URSA Avukatlık

Trafik Kazası Adli Tıp Raporu Kaç Günde Çıkar, Nereden Alınır?

Trafik Kazası27 dk okumaEklenme: Güncellenme:
Röntgen panosu ve rapor dosyası ile trafik kazası adli tıp raporunu simgeleyen kapak görseli

Trafik kazası adli tıp raporunun kaç günde çıkacağı için kanunda sabit bir gün sayısı yoktur; kalıcı sakatlık oranını gösteren maluliyet raporu tedavi bitip kalıcı durum netleşince düzenlenir, mahkeme veya savcılık rapor istediğinde ise bilirkişiye en çok üç ay süre verir ve bu süre gerekçeyle en çok üç ay daha uzatılabilir (CMK m.66, HMK m.274). Maluliyet raporu sürekli iş göremezlik tazminatının hesabına temel olur; üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlıklarından, yetkili hastanelerden veya resmî merci sevkiyle Adli Tıp Kurumu'ndan alınır. Rapor kaza tarihindeki yönetmeliğe göre, yaralanmaya uygun uzmanlardan oluşan heyetçe ve muayeneyle düzenlenmeli; yargılamada alınan rapora tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir.

Sigortaya başvuru aşamasında yalnızca oranı bildiren heyet raporu ile illiyet bağını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını da gerekçelendiren üniversite hastanesi mütalaası karışabilir; sigorta şirketi önünde ikincisi, talebin her kalemini aynı belgede karşıladığı için daha kullanışlıdır. Maluliyet raporu, dava açılmadan önce de üniversite hastanelerine başvurularak alınabilir.

Trafik Kazası Adli Tıp Raporu Kaç Günde Çıkar?

Kazadan sonra aynı kişi için birden fazla rapor düzenlenir ve her birinin takvimi farklıdır; kaç gün bekleneceği, hangi raporun beklendiğine bağlıdır.

RaporNe zaman düzenlenirSüreyi belirleyen
Genel adli muayene raporuKazadan sonra hastaneye ilk başvurudaAcil muayene; hekim suç belirtisini yetkili makama bildirir (TCK m.280)
Kesin rapor (ceza dosyası)Tedavi tamamlanıp yaralanmanın sonucu belli oluncaİyileşme süresi
Maluliyet raporu (tazminat dosyası)Kalıcı durum netleşince; kırıkta kaynama, yumuşak dokuda iyileşme beklenirTedavinin seyri
Mahkemenin veya savcılığın istediği bilirkişi raporuGörevlendirme kararında verilen süre içindeEn çok 3 ay, gerekçeyle en çok 3 ay uzatma (CMK m.66/1, HMK m.274/1)
Rapora itirazRaporun tebliğinden itibaren 2 haftaHMK m.281/1

İyileşme tamamlanmadan alınan maluliyet raporu gerçek oranı yansıtmayabilir; yeniden rapor alınmasını gerektirerek süreci kısaltmak yerine uzatabilir. Beklerken tazminat talebinin zamanaşımı da gözetilmelidir: Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesine göre süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıldır; fiil suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır.

Adli Tıp Raporu Mahkemeye Ne Kadar Sürede Gelir?

Dava veya soruşturma sırasında rapor isteyen merci, bilirkişi incelemesi kararında raporun verileceği süreyi de belirtir. Ceza muhakemesinde bu süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez; özel sebepler varsa bilirkişinin istemi üzerine gerekçeli kararla en çok üç ay uzatılabilir (CMK m.66/1). Hukuk davasında da süre üç ayı geçemez ve mahkeme gerekçe göstererek en çok üç ay daha uzatabilir; basit yargılama usulüne tabi işlerde bu süreler iki aydır (HMK m.274/1). Süresinde raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp yerine başkası görevlendirilebilir (CMK m.66/2, HMK m.274/2). Bu süreler bilirkişiye verilen görev süresidir; dosyanın gönderilmesi ve raporun dosyaya dönmesi için geçen zaman bunun dışında kalabilir.

Adli Tıp Raporu Sonucu Nereden Öğrenilir?

Mahkemenin veya savcılığın istediği rapor, kişiye değil raporu isteyen mercie gönderilir ve dosyaya girer. Hukuk davasında rapor taraflara tebliğ edilir; iki haftalık itiraz süresi bu tebliğle başlar (HMK m.281/1). Dava dosyasındaki evrak e-Devlet'teki dava dosyası sorgulama hizmetinden ve UYAP üzerinden izlenebilir; vekil, dosyayı UYAP üzerinden inceler. Kişinin kendi başvurusuyla üniversite hastanesinden aldığı maluliyet raporu ise başvurulan hastaneden alınır. Kazadan hemen sonra düzenlenen genel adli muayene raporunun bir örneği de muayenenin yapıldığı hastaneden istenebilir.

Trafik Kazasında Adli Tıp Raporu Nedir?

Trafik kazası adli tıp raporu, kazadan kaynaklanan kalıcı sakatlığın (maluliyetin) tıbbi olarak tespit edildiği ve yüzdelik oranla ifade edildiği rapordur. Bu oran, sürekli iş göremezlik tazminatının hesabında temel alınır.

Rapor tek bir kurumun tekelinde değildir; üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlıkları, Adalet Bakanlığı'na bağlı Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş hastaneler rapor düzenleyebilir. Yargıtay, maluliyetin Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dallarındaki uzman heyetlerce belirlenmesini ister; sigorta başvurusunda da en sık başvurulan yol üniversite hastanesinden alınan rapordur. Rapor tek seferlik bir işlem de değildir: maluliyet zamanla artabilir ve ilk raporda görülmeyen ancak sonradan ortaya çıkan sonuç için ayrıca talepte bulunulabilir. Yargıtay bu durumu “gelişen durum” olarak tanımlar.

Maluliyet Raporu Nereden Alınır?

Rapor almaya yetkili üç kurum tipi vardır; her birinin başvuru şekli ve raporun içeriği farklıdır.

KurumBaşvuru ŞekliRaporun İçeriği
Üniversite Adli Tıp Anabilim DalıKişinin başvurusu veya mahkeme sevkiOran, illiyet bağı ve diğer kalemler
Adli Tıp KurumuMahkeme, savcılık veya hakem heyeti sevkiResmî bilirkişi raporu
Yetkili hastaneKişinin başvurusuÇoğunlukla yalnızca oran

Sigorta şirketine yapılan ilk başvuruda çoğunlukla yetkili hastanenin sağlık kurulu raporu yeterli görülür; ancak oran tartışmalıysa veya kalıcı sonuç ağırsa (örneğin uzuv kaybı gibi), üniversite hastanesinden mütalaa alınması süreci hızlandırır. Dava açılmışsa mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi uyarınca dosyayı ara kararla üniversiteye veya Adli Tıp Kurumu'na gönderir. Dava açılmadan önce kişinin kendi başvurusuyla aldığı rapor ise aynı Kanun'un 293. maddesi kapsamında uzman görüşü niteliğindedir.

Adli Tıp Kurumu'na bireysel başvuru mümkün değildir; kurum mahkeme, savcılık ve Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyetleri gibi resmî mercilerin gönderdiği dosyalarda görüş bildirir. Kurumda yaralamanın ceza hukuku bakımından niteliğini İkinci İhtisas Kurulu, maluliyet ve çalışma gücü kaybını ise dosya asliye ticaret mahkemesinden geliyorsa İkinci, asliye hukuk mahkemesinden geliyorsa Dokuzuncu, diğer mahkemelerden geliyorsa Üçüncü İhtisas Kurulu inceler (4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Adli Tıp Kurumu bölümü m. 17); ihtisas kurulu raporları arasındaki veya bunlarla başka sağlık kuruluşlarının raporları arasındaki çelişkileri Adli Tıp Üst Kurulları karara bağlar. Dava açılmadan önceki sigorta aşamasında üniversite hastaneleri bu nedenle daha erişilebilir bir yoldur.

Başvuru İçin Gerekli Evraklar

Üniversite hastanesine başvururken aşağıdaki evrakların eksiksiz sunulması, raporun ilk seferde değerlendirmeye elverişli olmasını sağlar.

  • Kaza tespit tutanağı veya adli vaka kaydı.
  • Tedavi süresince alınan tüm epikriz ve hastane raporları.
  • Radyolojik görüntüler (film, MR, BT).
  • Kimlik belgesi.
  • Önceki maluliyet raporu varsa, ilgili rapor.

Belgeler eksikse heyet eksikliğin tamamlanmasını ister; bu da raporun gecikmesine yol açar. Randevu, ilgili üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı sekreterliğinden alınır. Raporla birlikte sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması da dava açmadan önce zorunludur; şirket on beş gün içinde yanıt vermez veya talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulabilir (Karayolları Trafik Kanunu m.97). Başvuru şartı eksik olarak dava açılırsa dava hemen reddedilmez; eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilir.

Yaralamalı Trafik Kazası Adli Tıp Raporu

Yaralamalı trafik kazasında adli tıp raporu iki ayrı hukuki alanda rol oynar: ceza yargılamasında yaralanmanın derecesini, tazminat sürecinde ise maluliyet oranını belirler. Ceza tarafında kazadan hemen sonra alınan genel adli muayene raporu ve ardından düzenlenen kesin rapor, yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğini ve kemik kırığı olup olmadığını tespit eder. Bu tespit, taksirle yaralama suçunun hangi fıkraya gireceğini ve soruşturmanın şikâyete bağlı olup olmadığını belirler; şikâyete bağlı hâllerde trafik kazası sonrası uzlaşma da gündeme gelir.

Trafik kazasından sonra alınan adli tıp raporlarının zaman sırasını gösteren şema

Tazminat tarafında ise rapor, kalıcı sakatlığın oranını ve sakatlığın kazayla bağlantısını ortaya koyar. Ceza dosyasındaki rapor olay anındaki yaralanmanın ağırlığını, maluliyet raporu ise iyileşme tamamlandıktan sonraki kalıcı durumu ölçer. Bu nedenle aynı kazazedenin aynı kaza için ceza dosyasında bir, tazminat dosyasında farklı tarihli ve farklı içerikli ikinci bir raporu olabilir; iki rapor birbirinin yerine geçmez.

Trafik Kazası Adli Vaka mıdır?

Yaralanma veya ölümle sonuçlanan trafik kazası adli vakadır. Kazazedeyi muayene eden hekim, suç belirtisiyle karşılaştığında durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür; bildirmeyen veya geciktiren sağlık mesleği mensubu için TCK m.280 hapis cezası öngörür. Kazaya karışanlar da kazayı yetkili memurlara bildirmek ve onlar gelinceye kadar kaza yerinden ayrılmamak zorundadır (KTK m.81/1-d). Yalnız maddi hasarlı kazada taraflar durumu aralarında yazılı olarak saptayıp kolluk çağırmadan ayrılabilir (KTK m.81/2); yaralanma bulunmadığından bu kazada adli vaka kaydı da açılmaz. Adli vaka kaydıyla başlayan süreç genel adli muayene raporuyla devam eder; kayıt kimseyi suçlu yapmaz. Kaydın hangi olaylarda açıldığı ve sonrasında ne olduğu adli vaka nedir yazısında anlatılıyor.

Engelli Raporu ile Maluliyet Raporu Arasındaki Fark Nedir?

20.02.2019'dan sonraki kazalarda maluliyet raporu da engelli raporu da aynı yönetmeliğe, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenir; fark cetvelde değil, raporun amacında ve içeriğindedir. Yönetmelik iki ayrı rapor tanımlar: Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu ile Erişkinler İçin Terör, Kaza ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporu (m.4/1-k).

ÖlçütEngelli sağlık kurulu raporuKazaya bağlı maluliyet raporu
AmaçVergi indirimi, istihdam ve sosyal destek gibi hakların değerlendirilmesi; rapor tek başına hak vermez (m.10/1)Kazanın yol açtığı kalıcı kaybın tazminat için ölçülmesi
KapsamNedeni ne olursa olsun kişinin bütün engelleriYalnız kazaya bağlı kayıp; var olan kronik hastalıkların kayıpları yazılmaz (m.9/3)
BaşvuruKişi veya vasisi dilekçeyle başvurur (m.8/1-a)Durum bildirir rapor kurumların resmî yazısıyla istenir (m.9/2); tazminat dosyasında rapor çoğunlukla üniversite adli tıp anabilim dalından veya mahkeme sevkiyle alınır
İçerikEngel oranı, engel grubu ve bağımlılık değerlendirmesi (m.8)Oran ve kazayla illiyet; sigorta başvurusunda ayrıca geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı ihtiyacı

Bu yüzden başka bir amaçla alınmış engelli raporu tazminat dosyasında kendiliğinden maluliyet raporunun yerine geçmez: rapordaki oran kazadan önceki rahatsızlıkları da içerebilir ve kazayla bağlantıyı göstermez. Zorunlu trafik sigortası genel şartları da tazminat ödemesinde dikkate alınacak kurul raporunu sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösteren rapor olarak tanımlar (A.2/i). Engelli raporu yine de kaza öncesi sağlık durumunu gösteren bir belge olarak dosyaya konmalıdır.

Cetvelin aynı olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla da netleşmiştir. Kurul, 2019'daki bir kazada maluliyet oranının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre değil, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiş; engellilik oranının çalışma gücü kaybını karşılamadığı yönündeki görüşü çoğunlukla benimsememiştir (E. 2025/489, K. 2026/224, T. 08.04.2026). İş kazasında SGK'nın sürekli iş göremezlik geliri için istenen raporlar ise bu yönetmeliğin kapsamı dışındadır (m.2/3); o rejim iş kazası maluliyet oranı tespiti yazısında anlatılıyor.

Heyet Raporu ile Üniversite Mütalaası Arasındaki Fark

Heyet raporu çoğunlukla yalnızca maluliyet oranını bildirir; kazayla yaralanma arasındaki bağlantıyı, geçici iş göremezlik süresini veya bakıcı ihtiyacını değerlendirmez. Üniversite hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı mütalaası ise bu kalemlerin tümünü gerekçesiyle ele alır.

Aradaki fark sigorta sürecinde somut sonuç doğurur. Yalnızca oran bildiren raporla yapılan başvuruda sigorta şirketi, geçici iş göremezlik veya bakıcı gideri talebini “raporda yer almıyor” gerekçesiyle karşılamayabilir. Mütalaa bu boşluğu doldurur; talebin her kalemi aynı belge içinde gerekçelendirilmiş olur.

“Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8634, K. 2025/3629, T. 03.03.2025

Rapor Doğru Heyetten Alınmalı

Üniversiteden alınan her rapor kendiliğinden geçerli sayılmaz; heyetin bileşimi yaralanmanın türüne uygun olmalıdır. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Adli Tıp Kurumu bölümünün 8. maddesi, maluliyet incelemesi yapan ihtisas kurullarında ortopedi ve travmatoloji ile nöroloji başta olmak üzere farklı branşlardan uzmanların bulunmasını öngörür; Yargıtay da üniversite heyetlerinde yaralanmanın niteliğine uygun branş uzmanını arar.

Nörolojik bulgu varsa nöroloji veya beyin ve sinir cerrahisi uzmanı, cilt bulgusu (skar, keloid) varsa dermatoloji veya plastik cerrahi uzmanı, kemik-eklem bulgusu varsa ortopedi ve travmatoloji uzmanı heyette yer almalıdır. Uzmanı eksik heyetin raporu hüküm kurmaya elverişsiz bulunabilir. Heyetin kazazedeyi bizzat muayene etmiş olması da gerekir; yalnızca dosya üzerinden düzenlenen rapor aynı şekilde eksik kabul edilir. Randevu alınırken yaralanmanın hangi bölgede olduğu üniversiteye önceden bildirilirse, heyet baştan doğru kurulur ve yeniden rapor alma riski azalır.

Yargıtay, hangi kurumdan rapor alındığından çok raporun içeriğinin denetime elverişli olup olmadığına bakar. Uygulamada en sık görülen sorun, sağlık kurulu raporunun yalnızca oranı yazıp bu oranın hangi cetvel maddesine dayandığını açıklamamasıdır; böyle bir eksiklik, kurum saygın olsa dahi raporu hükme esas alınamaz hâle getirir.

“...davacı tarafça sunulan [...] Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından 4 adli tıp uzmanı, 1 acil tıp uzmanı ve 1 ortopedi ve travmatoloji uzmanından oluşan heyetçe düzenlenen 19.08.2022 tarihli maluliyet raporunda davacının solunum bozukluğu ve skar nedeniyle maluliyetinin %15 olduğunun tespit edildiği...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/13859, K. 2026/1740, T. 17.02.2026 (karşı oy)

Kaza Tarihindeki Yönetmeliğe Uygunluk

Maluliyet raporu, muayenenin yapıldığı tarihteki değil, kazanın gerçekleştiği tarihteki düzenlemeye göre hazırlanmalıdır. Yargıtay uygulamasında beş dönem ve her döneme ait ayrı bir düzenleme (bir tüzük, dört yönetmelik) esas alınır.

Kaza TarihiUygulanacak Mevzuat
11.10.2008 öncesiSosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü
11.10.2008 – 01.09.2013Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
01.09.2013 – 01.06.2015Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği
01.06.2015 – 20.02.2019Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
20.02.2019 sonrasıErişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik

Yanlış döneme ait yönetmelikle düzenlenen rapor, sonradan yeniden alınması gereken bir rapora dönüşür ve tazminat sürecini uzatır. Kaza ile rapor arasında yıllar geçebildiğinden, heyetin muayene tarihindeki güncel yönetmeliği uygulaması sık karşılaşılan bir hatadır. Bu nedenle kaza tarihi, rapor talebinde ve heyetle yapılan görüşmede açıkça belirtilmelidir. Bozma sonrasında yeniden rapor alınması gerektiğinde de ikinci rapor aynı yönetmeliğe göre düzenlenir.

Birden Fazla Yaralanmada Oran Nasıl Hesaplanır?

Aynı kazada birden fazla kalıcı yaralanma varsa oranlar birbirine düz toplanmaz. Her ek yaralanma, önceki kayıptan geriye kalan sağlam fonksiyon üzerinden hesaplanır; böylece toplam oran hiçbir zaman yüzde yüzü aşmaz. Bu hesaplama yöntemine Balthazard formülü denir ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik bu formülü açıkça düzenler. Aynı mantık iş kazası maluliyet oranı tespitinde de geçerlidir.

Örneğin kaburga kırığına bağlı %10 ve ayrı bölgedeki skara bağlı %5 oranı varsa, ikinci oran kalan %90'lık sağlam fonksiyon üzerinden hesaplanır ve toplam %14,5 olur. Raporda hangi arazın hangi oranı oluşturduğu ve oranların nasıl birleştirildiği ayrı ayrı gösterilmelidir; yalnızca nihai toplamın yazılması raporu denetime elverişsiz kılabilir.

İlliyet Bağı Nasıl Kurulur?

Maluliyet raporunun geçerli sayılması için tespit edilen sakatlığın trafik kazasından kaynaklandığının somut tıbbi verilerle gösterilmesi gerekir. Kazadan önceki sağlık geçmişi de değerlendirmeye dahil edilir; kaza öncesinde var olan bir rahatsızlık, kazaya bağlı maluliyet olarak yazılamaz. Epikriz, ameliyat notları ve görüntüleme raporları, illiyet bağının somut dayanağını oluşturur.

İlliyet bağı kurulmayan rapor hükme esas alınmaz. Kazadan sonra tespit edilen radyolojik bulgular da bazen kaza öncesinde başlamış, yaşa bağlı aşınmanın (dejeneratif sürecin) sonucu çıkabilir; heyet bu bulguların kazadan mı yoksa önceden var olan süreçten mi kaynaklandığını ayrı ayrı değerlendirmelidir. İlliyet bağı tartışmalı kaldığında kazazedenin kaza öncesi sağlık kayıtlarının dosyaya eklenmesi tartışmayı netleştirir.

“Ayrıca davacı tarafından sunulan ve Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 10.09.2020 tarihli maluliyet raporunda davacının 'hipertansiyon ve çarpıntı' teşhisi ile de malul olduğunun tespit edildiği, ancak bu teşhis ile trafik kazası arasındaki ilişkinin açıklanmadığı, dolayısıyla maluliyet raporunda davacının maluliyeti ile dava konusu trafik kazası arasında illiyet bağının kurulmadığı anlaşılmaktadır.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25745, K. 2023/4773, T. 03.04.2023

Kazadan Önce Engeli Olan Kişide Maluliyet Raporu Nasıl Düzenlenir?

Kazadan önce başka bir hastalık, eski bir kaza ya da doğuştan gelen bir durum nedeniyle işlev kaybı bulunan kişide de maluliyet raporu alınabilir; ancak rapor, kazanın yol açtığı kaybı ölçmek zorundadır. Kazadan bağımsız olarak var olan kayıp, sürücüye, araç işletenine ve trafik sigortasına yüklenemez. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik bu ayrımı rapor türü üzerinden kurar: kaza ve yaralanmaya bağlı durum bildiren raporda, var olan kronik hastalıklara ilişkin fonksiyon kayıpları belirtilmez (m.9/3). Önceki kaybın orandan nasıl ayrılacağı ve bölgelere göre oranlar maluliyet oranı tablosu sayfasında anlatılıyor.

Bu yüzden heyetten iki şey beklenir. İlki, kaza öncesi durumun belgelerle ortaya konmasıdır: daha önce alınmış engelli sağlık kurulu raporu, eski kazaya ait epikriz ve görüntüler, kronik hastalığın tedavi kayıtları başvuru dosyasına eklenmelidir. İkincisi, bu kayıtların kaza sonrası bulgularla karşılaştırılması ve hangi bulgunun kazayla ortaya çıktığının ya da ağırlaştığının gerekçeyle yazılmasıdır. Aynı organda veya bölgede önceden kayıp varsa raporun yalnız toplam oranı değil, kaza öncesi ve sonrası durumu ayrı ayrı göstermesi denetimi kolaylaştırır.

Önceki rahatsızlığın başvuruda söylenmemesi kazazedenin aleyhine işler. Sigorta şirketi veya karşı taraf eski kayıtları sonradan dosyaya getirirse rapor illiyet yönünden tartışmalı hâle gelir ve çoğu zaman yeni rapor alınması gerekir. Kazadan önce belirti vermeyen yaşa bağlı bir aşınma, kazadan sonra yakınma ve işlev kaybı doğurduysa da heyetin bu değişimin kazayla bağlantısını açıklaması gerekir; bağlantısı açıklanmayan oran hükme esas alınmaz.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren metnine göre, ilgili kurum ve kuruluşların düzenlediği belgelerde illiyet bağına ilişkin bir tespit yer alıyorsa bu tespitin aksini ispat yükü sigorta şirketindedir (A.5/c). Kaza öncesi kayıtların baştan dosyaya konması, heyetin bu tespiti sağlam biçimde kurmasını sağlar.

Trafik Kazası Adli Tıp Raporu Örneği

Rapor belirli bir düzende yazılır; denetime elverişli bir raporda aşağıdaki bölümler yer alır.

  • Kazazedenin kimlik ve kaza bilgileri.
  • Muayene bulguları ve şikâyetler.
  • Kullanılan yönetmelik ve ilgili cetvel maddesi.
  • Her araz için ayrı ayrı belirlenen oran.
  • Birden fazla araz varsa birleştirilmiş nihai oran ve gerekçesi.
  • Heyeti oluşturan uzmanların unvan ve imzaları.

Gerekçe bölümü, raporun en kritik kısmıdır. Yalnızca sonuç oranını yazıp gerekçeyi atlayan rapor, denetime elverişsiz kabul edilme riski taşır. Bir cilt bulgusu için skarın niteliğinin, kapladığı alanın ve dayanılan cetvel maddesinin birlikte yazılması raporu denetlenebilir kılar; aynı oran yalnızca “%5 maluliyet” diye yazılırsa rapor eksik sayılır.

Geçici İş Göremezlik ve Bakıcı Gideri

Geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı ihtiyacı, sürekli maluliyetten ayrı olarak ispatlanması gereken kalemlerdir. Geçici iş göremezlik, kazazedenin tedavi ve iyileşme sürecinde çalışamadığı dönemi; bakıcı gideri ise aynı dönemde veya kalıcı olarak başkasının bakımına muhtaç olma durumunu kapsar. İkisi de raporda ayrı başlıklar altında, gerekçeleriyle yer almalıdır.

Sürekli bakıcı ihtiyacı yalnızca maluliyet oranına göre değil, kazazedenin giyinme, beslenme ve hareket gibi günlük yaşam faaliyetlerini bağımsız yürütüp yürütemediğine göre değerlendirilir; yüksek oranlı maluliyet tek başına bakıcı ihtiyacını doğurmaz. Geçici iş göremezlik süresinin belgelenmesi için kazazedenin çalışamadığı dönemi gösteren iş yeri veya SGK kayıtlarının dosyaya eklenmesi faydalıdır.

Sigorta Şirketi Mütalaayı Kabul Etmek Zorunda mı?

Sigorta şirketi, usulüne uygun düzenlenmiş raporu gerekçesiz reddedemez. Reddin dayanağı raporun yönetmeliğe aykırı olması, illiyet bağının kurulmamış olması veya heyette gerekli uzmanın bulunmaması gibi somut bir eksiklik olmalıdır. Ruhsal bulgulara dayanan raporlar için trafik kazası sonrası psikolojik tazminat yazısına bakılabilir.

Sigorta şirketi raporu kabul etmezse kazazede Sigorta Tahkim Komisyonu'na veya mahkemeye başvurabilir. Komisyonda önce Uyuşmazlık Hakem Heyeti dosyayı inceler; bu karara itiraz edilirse İtiraz Hakem Heyeti yeniden değerlendirir, kanundaki parasal sınırı aşan uyuşmazlıklarda ise Yargıtay'a temyiz yolu açıktır. Maluliyet raporuna itiraz edildiğinde veya raporlar çeliştiğinde hakem heyeti bilirkişi incelemesi yaptırabilir ya da dosyayı Adli Tıp Kurumu'na gönderebilir. Bilirkişi heyeti sunulan raporları ve tedavi belgelerini birlikte değerlendirir; heyetin raporu da kaza tarihindeki yönetmeliğe uygunluk ve denetime elverişlilik ölçütlerine tabidir. Rapora karşı verilecek dilekçenin içeriği maluliyet ve kusur raporuna itiraz dilekçesi yazısında anlatılıyor.

“...hükme esas alınan Adli Tıp Uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 15.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun tüm dosya kapsamının ayrıntılı şekilde incelenmesi suretiyle düzenlendiği, uzmanlık seviyesi ve kapsamı itibariyle hüküm tesisi için yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verilmiştir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3063, K. 2023/7827, T. 12.06.2023

Sigorta Şirketinin Kendi Medikal Firma Raporu

Sigorta şirketleri, kazazedenin sunduğu rapora karşı anlaştıkları özel medikal firmalardan karşı rapor alabilir. Ancak Yargıtay'a göre sigorta şirketinin tek taraflı olarak özel bir kurumdan aldırdığı rapor yargı makamlarını bağlamaz ve kazazedenin resmî raporuyla gerçek bir çelişki oluşturmaz; bu yüzden tek başına yeni rapor alınmasını da gerektirmez.

“...davalı tarafından sunulan medikal raporun yargı makamlarını bağlayıcı bir rapor olmaması nedeniyle davacı tarafından sunulan rapor ile aralarında çelişki olduğundan söz edilemeyeceği...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25745, K. 2023/4773, T. 03.04.2023

İki rapor arasında gerçek bir çelişkiden söz edilebilmesi için karşı raporun da yetkili bir sağlık kurulundan, kazazedenin bizzat muayenesiyle alınmış olması aranır. Sigorta şirketinin tek taraflı raporu bu şartı taşımadığından, kazazedenin resmî raporu somut bir gerekçe gösterilmeden bir kenara bırakılamaz.

“...davalı tarafından sunulan medikal raporun Yargıtay kararlarına uygun bulunmadığı, raporun sigorta şirketi tarafından tek taraflı olarak özel bir kurumdan alındığı, bu sebeple medikal firma raporunun hükme esas alınamayacak bir rapor olup hükme esas alınan sağlık kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmediği...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4250, K. 2025/2069, T. 10.02.2025

Raporlar Arasında Çelişki Varsa

Dosyada birden fazla resmî rapor bulunup raporlar farklı oranlar bildiriyorsa, mahkeme veya hakem heyeti gerekçe göstermeden birini seçerek karar veremez; taraflardan hiçbiri talep etmese dahi çelişkiyi kendiliğinden gidermekle yükümlüdür. Kusur konusunda benzer bir çelişki yaşanırsa trafik kazası bilirkişi raporu sayfamızda anlatılan yol izlenir.

“Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16986, K. 2024/13534, T. 23.12.2024

Çelişki, genellikle raporu düzenleyen kurumlardan farklı bir üniversite hastanesinden veya Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak yeni raporla giderilir; yeni rapor önceki raporları da değerlendirip hangi tespitin doğru olduğunu gerekçelendirmelidir. Aynı heyetten tekrar rapor istemek yerine farklı bir kurumdan rapor alınması tercih edilir. İki rapor arasındaki oran farkının gelişen durumdan mı yoksa değerlendirme farklılığından mı kaynaklandığı da ayrıca incelenmelidir.

Rapora İtiraz

Rapora itiraz için gerekçe göstermek gerekir; raporun hangi noktada eksik kaldığı somut olarak belirtilmelidir. Etkili bir itirazda aşağıdaki unsurlar bulunur.

Trafik kazası adli tıp raporuna itiraz adımlarını gösteren akış şeması
  • Raporun hangi kurum tarafından, hangi tarihte düzenlendiği.
  • Raporun kaza tarihindeki doğru yönetmeliğe uygun olup olmadığı.
  • Tedavi evrakının eksiksiz değerlendirilip değerlendirilmediği.
  • Değerlendirmeye alınmamış bir yaralanma olup olmadığı.
  • Bilirkişi raporuna iki haftalık itiraz süresinin (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.281) kaçırılmaması.

Sigorta tahkimi veya dava sırasında alınan bilirkişi raporuna itiraz, raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde yargılamayı yürüten mahkemeye veya hakem heyetine yapılır; bu itirazda eksikliklerin tamamlanması, belirsiz noktaların açıklanması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir. Hastanenin engellilik sağlık kurulu raporuna idari yoldan itiraz ise raporun tesliminden itibaren otuz gün içinde il sağlık müdürlüğüne yapılır; müdürlük kişiyi başka bir yetkili sağlık kuruluşuna, iki rapor farklı çıkarsa hakem hastaneye yönlendirir. Mahkeme ve hakem heyeti hakem hastane raporuyla bağlı değildir; raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Maluliyet Raporunda Avukat Desteği

Raporun doğru kurumdan, doğru yönetmeliğe göre ve eksiksiz bir heyetten alınması, sigorta sürecinin ilerleyen aşamalarında ortaya çıkabilecek ret ve itirazları önler. Heyet bileşiminin eksik olması, illiyet bağının yeterince açıklanmaması veya yanlış yönetmeliğin uygulanması gibi teknik hatalar dosya sahibinin fark etmesi güç noktalardır. Süreç hakkında ayrıntılı bilgiye trafik kazası avukatı sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihadı, üniversite mütalaalarının hangi şartlarda hükme esas alınacağını altı ana başlıkta netleştirmiştir. Kararların büyük kısmı, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun Uyuşmazlık ve İtiraz Hakem Heyetleri kararlarının temyizinden doğmuştur; söz konusu yönüyle içtihat, doğrudan sigorta başvurusu sürecindeki uygulamayı yansıtır. Aşağıdaki başlıklar, rapor almaya yetkili kurumlardan başlayıp, doğru mevzuatın seçimi, heyet bileşimi, raporun ispat gücü, çelişkili raporların giderilmesi ve özel kurum mütalaalarıyla gelişen durum konularına kadar kararların işlediği ana temaları sırasıyla, Yargıtay'ın kendi ifadeleriyle ele alır. Kararların çoğu 2023-2026 yılları arasına tarihlidir; içtihadın güncel ve istikrarlı olduğunu gösterir.

Rapor Almaya Yetkili Kurumlar ve Heyet Bileşimi

Raporu tanzim eden heyette, maluliyete konu arazın niteliğine göre ilgili uzmanlık dallarının bulunması aranır. Yargıtay, salt adli tıp uzmanından oluşan heyeti her zaman yeterli görmez; skar/keloid bulgusunda dermatoloji veya plastik cerrahi, sinir sistemi bulgusunda nöroloji veya beyin cerrahisi, kemik-eklem bulgusunda ortopedi ve travmatoloji uzmanının heyette bulunmasını ister. Aşağıdaki üç alıntı, farklı tarihli kararlarda aynı ilkenin nasıl tekrarlandığını gösterir.

“...bozmadan sonra alınan maluliyet raporunu düzenleyen kurulun içerisinde nöroloji uzmanı ile beyin ve sinir cerrahi uzmanının olmadığı görülmektedir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1548, K. 2023/5128, T. 10.04.2023

“...davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evrakı getirtilip değerlendirilmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle davacının yerleşim yerine veya tedavi gördüğü yere en yakın Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde plastik ve estetik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8634, K. 2025/3629, T. 03.03.2025

“...davacının ikametine yakın yetkili sağlık kuruluşundan denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3378, K. 2025/9425, T. 16.06.2025

Aynı ilke, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi için de geçerlidir; 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Adli Tıp Kurumu bölümünün 8. maddesi, ihtisas kurullarının hangi sayı ve branşta uzmandan oluşacağını düzenler. Kararlarda tekrarlanan diğer nokta ise, heyetin kazazedeyi bizzat muayene etmiş olması gerekliliğidir; yalnızca dosya üzerinden, muayene yapılmadan düzenlenen rapor da aynı şekilde eksik kabul edilir.

Sigorta Tahkim Komisyonu'ndaki Bilirkişi İncelemesi

Tahkim sürecine özgü kararlarda, Uyuşmazlık veya İtiraz Hakem Heyetinin kendi bünyesinde oluşturduğu bilirkişi heyetinin raporu da aynı denetime tabidir. Aşağıdaki alıntı, üç kişilik Adli Bilirkişi Heyeti'nin verdiği raporun doğrudan hükme esas alındığı örneği gösterir.

“...görevlendirilen üç kişiden oluşan Adli Bilirkişi Heyeti tarafından hazırlanan raporda; başvuranın 24.06.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrasında tespit edilen radyolojik bulguların dejeneratif nitelikte olduğu, orijinin kaza öncesine dayandığı, radyolojik tetkiklerde trafik kazasına bağlı travmatik lezyon tarif edilmediği, bu nedenle başvuranda tarif edilen araz ile yaralanma arasında sağlıklı illiyet bağı bulunmadığı, dosya konusu kazaya bağlı kalıcı maluliyet oluşmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3063, K. 2023/7827, T. 12.06.2023

Tahkim içi heyetin, sunulan üniversite raporundaki muayeneyi teknik olarak yetersiz bulup ek muayene istediği örnekler de vardır; söz konusu durumda dosya, eksikliğin giderilmesi için yeniden ilgili kuruma gönderilir.

“...eklem hareket kısıtlılığı açısından tıbben önemli olan pasif eklem hareket açıklığı muayenesinin olmaması nedeniyle İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nda yapılan muayenenin değerlendirme yapılabilmesi açısından yetersiz olduğu...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9338, K. 2025/4674, T. 20.03.2025

Örnekler, tahkim bünyesindeki bilirkişi incelemesinin, kazazedenin sunduğu raporu denetleyen ayrı katman olarak işlediğini gösterir; heyetin kendi raporu da yukarıdaki aynı denetime elverişlilik ve heyet bileşimi kurallarına tabidir.

Kaza Tarihine Göre Uygulanacak Mevzuat

Raporun hangi yönetmeliğe göre düzenleneceği, muayene tarihine değil kaza tarihine göre belirlenir; ilke istikrarlı biçimde uygulanmaktadır. Aşağıdaki alıntı, beş dönemlik zincirin kararlarda nasıl aynı sırayla, neredeyse değişmeden tekrarlandığını gösterir.

“11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25745, K. 2023/4773, T. 03.04.2023

Aynı kazadan yıllar sonra alınan raporda dahi, muayene günündeki değil kaza tarihindeki yönetmeliğin cetvelleri esas alınmalıdır; aksi hâlde rapor farklı ölçütle hazırlanmış sayılır ve hükme esas alınamaz. Dava sürecinde bozma sonrası yeniden rapor alınması gerektiğinde dahi, ikinci raporun da yine kaza tarihindeki aynı yönetmeliğe göre düzenlenmesi aranır; süreç ilerledikçe yönetmelik değişse bile geçerli olan kural değişmez.

Raporun İspat Gücü ve İlliyet Bağı

Rapor, salt oran bildirmekle yetinemez; bilimsel gerekçe ve denetime elverişlilik şarttır. Aşağıdaki alıntı, bilirkişi raporlarının hangi ölçütlerle denetleneceğini doğrudan Yargıtay'ın kendi ifadesiyle ortaya koyar.

“Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8152, K. 2026/2217, T. 26.02.2026

“...davacının maluliyet oranını tespit eden iş bu raporun, davacının muayene edilmesi suretiyle ve olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kurar şekilde tanzim olunduğu anlaşılmış olup, İtiraz Hakem Heyetince itirazların esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/13859, K. 2026/1740, T. 17.02.2026

İlliyet bağı eksik kurulan raporun somut örneği, "İlliyet Bağı Nasıl Kurulur?" başlığında ayrıca ele alınmıştır. Denetime elverişlilik testi, yalnızca sonucu değil raporun izlenebilir olmasını arar; başka uzman aynı verileri okuduğunda aynı sonuca ulaşabilmelidir. Kazazedenin kaza öncesi sağlık geçmişinde kazayla ilgisiz rahatsızlık varsa, heyetin rahatsızlığı maluliyet hesabından ayrıştırdığını açıkça göstermesi de aynı gerekçe standardının parçasıdır.

Raporlar Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi

Dosyada birden fazla farklı oranlı rapor varsa, çelişki gerekçeli biçimde giderilmeden karar verilemez. Aşağıdaki iki alıntı, Yargıtay'ın çelişki giderme yükümlülüğünü nasıl formüle ettiğini gösterir.

İlkenin somut uygulaması, "Raporlar Arasında Çelişki Varsa" başlığında ayrıca alıntılanmıştır. Çelişkinin hangi usulle giderileceğine dair aşağıdaki alıntı ise farklı dosyadan, sürecin adım adım nasıl işlediğini gösterir.

“...raporların çelişkili olduğu, çelişkinin giderilmesi için kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi belgeler dosyaya getirtilerek ve muayenesi yapılan araç kaza ile maluliyet arasında illiyet bağının kurulduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumundan raporların değerlendirilmesi suretiyle çelişkilerin giderildiği gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4697, K. 2025/1604, T. 03.02.2025

Çelişki giderme yükümlülüğü, dosyada Adli Tıp Kurumu raporu varsa özellikle ağırlık kazanır; böyle durumda çelişkiyi giderecek yeni raporun öncelikle Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan istenmesi beklenir. Raporu ilk düzenleyen kurumdan tekrar rapor istenmesi, kararlarda tercih edilmeyen yoldur; aynı heyetin kendi önceki değerlendirmesini savunma eğilimi göstermesi ihtimali, çelişkiyi gerçek anlamda gidermeyi güçleştirir. Taraflardan hiçbiri çelişkiyi gidermeyi talep etmese dahi, mahkeme veya hakem heyeti incelemeyi kendiliğinden yapmakla yükümlüdür; kamu düzenine ilişkin denetim olarak değerlendirilir.

Özel Kurum Mütalaaları ve Gelişen Durum

Sigorta şirketinin tek taraflı aldırdığı medikal raporun mahkemeyi bağlamadığı, "Sigorta Şirketinin Kendi Medikal Firma Raporu" başlığında iki karar alıntısıyla ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Maluliyetteki artışlar ise ayrı inceleme konusudur; aşağıdaki alıntı, gelişen durum kavramının Yargıtay tarafından nasıl tanımlandığını gösterir.

“Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir... Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir.”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9345, K. 2025/4868, T. 24.03.2025

İki rapor arasındaki oran farkının gelişen durumdan mı, yoksa değerlendirme farklılığından mı kaynaklandığı, dosyaya özgü delillerle ayrıştırılmalıdır; aşağıdaki alıntı ayrıştırmanın yapılmamasının bozma nedeni sayıldığı örneği gösterir.

“...her iki rapor arasında çelişki meydana geldiği, her iki rapor arasında maluliyet oranları arasında fahiş fark bulunmakla beraber, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılan bir değerlendirme de bulunmadığı, bu haliyle İtiraz Hakem Heyetince yapılan yargılamanın eksik incelemeye dayalı olduğu...”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14854, K. 2025/2558, T. 17.02.2025

Kararlarda, iki rapor arasındaki oran farkının salt "sübjektif değerlendirme farkı" mı yoksa gerçek "gelişen durum" mu olduğunun ayrıştırılması özellikle vurgulanır; ayrım yapılmadan salt fark büyük diye artan maluliyet kabul edilemez. Gelişen durum kabul edildiğinde dahi, ilk kararla kesinleşmiş kazanılmış haklar korunur; yeni talep yalnızca artan kısmı kapsar, ilk hükmü yeniden açmaz. Sigorta şirketinin özel medikal firma raporu ile gelişen durum incelemesi ayrı konulardır; ikisi karıştırılmamalı, her biri kendi ölçütüyle değerlendirilmelidir.

Maluliyet Raporunda Doğru Kurumu Seçmek

Sigorta sürecinde heyet raporu ile üniversite mütalaası arasındaki fark, tazminatın hangi kalemlerinin ilk seferde kabul göreceğini belirler. Kaza tarihine uygun yönetmelik, eksiksiz heyet bileşimi ve açık bir illiyet bağı, raporun itirazsız kabul edilme ihtimalini artırır. Raporlar çeliştiğinde veya sigorta şirketi kendi medikal firmasından karşı rapor getirdiğinde izlenecek yol, Yargıtay içtihadıyla belirlenmiştir.

Trafik Kazası Adli Tıp Raporu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Trafik kazası adli tıp raporu nedir?

Kazadan kaynaklanan kalıcı sakatlığın tıbbi olarak tespit edildiği ve yüzdelik oranla ifade edildiği rapordur. Bu oran, tazminat hesabının temelini oluşturur.

Maluliyet raporu nereden alınır?

Üniversite hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı başkanlıkları, Adli Tıp Kurumu ve yetkilendirilmiş hastaneler rapor düzenler. Sigorta sürecinde en sık başvurulan yol üniversite hastanesinden alınan rapordur.

Heyet raporu ile üniversite mütalaası aynı mı?

Hayır. Heyet raporu çoğunlukla yalnızca oranı bildirir; mütalaa ise illiyet bağını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını da gerekçesiyle ele alır.

Adli Tıp Kurumu'na bireysel başvurulabilir mi?

Hayır. Kurum mahkeme, savcılık veya hakem heyeti gibi resmî bir merciin sevkiyle rapor düzenler. Üniversite hastanelerine ise kişi kendisi başvurabilir.

Maluliyet raporu kaç günde çıkar?

Sabit bir süre yoktur. Rapor, kalıcı durum netleştiğinde düzenlenir; kemik kırıklarında kaynamanın, yumuşak doku yaralanmalarında iyileşmenin tamamlanması beklenir.

Sigorta şirketi kendi raporunu getirirse ne olur?

Sigorta şirketinin özel medikal firmadan aldığı rapor yargı makamlarını bağlamaz. Yargıtay'a göre bu rapor, kazazedenin resmî raporuyla gerçek bir çelişki oluşturmaz.

Birden fazla yaralanma varsa oranlar nasıl hesaplanır?

Oranlar düz toplanmaz; her ek yaralanma, önceki kayıptan geriye kalan sağlam fonksiyon üzerinden hesaplanır. Bu yöntemle toplam oran yüzde yüzü aşmaz.

Raporlar çelişirse ne yapılır?

Mahkeme veya hakem heyeti çelişkiyi gerekçe göstermeden görmezden gelemez. Çelişki genellikle farklı bir üniversiteden veya Adli Tıp Kurumu'ndan yeni rapor alınarak giderilir.

Rapora nasıl itiraz edilir?

Yargılamada alınan rapora, tebliğden itibaren iki hafta içinde mahkemeye veya hakem heyetine itiraz edilir. Hastanenin engellilik raporuna idari itiraz ise otuz gün içinde il sağlık müdürlüğüne yapılır.

Maluliyet raporu ile kesin rapor aynı mı?

Hayır. Kesin rapor ceza davasında yaralanmanın niteliğini belirler; maluliyet raporu ise tazminat için kalıcı sakatlık oranını belirler. İkisi farklı amaçlara hizmet eder.

Adli tıp raporu mahkemeye ne kadar sürede gelir?

Mahkeme veya savcılık bilirkişiye rapor için süre verir; bu süre üç ayı geçemez ve gerekçeli kararla en çok üç ay uzatılabilir (CMK m.66/1, HMK m.274/1). Dosyanın gönderilmesi ve raporun dosyaya dönmesi için geçen zaman bu sürenin dışında kalabilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler