Nafaka iki yoldan sona erer. Alacaklı yeniden evlenirse ya da taraflardan biri ölürse yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar; ayrıca dava açılmaz. Alacaklı evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşıyorsa, yoksulluğu ortadan kalkmışsa veya haysiyetsiz hayat sürüyorsa nafakayı yalnız aile mahkemesi kaldırır (TMK m.176/3). Tarafların malî durumu değiştiğinde ise nafaka azaltılabilir (m.176/4). Çocuk için ödenen iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla sona erer (m.328/1). Davayı nafaka yükümlüsü açar ve sebebi kendisi ispat eder. Arabulucuya başvurmak dava şartı değildir; dava açmak da ödeme borcunu kendiliğinden durdurmaz, karar çıkana kadar nafaka işlemeye devam eder.
Bu yazıda kendiliğinden sona erme hâlleri, mahkemenin kaldırma sebepleri, birlikte yaşamanın ispatı, gelir ve işsizlik nedeniyle azaltma, iştirak nafakası, görevli mahkeme ve dava sürerken ödemelerin durumu anlatılıyor. Kanun maddeleri Mevzuat Bilgi Sistemi'ndeki güncel metinlerden okunarak aktarıldı. Nafakanın türleri ve ilk kez nasıl belirlendiği nafaka türleri ve miktarı sayfasında, nafakanın yükseltilmesi ise nafaka artırım davası sayfasında anlatılıyor.
Nafaka Hangi Hâllerde Kendiliğinden Kalkar?
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrası, irat biçiminde ödenen nafakanın iki olguyla dava gerekmeden sona ermesini düzenler.
“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 176/3
Yeniden evlenmeden kasıt resmî evlenmedir. Evlenme töreni evlendirme memurunun ve iki tanığın önünde yapılır (TMK m.141) ve tarafların olumlu cevap verdikleri anda oluşur (m.142). Resmî işlem yapılmadan yalnızca dinî tören yapılması bu anlamda yeniden evlenme sayılmaz; nafaka bu yüzden kendiliğinden kalkmaz, ancak çiftin evliymiş gibi birlikte yaşaması kaldırma davasına konu olabilir. Ölüm hâlinde de nafaka kalkar; yükümlünün mirasçılarından nafaka istenmez.
Kendiliğinden sona ermek, icra dairesinin dosyayı kendiliğinden kapatacağı anlamına gelmez. Nafaka alacaklısı kararı icraya koymuşsa ödemeyi sessizce kesen taraf takiple karşılaşabilir. Evlenme gibi bir olgu varsa nüfus kaydıyla belgelemek, uyuşmazlık çıkarsa sonucu mahkemeye bırakmak gerekir.
| Olgu | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Alacaklının yeniden evlenmesi | Nafaka kendiliğinden kalkar | TMK m.176/3 |
| Taraflardan birinin ölümü | Nafaka kendiliğinden kalkar | TMK m.176/3 |
| Evlenmeden fiilen evli gibi yaşama | Mahkeme kararıyla kaldırılır | TMK m.176/3 |
| Yoksulluğun ortadan kalkması | Mahkeme kararıyla kaldırılır | TMK m.176/3 |
| Haysiyetsiz hayat sürme | Mahkeme kararıyla kaldırılır | TMK m.176/3 |
| Tarafların malî durumunun değişmesi | Nafaka artırılır veya azaltılır | TMK m.176/4 |
| Çocuğun ergin olması | İştirak nafakası sona erer | TMK m.328/1, m.11 |
| Çocuğun durumunun değişmesi | İştirak nafakası yeniden belirlenir veya kaldırılır | TMK m.331 |
Hangi Sebeplerle Mahkeme Nafakayı Kaldırır?
Üç sebep kanunda sayılmıştır ve her biri için dava gerekir. Kanun bu kavramları tanımlamaz; mahkeme her dosyada tarafların somut yaşam koşullarına bakar.
- Evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşama. Alacaklının resmî nikâh olmadan bir kişiyle evliymiş gibi birlikte yaşamasıdır. Dosyada genellikle ortak konutta sürekli kalma, giderlerin paylaşılması ve çevrede çift olarak tanınma gibi olgular araştırılır. "Evliymiş gibi" ifadesi geçici bir ilişkiden çok süreklilik taşıyan bir birlikteliği akla getirir.
- Yoksulluğun ortadan kalkması. Nafaka, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa verildiği için (TMK m.175) alacaklı kendi imkânlarıyla geçinebilir hâle gelmişse dayanak kalmaz. Düzenli bir işe girmek, miras kalması veya kira gibi sürekli gelirler bu yönde ileri sürülür. Yeni bir gelirin varlığı tek başına sonucu belirlemez; mahkeme gelirin alacaklının geçimini karşılayıp karşılamadığına bakar.
- Haysiyetsiz hayat sürme. Alacaklının toplum ahlakıyla bağdaşmayan bir yaşam biçimi sürmesidir. Kavram ağır bir nitelemedir; mahkeme tek bir olaya değil, yaşam biçiminin bütününe bakar.
Birlikte Yaşama Nasıl İspat Edilir?
İspat yükü, iddia edilen olgudan lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190/1). Nafakanın kaldırılmasını isteyen taraf bu nedenle birlikte yaşamayı kanıtlamak zorundadır; salt şüphe yeterli olmaz. Başvurulan başlıca deliller şunlardır:
- Tanık. Tanıklarla ispat edilecek vakıa ve tanıkların adı soyadı ile tebliğe elverişli adresleri mahkemeye sunulan listede gösterilir (HMK m.240/2). Komşu, apartman yöneticisi, esnaf gibi olayı doğrudan gören kişiler tanık olabilir.
- Adres ve kayıt belgeleri. Yerleşim yeri belgesi, abonelik kayıtları, kira sözleşmesi ve benzeri belgeler ortak konutu gösterebilir.
- Mahkemenin araştırması. Taraf, mahkemeden ilgili kurumlara ve kolluğa yazı yazılmasını isteyebilir; uygulamada kolluk araştırması ve mahalle araştırması bu amaçla kullanılır. Hâkim, dosyadaki delillere göre araştırmanın kapsamını belirler.
- Fotoğraf, mesaj ve sosyal medya paylaşımları. Bunlar yardımcı delildir; hesabın kime ait olduğu ve delilin nasıl elde edildiği tartışılabilir.
Delilin elde ediliş biçimi önemlidir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz (HMK m.189/2). Karşı tarafı gizlice dinleyerek veya hesabına izinsiz girerek bulunan kayıtlar bu yüzden davayı güçlendirmek yerine riske sokar. Delillerin dilekçede nasıl gösterileceği ve gizli kayıtlara ilişkin ayrıntılar boşanmada deliller yazısında anlatılıyor.
Nafaka Ne Zaman Azaltılır? Gelir, İşsizlik ve Yeni Yükümlülükler
Azaltma için kanunun aradığı şey tek bir cümlede toplanır: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâller (TMK m.176/4). Mahkeme, nafaka belirlendiği günkü tabloyu bugünkü tabloyla karşılaştırır. Azaltma talebini destekleyen değişiklikler genellikle iki yönden gelir:
- Yükümlünün durumu kötüleşmişse. İşten çıkarılma, gelirin belirgin düşmesi, ağır hastalık veya bakmakla yükümlü olunan yeni bir kişinin çıkması bu grupta ileri sürülür.
- Alacaklının durumu iyileşmişse. Alacaklının geliri artmış, çalışmaya başlamış veya yeni bir gelir kaynağı edinmişse nafakanın azaltılması istenebilir. Gelir alacaklının geçimini tam karşılamıyorsa kaldırma yerine azaltma gündeme gelir.
İşsiz kalan nafaka yükümlüsü için kural şudur: işsizlik nafakayı kendiliğinden azaltmaz. Mevcut nafaka, azaltma kararı verilene kadar borç olarak işlemeye devam eder. İşsizliğin gerçek olduğunu SGK hizmet dökümü, işten ayrılış belgesi ve İŞKUR kaydı gibi belgelerle göstermek gerekir. Yükümlünün çalışabilecek durumda olduğu hâlde gelir elde etmekten kaçındığı yönünde bir iddia olursa mahkeme gelir ve ödeme gücünü bütün olarak değerlendirir; yalnızca gelirinin olmadığını söylemek yeterli olmaz. Bu değerlendirme için kanunda ayrı bir ölçü yoktur, hakkaniyet ilkesi uygulanır.
Aynı hüküm artırım için de kullanılır; nafaka alacaklısının talebi ve endeks seçimi nafaka artırım davası sayfasında ele alınıyor.
İştirak Nafakası Nasıl Azaltılır veya Kaldırılır?
Çocuk için ödenen iştirak nafakasında dayanak TMK m.331'dir: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir; çocuğun gelirleri de göz önünde tutulur (TMK m.330/1). Bu ölçütlerden biri değiştiğinde azaltma istenebilir.
- Çocuğun ergin olması. Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar sürer (TMK m.328/1); erginlik 18 yaşın doldurulmasıyla başlar (TMK m.11). Çocuk eğitimine devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m.328/2). Bu nafakayı ergin çocuk kendi adına ister.
- Velayetin değişmesi. Velayeti kendisine verilmeyen eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır (TMK m.182/3). Velayet diğer ebeveyne geçerse bu yükümlülüğün yönü değişebilir; nafakanın kaldırılması ve diğer ebeveynden nafaka bağlanması aynı davada istenebilir. Velayetin ne zaman değiştiği velayet değişikliği davası yazısında, velayetin ilk kez nasıl verildiği velayet kime verilir yazısında anlatılıyor.
- Çocuğun gelirinin oluşması. Çocuğun düzenli bir geliri varsa bu gelir nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır (TMK m.330/1); azaltma talebinin dayanağı olabilir.
- Yükümlünün ödeme gücünün düşmesi. Miktar ana ve babanın ödeme gücüne göre belirlendiği için (TMK m.330/1) gelirin düşmesi azaltma sebebi olarak ileri sürülür; mahkeme çocuğun ihtiyaçlarını da gözeterek miktarı yeniden belirler.
İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan ana ve baba bu nafakadan vazgeçemez; yükümlünün tek taraflı olarak ödemeyi kesmesi de borcu ortadan kaldırmaz. Değişiklik mahkeme kararıyla yapılır.
Süresiz Nafaka Kararı Kaldırma Davasını Etkiler mi?
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, iptal hükmünün yürürlüğe girmesi 30 Haziran 2027'ye bırakılmıştır. İptal edilen yalnızca bu ibaredir. Nafakanın kaldırılması, artırılması ve azaltılması TMK m.176'da düzenlendiği için bu davalar olduğu gibi açılabilir. Kesinleşmiş nafaka kararları da kendiliğinden sona ermez. Bu nedenle ödeme yükümlüsü, iptal kararına dayanarak ödemeyi kesemez; kaldırma için m.176'daki sebeplerden birinin var olması gerekir. Kararın ayrıntıları ve Meclis'ten beklenen düzenleme süresiz nafaka kalktı mı yazısında anlatılıyor.
Nafaka Kaldırma Davası Hangi Mahkemede ve Nasıl Açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; 4787 sayılı Kanun m.4, Türk Medenî Kanunu'nun aile hukukuna ilişkin kitabından doğan dava ve işleri aile mahkemelerine verir. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu davalara Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (m.2).
Yetki bakımından TMK m.177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Kaldırma davasında davalı alacaklı olduğu için genel yetki kuralı da (HMK m.6: davalının dava tarihindeki yerleşim yeri) aynı yeri gösterir. Boşanma kararını veren mahkemeye dönmek zorunlu değildir.
Arabuluculuk dava şartı değildir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A, arabulucuya başvurmanın ancak ilgili kanunlarda dava şartı kabul edilmişse uygulanacağını söyler; m.18/B ise kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarını sayar. Aile hukuku ve nafaka bu sayımda yer almaz. Dilekçe doğrudan aile mahkemesine verilir.
Dava dilekçesinde şunlar yer almalıdır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri ile nafakayı bağlayan kararın mahkemesi, dosya numarası ve kesinleşme tarihi.
- Kaldırma veya azaltma talebinin dayandığı olguların nafaka bağlandıktan sonra nasıl değiştiği.
- Vakıaların hangi delille ispatlanacağı; tanık gösterilecekse HMK m.240/2'ye uygun liste.
- Talep: kaldırma ya da azaltma, azaltma ise hangi tutara. Hâkim talep sonucuyla bağlıdır (HMK m.26/1).
Nafaka davaları basit yargılama usulüne tabidir (HMK m.316/1-ç); davalının cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.317/2). Her çeşit nafaka davası adli tatilde de görülür (HMK m.103/1-b). Kanunda davanın bitmesi için süre öngörülmemiştir; yargılamanın uzunluğu tebligat, gelir araştırması ve kanun yolu incelemesine bağlıdır.
Dava Sürerken ve Karardan Sonra Nafaka Ödenmeye Devam Eder mi?
Dava açmak mevcut nafaka kararını ortadan kaldırmaz. Borçlu ödemeyi kesmişse alacaklı icra yoluna gidebilir. İcra ve İflas Kanunu m.344/2 yalnız şu imkânı tanır: nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olan borçlu için, ileri sürdüğü sebepler gözetilerek tazyik hapsinin uygulanması davanın sonuna bırakılabilir. Bu, birikmiş borcun silindiği anlamına gelmez. Ödenmeyen nafakada izlenecek yol nafaka ödenmezse ne olur yazısında anlatılıyor.
Kanun yoluna başvurmak da kararın icrasını durdurmaz; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez (HMK m.350/1, m.367/1). Kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı hükümde yazılır. TMK m.176 ve m.331, ödenmiş nafakanın iadesine ilişkin bir kural içermez; bu nedenle dilekçede başlangıç tarihinin açıkça talep edilmesi önemlidir. Geriye etki bakımından Yargıtay'ın dava tarihi ilkesi, yukarıda bağlantısı verilen artırım davası yazımızda ayrıca ele alınıyor.
Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka için süre veya özel koşul yazılmışsa, bu kayıt kaldırma davasında dikkate alınacaktır; protokol hükmünün nasıl yazılacağı anlaşmalı boşanma protokolü örneği yazısında anlatılıyor.
Nafaka Kaldırma Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Nafaka nasıl kaldırılır?
Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka yalnız aile mahkemesinin kararıyla kaldırılır (TMK m.176/3). Davayı nafaka yükümlüsü açar ve sebebi ispat eder.
Nafaka alan kişi yeniden evlenirse nafaka kendiliğinden kalkar mı?
Evet, resmî nikâhla yeniden evlenme hâlinde yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkar; ayrıca dava açılması gerekmez (TMK m.176/3). Yalnızca dinî nikâh yapılması resmî evlenme sayılmaz, ancak evlenmeksizin fiilen evli gibi yaşama sebebiyle kaldırma davasına konu olabilir. Ödemeyi kesmeden önce evlenmenin nüfus kaydıyla belgelenmesi gerekir.
Evlenmeden birlikte yaşayan kişinin nafakası kesilir mi?
Kendiliğinden kesilmez. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılmasını gerektiren bir sebeptir (TMK m.176/3). Birlikte yaşamayı ispat yükü nafakanın kaldırılmasını isteyen tarafa aittir; tanık, adres kayıtları ve mahkemenin yapacağı araştırma bu amaçla kullanılır.
Nafaka kaldırma davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m.2 ve m.4). Boşanmadan sonra açılan nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.177); davalının yerleşim yeri mahkemesi de genel kurala göre yetkilidir (HMK m.6).
Nafaka kaldırma davasında arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Hayır. Arabulucuya başvurmanın dava şartı olması için ilgili kanunun bunu öngörmesi gerekir (6325 sayılı Kanun m.18/A). Aynı Kanun'un m.18/B'sinde sayılan dava şartı uyuşmazlıkları kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkıyla sınırlıdır; nafaka bunlar arasında yer almaz. Dava doğrudan aile mahkemesine açılır.
İşsiz kalan kişi nafaka ödemeyi kesebilir mi?
Kesemez. Gelirin düşmesi veya işsizlik nafakayı kendiliğinden azaltmaz ya da kaldırmaz; tarafların malî durumları değişmişse mahkemeden azaltma istenir (TMK m.176/4). Dava açılsa bile karar verilene kadar mevcut nafaka işlemeye devam eder. Ödemeyi kesmek icra takibine ve tazyik hapsi şikâyetine yol açabilir.
İştirak nafakası çocuk 18 yaşına gelince biter mi?
Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK m.328/1); erginlik 18 yaşın doldurulmasıyla başlar (TMK m.11). Çocuk ergin olduktan sonra eğitimine devam ediyorsa eğitimi sona erinceye kadar ana ve babadan beklenebilecek ölçüde bakım isteyebilir (TMK m.328/2). Bu istem çocuğa aittir.
Süresiz nafaka kararı bu davayı etkiler mi?
Etkilemez. Anayasa Mahkemesi yalnız TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılmasını düzenleyen m.176 olduğu gibi yürürlüktedir ve mevcut nafakalar kendiliğinden sona ermez.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.