geliri esas alınır, bu gelirden her hak sahibine düşecek pay belirlenir ve bu pay, ölenin çalışabileceği süre boyunca bugünkü değere indirgenir. Kusur oranı ve varsa diğer indirim sebepleri de bu hesaba ayrıca yansıtılır. Hesap, tek bir işlemden değil, birbirini izleyen birkaç aşamadan oluşur; her aşamada kullanılan veri, sonucu doğrudan etkiler.

Bu aşamalardan biri, belki de en belirleyicisi, ölenin gelirinin doğru tespit edilmesidir. Uygulamada sık karşılaşılan bir hata, ölenin gerçek geliri araştırılmadan doğrudan asgari ücret üzerinden hesap yapılmasıdır. Oysa Yargıtay, gelirin meslek, eğitim ve sosyal-ekonomik duruma göre araştırılmasını, gerekirse ilgili meslek odasından veya SGK'dan bilgi istenmesini aramaktadır.

Desteğin gelirinin belirlenmesi için ilgili esnaf odasından sorulması, SGK'lı ise hizmet dökümünün getirtilmesi, sosyal ekonomik durum araştırması ve tanık anlatımları da dikkate alınarak desteğin gelirinin asgari ücretin üzerinde olacağının kabulü ile buna göre destek tazminatının belirlenmesi gerekir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/2882, K. 2026/1264, T. 09.02.2026

Bu hesap, aktüerya bilirkişisi tarafından yapılır; internet üzerindeki basit hesaplayıcılar veya kaba tahminler, mahkemenin esas alacağı raporun yerine geçmez. Aşağıdaki örnekler yalnızca yöntemi göstermek içindir; her dosyanın sonucu kendi verilerine göre değişir. Bilirkişi raporunun eksiksiz olması, sonraki aşamada itiraz gerekip gerekmediğini de belirler; bu nedenle raporun hangi verileri kullandığını anlamak, sürecin başında faydalı olur. Bazı dosyalarda birden fazla bilirkişi raporu alınabilir; ilk rapora itiraz edilirse mahkeme ek rapor veya yeni bir heyet raporu isteyebilir, bu da sürecin uzamasına yol açabilir.

Tazminat hesaplamanın genel mantığını, kaza dışı iş kazası tazminatlarında da benzer biçimde uyguluyoruz; ayrıntılı yöntemi trafik kazası tazminat hesaplama sayfamızda bulabilirsiniz. Dava sürecinde mahkeme, taraflardan bağımsız bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti atar; bu heyet genellikle bir aktüer ile birlikte, dosyanın niteliğine göre bir hukukçu bilirkişiden oluşur. Taraflar, bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkına sahiptir; itiraz edilirse rapor yeniden değerlendirilebilir veya ek rapor istenebilir.

Bakiye Ömür ve Aktif-Pasif Dönem

Bakiye ömür, hem ölenin hem de destek görenin ne kadar daha yaşayacağı varsayımıdır. Bu süre, hesabın ne kadar ileriye uzanacağını doğrudan etkiler; süre ne kadar uzunsa, hesaba dahil edilen dönem de o kadar genişler. Her yılın geliri, progresif rant yöntemiyle bugünkü değere indirgenir; bu yöntem, gelirin yıllar içindeki artışını ve iskontosunu birlikte hesaba katar.

Bakiye ömrün hangi tabloyla belirleneceği konusunda uzun süre bölge adliye mahkemeleri arasında görüş ayrılığı vardı; bazı daireler eski PMF 1931 tablosunu, bazıları ülkemize özgü verilerle hazırlanan TRH 2010 tablosunu kullanıyordu. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu ayrılığı resmî bir kararla gidermiş ve TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğine hükmetmiştir.

TRH 2010 tablosunun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılmasının uygun olacağına dair içtihat değişikliğine gidilmiş olup istikrarlı şekilde bu yönde kararlar verilmeye devam edilmektedir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3323, K. 2024/5474, T. 30.05.2024 (uyuşmazlığın giderilmesi kararı)

Bir istisna dikkat çekicidir. Dosya daha önceki bir aşamada PMF tablosuyla hesaplanmış ve yalnızca bir taraf bu noktaya itiraz etmemişse, sonraki aşamalarda "usuli kazanılmış hak" kuralı gereği aynı davada PMF ile devam edilmesi gerekebilir. Bu, PMF'nin güncel doğru tablo olduğu anlamına gelmez; yalnızca o davaya özgü bir usul kuralının sonucudur.

Süre, aktif dönem (ölenin çalışabileceği yıllar) ve pasif dönem (emeklilik sonrası) olarak ikiye ayrılır; her dönem için farklı bir gelir varsayımı kullanılır. Bu ayrımın atlanması, hesabı gerçek durumdan uzaklaştıran en sık karşılaşılan hatalardan biridir. Destek görenin kendi bakiye ömrü de ayrıca hesaba katılır; çünkü destek, yalnızca ölenin yaşayacağı süreyle değil, destek görenin yaşayacağı süreyle de sınırlıdır. İki bakiye ömürden kısa olanı, hesabın üst sınırını belirler; örneğin ölenden çok daha yaşlı bir anne-baba için hesap, kendi bakiye ömürleriyle sınırlanır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplama Örnekleri (2026)

Aşağıdaki tutarlar, sitedeki hesaplama aracının Ekim 2026 sonucudur. Varsayımlar: ölen erkek, kazada kusursuz (%0); bakiye ömür TRH 2010 tablosundan; aktif dönem 60 yaşına kadar beyan edilen net gelirle, sonrası 2026 net asgari ücretle (28.075,50 TL); çocukların desteği 18 yaşında biter; paylar desteğe 2, eşe 2, her çocuğa 1 olarak dağıtılır. Artırım ve iskonto oranı eşit kabul edilir, eşin yeniden evlenme ihtimali ve SGK mahsubu uygulanmaz, anne-baba hesaba katılmaz.

ÖrnekAylık net gelirEşin payıÇocukların payıToplam
35 yaşında; eş 33, çocuklar 8 ve 5 yaşında28.075,50 TL (net asgari ücret)6.019.949 TL1.325.164 TL7.345.112 TL
35 yaşında; eş 33, çocuklar 8 ve 5 yaşında40.000 TL7.527.206 TL1.888.000 TL9.415.206 TL
45 yaşında; eş 42, çocuk 12 yaşında28.075,50 TL (net asgari ücret)4.896.929 TL404.287 TL5.301.216 TL
45 yaşında; eş 42, çocuk 12 yaşında40.000 TL5.884.277 TL576.000 TL6.460.277 TL

Dört örnekte de toplam, zorunlu trafik sigortasının 2026 yılı kişi başı 3.600.000 TL ölüm teminatını aşıyor; bu durumda sigorta limitle sınırlı öder, aşan kısım sürücü ve işletenden istenir. Ölenin kusuru varsa tutar kusur oranında azalır. Kendi verilerinizle ön hesap için trafik kazası tazminat hesaplama ve iş kazası tazminat hesaplama araçlarındaki ölümlü kaza sekmesini kullanabilirsiniz; bağlayıcı tutarı mahkemenin aldığı aktüerya raporu belirler.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatında İndirim Sebepleri: Müterafik Kusur ve Hatır Taşıması

Ölenin kazada kendi kusurunun bulunması, destek görenlerin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca hesaplanan tutarı etkiler. Bu ayrım, teknik olarak önemlidir: destek görenler kendi zararlarını talep etmektedir, ölenin zararını değil. Kusur oranının nasıl belirlendiğini merak ediyorsanız, bu değerlendirme müterafik kusur sayfamızda ayrıntılı anlatılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ölenin kazada tam kusurlu olduğu bir olayda dahi destek görenlerin talebinin bu nedenle ortadan kalkmadığını açıkça ortaya koymuştur.

Aracı kullanan işletenin tam kusuruyla meydana gelen kazada, işletenin ölümü nedeniyle talep edilen destek zararının, ölenin değil, üçüncü kişi durumundaki destek tazminatı isteklilerinin zararı olduğu kabul edilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/32, K. 2020/420, T. 16.06.2020

Bu ilke, talebin varlığını korur; ancak uygulamada mahkemeler, ölenin kusur oranını tazminattan uygun bir indirim sebebi olarak dikkate alır. Yani kusur, hakkı bitirmez, yalnızca sonuca yansır. Bu indirim, her destek gören için ayrı ayrı değil, hesabın genelinde uygulanır; dolayısıyla birden fazla hak sahibi olsa dahi kusur indirimi tek bir oran üzerinden hesaba yansır.

Kazada bir hatır taşıması durumu varsa, yani ölen kişi kazaya karışan araçta karşılıksız olarak taşınıyorsa, bu durum da ayrı bir indirim sebebi olarak değerlendirilebilir. Hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi farklı gerekçelere dayanır ve aynı dosyada birlikte gündeme gelebilir; hangisinin uygulanacağı, kazanın somut koşullarına göre belirlenir. Bu iki indirim türünün birbirine karıştırılmaması, doğru bir hesap için önemlidir.

Hangi Belgeler Gerekir?

Talebinizi hazırlarken aşağıdaki belgelerin bir araya getirilmesi süreci hızlandırır; belgelerin bir kısmı nüfus müdürlüğünden, bir kısmı ise olayla ilgili resmî makamlardan temin edilir. Bu belgelerin bir bölümünü toplamak, yas sürecinin ilk günlerinde zor gelebilir; bu nedenle acele etmeden, kendi hızınızda ilerlemeniz ve gerekirse bu süreçte destek almanız önemlidir.

  • Ölüm belgesi: nüfus müdürlüğünden veya sağlık kuruluşundan temin edilir.
  • Vukuatlı nüfus kayıt örneği: akrabalık bağını resmî biçimde gösterir.
  • Veraset ilamı: mirasçılık sıfatı tazminat için şart olmasa da, dosyanın bütünlüğü açısından istenebilir.
  • Kaza tespit tutanağı veya olay raporu: sorumluluğun ve kusurun tespitine temel oluşturur.
  • Otopsi raporu: ölüm nedeninin ve olayla bağlantısının belirlenmesinde kullanılır.
  • Ölenin gelir belgesi: bordro, vergi kaydı veya benzeri bir belgeyle gelir teyit edilir.
  • Varsa ceza soruşturması evrakı: soruşturma dosyasındaki bulgular, hukuk davasındaki kusur tespitine de yansır.

Resmî nikâhı bulunmayan veya mirasçı olmayan destek görenler için bu belgelere ek olarak, fiilî destek ilişkisini gösteren tanık beyanı ve yazışmalar da dosyaya eklenmelidir. Belgelerin eksik olması dava açılmasını engellemez; ancak eksik bir dosya, mahkemenin ek belge talep etmesi nedeniyle süreci uzatabilir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Kime Karşı İstenir?

Sorumlu taraf, olayın niteliğine göre değişir. Ölümlü trafik kazası dosyalarında birden fazla sorumlu aynı anda gündeme gelebilir ve bu sorumlular farklı sınırlara tabi olabilir. Aşağıdaki tablo, ölümlü trafik kazası kaynaklı dosyalarda en sık karşılaşılan sorumluları özetlemektedir.

Destekten yoksun kalma tazminatının sürücü, işleten, sigorta şirketi ve Güvence Hesabından hangi sınırla istenebileceğini gösteren şema
SorumluSınırı
SürücüKusuru oranında
İşletenKusuru oranında
Sigorta şirketiPoliçe limitiyle

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır; 2026 yılı poliçelerinde ölüm teminatı kişi başı 3.600.000 TL'dir ve bu limit, aynı ölüm için talepte bulunan bütün destek görenler için ortaktır. Gerçek zarar bu limiti aşarsa, aşan kısım doğrudan sürücüden veya işletenden talep edilir. Birden fazla destek görenin bulunduğu ve toplam zararın poliçe limitini aştığı ölümlü trafik kazası dosyalarında, sigortanın ödeyeceği tutar hak sahipleri arasında oranlı biçimde paylaştırılır. İş kazası kaynaklı dosyalarda ise sorumluluk işverene ve varsa üçüncü kişilere yönelir; SGK'nın rolü ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır. Malpraktis kaynaklı ölüm dosyalarında ise sorumluluk hekime, sağlık kuruluşuna ve varsa mesleki sorumluluk sigortasına yönelir.

Hükmedilecek tazminata işletilecek faizin türü de aracın niteliğine göre değişebilir. Yargıtay, kazaya karışan aracın hususi, yani ticari olmayan bir araç olduğu dosyalarda, destek görenler lehine hükmedilen tazminata ticari faiz değil yasal faiz uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. Bu ayrım, talep dilekçesinde hangi faiz türünün istendiğini de etkiler.

Birden fazla sorumlu bulunan dosyalarda, bu sorumlular arasındaki ilişki genellikle müteselsil sorumluluk esasına dayanır; yani zarar gören, sorumlulardan herhangi birine karşı zararın tamamı için başvurabilir, sorumlular kendi aralarında daha sonra hesaplaşır. Bu, zarar görenin tazminatı tahsil etmek için birden fazla sorumluyla ayrı ayrı uğraşmasını gerektirmeyen pratik bir kuraldır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davası: Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk

Destekten yoksun kalma tazminatı davasında görevli mahkeme, genel kuralda asliye hukuk mahkemesidir. Ancak dava sigorta şirketine karşı açılıyorsa, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlık ticari dava sayıldığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesine döner. Sürücü veya işletene karşı açılan kısım ise haksız fiil hükümlerine tabi kalmaya devam eder.

Yetkili mahkeme konusunda birden fazla seçenek vardır: davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin kendi yerleşim yeri mahkemeleri. Davacı bu seçeneklerden dilediğini tercih edebilir; bu, özellikle davacının kaza yerinden uzakta yaşadığı durumlarda pratik bir kolaylıktır.

Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce iki ön adım vardır: önce sigortaya yazılı başvuru, ardından arabuluculuk. Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda arabuluculuk kanunen bir dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava, şartı yerine getirilmeden açıldığı için usulden reddedilebilir. Buna karşılık sürücüye veya işletene karşı gerçek kişi olarak açılan davada arabuluculuk zorunlu değildir, isteğe bağlıdır. İş kazası kaynaklı dosyalarda ise durum farklıdır: iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, ölüm hâlinde açılan destekten yoksun kalma davası dahil, dava şartı arabuluculuğun dışındadır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3); işverene karşı dava doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.

SGK Geliri Tazminattan Düşülür mü?

SGK, ölümlü bir iş kazası veya ölümlü trafik kazası sonucunda hak sahiplerine ölüm geliri bağlayabilir. Bu gelirin ilk peşin sermaye değeri, sorumludan istenecek tazminattan mahsup edilir; ancak mahsup edilen yalnızca rücuya tabi kısımdır.

Bu ayrım çoğu zaman gözden kaçar: SGK'nın rücu edemediği ödemeler tazminattan düşülmez. Mahsup, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz; yalnızca sorumludan istenecek tutarı azaltır. Amaç, aynı zarar için hem SGK'dan hem sorumludan ayrı ayrı tam tazminat alınmasını, yani mükerrer ödemeyi önlemektir. Bu ilke, uygulamada yerleşik ve kamu düzenine ilişkin kabul edilen bir kuraldır.

SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değeri resmî yazıyla bildirilir; bilirkişi bu tutarı hesabına dahil eder. Belge dosyada yoksa mahkeme bunu resen SGK'dan ister. Yargıtay, bu tutarın hesap raporu tarihine en yakın verilerle sorulmasını aramaktadır; eski bir tarihte alınmış bir yazının hesaba esas alınması, mahsup tutarını gerçek durumdan uzaklaştırabilir. Hangi kısmın rücuya tabi olduğunun doğru belirlenmesi, mahsup tutarının şişirilmemesi açısından önemlidir; bu noktada bir hata, hak sahiplerinin eline geçecek tutarı gereğinden fazla azaltabilir. SGK'nın bağladığı gelir ile mahkemenin hükmedeceği tazminat farklı kurumlardan gelir; biri idari bir süreçle, diğeri yargı kararıyla belirlenir ve ikisi ayrı zamanlarda sonuçlanabilir.

Sigorta Yoksa veya Yetmezse

Kazaya karışan aracın sigortasız olması, sigortanın süresi geçmiş olması, sigortacının iflas etmiş olması veya sürücünün tespit edilememesi gibi hâller ölümlü bir trafik kazasında karşılaşılabilir. Bu hâllerde zarar görenler doğrudan sorumludan tazminat talep etmekle sınırlı kalmaz. Sorumlunun mal varlığı yetersizse veya sürücü hiç bulunamıyorsa, tazminatın fiilen tahsil edilebilmesi ayrı bir sorun hâline gelir; bu noktada sigorta sisteminin dışında kalan bir güvence mekanizması devreye girer.

Bu durumlarda Güvence Hesabı'na başvurulabilir; Güvence Hesabı, belirli koşullarda sigortanın yerini alarak ödeme yapan bir fondur ve özellikle sürücüsü tespit edilemeyen kaçış vakalarında önemli bir güvence sağlar. Başvuru için de belirli bir süre ve usul öngörülmüştür; bu nedenle sürecin erken aşamasında değerlendirilmesi gereken bir seçenektir. Başvuru şartları ve süreci hakkında ayrıntılı bilgiyi güvence hesabı sayfamızda bulabilirsiniz.

Manevi Tazminat Ayrıca İstenir mi?

Evet, bu tazminat ile manevi tazminat farklı kalemlerdir ve aynı dosyada birlikte talep edilebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı maddi bir kayıp içindir; manevi tazminat ise ölüm nedeniyle yaşanan acıyı karşılamaya yöneliktir. İkisi ayrı hesaplanır ve biri diğerinin yerine geçmez.

Manevi tazminatın tutarı, olayın ağırlığı, tarafların kusur durumu ve sosyal-ekonomik koşulları gibi ölçütler değerlendirilerek hâkimin takdiriyle belirlenir. Yakınını kaybeden birden fazla kişi varsa, her biri kendi manevi tazminatını ayrı ayrı talep edebilir; bir kişiye hükmedilen tutar diğerini bağlamaz. Manevi tazminat talep edebilecek kişi çevresi, bu tazminatı talep edebilecek kişi çevresinden farklı olabilir; örneğin destek ilişkisi bulunmayan bir kardeş, destekten yoksun kalma tazminatı alamasa dahi manevi tazminat talep edebilir. Burada da tutar vermiyoruz; her dosyanın sonucu kendi koşullarına göre şekillenir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Zamanaşımı

Bu talep, haksız fiile ilişkin genel zamanaşımı sürelerine tabidir (TBK m.72; trafik kazalarında KTK m.109); bu süreler geçtikten sonra yapılan başvurular reddedilme riskiyle karşılaşır. Aşağıdaki noktalar sürecin başında dikkat edilmesi gereken hususlardır.

  • Zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten başlayan iki yıllık bir süre işler.
  • Her hâlde olay tarihinden başlayan on yıllık daha uzun bir süre de ayrıca uygulanır.
  • Olay aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, ceza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımı süresi geçerli olur.
  • Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce yazılı başvuru yapılması genellikle aranan bir şarttır.

Bu süreler kesin ve resmî olsa da, hangisinin somut dosyanıza uygulanacağı olayın niteliğine ve ceza soruşturmasının olup olmadığına göre değişebilir. Ölümlü trafik kazası dosyalarında genellikle bir ceza soruşturması da yürütülür; bu soruşturmanın sonucu, hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağını etkileyebilir. Süreci geciktirmeden başlatmanız, olası bir hak kaybını önler; belgelerinizi erken toplamanız da bu süreci kolaylaştırır.

Dava Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli?

Dilekçe hazırlanırken, davanın hangi hukuki dayanağa oturduğu (haksız fiil, iş kazası, malpraktis gibi) ve talep edilen kalemlerin (destekten yoksun kalma tazminatı, varsa manevi tazminat) ayrı ayrı ve net biçimde belirtilmesi önemlidir. Talep sonucunda her hak sahibi için ayrı bir tutar istenmesi, sonradan pay dağılımıyla ilgili karışıklığı önler.

Dilekçeye eklenecek belgeler arasında ölüm belgesi, nüfus kayıt örneği, kaza tespit tutanağı ve varsa sigorta başvuru yazışmaları yer almalıdır. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda arabuluculuk son tutanağının da eklenmesi gerekir; aksi hâlde dava şartı eksikliği gündeme gelebilir. Rakam konusunda kesin bir tutar yazmak yerine, aktüerya bilirkişi incelemesiyle belirlenecek tutarın talep edildiğinin belirtilmesi, uygulamada sıkça tercih edilen bir yöntemdir.

Süreçte Avukat Desteği

Yakınınızı kaybettikten sonra hukuki bir sürece girmek, çoğu zaman istemediğiniz ama gerekli bir adımdır; bu süreçte amacımız, sizi belge toplama ve süre takibi gibi teknik ayrıntılarla tek başınıza bırakmamaktır. Büromuz dosyanızı değerlendirirken önce bu ilişkinin hangi belgelerle ortaya konabileceğini belirler; resmî nikâhı bulunmayan veya mirasçı olmayan hak sahipleri için bu aşama özellikle önemlidir. Birden fazla hak sahibi varsa, her birinin payının ayrı ayrı doğru hesaplandığından emin olunur. Aktüerya bilirkişi raporunun doğru yöntemle hazırlanıp hazırlanmadığı da ayrıca denetlenir; kullanılan yaşam tablosunun ve dönem ayrımının güncel olması bu denetimin bir parçasıdır.

Sigorta şirketine başvurunun usulüne uygun yapılması, sonraki aşamada tahkim veya dava yoluna geçişi kolaylaştırır. SGK mahsubunun doğru hesaplanıp hesaplanmadığının kontrolü de sürecin bir parçasıdır; bu adım atlanırsa hak sahiplerinin eline geçecek tutar gereğinden az çıkabilir. Sürecin her aşamasında yanınızda olmak için trafik kazası avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Avukatlık Ücreti ve Ücretsiz Avukat (Adli Yardım)

Destekten yoksun kalma davasında avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki yazılı sözleşmeyle ve dosyanın niteliğine göre belirlenir. Avukatlık Kanunu m.164'e göre ücret, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) altında kararlaştırılamaz; dava değerinin belli bir yüzdesi olarak belirlenecekse bu oran %25'i aşamaz. Tarife her yıl Türkiye Barolar Birliğince hazırlanır (m.168). Sabit bir tutar verilemez; ücret, hak sahibi sayısı, sorumluların kimler olduğu ve dosyanın aşamasına göre değişir.

Avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılayamayanlar için iki yol vardır. İlki, baroların adli yardım bürosudur: istem büroya yapılır ve talebin haklı olduğu delillerle gösterilir; ret hâlinde baro başkanına başvurulabilir (Avukatlık Kanunu m.176-178). İkincisi, davanın görüleceği mahkemeden adli yardım istemektir; mahkeme yargılama giderlerinden geçici muafiyet ve gerekirse ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini kararı verebilir (HMK m.334-336).

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kimler talep edebilir?

Ölenden fiilen ve düzenli olarak destek gören herkes talep edebilir; eş, çocuk, anne-baba ve koşullara göre diğer yakınlar bu kapsamdadır. Belirleyici olan akrabalık derecesi değil, gerçek destek ilişkisidir. Bu nedenle aynı aileden birden fazla kişi, her biri kendi bağını göstererek ayrı ayrı talepte bulunabilir.

Mirasçı olmayan alabilir mi?

Evet. Bu tazminat mirasçılık sıfatına bağlı değildir; fiilen destek gören bir kişi, mirasçı olmasa dahi talep edebilir. Aynı şekilde mirası reddeden bir mirasçı da bu tazminat hakkını kaybetmez. Mirasla bu tazminat arasında hiçbir hesap ilişkisi yoktur; biri diğerini etkilemez.

Nikâhsız eş talep edebilir mi?

Evet, koşulları sağlandığında talep edebilir. Resmî nikâh bulunmaması tek başına engel değildir; karı-koca gibi sürdürülen, düzenli destek içeren bir birlikteliğin somut delillerle ortaya konması gerekir. Bu delillendirme, resmî nikâhlı eşlerde aranan karineye kıyasla ek bir adımdır, ama talebi imkânsız kılmaz.

Çocuk kaç yaşına kadar destek görür?

Yerleşik uygulamaya göre, yüksek öğrenim görmeyen erkek çocuklar için 18, kız çocuklar için 22 yaşın ikmali esas alınır. Yüksek öğrenim gören veya görecek çocuklarda ise bu süre öğrenimin sona erdiği, genellikle 25 yaşın ikmaline kadar uzar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/22540, K. 2022/14821). Bu süre, çocuğun somut durumuna göre mahkemece ayrıca değerlendirilir.

Anne-baba her zaman alabilir mi?

Hayır, otomatik değildir. Anne-baba, çocuklarından fiilen destek aldıklarını veya ileride destek alacaklarını ortaya koymalıdır; bu genellikle çocuğun çalışıyor veya çalışma çağına yakın olması hâlinde daha güçlü kabul edilir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre (E. 2016/5, K. 2018/6, T. 22.06.2018), bu hak için SGK'dan ölüm geliri bağlanmış olması şartı aranmaz; çocukların anne-babaya destek olduğu karine olarak kabul edilir. Anne-babanın ekonomik durumunun iyi olması, bu talebi tek başına engellemez; destek yalnızca zorunlu ihtiyaç hâlinde değil, hayatın olağan akışı içinde de kabul edilebilir.

Tazminat nasıl hesaplanır?

Ölenin geliri, destek payı, bakiye ömür ve kusur oranı birlikte değerlendirilerek aktüerya bilirkişisi tarafından bugünkü değere indirgenir. Hesap, aktif ve pasif dönem ayrımını da içerir; bu nedenle tek bir çarpma işleminden çok daha kapsamlıdır. İnternet üzerindeki basit hesaplamalar bu raporun yerine geçmez.

SGK ödemesi düşülür mü?

Evet, ancak yalnızca rücuya tabi kısmı düşülür. SGK'nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değeri, rücu edilebilen kısımla sınırlı olarak tazminattan mahsup edilir; tamamı değil. Bu ayrımın gözden kaçırılması, hak sahiplerinin eline geçecek tutarın haksız yere düşük hesaplanmasına yol açabilir.

Ölenin kusuru varsa ne olur?

Tazminat hakkı ortadan kalkmaz; ölenin kusuru, hesaplanan tutardan uygun bir indirim yapılmasına yol açar. Kusur tam olsa dahi destek görenlerin talebi, kendi zararlarına dayandığı için tamamen ortadan kalkmaz. Bu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik olarak benimsediği bir ilkedir.

Ne kadar süre içinde talep edilmeli?

Zararın öğrenildiği tarihten başlayan kısa, olay tarihinden başlayan daha uzun bir zamanaşımı süresi birlikte işler. Olay aynı zamanda suç niteliğindeyse daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir. Süreci geciktirmeden başlatmak, hangi sürenin uygulanacağı belirsiz olsa dahi her zaman güvenli olan yaklaşımdır.

Sigorta yetmezse ne yapılır?

Sigorta yoksa, limiti yetmiyorsa veya sorumlu tespit edilemiyorsa Güvence Hesabı'na başvurulabilir. Poliçe limitini aşan kısım için ayrıca sorumlulardan talepte bulunulabilir. Bu iki yol birbirini dışlamaz; dosyanın durumuna göre birlikte de kullanılabilir.

Farazi destek nedir?

Ölüm anında henüz başlamamış, ancak hayatın olağan akışına göre yakın gelecekte başlayacak olan destektir. En sık örneği, henüz çalışmayan bir çocuğun ileride anne ve babasına destek olacağının kabul edilmesidir. Yargıtay, yardımı fiilen sağlayan ve ölüm olmasaydı yakın gelecekte de sağlayacak kişiyi destek sayar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9754, K. 2025/5985).

Destekten yoksun kalma tazminatı anne babaya nasıl hesaplanır?

Yargıtay uygulamasında bekâr ölen çocuğun evleninceye kadar gelirinin yarısını anne-babasına ayıracağı kabul edilir ve her birine %25 pay verilir. Çocuğun ileride evleneceği varsayıldığında bu pay %16'ya, bir çocuğu olduğunda %14'e, ikinci çocukla %12,5'e iner (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/6601, K. 2022/10395). Ölen çocuk küçükse, çalışmaya başlayacağı yaşa kadarki bakım ve yetiştirme giderleri tazminattan düşülür.

Destekten yoksun kalma davası için ücretsiz avukat alınabilir mi?

Avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılayamayanlar, baronun adli yardım bürosuna başvurabilir (Avukatlık Kanunu m.176-178). Ayrıca davanın görüleceği mahkemeden adli yardım istenebilir; mahkeme giderlerden geçici muafiyet ve gerekirse ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini kararı verebilir (HMK m.334-336). Ücretli takipte ücret, yazılı sözleşmeyle ve AAÜT'nin altında olmamak üzere dosyaya göre belirlenir.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Özetle Nasıl Değerlendirilir

Ölümlü trafik kazası veya benzer bir olay sonrasında gündeme gelen destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin mirasından değil, destek gören kişinin kendi zararından doğar. Bu nedenle mirasçı olmak ne şart ne de tek başına yeterlidir. Belirleyici olan, ölenle destek gören arasındaki fiilî ilişkinin varlığıdır ve bu ilişki resmî nikâh veya akrabalık olmasa dahi ispatlanabilir. Ölenin kendi kusuru bulunsa dahi bu hak tamamen ortadan kalkmaz, yalnızca tutarı etkiler. Tazminatın gerçek tutarı, bakiye ömür, destek payı ve kusur oranının birlikte değerlendirildiği bir aktüerya hesabıyla belirlenir; bu nedenle sayfadaki hesaplama örnekleri yalnızca yöntemi gösterir. Sürecin belge eksikliğinden sekteye uğramaması için, elinizdeki belgeleri erken aşamada, kendi hızınızda bir araya getirmeniz faydalı olur.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler