URSA Avukatlık

İş Kazası Bilirkişi Raporuna İtiraz (Kusur ve Hesap Raporu)

İş Kazası11 dk okumaEklenme:
Kapalı rapor dosyası, hesap makinesi ve baret ile iş kazası bilirkişi raporuna itirazı simgeleyen kapak görseli

İş kazası bilirkişi raporuna itiraz, raporun tarafa tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye verilecek dilekçeyle yapılır; teknik çalışma gerekiyorsa süre dolmadan bir defaya mahsus en çok iki haftalık ek süre istenebilir. Davada kusur raporu, maluliyet raporu ve hesap (aktüerya) raporu birbirine bağlı üç aşamadır ve birindeki hata sonrakine taşınır. Kusur bilirkişi raporuna itirazda işverenin önlem yükümlülüğü, kaçınılmazlık ve heyetin uzmanlığı; hesap bilirkişi raporuna itirazda net ücret, pasif dönem ve SGK gelirinin peşin sermaye değeri öne çıkar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre sessiz kalmak raporu kabul sayılmaz, ancak süresi geçen itiraz hakkı düşer.

Dava sürecinin bütünü için iş kazası tazminatı sayfasına, hesabın mantığı için iş kazası tazminat hesaplama sayfasına bakılabilir.

İş Kazası Davasında Hangi Bilirkişi Raporları Alınır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266'ya göre mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiye başvurur. İş kazası tazminat davasında bu konular üçtür: kazanın nasıl olduğu ve kusurun kimde olduğu, kazalının çalışma gücünden ne oranda kaybettiği ve bu kaybın parasal karşılığı. Her biri ayrı rapora konu olur ve raporlar birbirinin girdisidir.

İş kazası davasında kusur, maluliyet ve hesap raporunun kim tarafından düzenlendiğini ve birbirine nasıl bağlandığını gösteren şema
RaporKim düzenlerNeyi belirler
Kusur raporuA sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetİşveren, işçi ve varsa üçüncü kişinin kusur oranı; kaçınılmazlık
Maluliyet raporuSGK Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu, Adli Tıp KurumuMeslekte kazanma gücü kaybı oranı
Hesap (aktüerya) raporuAktüer veya hesap bilirkişisiMaddi zararın tutarı; SGK ödemelerinin düşülmesi

Kusur raporu, dosyadaki iş kazası tutanağı, SGK müfettiş veya denetmen raporu, ceza dosyası, tanık beyanları ve işyeri belgeleri üzerinden düzenlenir. Maluliyet oranı ise dava içinde değil, çoğunlukla SGK ve Adli Tıp Kurumu aşamalarında kesinleşir; bu sürecin ayrıntıları iş kazası maluliyet oranı tespiti ve Adli Tıp maluliyet raporu sayfalarında anlatılmıştır. Hesap raporu en son alınır; kusur ve maluliyet oranı kesinleşmeden zarar hesaplanamaz.

Kusur Bilirkişi Raporuna İtiraz Sebepleri

Kusur raporu, davanın yönünü belirleyen rapordur: Kusur oranı değiştiğinde hesap raporundaki tutar da aynı oranda değişir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararında, dosyaya sonradan giren SGK denetmen raporundaki kusur oranı ile mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporlarındaki oran arasında çelişki bulunduğu için hüküm bozulmuş ve yeni bir A sınıfı iş güvenliği uzmanı heyetinden, maddi olgular açıkça belirtilerek ve çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınması istenmiştir. Bu karar, itirazın hangi noktalara yönelmesi gerektiğini de göstermektedir.

  • İşverenin önlem alma yükümlülüğü incelenmemişse. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4, işvereni mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri almak, risk değerlendirmesi yapmak, alınan tedbirlere uyulup uyulmadığını denetlemek ve çalışanı işe uygunluk yönünden değerlendirmekle yükümlü kılar. Yargıtay, bu maddeyi ve ilgili yönetmelikleri işverenin sorumluluğunu nesnelleştiren ölçütler olarak görür; yazılı kurallara uyulmaması doğrudan kusur sayılır, teknolojinin gerektirdiği yazılı olmayan önlemlerin alınmaması da kusurdur. Rapor, risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları, kişisel koruyucu donanım teslim belgeleri ve denetim kayıtlarını incelemeden kusur dağıtmışsa eksiktir.
  • İşçiye yüklenen kusur dayanaksızsa. İşçinin talimata uymaması veya tehlikeli bölgeye girmesi kusur oranını etkiler; ancak işverenin denetim ve gözetim görevi işçinin tecrübesine güvenilerek ortadan kalkmaz. Raporda işçinin kusuru soyut biçimde "dikkatsizlik" olarak nitelenmiş, hangi somut davranışın hangi kuralı ihlal ettiği gösterilmemişse itiraz edilmelidir.
  • Kaçınılmazlık yanlış kurulmuşsa. Yargıtay'a göre nedensellik bağı yalnızca mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin kusuru ile kesilir. Rapor, işverenin alabileceği bir önlemi belirtmeden olaya kaçınılmazlık payı tanımışsa hem teknik hem hukuki yönden itiraza açıktır.
  • Heyetin uzmanlığı olaya uygun değilse. Yargıtay, kusur raporunun kazanın gerçekleştiği alanda uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetten alınmasını arar. Maden, inşaat, metal veya kimya gibi alanlarda o sektörü bilmeyen heyetin raporu denetime elverişli sayılmayabilir. HMK m.275, bilirkişiye konunun uzmanlık alanına girmediğini bir hafta içinde bildirme yükümlülüğü yükler.
  • Rapor hukuki değerlendirme içeriyorsa. HMK m.279/4 ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapmasını yasaklar. Bilirkişi "işveren sorumludur" gibi hukuki sonuç yazamaz; yalnızca hangi önlemin alınmadığını ve bunun kazaya etkisini açıklar.
  • Raporlar arasında çelişki varsa. Ceza dosyasındaki rapor, SGK müfettiş raporu ve hukuk davasındaki rapor farklı oranlar veriyorsa mahkeme çelişkiyi gidermeden hüküm kuramaz. Dilekçede çelişen raporların tarih ve oranları yan yana gösterilmelidir.

Hesap (Aktüerya) Raporuna İtiraz Sebepleri

Hesap raporu, kusur ve maluliyet oranlarını, kazalının gelirini ve bakiye ömrünü bir araya getirerek iş göremezlik zararını hesaplar. Rapordaki her değişken ayrı bir itiraz başlığıdır. Trafik kazalarındaki hesap raporuyla ortak ilkeler için trafik kazası bilirkişi raporu sayfasına bakılabilir; iş kazasında farklı olan, SGK gelirinin düşülmesi ve işverenin kusur sorumluluğudur.

  1. Ücret net mi, gerçek mi? Bedensel zarar hesabında kazalının kaza tarihindeki net ücreti esas alınır; düzenli yan ödemeler (yemek, yol, ikramiye) net tutara eklenir. Brüt ücret üzerinden yapılan hesap tutarı yapay olarak yükseltir; giydirilmiş brüt ücret kıdem ve ihbar tazminatına ait bir kavramdır, iş göremezlik hesabına girmez. Buna karşılık SGK'ya asgari ücretten bildirilen ama fiilen daha yüksek ücret alan işçide, gerçek ücretin tanık, meslek odası veya emsal ücret araştırmasıyla belirlenmesi istenebilir.
  2. Asgari ücret tabanı ve bilinen dönem. Kazalının geliri asgari ücretin altında kalamaz. Gelir asgari ücretin üzerindeyse Yargıtay, bilinen dönemde (kaza tarihinden rapor tarihine kadar) kazalının fiilen alabileceği ücretin araştırılmasını, bilinmeyen dönemde ise asgari ücrete oranlanarak hesaplanmasını ister. Asgari ücretin üzerindeki gelire asgari ücret zam oranlarının doğrudan uygulanması, bilinen dönemdeki gerçek ücret araştırılmadan hesap yapılması sık görülen bir itiraz konusudur.
  3. Aktif ve pasif dönem ayrımı. Yargıtay, çalışma hayatının sona ereceği yaşa kadar aktif dönem, bakiye ömrün kalan bölümü için pasif dönem hesabı yapılmasını zorunlu unsur sayar. Pasif dönemin hiç hesaplanmaması veya pasif dönemde asgari ücretin vergi ve kesinti düşülmüş tutarı yerine başka bir değerin alınması itiraz sebebidir. Bakiye ömür, Yargıtay uygulamasında TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenir; raporun hangi tabloyu ve hangi hesap yöntemini kullandığı açıkça yazılmalı, yazılmamışsa açıklama istenmelidir.
  4. Maluliyet oranı ile kusur oranının hesaba yansıması. Hesap raporu, kesinleşmiş maluliyet oranını ve mahkemenin esas aldığı kusur oranını kullanmak zorundadır. Henüz kesinleşmemiş veya çelişkili bir maluliyet oranı üzerinden yapılan hesap hükme esas alınamaz. Maluliyet oranına itiraz, hesap raporu aşamasında değil, o raporun alındığı aşamada yapılmalıdır.
  5. SGK gelirinin peşin sermaye değeri. 5510 sayılı Kanun m.21 uyarınca iş kazası nedeniyle SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, hesaplanan maddi zarardan düşülür. Düşülmesi gereken tutar, kusur oranına göre işverenin rücu yükümlülüğü kapsamındaki kısımdır. Peşin sermaye değerinin dosyaya hiç getirtilmemesi, yanlış tarihli değerin kullanılması veya geçici iş göremezlik ödeneğinin düşülmemesi en sık görülen hesap hatalarıdır.
  6. Hakkaniyet indirimi. Türk Borçlar Kanunu m.51 ve m.52, hâkime durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre tazminatı belirleme ve zarar görenin kusuru ya da tazminatın yükümlüyü yoksulluğa düşürecek olması hâlinde indirim yetkisi verir. Bu indirim bilirkişinin değil hâkimin yetkisidir; raporun kendiliğinden indirim uygulaması veya mahkemenin gerekçe göstermeden indirim yapması itiraza ve temyize konu olur.

Yalnızca "rapor fahiştir" ya da "rapor eksiktir" demek, HMK m.281 anlamında somut bir itiraz sayılmayabilir; her kalem rapordaki ilgili bölüme atıfla gösterilmelidir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi ve İtiraz Dilekçesi

HMK m.281/1'e göre taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlattırılmasını, belirsiz hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilir. 2020 değişikliğiyle eklenen cümle, itirazın bu sürede hazırlanmasının çok zor olduğu ya da teknik çalışma gerektirdiği hâllerde, süre bitmeden başvuran tarafa bir defaya mahsus ve en çok iki haftalık ek süre verilmesine olanak tanır. Ek süre talebi, asıl süre içinde yapılmalıdır; süre dolduktan sonra istenen ek süre verilmez.

Bilirkişi raporuna tebliğden itibaren iki hafta içinde itirazı, ek süreyi ve mahkemeden istenebilecek üç talebi gösteren şema

İtiraz dilekçesinin örneği bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi yazısının konusudur; burada yalnızca içeriğinde bulunması gereken unsurlara değinilir. Dilekçede raporun tarihi ve tebliğ tarihi belirtilir, itiraz edilen her husus ayrı başlık altında ve rapordaki ilgili bölüme atıfla yazılır, her itirazın dayanağı (belge, mevzuat hükmü, Yargıtay ilkesi) gösterilir ve sonuç kısmında ek rapor mu, sözlü açıklama mı, yeni bilirkişi mi istendiği açıkça yazılır. Kusur raporuna itirazda işyeri belgeleri ve müfettiş raporu, hesap raporuna itirazda ücret bordroları, banka kayıtları ve SGK peşin sermaye değeri yazısı dilekçeye eklenir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 kararına göre sessiz kalmanın sonucu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026 tarihli ve E. 2026/10-129, K. 2026/299 sayılı kararında, iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında hesap raporuna itiraz etmeyen tarafın raporu kabul etmiş sayılıp sayılmayacağını tartışmıştır. Kurul, bilirkişi raporunun takdirî delil olduğunu ve HMK m.282 uyarınca hâkim tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirileceğini hatırlatarak şu ilkeyi koymuştur:

Rapora itiraz etmemesinin sonucunu, usulî kazanılmış hakkın doğumuna bağlamak mümkün değildir. Bir rapora salt itiraz etmemiş olmak bu raporun hâkim tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilmesine engel oluşturmayacaktır.

Kurul ayrıca hâkimin bilirkişi raporu doğrultusunda karar vermeye zorlanmasının Anayasa m.138'deki hâkimin bağımsızlığı ilkesiyle bağdaşmayacağını belirtmiştir. Bu kararın pratik anlamı şudur: İtiraz etmeyen tarafın "raporu kabul ettiği" ileri sürülerek karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu söylenemez; mahkeme, itiraz edilmeyen raporu da eksik veya hatalı bulup yeni rapor alabilir.

Usulî kazanılmış hak ve itiraz etmemenin riski

Usulî kazanılmış hak, mahkemenin veya tarafların yaptığı bir usul işlemiyle taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan haktır; bozma kararına uyulması veya bir hususun temyiz edilmeyerek kesinleşmesi gibi hâllerde ortaya çıkar. Hukuk Genel Kurulu rapora sessiz kalmayı bu kapsama sokmamıştır; ancak itiraz etmemek sonuçsuz değildir. HMK m.94/3'e göre kesin süre içinde yapılmayan işlemi yapma hakkı düşer; iki haftalık süre geçtikten sonra rapora yönelik talep ileri sürülemez. Ayrıca Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2026 tarihli bozma kararında, hesap raporuna süresinde itiraz edilmemiş olmasının yeni hesap raporu alınırken usulî kazanılmış haklar gözetilerek dikkate alınmasını istemiştir. Uygulamada daireler, hangi raporun esas alınacağını tartışırken tarafların itiraz edip etmediğine bakmaya devam etmektedir. Dolayısıyla her rapora süresinde ve gerekçeli itiraz edilmesi güvenli yoldur.

Mahkeme İtirazı Nasıl Değerlendirir?

HMK m.281/2 ve 3, itiraz üzerine mahkemenin izleyebileceği üç yolu düzenler. Mahkeme, rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için aynı bilirkişiden yeni sorular düzenleyerek ek rapor alabilir; bilirkişiyi duruşmada sözlü açıklamaya çağırabilir; gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni bir bilirkişi görevlendirerek incelemeyi tekrarlatabilir. 6754 sayılı Kanun m.3/7, aynı konuda bir kez rapor alınmasını esas kabul etmekle birlikte eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebileceğini açıkça söyler; yani ek rapor istisna değil, itirazın olağan sonucudur.

Hangi yolun seçileceği mahkemenin takdirindedir (HMK m.282); ancak bu takdir sınırsız değildir. Raporlar arasında giderilmemiş çelişki varsa, rapor olayın gerçekleşme biçimini her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya koymuyorsa veya heyet olayın gerektirdiği uzmanlığa sahip değilse Yargıtay, itiraz reddedilerek verilen hükmü bozmaktadır. Mahkemenin itirazı reddederken gerekçe göstermemesi de başlı başına bozma sebebidir.

6754 sayılı Kanun m.14 uyarınca bilirkişilik bölge kuruluna başvurulabilir; ancak bölge kurulu raporu özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez, yalnızca tutum, davranış ve mevzuata uygunluk yönünden inceler. Raporun içeriğine yönelik itirazın yeri davanın görüldüğü mahkemedir. İş kazası avukatı sayfasında dava sürecinin bütünü, Bursa iş kazası avukatı sayfasında ise Bursa'daki iş mahkemelerinde izlenen uygulama anlatılmıştır.

İtirazda Öncelik Sırası

Önce kusur raporuna, sonra maluliyet oranına, en son hesap raporuna itiraz edilir; hesap raporu önceki ikisinin ürünüdür ve oranlar değiştiğinde yeniden düzenlenir. Her rapor için iki haftalık süre ayrı işler. Sessiz kalmak raporu kabul anlamına gelmez; ancak itiraz hakkını düşürür ve mahkemenin takdirini daraltır.

İş Kazası Bilirkişi Raporu Hakkında Sık Sorulan Sorular

İş kazası bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadar?

Rapor tarafa tebliğ edildikten sonra iki haftadır. Rapora karşı diyeceklerin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da teknik bir çalışma gerekiyorsa, süre dolmadan mahkemeye başvurularak bir defaya mahsus ve en çok iki hafta ek süre istenebilir. Süre, raporun duruşmada okunmasından değil, tebliğden işler.

Bilirkişi raporuna itiraz etmezsem raporu kabul etmiş sayılır mıyım?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 tarihli kararına göre rapora sessiz kalmak, raporu kabul ettiğine ilişkin bir irade beyanı değildir; bilirkişi raporu takdirî delildir ve hâkim onu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Ancak süresi geçen itiraz hakkı düşer ve Yargıtay daireleri hangi raporun esas alınacağını tartışırken itiraz edilip edilmediğine bakmaya devam etmektedir.

Kusur bilirkişi raporunu kim hazırlar?

Yargıtay, iş kazasında kusur raporunun olayın geçtiği alanda uzmanlaşmış A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetten alınmasını arar. Heyette kazanın gerçekleştiği sektöre yabancı bir uzmanın bulunması veya raporun tek kişi tarafından düzenlenmesi, itirazda ileri sürülebilecek bir eksikliktir.

Hesap bilirkişi raporuna hangi gerekçeyle itiraz edilir?

En sık itiraz sebepleri şunlardır: ücretin net yerine brüt alınması veya kayıtlı ücretin gerçek ücreti yansıtmaması, bilinen dönemde fiilî ücretin araştırılmaması, pasif dönemin hesaba katılmaması, maluliyet oranının kesinleşmiş rapordaki oranla uyuşmaması, SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin düşülmemesi veya yanlış düşülmesi, kusur oranının hesaba yanlış yansıtılması ve hakkaniyet indiriminin gerekçesiz uygulanması.

Aktüerya raporu nedir?

İş kazasında maddi zararın hesaplandığı rapora uygulamada aktüerya raporu veya hesap raporu denir. Kazalının net ücreti, kusur oranı, meslekte kazanma gücü kaybı oranı, yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömür ve aktif-pasif dönem ayrımı üzerinden iş göremezlik zararı hesaplanır; SGK'nın bağladığı gelirin peşin sermaye değeri ve ödemeler bu tutardan düşülür.

İtiraz üzerine mahkeme ne yapar?

Mahkeme üç yoldan birini seçer: aynı bilirkişiden yeni sorularla ek rapor alır, bilirkişiyi duruşmada sözlü açıklamaya çağırır veya gerçeğin ortaya çıkması için yeni bir bilirkişi görevlendirerek incelemeyi tekrarlatır. Hangi yolun izleneceği mahkemenin takdirindedir; ancak raporlar arasında giderilmemiş çelişki varsa Yargıtay yeni heyetten rapor alınmasını istemektedir.

Bilirkişi kusur oranını belirlerken hukuki değerlendirme yapabilir mi?

Hayır. Hem HMK m.279/4 hem de 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2 bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapmasını yasaklar. Kusurun hukuki niteliği, kaçınılmazlığın varlığı ve nedensellik bağının kesilip kesilmediği hâkimin karar vereceği konulardır; bilirkişi yalnızca teknik olguları ortaya koyar. Raporun bu sınırı aşması başlı başına itiraz sebebidir.

Usulî kazanılmış hak bilirkişi raporu için ne anlama gelir?

Usulî kazanılmış hak, bir usul işlemiyle taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan haktır. Hukuk Genel Kurulu, rapora itiraz edilmemesini tek başına usulî kazanılmış hak doğuran bir işlem olarak görmemiştir. Bozma kararına uyulması veya bir hususun kesinleşmesi gibi hâllerde ise usulî kazanılmış hak oluşabilir; itirazın hangi aşamada yapıldığı bu yüzden önemlidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler