Boşanmada kadının hakları Türk Medeni Kanunu'nda tek bir bölümde toplanmaz; nafaka, tazminat, mal paylaşımı, velayet ve aile konutu hükümleri ayrı maddelerde düzenlenir. Kadın kusur durumuna ve ekonomik koşullarına göre tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, katılma alacağı, ziynet eşyası iadesi ve çocuğun bakımı için iştirak nafakası isteyebilir. Bu haklar kendiliğinden işlemez; çoğu dava sırasında talep edilmelidir ve bazılarının süresi vardır. Aşağıda her hakkın özeti, ayrıntılı yazıya bağlantısı ve hakları korumak için atılacak adımların sırası bulunuyor. Hakların çoğu erkek eş için de aynı şartlarla geçerlidir.
Tedbir Nafakası Boşanma Davası Sürerken Nasıl Alınır?
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakımına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Geçim için verilen bu önleme uygulamada tedbir nafakası denir. Kusur şartı aranmaz; belirleyici olan dava süresince bir eşin gelirsiz ya da yetersiz gelirli kalmasıdır. Dilekçede nafaka talebini ve gelir gider bilgilerini açıkça yazmak miktarın sağlıklı belirlenmesini kolaylaştırır. Boşanma davası açılmadan da ortak hayat haklı sebeple sürdürülemiyorsa TMK m.195 ile 197 kapsamında parasal katkı istenebilir. Tedbir nafakası boşanma kararı kesinleşince sona erer; kesinleşmeden sonra yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası devreye girer. Ailede şiddet varsa 6284 sayılı Kanun da ayrıca tedbir nafakası imkânı verir. Tedbir nafakası kararına karşı kanun yolları açıktır; süreler ve itiraz yolu ayrıntılı yazıda anlatılıyor.
Yoksulluk Nafakası Hangi Şartlarla İstenir?
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten malî gücü oranında nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175). Yani kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu kadın nafaka alabilir, ağır kusurlu kadın alamaz. Geliri olması tek başına engel değildir; gelir zorunlu ihtiyaçları karşılamıyorsa nafaka gündeme gelir. Yoksulluk nafakası kendiliğinden verilmez, boşanma davasında istenmelidir. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar (TMK m.176). Kanun cinsiyet ayırmadığı için aynı hak erkek eş için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi'nin 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla maddedeki "süresiz olarak" ibaresi iptal edilmiştir; karar 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Şartlar, miktar ve artış için yoksulluk nafakası yazısına, sürenin geleceği için süresiz nafaka kalktı mı yazısına bakılabilir.
Çocuk İçin İştirak Nafakası Nasıl İstenir?
Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK m.182). Bu katkıya iştirak nafakası denir; nafaka çocuğun giderleri içindir, çocuğun yanında yaşayan ebeveyn tarafından talep edilir ve ödeyecek taraf anne ya da baba olabilir. Miktar, ödeyenin gücü ile çocuğun yaş, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlarına göre belirlenir. İştirak nafakası velayetten bağımsız bir yükümlülüktür; velayeti olmayan ebeveyn çocukla görüşmese de ödemekle yükümlü kalır. Kadının kendi yoksulluk nafakası ile çocuğun iştirak nafakası ayrı alacaklardır; biri diğerinin yerine geçmez. Hâkim, istem hâlinde iştirak nafakasının gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (TMK m.182). Tarafların mali durumu değişirse nafakanın artırılması veya azaltılması istenebilir. Yaş sınırı ve artış konuları iştirak nafakası yazısında ayrıca ele alınıyor.
Maddi ve Manevi Tazminat Ne Zaman Alınır?
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da kusurlu olandan manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174). Eşit kusurda iki taraf da tazminat isteyemez. Kanunda sabit bir tutar yoktur; miktarı hâkim, tarafların durumuna ve kusurun ağırlığına göre belirler. Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Bu nedenle tazminat talebinin boşanma davasında baştan ileri sürülmesi önemlidir. Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan ya da irat biçiminde ödenebilir; manevi tazminat irat biçiminde ödenemez (TMK m.176). Ev için yapılan masraf ve kredi ödemeleri gibi boşanmadan bağımsız alacaklar tazminat değil, mal paylaşımı ya da ayrı bir alacak davasının konusudur. Ayrıntılı ölçütler boşanmada tazminat yazısındadır.
Ziynet Eşyası ve Mehir Boşanmada Kime Kalır?
Düğünde takılan takılar için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024'te içtihat değiştirmiştir. Önce eşler arasındaki anlaşmaya, yoksa yerel örf ve âdete bakılır; ikisi de yoksa kadına özgü takı kadına, erkeğe özgü takı erkeğe, cinsiyet ayırmayan takı ise takıldığı kişiye ait sayılır. Eşler arasındaki anlaşmanın yazılı olması gerekmez ancak sözlü anlaşmayı ispatlamak güçtür. Takıların varlığını ve karşı tarafta kaldığını talep eden taraf ispatlamalıdır, bozdurulan takının geri istenmemek üzere verildiğini ise harcayan taraf kanıtlamalıdır; bu yüzden fotoğraf, video ve tanık delilleri önemlidir. Ziynet alacağı aile mahkemesinde, önce aynen iade, olmazsa bedel talebiyle kademeli olarak istenir. Ayrıntılar düğün takıları ve ziynet eşyası yazısında anlatılıyor. Evlenirken mehir belirlenmiş ya da verilmişse, bunun hukuki niteliği ve nasıl istendiği mehir yazısında ayrıca incelenir.
Mal Paylaşımında Kadına Ne Düşer?
Eşler başka bir rejim seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.202). Evlilik süresince emek ve gelirle edinilen mallar, borçlar düşüldükten sonra artık değeri oluşturur ve her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur (TMK m.236). Çalışmayan eşin ev ve çocuk bakımına katkısı bu hakkı ortadan kaldırmaz. Rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225). Paylaşılan şey malın kendisi değil, katılma alacağı denen para alacağıdır. Evlenmeden önce edinilen, miras ve bağışla gelen mallar paylaşıma girmez. Bir eş diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa değer artış payı da isteyebilir (TMK m.227). 1 Ocak 2002'den önce evlenenlerde bu tarihe kadarki dönem için farklı kurallar uygulanır. Hesap adımları boşanmada mal paylaşımı yazısında örnek tabloyla gösteriliyor.
Velayet Kime Verilir?
Kanunda velayetin otomatik olarak anneye ya da babaya verileceğine dair bir kural yoktur. Evlilik sürerken velayet birlikte kullanılır; boşanmada ise hâkim velayeti eşlerden birine verir ve velayet çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir (TMK m.336). Mahkeme karar verirken ana ve babayı dinler, velayeti kullanmayan eşin çocukla kişisel ilişkisini de düzenler (TMK m.182). Velayet kararı sonsuza kadar kesin değildir; ana babanın başkasıyla evlenmesi, başka yere gitmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim gerekli önlemleri alır (TMK m.183). Ölçüt çocuğun yararıdır; çocuğun yaşı, bakımını kimin üstlendiği ve ebeveynlerin imkânları değerlendirmede rol oynar. Çocuğun bakımını fiilen kimin üstlendiği değerlendirmede göz önüne alınabilir ancak sonucu kendiliğinden belirlemez. Mahkeme, kişisel ilişkinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun yararına aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder (TMK m.182). Değerlendirme ölçütleri velayet kime verilir yazısında anlatılıyor.
Boşanma Sürecinde Konut ve Şiddet Karşısında Hangi Koruma Vardır?
Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmadıkça aile konutunu devredemez, üzerinde hak kuramaz ve kira sözleşmesini feshedemez; malik olmayan eş tapu müdürlüğünden şerh isteyebilir (TMK m.194). Koruma şerhten değil evin aile konutu olmasından doğar; şerh bunu tapuda herkese gösterir. Ayrıntılar aile konutu şerhi yazısındadır. Dava sırasında konutun kimin kullanacağı da geçici önlem olarak belirlenebilir (TMK m.169). Ailede şiddet söz konusuysa 6284 sayılı Kanun'a göre hâkim, şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve konutun korunan kişiye tahsisine karar verebilir (m.5); mülki amir barınma ve geçici maddi yardım tedbirleri alabilir (m.3). Şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlıyorsa hâkim talep olmasa da tedbir nafakasına hükmedebilir (m.5/4). Aile konutu kiralıksa sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir (TMK m.194). Başvuru ve süre için uzaklaştırma kararı yazısına bakılabilir.
Dava Öncesinde ve Sırasında Hangi Adımlar Hangi Sırayla Atılmalı?
Hakların kaybolmaması için aşağıdaki sıra izlenebilir. Sıra her dosyada aynı olmayabilir; şiddet veya mal kaçırma riski varsa ilgili adım öne alınır.
- Belgeleri toplayın. Nüfus kaydı, tapu ve araç kayıtları, maaş ve banka dökümleri, takıları gösteren fotoğraf ve kayıtlar ile varsa şiddete ilişkin rapor ve tutanakları güvenli biçimde saklayın. Hangi delilin kullanılabileceği boşanma davasında deliller yazısında anlatılıyor.
- Şiddet ve tehdit varsa korunma başvurusu yapın. 6284 sayılı Kanun'a göre tedbir kararı en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülki amirden ya da kolluk biriminden talep edilebilir (m.8); başvurulardan harç ve yargılama gideri alınmaz (m.20). Gecikmesinde sakınca olan hâllerde bazı tedbirleri kolluk amiri de alabilir (m.5/2).
- Konutu koruyun. Ev diğer eş adına kayıtlıysa tapu müdürlüğüne başvurup aile konutu şerhi isteyin; şerh için mahkeme kararı gerekmez.
- Mal kaçırma endişesi varsa tedbir isteyin. Hâkim, ailenin ekonomik varlığının korunması gerektiği ölçüde belirlenen mallarla ilgili tasarrufların ancak diğer eşin rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir ve taşınmazlar için tapuya şerh düşülür (TMK m.199). Ayrıca hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı endişesi varsa ihtiyati tedbir dava açılmadan önce de istenebilir; talep eden haklılığını yaklaşık olarak ispatlamalı ve teminat göstermelidir (HMK m.389-392).
- Dilekçede geçici önlemleri açıkça isteyin. Tedbir nafakası, çocuk için nafaka, konutun kullanımı ve kişisel ilişki talepleri dilekçede yazılırsa hâkimin dikkati doğrudan bunlara yönelir.
- Ziynet eşyasını listeleyin. Hangi takının ne zaman, kimden alındığını ve şu anda kimde kaldığını yazın; ispat yükü talep edendedir.
- Fer'i talepleri baştan ileri sürün. Tazminat ve nafaka gibi boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Mal rejiminin tasfiyesi için süre farklıdır.
Dava sürecinin aşamaları çekişmeli boşanma davası yazısında ele alınıyor.
Mal kaçırmaya karşı ayrıca bir koruma daha vardır: mal rejimi sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, hesaplamada edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m.229). Bu nedenle devredilen malın değeri tasfiyede hesaba katılabilir.
Çalışan ve Çalışmayan Kadının Hakları Farklı mı?
Hak sahipliği çalışmaya bağlı değildir, ancak bazı sonuçlar değişir. Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir (TMK m.192); çalışan kadın bu nedenle hak kaybetmez. Evlilik içinde maaşla edinilen mallar edinilmiş maldır ve mal paylaşımına girer; yani çalışan kadının birikimi de hesaba katılır. Yoksulluk nafakasında geliri ihtiyacını karşılamayan çalışan eş de nafaka alabilir, geliri yeterli olan alamaz. Çalışmayan kadının ev işi ve çocuk bakımı emeği, evlilik sürerken ailenin geçimine katkı olarak sayılır (TMK m.196) ve mal paylaşımında artık değerin yarısını isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Yoksulluk nafakasında ise çalışmayan kadın, kusuru daha ağır değilse ve yoksulluğa düşecekse nafaka isteyebilir.
Boşanan Kadın Soyadını Kullanabilir mi?
Boşanan kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Boşandığı eşin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eşe bir zarar vermeyeceğini ispatlayan kadın, istemi üzerine hâkimden izin alabilir; koşullar değişirse eş bu iznin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m.173).
Boşandıktan Sonra Yeniden Evlenmek İçin 300 Gün Beklenir mi?
Kanun, evlilik sona ermişse kadının evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemeyeceğini söyler; doğumla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemesi hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır (TMK m.132). Kanun bu bekleme süresini yalnız kadın için öngörür. Bu hâllerden biri varsa süre, mahkemenin kararıyla kaldırılır; kararın alınması için mahkemeye başvurulur.
Boşanınca Sağlık Sigortası ve Sosyal Güvenlik Ne Olur?
5510 sayılı Kanun'a göre genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında eşi de sayılır (m.3). Boşanmayla evlilik sona erince eşin bu sıfatı da sona erer. Bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamından çıkanların kendi genel sağlık sigortalısı olduğu tarihten itibaren otuz gün içinde sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için prim ödeme gün sayısı aranmaz (m.67). Bundan sonra kişinin kendi çalışması, isteğe bağlı sigortası veya 60. maddede sayılan genel sağlık sigortalısı olma hâllerinden birine girmesi gerekir. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı verilen ve sağlık güvencesi bulunmayan kişiler, gelir tespiti yapılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılır (m.60). Kişinin hangi kapsamda kaldığı SGK'dan öğrenilmelidir. Bu kurallar erkek eş için de aynıdır.
Bu Haklar Erkek Eş İçin de Geçerli mi?
Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, katılma alacağı, iştirak nafakası ve tedbir nafakası kanunda "taraf" veya "eş" olarak düzenlenmiştir; cinsiyete göre değişmez. Erkek eş de kusur şartlarını taşıyorsa bunları isteyebilir ve takı davası da açabilir. Cinsiyete bağlı kurallar yalnızca soyadı ve 300 günlük bekleme süresi gibi birkaç düzenlemedir. Boşanma kesinleştiğinde eşler birbirinin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları aksi anlaşılmadıkça kaybeder (TMK m.181).
Boşanmada Kadının Hakları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Boşanmada kadının hakları nelerdir?
Kadın tedbir ve yoksulluk nafakası, çocuk için iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal rejimine göre katılma alacağı, ziynet eşyası iadesi, aile konutunun korunması ve velayet konusunda talepte bulunabilir. Bu hakların her birinin şartı ve süresi farklıdır; kusur durumu özellikle nafaka ve tazminatı etkiler.
Kadın boşanmada kusurlu bulunursa bütün haklarını kaybeder mi?
Kaybetmez ama etkilenir. Ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz, kusurlu eş maddi ve manevi tazminat isteyemez. Mal paylaşımı kusura bağlı değildir; yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir ya da kaldırabilir. Velayet ve iştirak nafakasında ölçüt çocuğun yararıdır.
Anlaşmalı boşanmada kadının hakları nelerdir?
Nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet gibi konular eşlerin protokolünde düzenlenir. Boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m.184). Protokolü imzalamadan önce hangi haklardan vazgeçildiğini bilmek gerekir.
Boşanmada kadının hakları için süre var mı?
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.178). Tazminat ve nafaka talepleri bu nedenle boşanma davasında baştan ileri sürülmelidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.