
Rücu nedir sorusunun yanıtı, günlük bir örnekle en kolay anlaşılır. İki arkadaş birlikte bir kredi için kefil olur; borçlu ödemeyi yapmayınca banka kefillerden birine başvurur ve o kefil borcun tamamını öder. Bu kefil artık, ödediği parayı hem asıl borçludan hem de diğer kefilden payına düşen kadar geri isteyebilir. Bu geri isteme hakkı rücu hakkıdır. Rücu, başkası adına ya da başkasıyla birlikte sorumlu olduğu bir borcu ödeyen kişinin, ödediği tutarı asıl sorumludan geri istemesidir.
Rücu nedir sorusunu soran kişi genellikle bir belgede bu kelimeyle karşılaşmıştır. Bu kavram, sigorta poliçesinde, SGK yazısında, bir ihtarnamede ya da icra takibinde “rücuen tazminat” ifadesiyle karşınıza çıkabilir. Rücuen tazminat, ödemeyi yapanın asıl sorumludan talep ettiği bu tazminat tutarını ifade eder. Kim kime, hangi dayanakla rücu edebiliyor sorusunun cevabı duruma göre değişir. Sigorta şirketi, SGK, birlikte kusurlu sorumlular ve idare gibi farklı taraflar farklı kanuni dayanaklarla rücu hakkına sahip olabilir. Bu sayfa, rücunun genel çerçevesini tek bir yerde göstermek ve her türü için ayrıntılı bilgiye yönlendirmek üzere hazırlanmıştır.
Rücu Nedir?
Rücu nedir sorusu, günlük hayatta olduğu kadar hukuki metinlerde de sıkça karşımıza çıkar. Rücu hakkı, bir kişinin başkasının borcunu ödemek zorunda kalması ve bu ödemeyi asıl sorumludan geri isteyebilmesi durumunda ortaya çıkar. Ödemeyi yapan taraf, zarar görenin yerine geçerek onun haklarına sahip olur; bu nedenle rücu, tazminat hukukunun ödeme adaletini sağlayan temel mekanizmalarından biridir.
Rücu hakkının en sık karşılaşılan hâli, birden fazla kişinin aynı zarardan sorumlu tutulduğu durumlardır. Böyle bir durumda zarar gören, sorumlulardan istediğine başvurup zararının tamamını talep edebilir; ödemeyi yapan sorumlu ise daha sonra diğer sorumlulardan kendi payını aşan kısmı geri ister. Bu geri isteme talebine uygulamada rücu davası ya da rücuen tazminat davası denir. Rücu davası açan taraf, zarar görenin yerine geçtiği için, zarar görenin asıl sorumluya karşı ileri sürebileceği delil ve savunmalara benzer bir konumda bulunur.
Rücu Hakkı Nereden Doğar?
Rücu hakkı iki farklı kaynaktan doğabilir: kanundan ya da sözleşmeden. Kanundan doğan rücu hakkı, herhangi bir sözleşme şartı aranmaksızın, kanunun doğrudan öngördüğü hâllerde ortaya çıkar; SGK'nın işverene rücusu ve müteselsil sorumlular arasındaki rücu bu türe örnektir. Sözleşmeden doğan rücu ise taraflar arasındaki bir sözleşme hükmüne dayanır. Örneğin bir kefalet sözleşmesinde kefilin asıl borçluya rücu hakkı, sözleşmenin ve kanunun kefalet hükümlerinin birlikte uygulanmasından doğar.
Sigortacının halefiyeti, bu ikisinden ayrı ve kendine özgü bir kurumdur. Sigortacı, sigortalısına yaptığı ödeme kadar, sigortalısının zarar sorumlusuna karşı sahip olduğu haklara kendiliğinden halef olur; bu geçiş için ayrıca bir devir işlemine gerek yoktur. Halefiyet ile kanundan doğan rücu hakkı arasındaki fark burada belirginleşir. Halefiyette sigortacı, sigortalısının yerine geçip onun hakkını kullanır; kanundan doğan rücuda ise kişi kendi adına, kanunun tanıdığı bağımsız bir talep hakkını kullanır. Rücu hakkının genel hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir.
Rücu Türleri
Rücu hakkı, tarafına ve dayanağına göre birkaç farklı türde karşımıza çıkar. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan rücu türlerini kim kime, hangi dayanakla sorusuyla özetlemektedir.

| Rücu Türü | Kim Kime Rücu Eder | Dayanak | Ayrıntılı Bilgi |
|---|---|---|---|
| Sigorta halefiyeti | Trafik sigortacısı → sigortalısı | TTK halefiyet hükümleri | Sigorta şirketinin rücu hakkı |
| Kasko rücusu | Kasko şirketi → kusurlu üçüncü kişi | TTK halefiyet hükümleri | Kasko rücu davası |
| SGK rücusu | SGK → işveren veya üçüncü kişi | 5510 sayılı Kanun | İş kazası tazminatı |
| Müteselsil rücu | Ödeyen sorumlu → diğer sorumlu | Türk Borçlar Kanunu | Trafik kazası kusur oranı |
| İdarenin rücusu | İdare → kusurlu personel | Anayasa m.129 | İdari yargıda tam yargı davası |
Tablodaki beş tür de aynı temel mantığı paylaşır: zarar önce zarar görene ödenir, ardından ödemeyi yapan taraf, asıl sorumlu olan tarafa döner. Hangi türün uygulanacağı, ödemeyi kimin yaptığına ve zararın hangi ilişkiden doğduğuna göre belirlenir. Ancak dayanak farklı olduğundan, her türün kendi şartları, kendi zamanaşımı süresi ve kendi görevli mahkemesi vardır. İdarenin personeline rücusunun idari yargıdaki görünümü için idari yargıda tam yargı davası sayfamıza bakılabilir.
Sigorta Şirketinin Rücu Hakkı
Sigorta rücusu, uygulamada en sık karşılaşılan rücu türüdür ve kendi içinde iki ayrı duruma ayrılır. Birincisi, trafik sigortacısının zarar görene ödediği tazminatı, belirli şartlarda kendi sigortalısına (aracın sürücüsüne veya işletenine) rücu etmesidir. Sigortalının alkollü araç kullanması ya da ehliyetsiz olması, bu rücuyu doğurabilecek hâllerdendir.
İkincisi, kasko sigortasının kendi sigortalısına ödediği hasar bedelini, kazaya kusuruyla sebep olan karşı taraftan (üçüncü kişiden) geri istemesidir. Bu durumda rücu, sigortalının kendisine değil, kazadaki karşı tarafa yöneliktir. Bu iki durum farklı taraflara ve farklı şartlara dayanır; ayrıntılar ayrı sayfalarımızda ele alınmıştır. Trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücusu için sigorta şirketinin rücu hakkı, kasko şirketinin karşı tarafa rücusu için ise kasko rücu davası sayfamıza bakılabilir.
SGK'nın Rücu Hakkı
Sosyal Güvenlik Kurumu, bir iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle sigortalıya yaptığı ödemeleri geri isteyebilir. Bu talep, kazanın oluşumunda kusuru bulunan işverene ya da üçüncü kişilere yöneltilir. Bu rücu hakkı kanundan doğar; SGK ile işveren arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi aranmaz.
SGK'nın işverenden isteyebileceği tutar, işverenin kusur oranıyla sınırlıdır. İşveren iş kazasında hiç kusurlu değilse SGK rücu edemez; kısmen kusurluysa yalnızca o kusur oranına isabet eden kısım istenebilir. Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse, SGK bu kişiye ve varsa onu çalıştırana da rücu edebilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerin, sigortalının işverenden isteyebileceği tutarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirileceğini belirtmiştir. İşverenin sorumluluğu belirlenirken kaçınılmazlık ilkesi de gözetilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/10418, K. 2024/4957
Kusur oranının doğru tespiti, hem SGK'nın rücu talebinin miktarını hem de işverenin savunma imkânlarını doğrudan etkiler. İşveren, kazada kendisine atfedilen kusur oranına itiraz edebilir ve bu itiraz genellikle bağımsız bir bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir. İş kazası sonucu açılabilecek tazminat talepleri hakkında ayrıntılı bilgiye iş kazası tazminatı sayfamızdan ulaşılabilir.
Birden Fazla Sorumlu Arasında Rücu
Bir trafik kazasında birden fazla sürücü kusurlu bulunduğunda, zarar gören, kusuru bulunan sürücülerin hepsine karşı zararının tamamını talep edebilir; sürücüler zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar görenin, sorumlulardan yalnızca birine başvurup zararının tamamını o kişiden tahsil etmesi mümkündür.
Bu durumda ödemeyi yapan sürücü, kendi kusur payını aşan kısım için diğer kusurlu sürücülerden rücu talep edebilir. Sorumlular arasındaki bu iç ilişkide teselsül kuralı geçerli değildir; her sorumlu yalnızca kendi kusur oranına düşen miktardan sorumlu tutulur. Bu ayrım önemlidir: zarar görene karşı hepsi tam sorumluyken, kendi aralarındaki hesaplaşmada herkes yalnızca kendi payından sorumludur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, müteselsilen sorumlu olanlardan birinin zarar görenin zararını karşıladıktan sonra, iç ilişkide diğer sorumludan kusuru oranında rücu edebileceğini belirtmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/3007, K. 2017/11189
Rücu Oranı Ne Demek?
“Rücu oranı yüzde yüz” ya da “rücu oranı yüzde elli” gibi ifadeler, ödenen tazminat tutarının ne kadarının geri istenebildiğini gösterir. Bu oran, genellikle asıl sorumlunun kazadaki kusur oranına bağlanır.

Örneğin bir kazada karşı taraf sürücü tam kusurlu bulunmuşsa, ona uygulanan rücu oranı yüzde yüzdür; yani ödenen tazminatın tamamı bu sürücüden istenebilir. Karşı taraf kazanın yalnızca yarısından sorumlu bulunmuşsa, rücu oranı yüzde elli olur ve yalnızca ödenen tutarın yarısı geri istenebilir. Rücu oranı bu nedenle bir tutar değil, ödenen tutarın geri istenebilen payını gösteren bir yüzdedir. Rücu oranını belirleyen kusur tespitinin nasıl yapıldığına dair ayrıntılı bilgiye trafik kazası kusur oranı sayfamızdan ulaşılabilir.
Rücu Talebiyle Karşılaşınca Ne Yapılmalı?
Bir rücu talebiyle (yazı, ihtarname ya da icra takibi şeklinde) karşılaşan kişinin, ödeme yapmadan önce birkaç noktayı kontrol etmesi gerekir.
- Talebin kimden ve hangi kanuni dayanakla geldiğini tespit etmek.
- Talep edilen tutarın dayandığı ödeme belgelerini istemek.
- Rücu oranının hangi kusur tespitine dayandığını kontrol etmek.
- Bir icra takibi başlatılmışsa itiraz süresini kaçırmamak.
- Talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığını kontrol etmek.
İcra takibi şeklinde gelen bir rücu talebine süresi içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve borç kesinleşmiş sayılır. Bu nedenle bir icra takibi tebliğ alındığında öncelikle itiraz süresinin ne zaman dolduğu belirlenmelidir. İcra sürecinin işleyişi hakkında ayrıntılı bilgiye trafik kazası icra takibi sayfamızdan ulaşılabilir.
Rücu Talebinde Zamanaşımı
Rücu talebinin zamanaşımı süresi, rücunun dayandığı hukuki ilişkiye göre değişir; tüm rücu türleri için tek bir süre verilemez. Müteselsil sorumlular arasındaki rücuda süre genellikle ödeme tarihinden başlar; SGK'nın rücusunda ise kurumun yaptığı ödeme veya bağladığı gelir esas alınır.
Sigortacının halefiyetine dayanan rücuda bu genel kuralın istisnası vardır. Süre, ödeme tarihinden değil, sigortalının asıl sorumluya karşı sahip olduğu hakkın tabi olduğu süreye ve bu sürenin başladığı tarihe göre belirlenir. Bu fark, halefiyetin sigortalının hakkına halef olma niteliğinden kaynaklanır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, halefiyet yoluyla açılan rücu davasında zamanaşımı süresinin, sigortalının asıl sorumluya karşı açabileceği davanın tabi olduğu süreye bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu süre ödeme tarihinde değil, sigortalının hakkının doğduğu tarihte işlemeye başlar.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, E. 1970/2, K. 1972/1, T. 17.01.1972
Rücu Uyuşmazlığında Avukat Desteği
Bir rücu talebiyle karşılaşan tarafın avukat desteğinden yararlanması, talebin dayandığı kusur oranının ve hukuki dayanağın doğru incelenmesi anlamına gelir. Rücu oranının hatalı bir kusur tespitine dayanması durumunda buna itiraz edilebilir.
Zamanaşımı süresinin türüne göre doğru hesaplanması ve gelen bir icra takibine süresi içinde itiraz edilmesi de sürecin önemli parçalarıdır. Rücu talebinin dayandığı tarafın (sigorta şirketi, SGK ya da diğer sorumlu) niteliğine göre izlenecek yol değişebilir. Yanlış tarafa ya da yanlış dayanakla yapılan bir itiraz, süreci uzatmaktan öteye geçmeyebilir. Bu konuda ayrıntılı bilgiye sigorta avukatı sayfamızdan ulaşılabilir.
Rücu Hakkında Sık Sorulan Sorular
Rücu ne demek?
Rücu, bir borcun tamamının ya da kendi payından fazlasının bir kişi tarafından ödenmiş olmasını gerektirir; ödeme yapılmadan rücu hakkı doğmaz.
Rücuen tazminat ne demek?
Rücuen tazminat, ödemeyi yapan tarafın asıl sorumludan geri istediği tazminat tutarını ifade eder; genellikle ihtarname ve icra takiplerinde bu ifadeyle karşılaşılır. Bir belgede “rücu hakkı saklıdır” ifadesi geçiyorsa, bu da aynı kapıyı açık tutar: ödemeyi yapan taraf, ileride rücu davası açma hakkını şimdiden korumaktadır. Bu ifadenin idari işlemlerdeki karşılığı doğrudan Anayasa m.40'ta düzenlenmiştir.
Rücu oranı yüzde yüz ne anlama gelir?
Yüzde yüz rücu ibaresini genellikle karşı tarafın hiçbir kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun tek bir tarafa yüklendiği dosyalarda görürsünüz.
Rücu oranı yüzde elli ne anlama gelir?
Yüzde elli rücuda geri kalan yarı, ödemeyi yapan tarafın (örneğin sigorta şirketinin) kendi üstünde kalır; bu kısım için ayrıca bir talep hakkı doğmaz.
Sigorta hangi hâllerde rücu eder?
Sigorta şirketi, sigortalısının poliçe şartlarına aykırı davranması hâlinde (örneğin alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanması) rücu edebilir. Kaskoda ise kazaya kusuruyla sebep olan karşı tarafın bulunması yeterlidir.
SGK işverene neden rücu eder?
SGK, iş kazası veya meslek hastalığının işverenin kusurlu bir davranışı sonucunda meydana gelmesi hâlinde, sigortalıya yaptığı ödemeleri işverenden kusur oranında geri ister.
Halefiyet ile rücu farkı nedir?
Halefiyette ayrıca bir devir işlemine gerek yoktur; sigortacı ödemeyi yaptığı anda hakka kendiliğinden sahip olur. Kanundan doğan rücuda ise hak, ödemeyle birlikte doğrudan kanunun öngördüğü kişide oluşur.
Rücu hakkı kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Süre rücunun dayandığı hukuki ilişkiye göre değişir. Sigorta halefiyetinde sigortalının hakkının tabi olduğu süre esas alınırken, diğer rücu türlerinde genellikle ödeme veya kusurun öğrenilme tarihi esas alınır.
Rücu talebi ödenmezse ne olur?
Ödeme yapılmazsa alacaklı taraf icra takibi başlatabilir veya dava açabilir; bu durumda talebin dayanağına ve zamanaşımına süresi içinde itiraz edilmesi önemlidir.
Rücu davası hangi mahkemede görülür?
Görevli mahkeme, rücunun dayandığı ilişkiye göre değişir. Sigorta ve müteselsil sorumluluk kaynaklı rücu davaları genellikle asliye ticaret ya da asliye hukuk mahkemesinde, idarenin personeline rücusu ise adli yargıda görülür.
Rücu Özetle Ne Anlama Gelir?
Rücu nedir sorusunun kısa cevabı şudur: başkasının borcunu ödeyen kişinin bu ödemeyi asıl sorumludan geri istemesidir. Bu hak kanundan ya da sözleşmeden doğabilir; sigortacının halefiyeti ise kendine özgü bir geçiş kuralına tabidir. Rücu oranı, ödenen tutarın ne kadarının geri istenebildiğini gösterir ve genellikle kusur oranına bağlanır. Zamanaşımı süresi rücunun türüne göre değişir. Sigorta rücusu, SGK rücusu, müteselsil sorumlular arası rücu ve idarenin rücusu için ayrıntılı bilgiye ilgili sayfalarımızdan ulaşılabilir. Somut bir rücu talebiyle karşılaşan kişiler, dosyalarını değerlendirmek için büromuzla iletişime geçebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.


