
Trafik kazası sonrası uzlaşma, şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıyla kovuşturmaya yer olmadığı ya da davanın düşmesi kararı verilmesini sağlayan, CMK m. 253 ve 254'te düzenlenmiş bir kurumdur. Trafik kazasında uzlaşmaya gidilip gidilemeyeceği suçun türüne bağlıdır: yaralamalı trafik kazası, bilinçli taksirle yaralama dâhil, uzlaşma kapsamındadır; taksirle öldürme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma ise kapsam dışındadır. Maddi hasarlı trafik kazası tek başına suç oluşturmadığından ceza uzlaşması gündeme gelmez. Teklife yedi gün içinde cevap verilir. Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen zararlar dışında aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz.
Uzlaşma yalnızca ceza yargılamasını değil, mağdurun sigorta başvurusunu ve tazminat hakkını da ilgilendirdiği için tutanağın hangi zararları kapsadığı imzadan önce netleştirilmelidir. “Uzlaşsak dava biter mi” sorusu da suçun türüne göre farklı cevap alır.
Trafik Kazası Sonrası Uzlaşma Nedir?
Uzlaşma, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen bir kurumdur. Şüpheli ile mağdur, bir uzlaştırmacı aracılığıyla bir araya gelir; anlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı, kovuşturma aşamasında ise davanın düşmesi kararı verilir. Uzlaşma sağlanan bir suç, mahkûmiyetle sonuçlanmadığından sanığın adli sicil kaydına da işlenmez.
Uzlaştırmacılar, Adalet Bakanlığı tarafından tutulan listeden görevlendirilen hukuk fakültesi mezunlarıdır; taraflardan biri değildir ve kararı kendisi vermez, yalnızca anlaşmayı kolaylaştırır. Uzlaşma teklifi, dosya uzlaştırma bürosuna gönderildikten sonra görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından yapılır. Teklif, açıklamalı tebligat yoluyla da yapılabilir; taraflardan biri adreste bulunamıyorsa ya da yurt dışındaysa, uzlaştırma yoluna gidilmeden soruşturma sonuçlandırılır. Teklife yedi gün içinde cevap verilmezse, teklif reddedilmiş sayılır. Müzakereler gizli yürütülür; taraflar isterse avukat ya da vekille katılabilir. Şüpheli ya da mağdur reşit değilse, teklif doğrudan kanuni temsilciye yapılır.
Hangi Trafik Suçları Uzlaşmaya Tabidir?
Uzlaşma kapsamı kanunda sınırlı sayıda suç için belirlenmiştir; bu listenin dışında kalan bir suçta uzlaşma yoluna gidilemez. Trafik kazalarında en sık karşılaşılan suç tipleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Suç | Uzlaşmaya Tabi mi |
|---|---|
| Taksirle yaralama (TCK m.89) | Evet |
| Bilinçli taksirle yaralama (TCK m.89/5) | Evet |
| Taksirle öldürme (TCK m.85) | Hayır |
| Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m.179) | Hayır |
Uzlaşma kapsamındaki suçlar, kanunda iki grupta toplanmıştır: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar ile şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın ayrıca sayılan suçlar. Trafik kazalarında en sık gündeme gelen taksirle yaralama, ikinci gruba dahil edilerek uzlaşma kapsamına alınmıştır. Taksirle yaralama, kanunda şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamına alınmış tek trafik suçudur. Taksirle öldürme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma ise bu listede yer almadığından, taraflar anlaşmak istese bile uzlaştırma yoluna gidilemez; bu suçlarda soruşturma re'sen yürütülmeye devam eder. Kaza tek bir olayda hem yaralanma hem ölüm doğurmuşsa, her mağdur ve her netice ayrı ayrı değerlendirilir.
Bilinçli Taksirle Yaralamada Uzlaşma Mümkün müdür?
Uygulamada sık karşılaşılan bir yanılgı, bilinçli taksirle işlenen yaralamalarda uzlaşmanın kapalı olduğu yönündedir. Oysa kanun metni bunun tersini söyler; taksirle yaralama suçunun bilinçli taksirle işlenen hâli de dahil olmak üzere tüm hâlleri uzlaşma kapsamındadır.
Bu sonucun kaynağı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun uzlaşma kapsamındaki suçları düzenleyen hükmüdür. Hüküm, taksirle yaralamayı şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamına almıştır. Bilinçli taksirle işlenen yaralama, kanunun genel kuralı gereği şikâyete tâbi olmasa da, bu ayrı hüküm sayesinde yine uzlaşma kapsamında kalır. Şikâyete tâbi olma şartı ile uzlaşmaya tâbi olma şartı, bu suç bakımından birbirinden bağımsız iki ayrı kapıdır; biri kapalıyken diğeri açık kalabilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, taksirle yaralama suçunun tüm hâllerinin, bilinçli taksirle işlenmiş olsa bile, şikâyete tâbi olup olmadığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamında olduğuna karar vermiştir. Uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeden açılan davada bu eksikliğin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2055, K. 2025/7489
Bu nedenle bir trafik kazasında sürücünün kusuru ağır ya da bilinçli taksir düzeyinde değerlendirilse bile, sonuç değişmez. Yaralanma varsa, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmemiş olması tek başına bir usul eksikliğidir. Bu eksiklik, dosyanın ilerleyen aşamalarında bozma sebebi olabilir; mahkeme bu durumu fark ettiğinde, önce uzlaştırma sürecinin tamamlanmasını bekler.
Taksirle Ölümlü Kazalarda Uzlaşma Uygulanır mı?
Taksirle öldürme suçu, uzlaşma kapsamındaki suçları sayan hükümde yer almaz. Bu suç şikâyete bağlı bir suç olmadığından ve kanunda ayrıca uzlaşma kapsamına alınmadığından, ölümlü trafik kazalarında uzlaştırma yoluna gidilemez. Failin ölen kişinin yakınlarıyla kendi aralarında anlaşmaya varmış olması da bu sonucu değiştirmez; kanunda sayılmayan bir suçta uzlaşma usulü hiçbir şekilde işletilemez.
Bu durum, mağdur yakınlarının tazminat hakkını etkilemez. Ceza yargılamasında uzlaşma mümkün olmasa da, hukuk mahkemesinde açılacak tazminat davası ayrı bir yoldur ve ceza davasının seyrinden bağımsız yürür. Ölümlü bir kazada failin ceza sorumluluğu, uzlaşmaya konu olmaksızın mahkeme tarafından değerlendirilir. Taraflar ceza dosyası dışında kendi aralarında bir anlaşmaya varsalar dahi, bu anlaşma ceza yargılamasını durdurmaz; yalnızca hukuk mahkemesindeki tazminat talebini etkileyebilir.
Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçunda Uzlaşma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu da uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında sayılmamıştır. Bu suç, somut bir zarar doğmasa dahi trafik güvenliğinin tehlikeye atılmasını cezalandırır; kamu düzenine karşı işlenen bir tehlike suçu niteliğindedir. Alkollü araç kullanımı, aşırı hız ya da tehlikeli sollama gibi davranışlar, kimseye zarar vermese bile bu suçu oluşturabilir.
Bir kazada hem taksirle yaralama hem trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu birlikte oluşabilir. Bu durumda uygulamada yalnızca zarar suçu olan taksirle yaralamadan hüküm kurulur; tehlike suçundan ayrıca ceza verilmez. Bu iki suçun bir arada değerlendirildiği dosyalarda, uzlaşmanın yalnızca taksirle yaralama suçu bakımından uygulanabileceği unutulmamalıdır.
Maddi Hasarlı Kazalarda Uzlaşma Uygulanır mı?
Yalnızca maddi hasarla sonuçlanan, kimsenin yaralanmadığı bir trafik kazasında, kural olarak ceza uzlaşması hiç gündeme gelmez. Bunun nedeni, salt maddi hasarın tek başına bir suç oluşturmamasıdır. Kazada kasıt ya da alkollü araç kullanımı gibi ayrı bir suç yoksa, dosya ceza soruşturmasına hiç konu olmaz.
Bu tür kazalarda süreç, ceza uzlaşmasından tamamen farklı işler. Taraflar kaza tespit tutanağı düzenler, hasar ise sigorta ekspertizi üzerinden tazmin edilir. Taraflar isterlerse kendi aralarında ayrıca bir anlaşma yapabilir; ancak bu, özel hukuk anlamında bir sulh anlaşmasıdır. Uzlaştırma bürosu, uzlaştırmacı ya da savcılık, bu anlaşmanın hiçbir aşamasına dahil olmaz.
Uzlaşma Süreci Nasıl İşler?
Uzlaşma kapsamındaki bir suçta süreç, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığının dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermesiyle başlar. Sürecin ana adımları aşağıda sıralanmıştır.

- Dosya, savcılık tarafından uzlaştırma bürosuna gönderilir.
- Büro, bir uzlaştırmacı görevlendirir.
- Uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdura uzlaşma teklifinde bulunur.
- Taraflar yedi gün içinde teklife cevap verir.
- Kabul edilirse, gizli müzakereler yürütülür.
- Uzlaştırmacı en geç otuz gün içinde süreci sonuçlandırır.
- Anlaşma sağlanırsa, rapor düzenlenerek savcılığa gönderilir.
Kamu davası açıldıktan sonra suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa, aynı süreç bu kez mahkeme aracılığıyla işletilir. Dosya mahkeme tarafından uzlaştırma bürosuna gönderilir ve süreç, soruşturma aşamasındakiyle aynı usulle yürütülür. Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar, uzlaşma sağlanamasa dahi sonraki yargılamada delil olarak kullanılamaz.
Uzlaşma Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Uzlaşmanın tazminat hakkına etkisi, mağdurların en çok merak ettiği ve en çok yanıldığı konulardan biridir. Bu konudaki kural, 2024 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan bir değişiklikle yeniden şekillenmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'na 2024 yılında eklenen hükme göre, uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz. Ancak uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar bu kuralın dışında tutulmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/19 (7531 sayılı Kanun m. 16 ile değişik, 07.11.2024)
Bu istisna önemlidir. Uzlaşma belgesinde yer alan kalemler dışında, örneğin uzlaşma sırasında henüz ortaya çıkmamış bir sakatlık ya da sonradan gelişen bir sağlık sorunu için ayrıca tazminat davası açılabilir. Bu değişiklikten önce Anayasa Mahkemesi, 26.07.2023 tarihli ve E. 2023/43, K. 2023/141 sayılı kararıyla eski (istisnasız) hükmü iptal etmiş; kanun koyucu bu istisnayı ekleyerek hükmü yeniden düzenlemiştir. Uzlaşma tutanağının hangi zararları kapsadığı bu nedenle özenle incelenmelidir.
Uzlaşma kapsamı dışında kalan ayrı bir güvence de Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alır. Kararlaştırılan tazminat miktarının açıkça yetersiz ya da fahiş olduğu sonradan anlaşılırsa, bu anlaşma imza tarihinden itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Yargıtay, bu süre içinde açılan bir davada, ödenen tutar ile gerçek zarar arasındaki farkın fahiş olup olmadığının bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Uzlaşmanın Sigorta Başvurusuna Etkisi
Mağdurun sigorta şirketine yapacağı başvuru, ceza yargılamasındaki uzlaşmadan bağımsız yürür; biri diğerinin ön şartı değildir. Ancak uygulamada bazı sigorta şirketleri, imzalanan uzlaşma tutanağını mağdurun tüm haklarından feragat ettiği şeklinde yorumlamaya çalışabilir.
Bu risk, uzlaşma tutanağına açık bir şerh düşülerek azaltılabilir; tutanakta yalnızca ceza sorumluluğu bakımından uzlaşıldığı, sigorta şirketinden talep edilecek tazminat haklarının saklı tutulduğu ayrıca belirtilmelidir. Böyle bir şerh olmadan imzalanan bir tutanak, sigorta şirketiyle sonradan yaşanacak bir uyuşmazlıkta mağdurun aleyhine yorumlanabilir.
Edimin Yerine Getirilmemesi Ne Olur?
Uzlaşma sağlandığında, şüphelinin üstlendiği edimin ne şekilde yerine getirileceği de kararı etkiler. Edim; bir tazminat ödemesi, tedavi giderlerinin karşılanması ya da tarafların anlaştığı başka bir edim olabilir. Edimin niteliği ve miktarı tamamen tarafların iradesine bağlıdır; uzlaştırmacı bir tutar dayatamaz, yalnızca tarafları bir araya getirip anlaşmalarına yardımcı olur. Edim tek seferde yerine getirilirse, dosya doğrudan sonuçlanır.
Edimin ileri bir tarihe bırakılması, taksitlendirilmesi ya da süreklilik taşıması hâlinde ise, soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine, kovuşturma aşamasında ise durma kararı verilmesine karar verilir. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Edimin gerekleri yerine getirilmezse, kaldığı yerden soruşturma veya yargılamaya devam edilir. Uzlaşma belgesi ise İcra ve İflas Kanunu'ndaki ilam niteliğindeki belgelerden sayılır ve bu yolla icraya konulabilir.
Uzlaşma ile Şikâyetten Vazgeçme Arasındaki Fark
Uzlaşma ve şikâyetten vazgeçme, uygulamada sık karıştırılan iki farklı kurumdur. Şikâyetten vazgeçme, yalnızca mağdurun tek taraflı beyanıyla gerçekleşir ve sanığın bunu kabul etmesi gerekir; herhangi bir edim üstlenilmesi şart değildir. Sanık vazgeçmeyi kabul etmezse, yargılamaya devam edilir ve dava beraatle sonuçlanırsa yargılama giderleri mağdura yükletilebilir.
Uzlaşma ise karşılıklı bir süreçtir; taraflar bir uzlaştırmacı önünde bir araya gelir, failin mağdura karşı üstleneceği bir edim belirlenir ve bu edim yerine getirilirse dava düşer. Şikâyete bağlı olmayan bir suçta, örneğin bilinçli taksirle işlenen bir yaralamada, mağdurun şikâyetten vazgeçmesi tek başına davayı düşürmez. Ancak aynı suç uzlaşma kapsamında olduğundan, uzlaştırma yoluyla aynı sonuca ulaşılabilir. Bu fark, hangi kurumun hangi suçta işe yarayacağını belirlemesi bakımından önemlidir.
Birden Fazla Mağdur Olması Uzlaşmayı Nasıl Etkiler?
Bir trafik kazasında birden fazla kişi yaralanmışsa, uzlaştırma sürecinin tamamlanabilmesi için mağdurların tamamının uzlaşmayı kabul etmesi gerekir. Mağdurlardan biri bile teklifi reddederse uzlaşma, suçun bütün mağdurları bakımından gerçekleşmemiş sayılır.
Bu durumda dosya mağdurlara göre bölünmez: tek fiille birden fazla kişinin yaralanmasına yol açan taksirle yaralamada (TCK m.89/4) uzlaşma için bütün mağdurların kabulü gerektiğinden, biri reddederse uzlaşma hükümleri hiçbir mağdur bakımından uygulanmaz ve soruşturma ya da kovuşturma tümüyle devam eder (CMK m.253/7). Birden fazla şüpheli varsa ise aralarında iştirak ilişkisi olsun olmasın yalnızca uzlaşan şüpheli uzlaşmadan yararlanır (CMK m.255). Bir aracın birden fazla kişiye çarptığı kazalarda bu ayrım sık görülür; bazı mağdurlarla anlaşma sağlanırken diğerleriyle sağlanamayabilir.
Uzlaşmayı Reddetmenin Sonuçları
Uzlaşma teklifinin reddedilmesi, dosyanın normal seyrinde soruşturma ya da kovuşturmaya devam edilmesi sonucunu doğurur; reddeden taraf aleyhine ayrıca bir yaptırım öngörülmemiştir. Reddin gerekçesi sorulmaz ve dosyaya işlenmez; mağdurun ya da şüphelinin neden anlaşmak istemediğini açıklama yükümlülüğü yoktur.
Uzlaşma teklifi bir kez reddedildikten sonra, taraflar kendi aralarında anlaşırlarsa bunu gösteren bir belgeyle en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar savcılığa başvurabilir. Ancak uzlaştırma girişimi sonuçsuz kaldıktan sonra ikinci kez resmî bir uzlaştırma sürecine gidilemez; bu aşamadan sonra sürecin normal yargılama yoluyla ilerlemesi beklenir. Uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten, girişimin sonuçsuz kaldığı tarihe kadar geçen süre boyunca dava zamanaşımı işlemez. Bu süre, dosyanın toplam süresine ayrıca dahil edilmez.
Uzlaşma Sürecinde Avukat Desteği
Uzlaşma teklifinin kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilirse edimin neyi kapsayacağı, dosyanın sonucunu doğrudan etkileyen kararlardır. Bu kararlar verilmeden önce, hem ceza hem tazminat hakları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Aceleyle imzalanan bir uzlaşma tutanağı, sonradan geri alınamaz; bu nedenle teklif geldiği anda hemen cevap vermek yerine, tutanağın içeriğini incelemek için gereken süre kullanılmalıdır.
Özellikle uzlaşmanın tazminat davasını kapatıp kapatmayacağı, uzlaşma tutanağının kapsamına göre değişir; bu nedenle tutanak imzalanmadan önce hangi zararların kapsandığının netleştirilmesi önemlidir. Tutanakta yalnızca genel bir ifadeyle “tüm zararlar karşılanmıştır” denilmesi, ileride ortaya çıkacak bir zarar için mağduru güç durumda bırakabilir. Maluliyet oranı henüz kesinleşmemiş bir yaralanmada, uzlaşma edimi belirlenirken bu belirsizliğin nasıl ele alınacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Trafik kazası avukatı sayfamızda, trafik kazası sonrası hukuki sürecin genelinde izlenen yöntem ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Trafik Kazası Sonrası Uzlaşma Hakkında Sık Sorulan Sorular
Uzlaşma teklifini reddedersem ne olur?
Reddin gerekçesi sorulmaz ve dosyaya işlenmez. Toplanan deliller ve varsa uygulanan koruma tedbirleri bu ret nedeniyle geçersiz hale gelmez, dosya olduğu gibi ilerler.
Bilinçli taksirle yaralamada uzlaşma yapılabilir mi?
Yapılabilir. Dosya bu adım atlanarak doğrudan mahkemeye gitmişse, mahkeme yargılamayı durdurup önce uzlaştırma sürecini tamamlatmak zorundadır.
Taksirle öldürmede uzlaşma girişimi başlatılır mı?
Başlatılmaz; savcılık dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermez ve yargılama re'sen sürer. Mağdur yakınlarının elindeki yol, cezai süreçten bağımsız olarak hukuk mahkemesinde tazminat davası açmaktır.
Uzlaşırsam tazminat davası açabilir miyim?
Uzlaşmadan önce açılmış bir tazminat davası varsa, uzlaşmanın gerçekleşmesiyle bu davadan feragat edilmiş sayılır; davayı ayrıca geri çekmeye gerek kalmaz.
Edimi taksitle ödersem dosya kapanır mı?
Taksitlerden biri ödenmezse, ertelenen ya da durdurulan dosya kaldığı yerden devam eder. Önceki ödemeler bu durumda geri istenmez, yalnızca yargılama sürer.
Uzlaşma teklifine ne kadar sürede cevap vermeliyim?
Cevap sözlü ya da yazılı verilebilir; önemli olan yedi günlük süre içinde uzlaştırmacıya ulaşmasıdır.
Uzlaşma görüşmelerinde söylenenler mahkemede kullanılır mı?
Kullanılmaz. Bu kural yalnızca ceza yargılamasını değil, aynı olaya ilişkin açılacak bir hukuk davasını da kapsar. Müzakere sırasında kusuru kabul eden bir ifade dahi, uzlaşma sağlanamazsa sonraki yargılamada aleyhe delil oluşturmaz.
Uzlaşma reddedildikten sonra tekrar teklif yapılır mı?
Uzlaştırmacı değiştirilerek yeniden denenmez; kanun, sonuçsuz kalan bir girişimin tekrarlanmasını açıkça yasaklamıştır.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda uzlaşma olur mu?
Olmaz. Kazada kimse yaralanmamış olsa bile sürücünün aracı tehlikeli biçimde ya da alkollü kullandığı tespit edilmişse dosya yalnız bu suç üzerinden yürür ve uzlaşma hiçbir aşamada gündeme gelmez; salt maddi hasarlı bir kaza ise tek başına suç oluşturmaz.
Uzlaşma belgesi icraya konulabilir mi?
Konulabilir. Takibe itiraz edilirse borçlunun tek dayanabileceği gerekçe edimi zaten yerine getirdiğini ispatlamaktır; uzlaşmanın geçerliliğine yönelik bir itiraz bu aşamada dinlenmez.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.