URSA Avukatlık

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma, Sebepleri ve Şartları Nelerdir?

Aile Hukuku13 dk okumaEklenme:

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu'nda evlilik birliğinin temelinden sarsılması adıyla düzenlenen genel boşanma sebebidir (TMK m.166/1). Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir ve bu sebep için kanunda bir dava açma süresi yoktur. Davacı, sarsılmaya yol açan olayları somut olarak ispat etmelidir; hakaret içeren sözler, güveni sarsan davranışlar, eşe ve çocuklara ilgisizlik ya da aile büyüklerinin evliliğe müdahalesine göz yumma uygulamada kusur sayılan davranışlar arasındadır. Davacının kusuru daha ağırsa davalı davaya itiraz edebilir. Dava reddedilirse, ret kararının kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmiş ve ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir.

Bu yazı boşanma sebebinin kendisine odaklanır: mahkemenin hangi şartları aradığı, Yargıtay'ın hangi davranışları kusur saydığı, affın ve davalının itirazının sonuca etkisi, dava reddedilirse izlenecek yol. Davanın aşamaları ve süresi çekişmeli boşanma davası, olayların dilekçeye nasıl yazılacağı boşanma dava dilekçesi örneği yazısında anlatılıyor.

Şiddetli Geçimsizlik Nedir, Kanunda Nasıl Düzenlenir?

"Şiddetli geçimsizlik" günlük dilde ve dilekçelerde yaygın olarak kullanılan bir ifadedir. Türk Medeni Kanunu bu sebebi "Evlilik birliğinin sarsılması" kenar başlığıyla 166. maddede düzenler. Maddenin birinci fıkrası şöyledir:

"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.166/1

Madde dört fıkradan oluşur ve her fıkra ayrı bir durumu düzenler:

FıkraDüzenlediği durumMahkemenin aradığı
m.166/1Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (genel sebep)Sarsılmaya yol açan somut olaylar ve ortak hayatın eşlerden beklenemez hâle gelmesi
m.166/2Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkıİtirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı, evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer yarar kalıp kalmadığı
m.166/3En az bir yıl süren evlilikte birlikte başvuru veya davanın kabulüHâkimin tarafları bizzat dinlemesi, malî sonuçlar ve çocuklarla ilgili düzenlemeyi uygun bulması
m.166/4Reddedilen boşanma davasından sonra ortak hayatın kurulamamasıRet kararının kesinleşmesi, üzerinden bir yıl geçmesi, ortak hayatın yeniden kurulmamış olması

Üçüncü fıkra uygulamada anlaşmalı boşanma olarak bilinir ve kendine özgü kurallara tabidir; şartları anlaşmalı boşanma yazısında yer alıyor. Aşağıda birinci, ikinci ve dördüncü fıkralar ele alınıyor.

Şiddetli Geçimsizlik Özel Boşanma Sebeplerinden Nasıl Ayrılır?

Kanun zina (m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığını (m.165) özel boşanma sebebi olarak sayar. Her özel sebep kanunda tarif edilen belirli bir duruma bağlıdır. Zinada ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışta dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı yoktur (m.161 ve m.162). Genel sebepte ise ne belirli bir olay tipi ne de dava açma süresi vardır; mahkeme evliliği sarsan olayların bütününe bakar.

Bu fark uygulamada iki sonuç doğurur. Aynı dilekçede önce özel sebebe, o ispatlanamazsa genel sebebe dayanılabilir. Süresi geçtiği için özel sebebe dayanılamayan bir olay da evliliği sarsan diğer olaylarla birlikte genel sebep kapsamında ileri sürülebilir; affedilmiş olaylarla ilgili aşağıdaki kural bu durumda da geçerlidir. Zinanın genel sebeple ilişkisi zina nedeniyle boşanma yazısında ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanmanın Şartları Nelerdir?

Genel sebebe dayanan davada mahkeme üç noktayı inceler:

  1. Somut olaylar. Evliliği sarsan olayların ispatlanması gerekir. Hâkim boşanmanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış saymaz, tarafların bu konudaki ikrarı onu bağlamaz ve delilleri serbestçe takdir eder (TMK m.184).
  2. Sarsılmanın derecesi. Olayların ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemez hâle getirecek ağırlıkta olması aranır. Yargıtay bir kararında bu şartı, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının ispatlanmış olması gerektiği şeklinde ifade etmiştir (2. HD, E. 2023/1512, K. 2023/4299, T. 28.09.2023).
  3. Kusur. Kanun "eşlerden her biri" dava açabilir der; davacının da kusurlu olması davayı tek başına engellemez. Mahkeme ispatlanan olaylara göre eşlerin kusurunu karşılaştırır ve her birinin kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olduğunu belirler (HGK, E. 2020/2-260, K. 2022/1453, T. 08.11.2022). Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı doğar.

Mahkeme ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu kanısına varırsa boşanma yerine ayrılığa karar verebilir (TMK m.170/3). Ayrılık bir yıldan üç yıla kadar bir süre için verilir; süre bitince ortak hayat kurulmamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir (m.171 ve m.172).

Uygulamada Hangi Davranışlar Kusur Sayılır?

Kanun, evlilik birliğini sarsan davranışları tek tek saymaz. Eşlerin birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlama, çocukların bakımına birlikte özen gösterme, birlikte yaşama, birbirine sadık kalma ve yardımcı olma yükümlülükleri (TMK m.185) değerlendirmenin çerçevesini çizer; bu yükümlülüklere aykırı davranışlar kusur olarak tartışılır. Hukuk Genel Kurulu da kimin daha kusurlu olduğunu belirlemek için önceden bir ölçü konulamayacağını, her evliliğin kusur durumunun kendine özgü olduğunu hatırlatır (HGK, E. 2020/2-260, K. 2022/1453).

Aşağıdaki örnekler, tam metnini incelediğimiz Yargıtay kararlarından alınmıştır. Sonuç her dosyada karşı tarafın davranışlarıyla kıyaslanarak belirlendiği için bir davranışın tek başına belirli bir kusur derecesi doğurduğu söylenemez.

DavranışDosyadaki değerlendirmeKarar
Aile büyüklerinin evliliğe müdahalesine göz yummaAnnesinin sürekli ortak konuta gelmesine izin vererek evliliği ailesinin müdahalesine açık hâle getiren ve eşinin kendi ailesiyle görüşmesini kısıtlayan erkek ağır kusurlu sayıldı; Yargıtay kararı onadı.2. HD, E. 2024/6981, K. 2024/6691, T. 01.10.2024
Çocuklara hakaret içeren sözlerAynı dosyada ortak çocuklara sürekli hakaret içeren sözler söyleyen kadın az kusurlu bulundu.2. HD, E. 2024/6981, K. 2024/6691
Güven sarsıcı davranış ve çocuklara ilgisizlikSokakta başka bir kadının elini tutarak güven sarsıcı davranan erkek ile sık sık evi terk eden ve ortak çocuklara ilgisiz davranan kadın eşit kusurlu sayıldı; Yargıtay erkeği ağır kusurlu kabul eden kararı bu yönden bozdu.2. HD, E. 2026/1233, K. 2026/3877, T. 08.04.2026
Eşin ailesine ilgisizlik ve kendi ailesinin ortak konuta sınırsız girip çıkmasıEşinin ailesi geldiğinde onlarla ilgilenmeyen, soğuk davranan ve ailesinin ortak evin anahtarıyla vakitli vakitsiz eve girip çıktığı kadın, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkeğe göre az kusurlu bulundu; bu belirleme Yargıtay incelemesinden geçti.2. HD, E. 2024/440, K. 2024/8262, T. 05.11.2024
Süregelen sadakatsizlik ve reddedilen davaSadakatsiz davranışları süren erkek ağır kusurlu; daha önce açıp reddedilen boşanma davasıyla boşanma sebebi yarattığı kabul edilen kadın az kusurlu sayıldı.HGK, E. 2020/2-260, K. 2022/1453

Şiddet, hakaret ve ekonomik baskı hangi sebeple ileri sürülür?

Eşe yönelik şiddet, ağır hakaret ve onur kırıcı davranışlar TMK m.162'deki özel sebebi de oluşturabilir. Bu sebebe dayanan dava yukarıdaki altı ay ve beş yıllık süreler içinde açılmalıdır ve olayı affeden eşin dava hakkı kalmaz. Aynı olaylar genel sebebe dayanan davada da ileri sürülebilir; bu durumda mahkeme bunları diğer olaylarla birlikte kusur değerlendirmesine katar.

Ekonomik şiddet, 6284 sayılı Kanunda fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetle birlikte ev içi şiddetin bir türü olarak sayılır (m.2/1-b ve d). Kredi çekmeye zorlama, eşin çalışmasının engellenmesi veya gelirine el konulması gibi iddialar da boşanma davasında diğer olaylar gibi somut delille ispatlanmalıdır. Bir dosyada kredi çekmesi için baskı gördüğünü ileri süren kadının davası, tanıkların bilgisinin kadından duyduklarına dayanması nedeniyle ispatlanamamış ve reddedilmiş; Yargıtay bu yönü onamıştır (2. HD, E. 2023/1512, K. 2023/4299).

Soyut İddialar Neden Kusur Sayılmaz?

Kusur belirlemesi ispatlanan olaylara dayanır. Yargıtay, yeri, zamanı, sebebi ve saiki açıklanmayan tanık anlatımlarını soyut beyan sayar ve bunlara dayanılarak kusur yüklenemeyeceğini kabul eder. Yukarıdaki aile müdahalesi dosyasında bir eşin diğerine "kötü davrandığına" ilişkin genel anlatım ile yeri ve zamanı belirtilmeyen aşağılayıcı söz iddiası bu nedenle kusur dışında tutulmuştur (2. HD, E. 2024/6981, K. 2024/6691).

Ekonomik baskı örneğindeki kararda Yargıtay ayrıca karşı davayı ele almıştır. İlk derece mahkemesi, evden ayrılan kadının bunu haklı bir nedenle yaptığını ispatlayamadığını kusur sayarak erkeğin karşı davasını kabul etmişti. Daire, erkek terk sebebine dayanan bir dava açmadığı ve kadının boşanmaya yol açacak kusurlu bir davranışı ispatlanmadığı için karşı davanın da reddedilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (2. HD, E. 2023/1512, K. 2023/4299). Olayların dilekçeye tarih, yer ve tanıklarıyla nasıl yazılacağı ile delil gösterme kuralları dilekçe örneği yazısında anlatıldığından burada tekrar edilmiyor.

Affedilen Olaylar Şiddetli Geçimsizlik Davasında Kullanılabilir mi?

166. maddede, zina ve kötü davranış sebeplerindeki gibi "affeden tarafın dava hakkı yoktur" hükmü bulunmaz. Yargıtay ise af ilkesini genel sebebe dayanan davalarda da uygular. Hukuk Genel Kurulu'na göre evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davada af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse bu davranışlar artık boşanma hükmüne esas alınamaz. Kurul'un aynı kararda açıkladığı ölçütler şunlardır (HGK, E. 2020/2-260, K. 2022/1453):

  • Af iddia edilmeli; kayıtsız şartsız bir irade beyanıyla ya da en azından affı gösteren tutum ve davranışla ispatlanmalıdır.
  • Barışmak, af iradesini göstermek, olayları hoşgörüyle karşılamak ve olaylara rağmen birliği sürdürmek af niteliğinde sayılabilir.
  • Evliliği kurtarmaya yönelik iyi niyetli girişimler ve barış görüşmeleri af sayılmaz.
  • Af için ortak hayatın yeniden kurulmuş olması gerekir.
  • Sadakat yükümlülüğü boşanma kararı kesinleşene kadar sürer; önceki davadan feragat edilmiş olsa bile devam eden sadakatsizlik affedilmiş sayılmaz.

Dava açılmadan önce eşlerin bir araya gelip ortak konutta bir süre birlikte yaşadığı bir dosyada Yargıtay, davacı eşin önceki olayları affettiğini, en azından hoşgörüyle karşıladığını kabul etmiş; başka bir kusurlu davranış ispatlanmadığından davanın reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir (2. HD, E. 2024/548, K. 2024/8818, T. 19.11.2024). Af, barışmadan önceki olaylarla sınırlıdır; sonradan yaşanan olaylar ayrıca ileri sürülebilir.

Daha Ağır Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir mi?

Açabilir; ancak karşı tarafın itiraz hakkı vardır. Davacının kusuru daha ağırsa davalı açılan davaya itiraz edebilir. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya yine de karar verilebilir (TMK m.166/2). Hükmün işleyişi şu sırayı izler:

  1. İtiraz hakkı davalıya aittir. Davalı itiraz etmezse davacının kusurunun daha ağır olması tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz.
  2. Davalı itiraz ederse mahkeme önce davacının kusurunun gerçekten daha ağır olup olmadığını belirler.
  3. Kusur daha ağırsa, itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığına ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalıp kalmadığına bakılır. Bu iki koşul birlikte gerçekleşmedikçe itiraz davanın reddine yol açar.

Kanun hangi itirazın kötüye kullanma sayılacağını tarif etmez; mahkeme bunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumadığını öngören TMK m.2 çerçevesinde somut olayın özelliklerine göre değerlendirir. Tamamen kusurlu eşin bu sebebe dayanarak boşanma isteyemeyeceğine ilişkin Yargıtay yorumu boşanma avukatı sayfasında aktarılıyor.

Kusur Nafaka, Tazminat ve Mal Paylaşımını Nasıl Etkiler?

Genel sebebe dayanan davada yapılan kusur belirlemesi boşanmanın malî sonuçlarını doğrudan etkiler:

  • Tazminat. Maddi tazminatı kusursuz veya daha az kusurlu eş, kusurlu taraftan isteyebilir; manevi tazminat ise boşanmaya yol açan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eşe kusurlu taraftan ödenir (TMK m.174). Miktarın neye göre belirlendiği boşanmada tazminat yazısında anlatılıyor.
  • Yoksulluk nafakası. Kusuru daha ağır olmamak koşuluyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe verilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m.175). Süreye ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı süresiz nafaka yazısında ele alınıyor.
  • Mal paylaşımı. Edinilmiş mallara katılmada kusur kural olarak rol oynamaz. Hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilmesi veya kaldırabilmesi yalnız zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada mümkündür (TMK m.236/2). Paylaşımın işleyişi boşanmada mal paylaşımı yazısında yer alıyor.

Şiddetli Geçimsizlik Davası Reddedilirse Ne Olur?

Olaylar ispatlanamaz, affedilmiş sayılır ya da sarsılmanın derecesi yeterli görülmezse dava reddedilir. Ret kararından sonra iki yol vardır.

Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl beklemek

Kanun, reddedilen davadan sonra eşlerin ayrı yaşamaya devam etmesini ayrı bir boşanma yolu olarak düzenler. Hangi sebeple açılmış olursa olsun reddedilen davadaki ret kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl dolmuş ve eşler ortak hayatı yeniden kuramamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır; eşlerden biri istediğinde mahkeme boşanmaya karar verir (TMK m.166/4).

Fıkradaki süre önceki metinde üç yıldı. Anayasa Mahkemesi üç yıllık süreyi de içeren fıkrayı iptal etmiş (E. 2023/116, K. 2024/56, T. 22.02.2024), fıkra 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanunla bir yıllık süreyle yeniden yazılmıştır. Bir yıllık süre de Anayasa Mahkemesine taşınmış; Mahkeme kuralı Anayasa'ya aykırı bulmayarak itirazı oy çokluğuyla reddetmiştir (E. 2025/203, K. 2026/39, T. 12.02.2026, RG 17.04.2026/33227). Üç yıllık bekleme süresinden söz eden kaynaklar bu nedenle güncel değildir.

Bu yolda boşanma kararı için kusur aranmaz. Hukuk Genel Kurulu'na göre kusur belirlemesi bu davalarda tazminat ve nafaka gibi boşanmanın eki niteliğindeki istekler yönünden önem taşır (HGK, E. 2020/2-260, K. 2022/1453). Kurul aynı kararda, reddedilen ilk boşanma davasını açan eşin de bu davayla boşanma sebebi yarattığını kabul etmiştir.

Yeni olaylara dayanarak dava açmak

Ret kararı, o davada ileri sürülen olaylara ilişkindir. Ret kararından sonra evliliği sarsan yeni olaylar yaşanmışsa bir yıllık süre beklenmeden bunlara dayanılarak yeni bir dava açılabilir; mahkeme bu davada yeni olayları ve sarsılmanın derecesini ayrıca değerlendirir. Kanun yolu süreleri ve kesinleşme çekişmeli boşanma yazısında anlatılıyor.

Şiddet Varsa Hangi Koruma Yollarına Başvurulabilir?

Evlilik içinde şiddet ya da şiddet tehlikesi varsa koruma için boşanma davasının sonucunu beklemek gerekmez. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararı ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir ve en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden istenebilir (m.8/1). Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz (m.8/3). Bu Kanuna göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir (m.9/1).

Şiddet konusunda bilgi ve destek için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ALO 183 hattı aranabilir; acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezine başvurulur.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Hakkında Sık Sorulan Sorular

Şiddetli geçimsizlik nedir?

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen genel boşanma sebebinin günlük dildeki adıdır. Ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek ölçüde bozulmuşsa iki eş de dava açabilir. Özel sebeplerden farklı olarak belirli bir olay tipine bağlı değildir.

Şiddetli geçimsizlik sebepleri nelerdir?

Kanun sınırlı bir liste vermez. Yargıtay kararlarında eşin ailesinin evliliğe karışmasına izin verme, güven sarsıcı davranış, eşe veya çocuklara ilgisizlik, hakaret içeren sözler ve süregelen sadakatsizlik kusur olarak değerlendirilmiştir. Her davranışın zamanı, yeri ve tanıkları somut olarak ispatlanmalıdır.

Şiddetli geçimsizlik davası için süre var mı?

Hayır. Zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerindeki altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler bu sebepte uygulanmaz. Ancak affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar boşanma davasında kusur olarak yüklenemez.

Kusurlu eş şiddetli geçimsizlik davası açabilir mi?

Açabilir; ancak kusuru karşı taraftan ağırsa karşı taraf itiraz edebilir. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine de boşanmaya karar verilebilir (TMK m.166/2).

Barıştıktan sonra eski olaylar davada ileri sürülebilir mi?

Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar kusur olarak yüklenemez. Hukuk Genel Kurulu af için ortak hayatın yeniden kurulmasını arar; yalnızca barış görüşmeleri yapılması af sayılmaz. Barışmadan sonra yaşanan yeni olaylar ise ayrıca ileri sürülebilir.

Şiddetli geçimsizlik davası reddedilirse ne olur?

Ret kararı kesinleştikten sonra bir yıl dolduğunda eşler hâlâ birlikte yaşamıyorsa, eşlerden birinin açacağı davada kusur aranmadan boşanmaya karar verilir (TMK m.166/4). Ret kararından sonra yaşanan yeni olaylar varsa bu süre beklenmeden yeni bir dava da açılabilir.

Şiddetli geçimsizlik boşanma davası ne kadar sürer?

Kanunda bir bitirme süresi yoktur. Süreyi tebligat, tanık sayısı, uzman raporu, karşı dava ve istinaf ile temyiz incelemesi belirler. Eşler dava sırasında uzlaşırsa ve evlilik en az bir yıl sürmüşse dava anlaşmalı boşanmaya dönüşerek kısalabilir.

Şiddetli geçimsizlik boşanma dilekçesine ne yazılır?

Dayanılan sebep olarak TMK m.166/1 gösterilir; evliliği sarsan olaylar tarih, yer ve tanıklarıyla ayrı maddeler hâlinde yazılır ve her olayın delili belirtilir. Velayet, nafaka ve tazminat talepleri sonuç ve istem bölümünde ayrı ayrı istenir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir.

İlgili makaleler