URSA Avukatlık

Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılır?

Gayrimenkul Hukuku11 dk okumaEklenme: Güncellenme:
Tapu belgesi ve hâkim tokmağı ile tapu iptal ve tescil davasını simgeleyen kapak görseli

Tapu iptal ve tescil davası, tapu kaydı gerçek hukuki duruma aykırı oluştuğunda kaydın iptalini ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescilini birlikte sağlamak için açılır. Başlıca sebepler muris muvazaası, ehliyetsizlik, vekâletin kötüye kullanılması, sahte belge, hile, hata veya korkutma, inançlı işlem ve kadastro kaynaklı yolsuzluktur. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; yetki, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine aittir ve kesindir. Tapu iptal ve tescil davasında zamanaşımı sebebe göre değişir: mülkiyete dayanan sebeplerde süre işlemez, irade sakatlığında öğrenmeden itibaren bir yıl, kadastro kaynaklı iddialarda tutanağın kesinleşmesinden itibaren on yıl uygulanır. Tedbir şerhi dava açılırken istenmelidir.

Dava, uygulamada çoğunlukla mirastan mal kaçırıldığını, ehliyetsiz kişiye devir yaptırıldığını, vekâletin kötüye kullanıldığını veya hile ile devir yapıldığını iddia eden mirasçı ya da malik tarafından açılır. Taşınmaz dava sırasında üçüncü kişiye satılırsa, alıcının iyiniyetli olup olmadığı sonucu doğrudan belirler; erken alınan tedbir şerhi, davanın sonucunu koruma altına alır.

Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?

Tapu iptal ve tescil davası, tapu sicilindeki kaydın gerçek hukuki duruma aykırı biçimde oluşmuş olması, yani yolsuz tescil hâlinde açılır. Dava, hatalı kaydın iptalini ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescilini birlikte talep eder; iki istem aynı dava içinde birleşik biçimde ileri sürülür. Yolsuz tescil, geçersiz işleme dayanan, var olmayan hakka dayanan veya hukuki sebepten yoksun kalan tescildir; nedeni sahtecilik, ehliyetsizlik, muvazaa, hile veya benzeri hukuka aykırılık olabilir. Yolsuz tescilin varlığı, mahkeme kararıyla tespit edilir; kayıt kendiliğinden düzelmez, hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin dava açması gerekir.

Dava, tapu iptal davası olarak da anılır; ikisi aynı hukuki süreci ifade eder. Türk Medeni Kanunu, tapu sicilinin aleniyet ve güvenilirlik ilkelerini düzenler; tescilin gerçek duruma aykırı olması, kayıttaki hakkı zedelenen kişiye kaydın düzeltilmesini isteme hakkı tanır. Kanunun tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.

Tapu İptali ile El Atmanın Önlenmesi Farkı

Tapu iptal ve tescil davası, kaydın kendisinin hatalı olduğu iddiasına dayanır; amaç, kaydı gerçek hak sahibi adına düzeltmektir. El atmanın önlenmesi davası ise kayıt doğru olsa dahi, malikin mülkiyet hakkını kullanmasını engelleyen fiili müdahalenin durdurulmasını amaçlar; kayıtta değişiklik istenmez, yalnızca müdahalenin sona erdirilmesi talep edilir. İki dava farklı hukuki temellere dayandığından, aynı olayda ikisi birlikte de açılabilir. Haksız kullanımın geçmiş dönemine ilişkin bedel ise ecrimisil davası ile istenir.

Taşınmaz birden fazla paydaşa aitse ve paydaşlar mülkiyeti sürdürmek istemiyorsa, kayıt doğru olduğu hâlde paylaşım anlaşmazlığı ayrı dava türüne konu olur; ayrıntısı için ortaklığın giderilmesi davası sayfamıza bakılabilir. Tapu kaydı üzerinde üçüncü kişi alacaklı tarafından haciz konulmuşsa, kaydın kendisi tartışmasız olsa dahi haczin kaldırılması ayrı süreç gerektirir; ayrıntısı için tapu haciz kaldırma sayfamıza bakılabilir.

Dava Hangi Sebeplerle Açılır?

Tapu iptal davası, uygulamada belirli sebeplere dayanarak açılır; her sebebin ispat konusu ve süresi farklıdır. Aşağıdaki tablo, sık görülen sebepleri özetliyor.

Tapu iptal ve tescil davasının açılabildiği başlıca sebepleri gösteren şema
Sebepİspatı ArananSüre
Muris muvazaasıGerçekte bağış olmasıSüreye bağlı değil
EhliyetsizlikAyırt etme gücü yokluğuSüreye bağlı değil
Vekâletin kötüye kullanılmasıAlıcının kötüniyetiSüreye bağlı değil
Hile, hata veya korkutmaİrade sakatlığıÖğrenmeden 1 yıl
İnançlı işlemGeri devir taahhüdüGenel zamanaşımı
Kadastro kaynaklı yolsuzlukKadastro öncesi hakKesinleşmeden 10 yıl
Sahte vekâletname, kimlikBelgenin sahteliğiSüreye bağlı değil

Tablodaki süreler, dava sebebinin niteliğine göre değişir; ayni hakka doğrudan dayanan sebepler (muris muvazaası, ehliyetsizlik, vekâletin kötüye kullanılması, sahtecilik) süreye bağlı değildir, çünkü mülkiyet hakkı zamanaşımına uğramaz. İrade sakatlığına dayanan sebeplerde ise kanun, belirli süre içinde harekete geçilmesini arar. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda da, sözleşme geçersiz sayılır veya geriye etkili feshedilirse benzer tapu iptali süreci işleyebilir; ayrıntısı için kat karşılığı inşaat sözleşmesi sayfamıza bakılabilir.

Muris Muvazaası

Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış gibi göstererek devretmesidir. Görünürdeki satış işlemi tarafların gerçek iradesine uymadığından geçersizdir; gizlenen bağış işlemi ise resmî şekil şartına uyulmadığından geçerlilik kazanamaz. Sonuç olarak devir işlemi baştan itibaren hükümsüz sayılır.

“Mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını tapu sicil memuru önünde satış biçiminde göstererek devreden mirasbırakanın bu işlemi muvazaalıdır; saklı pay sahibi olan mirasçılar tenkis davası açmayıp muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptalini isteyebilir, aynı davayı saklı pay sahibi olmayan mirasçılar da açabilir.”

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1974/1, K. 1974/2, T. 01.04.1974

Dava, miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar tarafından açılabilir; saklı pay sahibi olma şartı aranmaz. Muvazaanın ispatında her türlü delil kullanılabilir; satış bedelinin rayiç değerle uyumsuzluğu, tarafların ekonomik durumu, mirasbırakanın devir sırasındaki tutumu ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir. Davalı taraf, mirasbırakanın sağlığında tüm mirasçıları gözeterek hak dengesini kurduğunu, yani paylaştırma kastıyla hareket ettiğini ispatlarsa, muris muvazaası iddiası kabul görmez; mahkeme söz konusu savunma karşısında, her mirasçıya intikal eden mal ve hakların değerini karşılaştırarak denkleştirmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırır. Konunun ayrıntısı için mirastan mal kaçırma sayfamıza, saklı pay sahiplerinin tenkis yoluyla başvurabileceği ayrı yol için saklı pay ve tenkis davası sayfamıza bakılabilir.

Ehliyetsizlik ve Vekâletin Kötüye Kullanılması

Ehliyetsizlik iddiasına dayanan davada, taşınmazı devreden kişinin işlem anında ayırt etme gücüne sahip olmadığı ileri sürülür. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin iradesi geçerli sayılmaz; karşı tarafın iyiniyetli olması geçersizliği ortadan kaldırmaz, çünkü ehliyetsizlik iddiası kamu düzenine ilişkindir.

“Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz.”

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, E. 1941/4, K. 1941/21, T. 11.06.1941

Ehliyetsizlik iddiası, devir tarihindeki sağlık durumunu gösteren doktor raporları, hastane kayıtları ve Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak bilirkişi raporuyla ispatlanır; ayırt etme gücü kişiye ve işleme göre değişen göreceli kavram olduğundan, yalnızca tanık beyanıyla yetinilmez. Ayırt etme gücünün nisbi niteliği, aynı kişinin bir işlem için ehliyetsiz, farklı işlem için ehliyetli sayılabilmesine yol açabilir; rapor, devrin gerçekleştiği tarihe özgü olarak düzenlenmelidir.

Vekâletin kötüye kullanılması, vekilin kendisine tanınan yetkiyi vekâlet verenin çıkarına aykırı biçimde kullanmasıdır; vekil sadakat ve özen borcuna aykırı davranmış olur. Alıcı, vekilin yetkisini kötüye kullandığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde işlemi tamamlamışsa, kötüniyetli sayılır ve tapu kaydı söz konusu nedenle iptal edilebilir; alıcının iyiniyetli olduğu durumlarda işlem korunur ve talep vekile karşı tazminata yönelir.

Davayı Kim, Kime Karşı Açar?

Davayı, kaydın gerçek duruma aykırılığından hakkı zedelenen kişi açar; miras hukukuna dayanan sebeplerde mirasçılar, doğrudan mülkiyet iddiasına dayanan sebeplerde malikin kendisi davacı olur. Mirasçıların dava açabilmesi için, mirasçılık sıfatının belgeyle ortaya konması gerekir; ayrıntısı için mirasçılık belgesi sayfamıza bakılabilir. Mirası reddeden kişi, mirasçılık sıfatını kaybettiğinden dava açamaz; ayrıntısı için reddi miras sayfamıza bakılabilir.

Davalı, tapuda kayıtlı malik olan kişidir; taşınmaz birden fazla kez el değiştirmişse, dava kaydın son hâlindeki malike karşı yöneltilir. Zincirleme devirlerde, aradaki devreden kişilerin de davaya dahil edilmesi gerekebilir; her devrin ayrı ayrı incelenmesi, hangi aşamada yolsuzluğun oluştuğunun tespiti için önemlidir. Birden fazla davalı bulunan dosyalarda, taraf teşkilinin eksiksiz yapılması, davanın esasa girmeden usulden sonuçlanmasını önler. Zincirdeki her devrin ayrı hukuki nitelik taşıyabileceği unutulmamalıdır; ilk devir muvazaalı olsa dahi, zincirdeki sonraki devrin bağımsız geçerlilik sebebi bulunabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine aittir; yetki kesindir, taraflar sözleşmeyle değiştiremez ve mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir.

Dava konusu birden fazla taşınmaz, farklı yer mahkemelerinin yetki alanında bulunuyorsa, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde dava açılabilir; uygulamada her taşınmaz için ayrı yetki değerlendirmesi yapılması önerilir. Kesin yetki kuralına aykırı açılan dava, yetkisizlik kararıyla sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir; durum süre kaybına yol açabileceğinden, dava açılmadan önce taşınmazın kayıtlı olduğu yerin doğrulanması önemlidir. Taşınmaz, davanın açıldığı ilin sınırları dışında bulunuyorsa, dilekçenin yanlış mahkemeye verilmesi riski artar; tapu kaydındaki il ve ilçe bilgisinin dava öncesinde teyit edilmesi söz konusu riski azaltır.

Taşınmaz Satılmışsa Ne Olur?

Dava konusu taşınmaz, dava sırasında veya öncesinde üçüncü kişiye satılmışsa, üçüncü kişinin durumu tapu siciline güven ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Tapu kütüğüne iyiniyetle güvenerek mülkiyet veya başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur; koruma, tapu sicilinin gerçek durumu yansıttığına duyulan güveni temin eder.

Dava konusu taşınmaz satıldığında yeni malikin iyiniyetine göre sonucu gösteren karar akışı

“Buna göre, taşınmazın süratle ve düşük bedelle bir üçüncü kişiye satılması hâlinde taşınmazı devralanların iyi niyetli sayılamayacakları, yine alıcı ile satıcı arasında akrabalık, iş arkadaşlığı veya komşuluk gibi bir ilişki görülüyorsa da TMK'nın 1023. maddesinin uygulanamayacağı çünkü iktisap edenlerin şüpheli sayılabilecek bir durumu incelemeyerek ihmalkâr davranarak, kötü niyetli sayılacağı kabul edilmiştir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/136, K. 2020/895, T. 17.11.2020

Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu ispat yükü, eski malik olan davacıya aittir; iyiniyet asıldır, aksi ispatlanmadıkça esas alınır. Kötüniyetin göstergeleri arasında rayiç değerin çok altında bedel, taraflar arasındaki yakın ilişki, kısa aralıklarla yapılan art arda devirler ve tapuda tedbir şerhinin bulunması sayılabilir; tedbir şerhi varsa, şerhten sonra işlem yapan kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Üçüncü kişi iyiniyetliyse, taşınmaz geri alınamaz; davacının talebi, taşınmazı elden çıkaran kişiye karşı tazminata dönüşür. Üçüncü kişinin kötüniyetli olduğu ispatlanırsa, kendisi adına yapılan tescil de yolsuz sayılır ve taşınmaz gerçek hak sahibine döner. Davanın en başında tedbir şerhi talep edilmesi, taşınmazın iyiniyetli üçüncü kişiye geçmesini önleyerek davanın amacına ulaşmasını sağlar. Zincirdeki her yeni alıcı ayrı iyiniyet değerlendirmesine tabidir; ilk alıcının kötüniyetli olması, zincirdeki sonraki alıcının da kötüniyetli sayılacağı anlamına gelmez.

Tedbir Şerhi Neden Hemen İstenmeli?

Tedbir şerhi, dava konusu taşınmazın tapu kütüğüne işlenen ve üçüncü kişilerin taşınmazı iyiniyetle edinmesini önleyen işlemdir. Şerh konulduktan sonra taşınmazı devralan kişi, artık iyiniyet iddiasında bulunamaz; tapu sicilinin aleniliği gereği, şerhi görmesi veya görmesi gerektiği kabul edilir.

  • Tedbir talebinin dava dilekçesinde açıkça yer alması.
  • Mahkemece istenmesi hâlinde teminat yatırılması.
  • Tedbir kararının tapu müdürlüğüne yazıyla bildirilmesi.

Tedbir şerhinin dava açılır açılmaz istenmesi önemlidir; şerh konulmadan geçen süre içinde taşınmaz üçüncü kişiye devredilirse, alıcının kötüniyetinin ispatı davacı için ayrı ve güç bir konu hâline gelir. Şerh, sonradan hak kazanan kişilere karşı da etkili olduğundan davanın sonucunu güvence altına alır ve taşınmazın dava süresince el değiştirmesini caydırır.

Süreler Nasıl İşler?

Tapu iptal davası zamanaşımı, dava sebebine göre değişir. Mülkiyet hakkına doğrudan dayanan sebeplerde (muris muvazaası, ehliyetsizlik, vekâletin kötüye kullanılması, sahte belge) süre işlemez; hak, taşınmaz elde kaldığı sürece her zaman kullanılabilir. İrade sakatlığına dayanan sebeplerde ise kanun, yanılma veya aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıllık süre öngörür; süre içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilmezse sözleşme onanmış sayılır.

Kadastro tespitinden kaynaklanan yolsuzluk iddialarında farklı süre uygulanır; kadastro tutanağının kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastro öncesi hukuki sebeplere dayanarak dava açılamaz. Süre hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir; tarafların ayrıca itiraz etmesi gerekmez. Hangi sebebin süreye tabi olduğunun baştan doğru belirlenmesi, dava açma kararının zamanlamasını doğrudan etkiler.

Hangi Deliller Toplanır?

Dava türüne göre değişmekle birlikte, sık kullanılan delil türleri aşağıda sıralanıyor.

  • Tapu kayıtları ve akit tablosu.
  • Banka hesap hareketleri.
  • Sağlık kayıtları ve doktor raporları.
  • Tanık beyanları.
  • Keşif ve bilirkişi raporu.

Deliller, dava sebebine göre farklı ağırlık taşır; muris muvazaasında banka hareketleri ve tanık beyanları öne çıkarken, ehliyetsizlikte sağlık kayıtları ve Adli Tıp raporu belirleyici olur. Keşif, taşınmazın fiziki durumunu ve varsa üzerindeki yapılaşmayı tespit etmek için mahkemece re'sen de yapılabilir; bilirkişi incelemesi, keşifte toplanan bulguları teknik açıdan değerlendirir. Delillerin dava açılmadan önce toplanmaya başlanması önemlidir; özellikle banka kayıtları ve sağlık kayıtları, zaman geçtikçe temin edilmesi zorlaşan belgelerdir.

Tapu İptal Davasında Avukat Desteği

Dava sebebinin doğru belirlenmesi, tedbir şerhinin zamanında talep edilmesi ve delillerin eksiksiz toplanması, sürecin seyrini doğrudan etkiler. Yanlış sebebe dayanılarak açılan dava veya geç istenen tedbir, telafisi güç sonuçlara yol açabilir.

Sonuç, her dosyanın kendi delil durumuna ve dava sebebine göre şekillenir. Miras avukatı ve gayrimenkul avukatı desteğiyle, dosyaya uygun sürecin belirlenmesi sağlanabilir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Tapu iptal davası hangi sebeplerle açılır?

Muris muvazaası, ehliyetsizlik, vekâletin kötüye kullanılması, hile, hata, korkutma, inançlı işlem, kadastro kaynaklı yolsuzluk veya sahte belge gibi sebeplerle açılır. Her sebebin ispat konusu ve süresi farklıdır.

Tapu iptal davası kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Tapu iptal davası zamanaşımı, sebebe göre değişir. Mülkiyet hakkına dayanan sebeplerde süre işlemez, irade sakatlığında öğrenmeden 1 yıl, kadastro kaynaklı iddialarda kesinleşmeden 10 yıl uygulanır.

Babamın sağlığında kardeşime devrettiği evi iptal ettirebilir miyim?

Devir gerçekte bağış niteliğinde olup satış gibi gösterilmişse, muris muvazaası nedeniyle iptal talep edilebilir. Talep, miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar tarafından, mirasbırakanın ölümünden sonra ileri sürülür.

Tapu iptal davası hangi mahkemede açılır?

Asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir ve yetki kesindir.

Taşınmaz satılmışsa tapu iptal edilebilir mi?

Yeni malik iyiniyetliyse taşınmaz geri alınamaz, talep tazminata dönüşür. Yeni malik kötüniyetliyse, kendisi adına yapılan tescil de iptal edilebilir.

Tedbir şerhi nedir, nasıl konulur?

Tedbir şerhi, taşınmazın dava süresince üçüncü kişiye devrini caydıran, tapu kütüğüne işlenen kayıttır. Talep, dava dilekçesinde ileri sürülür ve mahkeme kararı üzerine tapu müdürlüğüne bildirilir.

Ehliyetsizlik nasıl ispatlanır?

Devir tarihindeki sağlık durumunu gösteren kayıtlar ve Adli Tıp Kurumu'ndan alınan bilirkişi raporuyla ispatlanır. Tanık beyanı tek başına yeterli görülmez.

Vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali mümkün mü?

Mümkündür; satın alan tarafın, vekile tanınan yetkinin amacı dışında kullanıldığını fark edebilecek durumda olduğu ispatlanırsa tapu iptal edilir. Alıcı gerçekten habersizse işlem geçerliliğini korur, talep vekile karşı tazminata yönelir.

Tapu iptal davasını kimler açabilir?

Tapudaki yanlış kayıttan dolayı hakkı zarar gören taraf dava açabilir. Miras kaynaklı sebeplerde mirasçılar, doğrudan mülkiyet iddiasında malikin kendisi davacı olur.

Tapu iptal davasında hangi deliller önemlidir?

Tapu kayıtları, banka hareketleri, sağlık kayıtları, tanık beyanları ile keşif ve bilirkişi raporu önemlidir. Hangi delilin öne çıkacağı dava sebebine göre değişir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler