URSA Avukatlık

Menfi Tespit Davası Nedir, Nasıl Açılır? Şartları, Teminat ve Süre

İcra Hukuku13 dk okumaEklenme:

Menfi tespit davası, hakkında icra takibi başlatılan ya da başlatılması muhtemel kişinin, mahkemeden borçlu olmadığının tespitini istediği davadır. İcra ve İflas Kanunu m.72'ye göre borçlu bu davayı icra takibinden önce de takip sırasında da açabilir. Dava tek başına takibi durdurmaz. Takipten önce açılmışsa mahkeme, alacağın yüzde onbeşinden az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılmışsa takip durdurulamaz, yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir. Tedbir alınmadan borç ödenirse dava istirdat davası olarak sürer. Ticari davalarda ayrıca arabuluculuk dava şartıdır.

Menfi Tespit Davası Nedir?

Kelime anlamıyla "olumsuz tespit" demektir. Alacaklı bir hakkın var olduğunu ileri sürer, borçlu ise böyle bir borcun hiç doğmadığını ya da sonradan sona erdiğini iddia eder. Mahkeme bu davada borcun yokluğunu belirler. Kanuni dayanağı İİK m.72/1'dir; bu hükme göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.

Genel dayanak ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.106'dır. Tespit davasıyla bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı ya da yokluğu belirlenir. Menfi tespit davası bu davanın "yokluğu" tespit eden türüdür. Dava, hükümle borç ilişkisinin bulunmadığını kesin biçimde ortaya koyduğu için alacaklının aynı borca dayanarak yeniden takip yapmasının önüne geçer.

Menfi tespit davası ile itirazın iptali davası sık karıştırılır. İtirazın iptali davasını alacaklı, borçlunun takibe itirazı üzerine açar; menfi tespit davasını ise borçlu açar. Süresinde itiraz edilmişse çoğu zaman menfi tespit gerekmez; itiraz süresi geçmişse ya da haciz tehlikesi doğmuşsa bu dava önem kazanır.

Menfi Tespit Davasının Şartları Nelerdir?

Davanın açılabilmesi için üç temel koşul aranır.

  • Hukuki yarar. HMK m.106/2'ye göre tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Borçlu hakkında bir takip yapılmış ya da yapılması gerçekçi biçimde bekleniyorsa bu yarar genellikle kendiliğinden ortaya çıkar.
  • Hukuki ilişki ya da hak. HMK m.106/3 gereği maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusu olamaz. Tespit edilecek şey bir borç ilişkisi, bir senedin bağlayıcılığı ya da belirli bir alacağın varlığıdır.
  • Genel dava şartları. HMK m.114'e göre görevli mahkemenin önünde, gider avansı yatırılmış, teminat kararı varsa yerine getirilmiş ve aynı dava daha önce açılmamış olmalıdır. Diğer kanunlarda yazılı dava şartları da saklıdır; arabuluculuk bunun en önemli örneğidir ve aşağıda ayrıca anlatılmaktadır.

Takipten Önce ve Takipten Sonra Açılan Davanın Farkı Nedir?

Asıl fark, tedbirle neyin istenebildiğidir. İİK m.72'nin ikinci ve üçüncü fıkraları iki durumu ayrı düzenler.

KonuTakipten önce açılan dava (m.72/2)Takipten sonra açılan dava (m.72/3)
Tedbirle istenebilecek şeyİcra takibinin durdurulmasıİcra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi
Takip durdurulabilir mi?Evet, teminat karşılığındaHayır, takibin durdurulmasına karar verilemez
TeminatAlacağın yüzde onbeşinden az olmamak üzereGecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden az olmamak üzere
TalepTalep üzerine verilirBorçlunun isteği üzerine verilir

Pratik sonuç şudur. Takip henüz başlamamışken dava açan borçlu, alacaklının icra dairesine gitmesini mahkeme kararıyla engelleyebilir. Takip başlamışsa tedbir, haciz ve satışı değil yalnızca vezneye yatan paranın alacaklıya ödenmesini durdurur. Alacaklı tarafında aynı borç için ihtiyati haciz yoluna gidilmiş olabilir; ihtiyati haciz ile menfi tespit tedbirinin ayrı kurumlar olduğu ihtiyati haciz sayfasında anlatılır.

Takip Kesinleştikten Sonra Menfi Tespit Davası Açılabilir mi?

İİK m.72/1 davanın icra takibinden önce veya takip sırasında açılabileceğini söyler; metinde takibin kesinleşmesine bağlı ayrı bir yasak yer almaz. Hukuk Genel Kurulu da hukuki ilişkinin yokluğunun icra takibinden sonra da ileri sürülebileceğini belirtmiştir. Kesinleşmiş takibe karşı açılan dava da takipten sonra açılmış dava olarak düşünülür; takibi durduran tedbir istenemez, vezneye yatan paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir.

Takibe hiç itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olan borçlu, borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalırsa m.72/7 devreye girer. Bu kişi, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri verilmesini isteyebilir. Kararın ne zaman kesinleşmiş sayılacağı için kesinleşme şerhi sayfasına bakılabilir.

Menfi Tespit Davasında Teminat Oranı Nedir?

Kanunda teminat için bir alt sınır yazılıdır. Hem takipten önce hem takipten sonra açılan davada, tedbir kararı için gösterilecek teminat alacağın yüzde onbeşinden aşağı olamaz. Mahkeme bu oranı artırabilir; oran "az olmamak üzere" ifadesiyle alt sınır olarak konmuştur.

Teminatın amacı, davayı kaybeden borçlunun tedbir yüzünden alacaklıya verdiği zararı karşılamaktır. İİK m.72/4'e göre dava alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kalkar, hüküm kesinleşince alacaklı alacağını geç almış olmaktan doğan zararını gösterilen teminattan alır ve bu zarar aynı davada takdir edilir. Zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı belirlenemez.

Yargıtay uygulaması bu hükmün somut sonuçlarını gösterir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/12672, K. 2017/4127, T. 20.03.2017 kararında borçlu, takipten sonra açtığı davada tedbir için asıl alacağın tamamını ve ayrıca asıl alacağın yüzde onbeşini kapsayan teminat mektubu sunmuştu. Dava reddedilince Daire, geç alma zararı için ayrılan yüzde onbeşlik kısmın hüküm kesinleşmeden alacaklıya ödenemeyeceğini, ancak bunun dışında kalan asıl alacak kısmı için alacaklının haciz ve paraya çevirme isteyebileceğini belirtti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/7629, K. 2026/411, T. 02.02.2026 kararında ise takip başka bir nedenle iptal edilmiş olsa bile, menfi tespit davası kesinleşmeden tedbir gereği depo edilen paranın borçluya iadesinin istenemeyeceği sonucuna vardı; kararda HMK m.397/2'ye göre tedbirin etkisinin aksi belirtilmedikçe nihai kararın kesinleşmesine kadar sürdüğü vurgulandı.

Teminatın biçimi mahkemenin kararında yazılır. İncelenen dosyalarda nakit teminat ya da banka teminat mektubu istendiği görülüyor. Tutar her dosyada alacak miktarına göre ayrı hesaplandığı için genel bir rakam vermek mümkün değildir.

Dava Kazanılırsa ya da Kaybedilirse Ne Olur?

Sonuca göre hükümler değişir.

  • Borçlu davayı kazanırsa. İİK m.72/5'e göre derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine, ayrıca hükme gerek kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Konulmuş haciz varsa kaldırılır; bu süreçle ilgili işlemler için tapu haczinin kaldırılması ve banka haczinin kaldırılması sayfaları ayrıntı verir.
  • Takip haksız ve kötü niyetliyse. Borçluyu dava açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine dava sebebiyle uğradığı zarar da alacaklıdan tahsil edilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
  • Borçlu davayı kaybederse. Tedbir kalkar; alacaklı, geç tahsil ettiği için uğradığı zararı gösterilen teminattan alır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden az belirlenemez.

Takip sürecinde itirazın kaldırılması ya da kambiyo itirazının kabulü aşamalarında hükmedilen tazminatın tahsili de, borçlu menfi tespit davası açarsa dava sonuna kadar ertelenir (İİK m.68, m.169/a). Dava lehine sonuçlanan taraf için daha önce hükmedilmiş tazminat kalkar. Takibe işleyen faiz tartışmaları için kanuni faiz oranı sayfasına bakılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Görev. HMK m.2'ye göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Uyuşmazlık iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgiliyse ya da Türk Ticaret Kanunu m.4'teki ticari dava türlerinden biriyse, TTK m.5'e göre asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda ise HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesi bakar. Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK m.114/1-c).

Yetki. İİK m.72/8, menfi tespit ve istirdat davalarının takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceğini, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceğini söyler. Böylece davacı iki mahkeme arasında seçim yapabilir. Yetki kesin olmadığı için yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir (HMK m.19/2).

Takibin trafik kazası tazminatından doğması gibi hâllerde izlenecek yol trafik kazası icra takibi sayfasında anlatılmıştır.

Menfi Tespit Davası İçin Arabuluculuk Zorunlu mu?

Her menfi tespit davasında zorunlu değildir; ticari davalarda zorunludur. TTK m.5/A'ya göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Ticari nitelikte olmayan davalarda bu madde aranmaz. Özel kanunlarda ayrıca dava şartı konulmuş uyuşmazlıklar da olabilir; iş uyuşmazlıkları gibi alanlarda dava konusunun tabi olduğu kanuna bakmak gerekir.

Arabuluculuk sürecinin işleyişi Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A'da düzenlenmiştir. Davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eklemezse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; süre kaçırılırsa dava usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m.18/A-15).

Menfi tespit için önemli bir ayrıntı m.18/A-16'dadır. Arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa, başvuran son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açar ve talep ederse İİK m.72/2 hükmü uygulanır. Yani bu iki haftalık sürede dava açan borçlu, takibin durdurulması yönündeki tedbirden yararlanabilir.

Menfi Tespit Davasında İspat Yükü Kimde?

HMK m.190 genel kuralı koyar. Kanunda özel bir düzenleme yoksa, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır. Menfi tespitte davalı alacaklı olduğu için uygulama karışık görünür, ancak ilke aynıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/969, K. 2021/866, T. 29.06.2021 kararında bu ayrımı açıkça yazmıştır. Karara göre borçlu borçlanma iradesinin hiç bulunmadığını söylüyorsa, davalı konumunda olmasına rağmen ispat yükü alacaklıya düşer; alacaklı borcun varlığını kanıtlamak zorundadır. Borçlu borcu kabul edip ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa ispat yükü borçludadır. Borçlu, senet var diye hukuki ilişkiyi kabul edip başka bir ilişkiye dayanıyorsa, ya da senedin teminat veya hatır senedi olduğunu söylüyorsa, bu iddiayı da kendisi ispatlamak durumundadır. Alacaklı senedin veriliş nedenini değiştirirse (tâlil) bu sefer ispat yükü alacaklıya geçer.

Belirleyici olan, borçlunun neyi iddia ettiğidir; dilekçede iddianın bu nedenle açık kurulması gerekir.

Senet, Çek ve Kambiyo Senedine Dayalı Takipte Menfi Tespit Nasıl İşler?

Kambiyo senedine (çek, bono, poliçe) dayalı takipte ödeme emrine genel takipteki gibi itiraz edilmez. Borçlu, borçlu olmadığını, borcun ödendiğini, süre verildiğini, zamanaşımını veya yetkisizliği beş gün içinde sebepleriyle birlikte icra mahkemesine bildirmelidir (İİK m.168/5). İcra mahkemesi bu itirazı yalnızca belirli belgelerle kabul edebilir; borcun olmadığının veya ödendiğinin resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı aranır (İİK m.169/a).

Elinde böyle bir belge bulunmayan borçlu için menfi tespit davası bu noktada devreye girer. Genel mahkemede açılan davada tanık, yemin, bilirkişi ve diğer deliller kullanılabilir. Senedin teminat senedi olduğunu iddia eden borçlu, yukarıda anlatıldığı gibi bunu kendisi ispatlamak zorundadır.

Genel takipte borçlu imza itirazında bulunup yanılırsa takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilebilir; borçlu menfi tespit davası açarsa bu cezanın infazı dava sonuna kadar ertelenir ve davayı kazanırsa ceza kalkar (İİK m.68/a). İcra mahkemesine yapılan itiraz satıştan başka takip işlemlerini durdurmaz (m.169); haciz konulabileceği için maaş haczi gibi sonuçlar da hesaba katılmalıdır.

Haciz ihbarnamesi alan üçüncü kişi için de ayrı bir menfi tespit imkânı vardır. İİK m.89'a göre ikinci ihbarnameyi alan üçüncü kişi, borçlu olmadığını iddia ediyorsa belirlenen süre içinde menfi tespit davası açıp belgeyi icra dairesine teslim ederse cebri icra işlemleri dava sonuçlanana kadar durur. Bu davalar maktu harca tabidir; davayı kaybeden üçüncü kişi dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

Menfi Tespit Davasında Süre ve Zamanaşımı Var mı?

İİK m.72'de menfi tespit davasının açılması için ayrı bir süre öngörülmemiştir. Önemli olan, davayı açmakta güncel bir hukuki yararın bulunmasıdır (HMK m.106/2). Alacaklı takip yapmadan çok önce vazgeçmişse ya da hak düşmüşse yarar kalmayabilir.

Süre kuralları daha çok bağlantılı durumlarda ortaya çıkar. Ödeme yapılmışsa istirdat için, takibe itiraz etmeyen ya da itirazı kaldırılan ve borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişinin ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurması gerekir (İİK m.72/7). Borcun zamanaşımına uğradığı iddiası ise davada ileri sürülecek bir savunmadır. Zamanaşımına uğramış borcu ifa eden kişi ödediğini geri isteyemez (TBK m.78/2); bu nedenle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı önceden doğru hesaplanmalıdır. Bu hesap icra zamanaşımı sayfasında ayrıntılı anlatılmıştır.

Yargılamanın ne kadar süreceğine dair kanunda bir süre yoktur; süreyi bilirkişi, tanık ve istinaf gibi aşamalar belirler.

Menfi Tespit Davası İstirdat Davasından Nasıl Ayrılır?

Her iki dava da İİK m.72'de düzenlenir ve ikisi de yetki bakımından aynı kurala tabidir. Temel fark, davanın borç ödenmeden mi yoksa ödendikten sonra mı açıldığıdır.

KonuMenfi tespit davasıİstirdat davası
AmaçBorçlu olunmadığının tespitiBorçsuz yere ödenen paranın geri alınması
ZamanTakipten önce ya da takip sırasındaÖdeme yapıldıktan sonra
SüreKanunda ayrı dava açma süresi yokturİtiraz edilmemiş ya da itirazı kaldırılmış takipte tam ödemeden itibaren bir yıl (m.72/7)
TedbirTeminat karşılığında istenebilirÖdeme yapıldığı için tedbir konusu kalmaz
İspatBorçlu olunmadığı iddiasına göre değişirDavacı yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispatlamak zorundadır (m.72/8)

İİK m.72/6, iki davanın bağlantısını kurar. Borçlu menfi tespit davasında tedbir kararı almamışsa ve borç ödenmişse, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 29.06.2021 tarihli kararında bu dönüşüm için borçlunun ayrıca talepte bulunmasının gerekmediği, borcun ödendiğini öğrenen mahkemenin davaya kendiliğinden istirdat olarak devam etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aynı davada hem borçlu olunmadığı hem de ödenen paranın iadesi tartışılacağı için ödeme belgelerinin dosyaya girmesi önemlidir.

Menfi Tespit Davası Dilekçesinde Hangi Başlıklar Bulunur?

Dilekçenin içeriği HMK m.119'a göre düzenlenir. Menfi tespit dilekçesinde genellikle şu başlıklar yer alır.

  1. Mahkemenin adı. Görevli ve yetkili mahkeme yazılır, ticari dava ise asliye ticaret mahkemesi belirtilir.
  2. Taraflar. Davacı borçlunun ve davalı alacaklının adı, soyadı, adresi; davacının T.C. kimlik numarası.
  3. Konu. Menfi tespit talebi, varsa ihtiyati tedbir talebi ve takip dosyasının numarası.
  4. Dava değeri. Dava konusunun değeri, takip konusu alacağın miktarına göre yazılır.
  5. Açıklamalar. Borcun neden doğmadığını ya da neden sona erdiğini gösteren vakıalar, sıra numarasıyla.
  6. Hukuki sebepler. İİK m.72, HMK m.106 ve ilgili senet, sözleşme veya borç hükümleri.
  7. Deliller. Senet, sözleşme, banka kayıtları, icra dosyası, tanık, bilirkişi ve yemin; her vakıanın hangi delille ispatlanacağı ayrı gösterilir.
  8. Tedbir talebi ve teminat beyanı. Takibin ya da vezneye yatan paranın ödenmesinin durdurulması ve teminatın gösterileceği.
  9. Arabuluculuk son tutanağı. Ticari dava ise ek olarak sunulur.
  10. Sonuç ve istem. Borçlu olunmadığının tespiti, tedbir, kötü niyet tazminatı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti.

HMK m.119/2'ye göre mahkemenin adı, dava değeri, açıklamalar, deliller ve hukuki sebepler dışındaki eksikler için bir haftalık kesin süre verilir; süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansı da dava açılırken yatırılır (HMK m.120).

Menfi Tespit Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu?

Tek başına durdurmaz. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde onbeşinden az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz; yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir (İİK m.72).

Menfi tespit davasında teminat oranı yüzde kaçtır?

Kanun teminatın alacağın yüzde onbeşinden aşağı olamayacağını söyler. Mahkeme bu oranı artırabilir. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa alacaklının geç tahsilden doğan zararı bu teminattan karşılanır ve zarar yüzde yirmiden aşağı belirlenemez (İİK m.72).

Menfi tespit davası için arabuluculuk zorunlu mu?

Ticari davalarda zorunludur. TTK m.5/A'ya göre konusu para olan menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir. Ticari olmayan davalarda bu madde aranmaz, ancak özel kanunlardaki dava şartlarına bakmak gerekir.

Menfi tespit davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir; ticari davada asliye ticaret, kira ilişkisinde sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından dava, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yerde ya da davalının yerleşim yerinde açılabilir (İİK m.72).

Menfi tespit davasında ispat yükü kimdedir?

Borçlu hiç borçlanmadığını söylüyorsa borcun varlığını alacaklı kanıtlar. Borçlu borcu kabul edip ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini söylüyorsa ya da senedin teminat veya hatır senedi olduğunu ileri sürüyorsa kanıtlama yükü borçludadır (Yargıtay HGK, E. 2017/969, K. 2021/866).

Borcu ödedikten sonra menfi tespit davası açılabilir mi?

Ödeme yapıldıktan sonra istenen şey artık paranın geri alınmasıdır, yani istirdat davasıdır. Menfi tespit davası açıkken borç ödenirse davaya istirdat olarak devam edilir. İtiraz edilmemiş ya da itirazı kaldırılmış takipte tam ödeme yapan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde başvurmalıdır (İİK m.72).

Menfi tespit davasında zamanaşımı süresi var mı?

İİK m.72'de menfi tespit davası için ayrı bir dava açma süresi yazılı değildir; hukuki yararın bulunması aranır. İstirdat için bir yıllık süre vardır. Borcun zamanaşımına uğradığı iddiası ise davada ileri sürülen bir savunmadır ve zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi geri istenemez (TBK m.78/2).

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler