Aile Hukuku alanındaki 6 rehberimizden en çok sorulan soruları konu konu derledik. Her başlığın altında rehberin öne çıkan soruları ve kısa yanıtları var; konunun tamamı için rehbere geçebilirsiniz.
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin davasını diğerinin kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve protokolü uygun bulması şarttır. Dört şart birlikte aranır.
Hayır. Evlenme tarihi ile dava tarihi arasında en az bir yıl geçmiş olmalıdır; eksik gün dahi süreci engeller.
Velayet, kişisel ilişki, nafaka türleri, tazminat, mal paylaşımı ve yargılama gideri gibi boşanmanın tüm sonuçları yazılır. Ayrıntı yukarıdaki tabloda gösterilir.
Kadına özgü takı kadına, erkeğe özgü takı erkeğe, cinsiyet ayırmayan takı ise kime takıldıysa ona kalır. Yanıt, davanın açıldığı tarihe değil kararın verildiği tarihe göre belirlenir; 2024 öncesi açılmış davalarda da güncel kural uygulanır.
Kural olarak damada aittir. Eski kuralda söz konusu altınlar da kadına ait sayılırdı; 2024 değişikliğiyle erkek artık kendisine takılan ve kadına özgü olmayan takılar için kadından iade davası açabilir hâle geldi.
Genellikle evet; harcayan taraf, rızayla ve iade şartı olmaksızın verildiğini banka dekontu veya tanıkla somut olarak göstermelidir, salt beyan yeterli sayılmaz.
Evet, mehir senedi nikâhtan önce de imzalanabilir. Yargıtay'ın incelediği dosyalarda evlilikten günler veya aylar önce düzenlenmiş senetler de mehir senedi olarak değerlendirilmiştir. Geçerlilik için aranan, senedin yazılı olması ve borç altına girenin imzasını taşımasıdır (TBK m. 288/1).
Evet, kocanın babası veya başka bir üçüncü kişi de mehir taahhüdünde bulunabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu taahhüdü TBK m. 288'deki bağışlama vaadi saymış ve yazılı olma koşuluna bağlamıştır. Senedi kim imzaladıysa alacak ona karşı ileri sürülür; birden fazla kişi imzaladıysa her birinin hangi sıfatla imzaladığı senetten anlaşılmalıdır.
Hayır, kadına mehir olarak verilen mal kural olarak paylaşılmaz. Türk Medeni Kanunu m. 220/2, bir eşin karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerlerini kişisel mal sayar; mehir de karşılıksız bir kazandırmadır. Kişisel mallar, edinilmiş mallara katılma rejiminde paylaşılan artık değerin hesabına girmez. Henüz ödenmemiş mehir ise kadının diğer eşten alacağıdır ve ayrıca istenir.
Tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası olmak üzere dört türdür. Yardım nafakası, diğer üç türden farklı olarak boşanmayla değil hısımlık ilişkisiyle ilgilidir.
Taraflar, gelir ve gider belgelerini kendileri sunar; mahkeme bunun ötesinde sosyal ve ekonomik durum araştırması da yaptırabilir. Talep edilenden fazla miktara hükmedilemez.
Ödeyecek tarafın kusurlu olup olmaması sonucu etkilemez; ölçü, talep eden tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmamasıdır. Ağır veya tam kusurlu taraf, yoksulluğa düşecek olsa dahi alamaz.
Hayır, ikisi farklı hukuki sonuç doğurur. Tanıma, yabancı kararın Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazanmasıdır ve yalnızca statü tespiti için yeterlidir. Tenfiz ise karara icra edilebilirlik kazandırır; nafaka veya tazminat gibi bir edimin icra yoluyla tahsil edilebilmesi için tenfiz gerekir. Bir dosyada ikisi birlikte de talep edilebilir; kararın hem statü hem edim içeren bölümleri varsa bu genellikle tercih edilir.
Hayır, kendiliğinden geçerli sayılmaz ve bu, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir noktadır. Kararı aldığınız andan itibaren Türkiye'deki nüfus kaydınız otomatik olarak değişmez; ayrıca bir başvuru yapmanız gerekir. Eşinizle birlikte hareket edebiliyorsanız süreç konsolosluk üzerinden hızlıca sonuçlanabilir; birlikte başvuramıyorsanız veya nafaka gibi bir edim söz konusuysa mahkemeye başvurmanız gerekir.
Evet, çoğu dosyada mümkündür. Dava, konsolosluktan alınacak bir vekâletname ile avukat aracılığıyla baştan sona yürütülebilir ve duruşmalara vekil katılır. Mahkeme istisnai hâllerde taraftan beyan isteyebilir, ancak bu genel kural değildir.
Anne veya babaya otomatik öncelik tanınmaz; mahkeme, çocuğun yaşı, mevcut düzeni, fiilî bakım geçmişi ve çocuğun görüşü gibi ölçütleri birlikte değerlendirerek üstün yarara göre karar verir.
Hayır, kanunda anneye yönelik karine yoktur; küçük yaştaki çocuklarda anne yanında kalma eğilimi görülse de mahkemenin diğer ölçütleri göz ardı edeceği anlamına gelmez.
Yaşı değil, idrak gücünü mahkeme belirler; aynı yaştaki iki çocuk için farklı sonuca varılabilir. Karar, uzman değerlendirmesine dayanır.