Trafik Kazası alanındaki 32 rehberimizden en çok sorulan soruları konu konu derledik. Her başlığın altında rehberin öne çıkan soruları ve kısa yanıtları var; konunun tamamı için rehbere geçebilirsiniz.
Kazada hasar gören bir aracın, onarımı tamamlansa dahi ikinci el piyasasında uğradığı kalıcı değer düşüşüdür. Onarım bedelinden ayrı bir zarar kalemidir.
Öncelikle kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortasından istenir. Poliçe limitini aşan kısım için doğrudan kusurlu sürücü veya işletene başvurulur.
Evet, ancak talep edebileceğiniz tutar kendi kusur oranınız düşülerek belirlenir. Tam kusurlu olmadığınız sürece talep hakkınız devam eder.
Asli kusur, Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. maddesindeki listede yer alan ağır ihlallerden birini yapmaktan doğan kusurdur. Liste kapalıdır, maddede olmayan davranış kapsama girmez. Kırmızı ışıkta geçmek, arkadan çarpmak ve geçiş önceliğine uymamak en sık görülen örneklerdir. İhlalin kazayla bağlantılı olması ayrıca aranır.
Tali kusur, kanunda sayılan haller dışında kalan ihlallerden doğan ikincil derecedeki kusurdur. Kanunda tanımı bulunmaz; uygulamada ve bilirkişi raporlarında kullanılan bir terimdir. Bilirkişi, ihlalin kazayı ne ölçüde etkilediğine bakarak payı belirler. Aynı ihlal bir dosyada düşük, başka bir dosyada yüksek pay doğurabilir.
Hayır, ikisi farklı kavramlardır. Sayılan hallerden birini işlemek payın ağır olduğunu gösterir; tam kusur ise payın tamamının bir tarafta toplandığını ifade eder. Karşı taraf da kural ihlali yapmışsa dağılım paylaşılır ve zararın bir bölümü talep edilebilir. Kanun, birden fazla sürücünün ihlali halinde oranın ayrıca tespit edileceğini düzenler.
Karşı tarafın zararını önce poliçe karşılar, sizin cebinizden çıkacak tutar limit aşıldığında gündeme gelir. Kullandığınız aracın hasarı ise ayrı bir konudur ve zorunlu poliçenin dışında kalır. Kendi yaralanmanız için zorunlu poliçeye başvuramazsınız, varsa ferdi kaza teminatına bakmanız gerekir. Aracı almadan önce poliçenin kapsamını sormanız yerinde olur.
Açılabilir; işleten sıfatınız dava edilmenize yeterlidir. Ancak davanın açılması ödeme yapacağınız anlamına gelmez. Dilekçeniz elinize geçtiğinde ilk yapılacak iş poliçenin teminat limitini ve kaza gününde yürürlükte olup olmadığını incelemektir. Ardından sürücünün de davaya dahil edilmesini isteyin; sonradan ayrı dava açma yükünden kurtulursunuz. Süresi içinde cevap dilekçesi vermezseniz savunma imkânınız daralır.
Evet, olur ve kullanıcıların en çok şaşırdığı nokta budur. Kanun sorumluluğu kusura değil, araç üzerindeki hâkimiyete ve ondan sağlanan yarara bağlamıştır. Şehir dışında olmanız, aracı hiç kullanmamış olmanız veya kazadan sonra haberdar olmanız sonucu değiştirmez. Sorumluluk ancak kanunda sayılan üç şartın birlikte ispatıyla kalkar. Tek başına kusursuz olduğunuzu söylemek yeterli sayılmaz.
Adli Tıp Kurumu'nun sitesine göre Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı, Altınova Mahallesi Meyan No:5 Osmangazi/Bursa adresindedir. İnegöl'de ayrıca İnegöl Adli Tıp Şube Müdürlüğü bulunur. Gitmeden önce güncel adresi Kurumun sitesinden teyit edin.
Adli Tıp Kurumu'nun Bursa iletişim sayfasında telefon 0224 222 03 47, faks 0224 222 38 00 olarak yer alır. Çalışma saatleri sayfada yayımlanmadığı için kabul saatini telefonla sormanız gerekir.
Hayır, kural olarak alamazsınız. Kurum, mahkeme, hâkimlik ve savcılıkların ve uygun gördüğü kamu kurumlarının gönderdiği işlerde görüş bildirir. Dava öncesinde rapor, yetkili hastanelerin sağlık kurullarından veya üniversite adli tıp anabilim dallarından alınır.
Dava sigorta şirketine açılıyorsa uygulamada asliye ticaret mahkemesi görevlidir; ilçe adliyesinde ticaret mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yalnız sürücü veya işletene açılan davada kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Merkez ilçelerdeki kazalarda Bursa Adliyesi, diğer ilçelerde kendi adliyesi esas alınır; Bursa'da oturuyorsanız yerleşim yerinizde de dava açabilirsiniz.
Sigorta şirketi yazılı başvuruya 15 gün içinde cevap vermek zorundadır; gerekli belgeler eksiksiz ulaştıktan sonra ödeme için kanunda sekiz iş günü öngörülür. Tahkime gidilirse hakemler görevlendirildikten itibaren en geç dört ay içinde karar verir. Mahkeme yolunda kanuni bir süre yoktur; süre bilirkişi incelemesine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir.
Ücret, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gözetilerek dosyanın hangi aşamada olduğuna ve gerektirdiği işe göre belirlenir. Tutar ve kapsam, işe başlamadan önce yazılı sözleşmeyle kararlaştırılır. Davayı kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücreti bu sözleşmeden ayrıdır.
Merkez ilçelerde (Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Gürsu, Kestel) tek adliye teşkilatı hizmet verir; diğer on iki ilçenin her biri kendi adliyesine sahiptir. Tazminat davasında ise davacı, birden fazla yetkili mahkeme arasından seçim yapabilir.
Ceza davası, kural olarak kazanın gerçekleştiği ilçenin adliyesinde görülür. İkametgâh, dosyanın görüleceği yeri ceza davası açısından değiştirmez.
Yaralanmanın niteliğine göre dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaştırmacı, tarafları görüştürerek anlaşma imkânını değerlendirir.
Poliçenin ön yüzünde hangi teminatların satın alındığı yazılıdır; örneğin gündelik tazminat ve tedavi masrafları teminatı, vefat ya da sakatlık teminatı olmadan tek başına satılamaz. Bu nedenle bir sigortalının hangi teminatlara sahip olduğu, poliçe metnine bakılmadan tahmin edilemez.
Ferdi kaza sigortası ödeme yapmıyorsa, önce istisnanın ispat yükünün kimde olduğuna bakılmalıdır. İstisnanın varlığını ispat yükü sigorta şirketine aittir; sigortalının söz konusu hâllerden birine girdiğini göstermesi gereken taraf sigortacıdır. Sigortalı tarafın ayrıca bir şey ispatlaması beklenmez.
Sayılmaz; kalp krizi bir hastalık hâlidir ve dıştan gelen bir olaya değil, bedenin kendi rahatsızlığına dayanır. Kazanın etkisiyle tetiklenen bir kalp krizi ise ayrıca değerlendirilir; bu durumda tıbbi kayıtlardaki nedensellik ilişkisi belirleyici olur.
Kısaca, birini karşılık beklemeden aracınıza almanız durumudur. Kavramla çoğu kişi ilk kez dava dilekçesinde karşılaşır ve bunu bir suçlama sanır. Oysa hukuki bir nitelendirmeden ibarettir ve tazminat hakkınızı sona erdirmez. Yalnızca hükmedilecek tutarın belirlenmesinde gözetilir. Bu nedenle dilekçede geçmesi paniklemenizi gerektirmez.
Hayır, uygulanamaz. Hâkim veya hakem, davalı tarafın dilekçesinde belirttiği orandan daha yüksek bir hatır taşıması indirimine karar veremez; bu, taleple bağlılık ilkesinin sonucudur. Bilirkişi raporunda size uygulanan oranı, karşı tarafın dilekçesindeki talep edilen oranla karşılaştırmanız bu yüzden önemlidir. Fazla uygulanmış bir orana süresi içinde itiraz edebilirsiniz.
En güvenli yol, cevap dilekçesinde ileri sürmektir. Yargılamanın ilerleyen aşamasında yeni delil sunma imkânı daralır; bu nedenle taşımanın karşılıksız olduğunu gösteren bilgi ve belgelerin baştan sunulması gerekir. Sonradan ıslah yoluyla eklenen iddialar her zaman kabul edilmeyebilir. Süresi geçen bir itiraz, güçlü bir delille bile geri kazanılamayabilir.
Tek bir süre yoktur; başvurduğunuz yola göre değişir. En sık kaçırılan süre beş iş günlük olandır, çünkü kaza tarihinden değil kusur oranının size bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Bildirim kısa mesaj veya e-posta yoluyla geldiği için çoğu kişi tarihi fark etmez. Bildirimi aldığınız günü not almanız en pratik korunma yoludur. Diğer yolların süreleri farklı kaynaklardan gelir ve birbirinin yerine geçmez.
Doğru mercii bulmanın kolay yolu iki soru sormaktır. Kazada yaralanan var mı, dosya mahkemeye taşındı mı? Yaralanan yoksa ve dosya hâlâ sigorta aşamasındaysa başvuru sigorta şirketine, iki araç aynı şirkette sigortalıysa SBM Tutanak Değerlendirme Komisyonuna yapılır. Yaralanan varsa dosya savcılıktadır ve dilekçe oraya verilir. Dava açılmışsa hangi hat olursa olsun itiraz artık dosyanın görüldüğü mahkemeye yöneltilir.
Hayır, kesin değildir ve pratikte sık değişir. Elinizdeki belgede oran görüyorsanız bunun kolluk tespiti değil sigorta değerlendirmesi olma ihtimali yüksektir. Oranın hangi aşamada belirlendiğini öğrenmeden itiraz yolunu seçmeyin. Sigorta aşamasındaki oran için süre işler, yargılamadaki için işlemez. Belgenin üzerindeki kurum adı hangi aşamada olduğunuzu gösterir.
Kuryenin sipariş teslimi gibi bir görevi yerine getirirken geçirdiği kaza, iş kazası kapsamına girer. Yargıtay, motosikletle sipariş taşırken trafikte kaza geçiren kuryelerin davalarını iş kazasından kaynaklanan tazminat davası olarak görmüştür. Kayıt dışı çalıştırılan kurye için bu kabul, önce hizmet tespiti davasıyla kanıtlanmasına bağlıdır.
Sigortasız çalıştırılan kurye de tazminat talep edebilir; kayıt eksikliği hak kaybı sebebi değildir. SGK yönünden hak kazanmak için önce hizmet tespiti davası açılması gerekir, bu süreç aylar sürebilir. Karşı sürücüye ve trafik sigortasına yönelik talep ise sigorta kaydından tamamen bağımsız yürür ve gecikmeden başlatılabilir.
Kendi adına çalışan kurye için belirleyici olan, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olup olmadığıdır. Kayıt kaza tarihinden önce başlamışsa 4/b sigortalısı sayılır ve SGK'dan bordrolu kurye gibi yararlanır. Kayıt bulunmuyorsa SGK yönünden hak doğmaz; bu durumda tek dayanak karşı aracın trafik sigortasıdır. Ancak işveren rota ve mesaiyi fiilen belirliyorsa, muvazaa iddiasıyla açılacak dava bu boşluğu kapatabilir.
Açılır. Bedensel zarar olmasa da araç ve eşyada oluşan zarar için maddi hasarlı trafik kazası tazminat davası açılabilir; koşul, dava öncesinde sigortacıya yazılı başvuru yapılmış ve sürenin geçmiş olmasıdır.
Yalnızca sigorta şirketine karşı açılacak dava için zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesindeki koşul, yalnızca işletene veya sürücüye karşı açılan davada aranmaz; Yargıtay bu ayrımı açıkça kabul etmiştir.
Trafik sigortacısına, araç işletenine veya sürücüye, tek başına ya da birlikte açılabilir. Karşı tarafın trafik sigortacısı bilinmiyorsa, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin plaka sorgulama hizmetinden kaza tarihi itibarıyla hangi şirketin sigortalı olduğu öğrenilebilir.
Kusurlu tarafın trafik sigortası öder; teminat yetersiz kalırsa ya da sigorta hiç yoksa, sorumlu kişiden ya da Güvence Hesabından talep edilir. Motosikletlinin kendi kusuru varsa, bu durum yalnızca alacağı tutarı azaltır, talebini ortadan kaldırmaz. 50 cc altındaki motorlu bisikletlerde trafik sigortası zorunlu olmadığından, bu araçların karıştığı kazalarda Güvence Hesabı da sorumlu tutulamaz.
Sayılmaz. Kusur, kazanın oluş şekline göre belirlenir; motosikletli tamamen kusursuz olabileceği gibi, kazaya hiç karışmamış görünen bir otomobil sürücüsü de kusurlu bulunabilir. Bilirkişi raporu, tarafların hızını, konumunu ve trafik kurallarına uyup uymadığını ayrı ayrı inceler.
Alabilir. Bu iddiayı ileri süren taraf, kask eksikliğinin yaralanmayı gerçekten ağırlaştırdığını ayrıca ispatlamalıdır; kaza tutanağında kask kullanımına dair bir tespit yoksa iddia zayıf kalır.
Hayır, yolcunun kusuru aranmaz. Yolcu hakları bu noktada tartışmasızdır; otobüste oturan kişi kazanın oluşumuna katkı veremeyeceği için kusur tartışması yolcu bakımından yapılmaz. Şoförün kusurlu olup olmaması da sonucu değiştirmez. Taşıyıcı ancak mücbir sebebi veya üçüncü kişinin ağır kusurunu kendisi ispatlarsa sorumluluktan kurtulur; ispat yükü yolcuda değildir.
İkisi de sorumludur ve yolcu her ikisine birden başvurabilir. Uygulamada önce sigorta şirketlerine başvurulur; koltuk sigortası ile trafik sigortası ayrı ayrı devreye girer. Teminat limitinin aşıldığı veya sigortadan sonuç alınamayan durumlarda kalan zarar için firmaya gidilir. Aralarındaki iç ilişki yolcuyu ilgilendirmez.
Hayır, düşülmez. Zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bir meblağ sigortasıdır; ödeme gerçek zarar hesaplanarak değil, poliçede yazan tutar üzerinden yapılır. Bu nedenle buradan alınan para diğer tazminatlardan mahsup edilmez. İki hak birbirinden bağımsız işler ve ayrı ayrı talep edilir. Aynı kural kendi ferdi kaza poliçeniz için de geçerlidir.
Kural olarak evet, çarpan sürücü kusurlu sayılır. Ancak duran araç yasak yerde bırakılmışsa, görüşü kapatıyorsa veya trafiği tehlikeye sokuyorsa kusur paylaştırılabilir. Buna müterafik kusur denir ve tazminattan indirim sebebidir. Paylaştırma kendiliğinden olmaz; hatalı park ile çarpma arasında bağ kurulması gerekir.
Park halindeki araca çarpıp kaçma olayında önce aracı oynatmadan fotoğraf çekin ve karakola başvurup tutanak tutturun. Ardından çevredeki işyeri, apartman ve belediye kameralarından görüntü talep edin; kayıtlar kısa sürede silindiği için ilk 48 saat içinde hareket edilmelidir. Tanık arayın ve kendi sigortanıza bildirim yapın. Plaka tespit edilirse süreç olağan şekilde ilerler.
Kasko poliçeniz varsa hasar buradan karşılanır. Ancak hasarsızlık indiriminiz etkilenir ve poliçedeki muafiyet düşülür. Kaskonuz yoksa Güvence Hesabına başvuru gündeme gelir; kurumun kapsamı sınırlıdır ve faili meçhul kazalarda kural olarak bedeni zararlar karşılanır. Bu nedenle kamera araştırmasını gecikmeden yapmanız gerekir.
Tutulur; tutanak, kazanın nasıl gerçekleştiğini ve karşı aracın sigortasız olduğunu gösteren temel belgedir. Bu belge, hem Güvence Hesabı başvurusunda hem de sorumlulara açılacak davada delil olarak kullanılır.
Güvence Hesabı, sigortası bulunmayan aracın sebep olduğu bedensel zararları karşılar; geçici ve sürekli iş gücü kaybı ile ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatı bu kapsamdadır. Trafik kazası sebebiyle doğan sağlık hizmeti bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığından ayrı bir rejime tabidir; araç hasarı ve değer kaybı gibi maddi zararlar ise Hesabın kapsamı dışındadır.
Alınabilir; ancak değer kaybı bedensel zarar olmadığından Güvence Hesabı'ndan değil, doğrudan sigortasız aracın sürücüsünden ve işleteninden istenir. Sorumlu kişi tespit edilemiyorsa bu talebi fiilen tahsil etmek zorlaşır; bu nedenle karşı tarafın kimlik bilgilerinin kaza anında alınması önemlidir.
Evet. Maddi bir zarar ya da yaralanma yaşanmamış olması, bu maddeden sorumluluğu tek başına ortadan kaldırmaz. Bir sürücü kırmızı ışıkta geçtiği hâlde başka bir araca çarpmasa bile, o sırada yolu kullanan biri için ciddi bir çarpışma riski doğmuşsa sorumluluk gündeme gelebilir. Bu nedenle "kazasız atlattım" düşüncesi, tek başına hukuki sonuçtan kurtulmak anlamına gelmez.
Hayır, her zaman oluşturmaz. Promil değerinin belirli bir eşiği aşması idari yaptırım doğurabilir; ceza sorumluluğu için kişinin emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak durumda olduğunun somut olayda ayrıca tespit edilmesi gerekir. Bu tespit promil değeri yükseldikçe daha kolay kabul edilir ve çok yüksek değerlerde neredeyse kesin bir karine hâline gelir.
Ceza, uygulanan fıkraya göre değişir. Trafik işaretlerine müdahale bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, kasten tehlikeli araç kullanma ile alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullanma üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Cezanın alt mı üst sınırdan mı belirleneceği olayın ağırlığına bağlıdır.
Zorunluluk, talebin kime yöneltildiğine göre değişir; tek bir cevap yoktur. Sigorta şirketine veya kusurlu sürücüye karşı açılacak adi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Taraflardan biri tacirse ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse bu genel kural farklılaşabilir ve TTK m.5/A devreye girebilir.
Değer kaybı talebi sigorta şirketine yöneltilecekse önce KTK m.97 gereği yazılı başvuru yapılması gerekir, arabuluculuk bu başvurunun yerini almaz. Sürücüye veya işletene karşı açılacak değer kaybı talebinde herhangi bir ön şart aranmaz. Her iki durumda da arabulucuya gitmek isteğe bağlıdır, hızlı çözüm arayan taraflar bu yolu tercih edebilir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki talepler kendi özel kanunuyla düzenlendiği için genel ticari dava arabuluculuğu kapsamına girmez. Bunun yerine sigorta şirketine yazılı başvuru zorunludur. İhtiyari olarak arabulucuya başvurulması, bu yazılı başvuru şartını da karşılayabilir.
Kazadan kaynaklanan kalıcı sakatlığın tıbbi olarak tespit edildiği ve yüzdelik oranla ifade edildiği rapordur. Bu oran, tazminat hesabının temelini oluşturur.
Hayır. Heyet raporu çoğunlukla yalnızca oranı bildirir; mütalaa ise illiyet bağını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını da gerekçesiyle ele alır.
Hayır. Kurum mahkeme, savcılık veya hakem heyeti gibi resmî bir merciin sevkiyle rapor düzenler. Üniversite hastanelerine ise kişi kendisi başvurabilir.
Bilirkişiye tanınan süre kanunen en fazla üç aydır; gerekçe gösterilmesi hâlinde bu süre bir kez daha, yine en fazla üç ay uzatılabilir. Buna göre yasal üst sınır toplam altı aydır, ancak dosyanın karmaşıklığına göre süreç daha kısa da tamamlanabilir.
Bilirkişinin belirlenen uzmanlık alanı dışında görüş bildirmesi ya da taraflardan biriyle husumeti bulunması, bilirkişinin reddinin talep edilebileceği durumlardır.
Bu süre, raporun size usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar. Tebligat hiç yapılmamışsa ya da hatalı yapılmışsa süre başlamış sayılmaz.
Yaralamalı trafik kazası cezası dosyalarında süre, kusur tespitindeki karmaşıklığa göre değişir; raporlar arasında çelişki varsa yeni bilirkişi incelemesi süreci uzatır. İstinaf ve temyiz aşamaları da eklendiğinde dosya birkaç yıla yayılabilir; basit ve tartışmasız dosyalar ise daha kısa sürede sonuçlanabilir.
Alkol seviyesi, olay yerinde yapılan nefes ölçümü ya da gerekirse kan tahliliyle tespit edilir; bu ölçüm sonucu, bilinçli taksir değerlendirmesinde doğrudan kullanılan teknik bir veridir.
Uzlaşma anında bilinen zararlar için açılamaz; uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar için dava yolu açık kalır.
Evet, başlatılabilir. Onarım bedeli, araç değer kaybı, mahrumiyet bedeli ve ticari kazanç kaybı gibi kalemler icra yoluyla takip edilebilir. Muhatap, kalemin niteliğine göre kusurlu sürücü, araç işleteni veya sigorta şirketi olur. Takip açmadan önce zararın belgelenmesi ve teminat kapsamındaki kalemler için sigortaya başvurulması gerekir.
Evet, yapılabilir. Elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklı ilamsız icra yoluna başvurur ve borçluya ödeme emri gönderilir. Bu yolun farkı, borçlunun süresinde yaptığı itirazın takibi kendiliğinden durdurmasıdır. Alacaklı devam edebilmek için itirazın iptali davası açmak zorunda kalır ve süreç yargılamaya döner.
Yapılabilir; ancak talebin poliçe teminatı içinde kalması gerekir. Teminat dışındaki kalemler için sigortacıya yöneltilen takip sonuçsuz kalır ve masraf alacaklının üzerinde kalır. Takipten önce belgelerle yazılı başvuru yapılmış olması da faizin ne zaman işlemeye başlayacağını değiştirir. Muhatabı doğru seçmek bu nedenle ilk adımdır.
Sabit bir tutar yoktur; maddi tazminatı maluliyet oranı, yaş, net gelir ve kusur belirler. Örneğin 35 yaşında, net asgari ücretli ve kusursuz bir kazazede için sitedeki hesaplama aracı yüzde 10 maluliyette yaklaşık 1.336.506 TL, yüzde 20 maluliyette yaklaşık 2.673.012 TL maddi tazminat buluyor (Ekim 2026). Manevi tazminatı hakim takdir eder; tedavi ve bakıcı giderleri ayrıca eklenir.
4 derece, adli raporda kırığın hayat fonksiyonlarına etkisini gösteren ceza hukuku ölçeğidir (ATK rehberinde “ağır” sınıfın ilk puanı; örneğin femur cisminde kırık, tibia diafiz kırığı). 4 dereceye karşılık gelen bir tazminat tutarı yoktur; tazminatı sağlık kurulunun belirlediği maluliyet oranı belirler. Örneğin 4 derece sayılan bir femur kırığı sonrası yüzde 15 maluliyet raporu alan (varsayımsal örnek oran) 35 yaşında, net asgari ücretli, kusursuz bir kazazede için sitedeki hesaplama aracı yaklaşık 2.004.759 TL maddi tazminat buluyor (Ekim 2026).
Yalnız maddi hasarlı ve anlaşmalı tutanak tutulan kazada oranı sigorta şirketleri SBM kaza senaryolarına göre yüzde 0, 50 veya 100 olarak belirler. Polis veya jandarma tutanağı tutulan kazada süreç kaza tespit tutanağıyla başlar; itiraz edilirse bilirkişi incelemesi ve gerekirse Adli Tıp Kurumu değerlendirmesiyle devam eder.
Değişebilir. Tutanaktaki değerlendirme bir ön tespittir; bu değişiklik genellikle taraflardan birinin itirazı üzerine ya da mahkemenin kendiliğinden bilirkişi ataması sonucunda ortaya çıkar.
Çoğunlukla evet; arkadan çarpma Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. maddesinde asli kusur hâlidir. SBM senaryolarında yeşil ışıkta aniden duran araç ile hız sınırını aşarak çarpan araç yüzde 50 kusurlu sayılır. Bu istisnayı ileri süren taraf, öndeki aracın sebepsiz fren yaptığını kendisi ispatlamak zorundadır.
Reddin gerekçesi sorulmaz ve dosyaya işlenmez. Toplanan deliller ve varsa uygulanan koruma tedbirleri bu ret nedeniyle geçersiz hale gelmez, dosya olduğu gibi ilerler.
Yapılabilir. Dosya bu adım atlanarak doğrudan mahkemeye gitmişse, mahkeme yargılamayı durdurup önce uzlaştırma sürecini tamamlatmak zorundadır.
Başlatılmaz; savcılık dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermez ve yargılama re'sen sürer. Mağdur yakınlarının elindeki yol, cezai süreçten bağımsız olarak hukuk mahkemesinde tazminat davası açmaktır.
Bulunduğunuz ildeki trafik tescil şube müdürlüğüne kimlikle başvurarak örnek alabilirsiniz. e-Devlet üzerinden görüntüleme de mümkündür ve çıktısı kabul edilir. Kaza üzerinden uzun süre geçmişse arşivden çıkarılması birkaç gün sürebilir. Kolluk olay yerine gelmemişse taraf tutanağı da aynı işlevi görür; imzaların ve plakaların eksiksiz olması yeterlidir.
Sağlık kurulu raporu vermeye yetkili devlet ve üniversite hastanelerinden alınır; özel hastanelerin bir bölümü bu yetkiye sahip değildir. Başvurudan önce hastanenin yetkili olup olmadığını teyit etmeniz gereksiz kayıp önler. Heyette yaralanmanızla ilgili uzmanlık dalının bulunması aranır. Rapor için tedavinin tamamlanmasını beklemek gerekir.
Fotokopisi yeterlidir, aslını siz saklarsınız. Servisten fatura alırken parça ve işçilik kalemlerinin ayrı gösterilmesini isteyin; toplu yazılan fatura değerlendirmede tartışma çıkarır. Plaka ve tarih bilgisinin okunaklı olması da gerekir. Ödemeyi kartla yaptıysanız dekontu faturaya iliştirmeniz işinizi kolaylaştırır. Uyuşmazlık yargıya taşınırsa faturanın aslı istenebilir.
Acil durumda özel hastane bile ilave ücret talep edemez; imzaladığınız senet, acil dönem için istenmişse geçerli bir dayanağa sahip değildir. Hastaneye yazılı itiraz ederek ödediğiniz veya imzaladığınız tutarın acil döneme ait olduğunu belirtmeniz gerekir. Sonuç alınamazsa, bu tutarın iadesi için hukuki yola başvurulabilir.
Evet, tutanağın bulunmaması tedavinin SGK tarafından karşılanmasını tek başına engellemez; kazanın gerçekleştiği farklı yollarla (hastane kayıtları, tanık beyanı, kolluk tespiti) de gösterilebilir. Ancak sorumludan talep edilecek kapsam dışı giderler için tutanağın sonradan temin edilmesi büyük kolaylık sağlar; tutanak ne kadar geç düzenlenirse, olayla kaza arasındaki bağın ispatı da o kadar zorlaşır. Tutanak yoksa, hastane kayıtlarının kaza ile ilişkilendirilmesi öncelikli adım olmalıdır.
Talebi, faturayı fiilen ödeyen kişi kendi adına ileri sürebilir; ödemeyi yapan kişinin adı fatura veya dekontta görünüyorsa bu durum ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmadan kabul edilir. Kazazedenin kendisi de bu trafik kazası hastane masrafını kendi zararı olarak talep edebilir. Hangi yolun izleneceği, tarafların kendi aralarındaki anlaşmaya bağlıdır.
Tutanak, kaza yerinde sürücülerin kendisi tarafından doldurulur; üçüncü bir kişinin veya uzmanın katılımı gerekmez. Form üzerindeki dokuz alan sırayla doldurulduğunda işlem birkaç dakika sürer; en çok zaman kroki çiziminde ve kusur kutucuklarının işaretlenmesinde harcanır. Adımların tamamı Kaza Tespit Tutanağı Nasıl Doldurulur başlığında sırasıyla anlatılmıştır.
Kural olarak hayır; taraflar anlaşırsa tutanağı kendileri doldurur. Polisin çağrılmasının zorunlu olduğu hâllerden biri varken taraflarca doldurulan bir tutanak geçerli kabul edilmez; bu hâller Tutanağı Kim, Ne Zaman Düzenler başlığında sayılmıştır.
İmzalanıp sigortaya teslim edilmiş bir tutanak, taraflarca tek yanlı olarak yeniden düzenlenemez. Böyle bir hata için sigorta şirketine veya mahkemeye itiraz yoluna başvurulur; tutanağın kendisi değil, hatalı görülen kısmı yeniden incelenir.
Tazminat, kazazedenin maluliyet oranı, yaşı ve geliri birlikte değerlendirilerek hesaplanır. Maluliyet oranı, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre belirlenir. Bu üç unsurun doğru tespiti, hesabın sağlıklı yapılmasının temelidir.
Rapor, iyileşme süreci tamamlandıktan sonra alınmalıdır; erken alınan bir rapor, gerçek maluliyet oranını yansıtmayabilir. İyileşme süreci tamamlanmadan alınan raporlar, sonradan itiraza ve yeni rapor talebine konu olabilir. Bu nedenle acele etmemek, süreci kısaltmak yerine uzatabilir; sabırla beklenen doğru bir rapor, sonradan tekrarlanması gereken bir süreçten çok daha kısa sürede sonuca ulaştırır.
Evet, kesinleşmemiş bir rapora itiraz etme hakkı vardır. İtiraz genellikle raporu hazırlayan kurumdan bir üst değerlendirme istenerek veya konu mahkemeye taşınarak kullanılır; mahkeme de gerek görürse ayrıca yeni bir rapor talep edebilir. Bu hakkın raporun kesinleşmesinden önce kullanılması önemlidir, çünkü kesinleşmiş bir rapora sonradan itiraz etmek çok daha zordur.
Hayır, ancak bu ayrımı yanlış yapmanın bedeli ağırdır; kolluk çağrılması gereken bir durumda taraflarca düzenlenen tutanak geçersiz sayılır ve süreç baştan tekrarlanır. Emin olmadığınız bir durumda kolluğu çağırmak, sonradan geçersiz bir tutanakla uğraşmaktan çok daha az risklidir.
Hayır. Polis veya jandarma çağırmak ve kolluğun kaza tespit tutanağı düzenlemesi ücretsizdir; 2026 itibarıyla yürürlükte bir ücret düzenlemesi yoktur. Yaralanmalı kazayı ya da anlaşamadığınız kazayı bildirmemek ise 2.719 TL idari para cezası gerektirir.
Taraflar tutanak üzerinde anlaşamıyorsa, kendi aralarında tutanak düzenleme imkânı ortadan kalkar ve kolluğun çağrılması gerekir. Bu durumda kazanın oluş şekli kolluk tarafından tespit edilir.
Kazada yolcu tazminat hakkı, bindiğiniz aracın işleteni ve sigortası, karışıksa karşı aracın işleteni ve sigortası, varsa taşıma şirketi ve koltuk sigortası olmak üzere birden fazla tarafa yöneltilebilir. Bunların hepsi müteselsil sorumludur, dilediğinize başvurabilirsiniz. Hangi tarafın daha hızlı sonuç vereceği, kusur durumuna, sigorta poliçelerinin limitine ve sorumluların ödeme geçmişine göre değişir.
Doğrudan akrabanızın cebinden ödeme yapması genellikle söz konusu değildir. Zorunlu trafik sigortası, poliçe sahibinin kime karşı sorumlu olduğuna bakmaksızın devreye girer; akraba veya arkadaş olması bu sonucu değiştirmez. Talebi doğrudan sigorta şirketine yöneltmek, hem süreci hızlandırır hem de akrabanızla aranızda gereksiz bir gerginlik yaratmaz.
Evet, yolcunun kendisi kusursuz olduğu sürece sürücünün kusurlu olması talebi güçlendirir, zayıflatmaz. Sürücünün kusuru, yolcunun tazminatından bir indirim sebebi değildir. Yolcu, kusurlu sürücünün işleteni ve sigortasına karşı talebini yöneltebilir; sürücü kusurunun tamamı üstlenmiş olsa bile bu durum değişmez.
Trafik kazasında şikâyetçi olmak, savcılığın dosyayı inceleyerek soruşturmayı yürütmesini sağlar; taraf ifadeleri alınır, kusur raporu istenir ve suç uzlaştırma kapsamındaysa önce uzlaştırma denenir. Sonuç, delillerin durumuna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya dava açılması şeklinde ortaya çıkar.
Altı aydır. Trafik kazası şikâyet süresinin başlangıcı, olay tarihi değil bilgi edinme tarihidir; mağdur failin kimliğini kazadan çok sonra öğrenirse, süre öğrenme tarihinden işlemeye başlar. Ayrımı bilmemek, hak sahiplerinin süreyi yanlış hesaplamasına yol açabilir.
Olunmaz; ortada suç bulunmadığından şikâyet konusu da yoktur. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, kasko veya trafik sigortası kapsamında ya da hukuk yargılamasıyla çözülür.
Panik yapmadan önce telefonunuzu çıkarın ve belgeleri fotoğraflayın. Kaza yerinde kaybedilen tek bir belge, aylar sürecek bir yazışmaya dönüşebilir. Karşı sürücü dil bilmiyorsa çeviri uygulamasıyla iletişim kurmayı deneyin, gerekirse kolluğu bekleyin. Aracın ülkeden çıkma ihtimali nedeniyle beklemek yerine bilgiyi anında kaydetmeniz gerekir.
Elinizdeki belgeye bakarak anlayabilirsiniz. Yeşil kart poliçesi uluslararası formatta düzenlenir ve üzerinde geçerli olduğu ülkelerin kodları yer alır. Sınır sigortası poliçesi ise Türk sigorta şirketi antetlidir ve Türkçe düzenlenir. Belgede "TR" kutucuğunun üzerinin çizilmemiş olduğunu ve poliçenin kaza tarihinde yürürlükte olup olmadığını kontrol edin.
Önce elinizdeki poliçe belgesine bakın; muhatap oradan çıkar. Yanlış kuruma yapılan başvuru reddedilmez ama süre kaybettirir, bu yüzden ilk adımda doğru kanalı seçmek önemlidir. Belge yoksa plaka üzerinden araştırma yapılır ve süreç uzar. Hangi kanalı seçerseniz seçin başvurunuzun kayıt tarihini saklayın.