İş Kazası alanındaki 13 rehberimizden en çok sorulan soruları konu konu derledik. Her başlığın altında rehberin öne çıkan soruları ve kısa yanıtları var; konunun tamamı için rehbere geçebilirsiniz.
Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gürsu ve Kestel'deki dosyalar, Buttim'deki Bölge Adliye Mahkemesi Ek Hizmet Binası'nda bulunan Bursa iş mahkemelerinde görülür; İnegöl'ün kendi iş mahkemeleri vardır. İş mahkemesi bulunmayan ilçe adliyelerinde asliye hukuk mahkemesi davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakar; yetki, davalı işverenin yerleşim yerine veya işin yapıldığı yere göre belirlenir.
Zorunlu değildir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat, tespit, itiraz ve rücu davaları, 7036 sayılı Kanun'un zorunlu arabuluculuk kapsamının dışında bırakılmıştır.
SGK sağlık kurulu kararına, kararın tebliğinden sonra dilekçeyle itiraz edilir; itiraz Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu'nca incelenir. Sonuç yetersiz bulunursa iş mahkemesinde dava açılarak Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması istenebilir.
Devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya özel hastane fark etmeksizin, acil servisi bulunan sağlık kuruluşundan alınabilir.
Hayır. Karakola hiç gidilmese dahi, hastanenin yaptığı adli olgu bildirimi soruşturmayı kendiliğinden başlatabilir; ayrıca şikâyet dilekçesi vermek gerekebilir.
Mümkün olan en kısa sürede, tercihen olay günü alınmalıdır; bulgular birkaç gün içinde kaybolabilir. Şikâyet süresi dolmadığı sürece sonradan da alınabilir; ancak geç alınan raporun ispat gücü, erken alınana göre daha zayıf kabul edilir.
Sorumluluk genellikle birden fazla tarafa dağılır; alt işveren, asıl işveren, şantiye şefi ve iş güvenliği uzmanı kendi kusuru ölçüsünde sorumlu tutulabilir. İş bütünüyle anahtar teslimi verilmişse iş sahibi genellikle sorumlu sayılmaz.
Evet, yüksekten düşme sonucu yaralanan işçi maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Kusur oranı, korkuluk ve emniyet kemeri gibi önlemlerin alınıp alınmadığına göre bilirkişi tarafından belirlenir.
Evet. İşverenin en sık başvurduğu savunma budur, ancak tek başına yeterli sayılmaz. Emniyet kemerinin neden takılmadığı, işverenin bunu denetleyip denetlemediği sorusuyla birlikte incelenir.
İş kazasında kemik kırığı tazminatı, kırığın adına göre değil kalıcı fonksiyon kaybına göre belirlenir. Tutarı belirleyen dört unsur vardır: işçinin net ücreti, Kurum Sağlık Kurulunca saptanan maluliyet oranı, kusur dağılımı ve işçinin yaşı. Aynı kırığı yaşayan iki işçi, meslekleri farklı olduğu için farklı oran alabilir. Kesin tutar mahkemede aktüerya bilirkişisinin raporuyla belirlenir.
Platin takılması tek başına tutarı belirlemez. Tazminat, ayağınızda kalan hareket kısıtı, kısalık veya ağrı nedeniyle belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranına, net ücretinize, yaşınıza ve kusur dağılımına göre hesaplanır. Oran yüzde ona ulaşırsa SGK sürekli iş göremezlik geliri bağlar ve bu gelirin peşin sermaye değeri işverenden istenecek tutardan düşülür. Kalıcı kayıp çıkmasa da iyileşme süresindeki kazanç kaybı ve manevi tazminat istenebilir.
Kırık derecesi tazminatı doğrudan belirlemez. 1'den 6'ya kadar olan derece, adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisini gösterir ve ceza dosyasında kullanılır; 3 derece orta grupta yer alır. Maddi tazminat ise SGK Kurum Sağlık Kurulunun veya mahkemenin aldırdığı raporun belirlediği meslekte kazanma gücü kaybı oranıyla hesaplanır. Adli rapor yaralanmanın ağırlığını gösterdiği için tazminat dosyasına eklenmesi yararlıdır.
Sağlık kurulunun, kazanın bedeninizde bıraktığı kalıcı etkiyi tıbbi ölçütlere göre değerlendirip yüzdeye dönüştürdüğü tespittir. Tazminat hesabındaki diğer tüm unsurlar (gelir, kusur, bakiye ömür) bu tek sayıyla çarpılarak sonuca ulaşır.
Süreç genellikle yetkili bir hastane sağlık kurulundan başlar; SGK aşamasında SGK Sağlık Kurulu, itiraz aşamasında ise Adli Tıp Kurumu devreye girer. Her aşamada düzenlenen belge, aslında bir maluliyet raporudur; hangi kurumdan geldiği raporun adını değil, geçerliliğini ve bağlayıcılığını etkiler.
Süre, sağlık kurulunun iş yüküne ve dosyanın tamamlığına göre değişir. Kesin bir gün sayısı vermek yerine, eksiksiz belgelerle başvurmanın süreci hızlandıran en önemli etken olduğunu belirtmek isteriz; eksik belgeyle yapılan başvurular genellikle bekleme listesinde daha uzun kalır.
İşveren, kazayı kolluğa derhal, SGK'ya ise en geç üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kaza işverenin kontrolü dışında meydana gelmişse, süre öğrenildiği tarihten itibaren işler. Sağlık hizmet sunucuları da olayı ayrıca, en geç on gün içinde SGK'ya bildirir.
Hayır, bildirim eksikliği yalnızca işverene idari yaptırım ve ödenek tahsili sonucu doğurur. İşçi, kazayı kendisi bildirebilir, SGK'nın kararına itiraz edebilir veya tespit davası açabilir.
Evet, süresinde bildirilmeyen kaza, işçi veya yakınlarının başvurusuyla sonradan kayıt altına alınabilir. SGK olayı kabul etmezse, iş kazasının tespiti davası açılabilir.
Halk arasında tek belge sanılır; oysa süreç boyunca beş farklı kurum beş ayrı belge düzenler ve hiçbiri diğerinin yerine geçmez. Doğru kuruma başvurmak için önce hangi belgeye ihtiyaç duyulduğunun netleşmesi gerekir.
Değildir. İşyeri tutanağı, kazayı kayda geçiren tek belgedir; iş kazası raporu ifadesi ise tutanağın yanında SGK soruşturma raporu, epikriz, maluliyet raporu ve kusur raporunu da kapsayan geniş başlıktır. Tutanak, beş belgeden yalnızca biridir.
Sağlık kuruluşunun sisteme işlediği istirahat raporu, e-Devlet üzerinden SGK'nın "İş Göremezlik Raporu Görüntüleme" ve "SGK Tescil ve Hizmet Dökümü" hizmetleriyle TC kimlik numarası ve e-Devlet şifresiyle görüntülenebilir. SGK soruşturma raporunun sonucu ise aynı ekranlardan değil, doğrudan SGK'dan öğrenilir; iki sorgulama farklı süreçlerdir.
Kazanın sonucuna göre değişir; yaralanmada tedavi gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat, ölümde ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze gideri gündeme gelir. Hangi kalemin uygulanacağı, maluliyet raporuna ve olayın niteliğine göre belirlenir.
Genel kuralda zorlaşır, çünkü sorumluluk kusura dayanır. Ancak bazı iş kollarında faaliyetin doğası gereği risk sürekli var olduğundan, işveren önlem almış görünse bile kanundaki özel hükümler gereği sorumlu tutulabilir; istisna dar yorumlanır ve dosyanın somut koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.
İstenebilir. SGK'nın rolü, kusura bakmaksızın asgari güvence sağlamaktır; işverenin kusurlu davranışından doğan zararı tam karşılamayı amaçlamaz. İkisi farklı sorumluluk temeline dayandığından, biri diğerini otomatik olarak devre dışı bırakmaz.
Kazanın tarihini, yerini ve oluş şeklini olay anına yakın biçimde kaydeden belgedir. Dosyanın ilk delili sayılır ama tek başına kusur oranını veya iş kazası niteliğini kesin biçimde belirlemez.
Düzenleme yükümlülüğü işverene aittir; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve tanık imzaları da tutanağa eklenir. Ölümlü veya ağır yaralanmalı kazalarda kolluk kuvvetleri ayrıca bir olay yeri tutanağı düzenler.
En sık yapılan hata, süreyi kazanın olduğu değil öğrenildiği tarihten saymaktır; işveren kazayı geç öğrenmişse süre öğrenme tarihinden işler, bu farkı ispatlayacak bir kayıt bulundurmak önemlidir. Kolluğa bildirim beklemeksizin derhal yapılmalıdır; SGK'ya bildirim gibi gün sayısına tabi değildir.
SGK'dan sürekli iş göremezlik geliri, tedavi ve protez desteği sağlanır; işverenden ayrıca maddi ve manevi tazminat istenebilir. İki hak birlikte ve birbirinden bağımsız olarak takip edilir.
Sabit yüzde yoktur; parmağın hangi eklemden kaybedildiği, mesleğin gerektirdiği el becerisi ve yaş birlikte hesaba girer. Aynı parmak kaybı, farklı iki işçide farklı oran üretebilir; kesin yüzde sağlık kurulu raporuyla netleşir.
SGK maaş değil, sürekli iş göremezlik geliri bağlar; gelir meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre hesaplanır. Malullük aylığından farklı kurumdur ve prim günü şartı aranmaz.
Maden kazası tazminatı kazanın sonucuna göre değişir; yaralanmada maddi ve manevi tazminat, ölümde ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir. Hangi kalemin uygulanacağı, maluliyet raporuna ve olayın niteliğine göre ayrıca belirlenir.
Açabilir; belirleyici olan sözleşmenin adı değil, sahadaki fiilî işleyiştir. Mahkeme, tarafların birbirine sözleşmede yüklediği sorumluluk dağılımına değil, kimin kimi işe aldığına, kimin araç gereç sağladığına ve kimin talimat verdiğine bakarak karar verir.
Dosyanın kendi delilleri sorumluyu belirler; hazır kural yoktur. Rödovans sözleşmesinin metni, işletme projesinin kim tarafından onaylandığı, personel seçiminde kimin söz sahibi olduğu gibi somut ayrıntılar incelenerek, ruhsat sahibinin dosyaya dahil edilip edilmeyeceğine karar verilir.
Evet, alabilirsiniz. En sık yapılan hata, hakkı bulunmadığını düşünüp hiç başvurmamaktır. Oysa hakkınız kaza anında doğar; yapmanız gereken tek şey süreci gecikmeden başlatmaktır. İlk adım hastane kaydınızı ve tanık bilgilerinizi güvenceye almaktır. Sonrasında Kuruma başvurup çalışma ilişkinizi ortaya koyarsınız. Bu iki adım tamamlandıktan sonra dosyanız olağan bir iş kazası dosyası gibi yürür.
Tek bir belgeye yaslanmak yerine birbirini doğrulayan deliller toplamanız gerekir. Aynı işyerinde çalışanların iletişim bilgilerini işten ayrılmadan önce almanız en pratik önlemdir. Telefonunuzdaki iş talimatlarını ve ödeme mesajlarını silmeyin, yedekleyin. Kamera kaydı varsa gecikmeden yazılı talep edin, çünkü kısa sürede üzerine yazılır. Elinizde az belge olması dosyanızın baştan kapanacağı anlamına gelmez.
Kayıt dışı geçen çalışmayı mahkeme kararıyla resmileştiren davadır. Dilekçede çalışma dönemini ve ücret düzeyini açıkça belirtmeniz gerekir; kararda hangi ücret yazılırsa primler ona göre hesaplanır. Dava masrafı ve vekalet ücreti bakımından da hazırlık yapmanız yerinde olur. Süre kaçırıldığında talep dinlenmediği için ilk kontrol edilecek konu tarihtir.
Öncelikle sağlık kuruluşuna başvurup kazanın iş kazası olarak kaydedilmesini sağlamanız gerekir. Ardından tutanak düzenlenmesini, tanıkların tespitini ve kaza yerinin fotoğraflanmasını takip etmeniz önerilir.
Kapsamdaki gemilerde hizmet sözleşmesiyle çalışan gemi adamlarına uygulanır. Karada gemi inşa, bakım veya söküm işinde çalışan işçiye genellikle 4857 sayılı İş Kanunu uygulanır.
Ana yükleniciye müteselsil sorumluluk nedeniyle dava açılabilir; tersane işletmecisi ise asıl işveren konumundaysa veya kazada kusuru varsa sorumlu tutulabilir; gemi sahibi ise iş bütünüyle anahtar teslimi verilmişse genellikle sorumlu sayılmaz. Sorumluluğun kimde olduğu, sözleşme ilişkisine göre değişir.